Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinde serbest bölgelerin yeri ve geleceği
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
Gelişmiş ülkelerde serbest bölge modeli, genellikle ticaretin kolaylaştırılması, gelişmekte olan ülkelerde ise üretim, yatırım ve ihracatın teşviki amacıyla kullanılmaktadır. AB Mevzuatı ile ülkemiz serbest bölgeler mevzuatı arasındaki temel fark bu noktada ortaya çıkmaktadır. AB'de serbest bölgeler antrepo benzeri bir gümrük rejimi iken Türkiye'de bir ekonomi ve dış ticaret politikası enstrümanıdır. Avrupa Birliği içerisinde rekabetin bozulmaması amacıyla, serbest bölge kullanıcılarına, serbest bölge dışında faaliyet gösteren şirketler karşısında ayrıcalık verilmemesi amaçlanmakta ve uygulama kolaylıklarıyla sınırlı kalmak üzere, ticaret dışında herhangi bir faaliyet türü teşvik edilmemekte, hatta üretim gibi esaslı faaliyetlere izin dahi verilmemektedir. Gümrük Birliği müzakerelerinde önemli bir gündem maddesi olmayan Türk serbest bölgeleri, 1998 tarihli ilk İlerleme Raporundan itibaren, AB'nin eleştiri kaynağı ve ekonomik alanda başlıca uyumsuzluk alanlarından biri haline gelmiş, 2000'li yılların başında, siyasi irade tarafından serbest bölge teşvikleri neredeyse tamamen ortadan kaldırılmış ve serbest bölge sistematiği büyük ölçüde değiştirilmiştir. Ortaya çıkan tabloya gelen eleştiriler üzerine muhtelif tarihlerde iyileştirme çalışmaları yürütülmüş, serbest bölgelerin ülke ekonomisindeki rolü, diğer planlı yatırım bölgeleriyle kesişmeyecek şekilde düzenlenmiş, ancak modelin son hali AB serbest bölgeler mevzuatı ile büyük oranda uyumsuz kalmaya devam etmiştir. Öte yandan, son yıllarda Türkiye'nin AB katılım müzakereleri muhtelif nedenlerle tıkanmış olup, serbest bölgelerin geleceğine dair projeksiyonlarda, salt Türkiye'nin AB'ye tam üye olacağı varsayımıyla politika üretilmesine son verilmesi, imtiyazlı ortaklık ve tam üyelik sürecinin sonlandırılması senaryolarının da dikkate alınması gerektiği düşünülmektedir. Bu çerçevede, belli bir olgunluğa eriştiği düşünülen ve Gümrük Birliği kapsamında sorun teşkil etmeyen mevcut serbest bölge modelinin muhafazasının, "imtiyazlı ortaklık" ya da üyelik sürecinin sonlandırılması senaryolarında en mantıklı seçenek olabileceği, öte yandan dünyanın pek çok bölgesinde olduğu gibi Türk serbest bölgelerin de özel ekonomi bölgelerine evrilmesinin değerlendirilebileceği mülahaza edilmektedir.
