Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Levodopa tayini için nanomalzeme ve iletken polimer temelli amperometrik birosensör geliştirilmesi(Ankara Üniversitesi, 2024) Boyraz, SinemBu tez çalışmasında, Parkinson hastalığının tedavisinde ilaç olarak kullanılan ve bir dopamin öncülü olan Levodopa (L-dopa) (3,4-dihidroksi-L-fenilalanin) tayini için; poliglisin (PGL), altın nanoçubuk ve iyonik sıvı (AuNR-IL) ile modifiye edilmiş kalem grafit elekrotlara (PGE) tirozinaz (Tyr) enzimi immobilize edilmesiyle amperometrik bir biyosensör geliştirildi. Geliştirilen biyosensörün yüzey karakterizasyonu ve elektrokimyasal davranışı taramalı elektron mikroskobu (SEM), dönüşümlü voltammetri (CV) ve elektrokimyasal empedans spektroskopi (EIS) yöntemleri kullanılarak incelendi. PGE/PGL/AuNR-IL/Tyr için optimum çalışma koşulları belirlenerek, doğrusal çalışma aralığı 1,0×10^-7 – 9,4×10^-5 M, gözlenebilme sınırı 2,4×10^-8 M, duyarlık 136,6 μA mM^-1 ve cevap süresi <10 s olarak bulundu. Biyosensör cevabına girişim yapabilecek bazı türlerin etkisi araştırılarak tablet ve insan serumu numunelerinde analitik uygulanabilirlik çalışması yapıldı. Geliştirilen biyosensör ile elde edilen yüksek geri kazanım değerleri biyosensörün gerçek numunelerde L-dopa tayininde başarılı bir şekilde kullanılabileceğini gösterdi.Item type:Item, İbn Teymiyye'ye Şâfiî-Eşʻarî ulemanın eleştirileri -H.8./m.14. ve h.9./m.15. asır-(Ankara Üniversitesi, 2024) Kaya, HasanHanbelî geleneğin aykırı ve etkili isimlerinden İbn Teymiyye'nin kelamcılara yönelik metodik eleştirileri Eşarilerin tepkisine yol açmıştır. Bu doğrultuda erken dönemde İbn Teymiyye'ye karşı başını Şâfiî Eşarilerin çektiği reddiye geleneği oluşmuştur. Eşarilik-Hanbelilik çekişmesi, İbn Teymiyye karşıtlığını doğuran ve besleyen unsurların başında gelmektedir. Onun kelamcılara yönelik eleştirel tavrı ve sert üslubu ile taraftarlarının onu aşırı bir şekilde yüceltmesi bu karşıtlığı besleyen diğer faktörlerdendir. Kendisi Hanbelî geleneğe mensup olmakla birlikte henüz hayattayken İbn Teymiyye'nin ashabı şeklinde nitelenen bir taraftar kitlesinin oluşması ve muhaliflerinin eleştirilerinde İbn Teymiyyeci olarak nitelediği bu kesimin aşırı taassubundan yakınması reddiye geleneği açısından önemli veri sunmaktadır. Memlükler dönemi Mısır ve Şam'ında akide merkezli Eşarilik hâkim olduğu için İbn Teymiyye eleştirilerinin içeriği de buna göre şekillenmiştir. Reddiyelerin tamamına yakını fıkıh ve hadis içeriklidir. Bu husus, İbn Teymiyye reddiyelerinin felsefî boyutunun zayıf kalmasına neden olurken felsefî kelam üzerinden Eşariliği yoğun olarak eleştiren İbn Teymiyye'nin elini güçlendirmiştir. Şâfiî Eşarilerden Takıyyüddin es-Sübkî, İbn Teymiyye'ye farklı alanlarda yazdığı reddiyeleriyle; İhmîmî ise felsefî içerikli tek reddiye müellifi olarak ön plana çıkmıştır. İbn Teymiyye haberi sıfatlarda tevile karşı çıkarken, kabir ziyareti, tevessül, talak, cehennemin sonluluğu, kıdem meselelerinde ayet ve hadisleri tevil etmekten çekinmeyerek ilginç bir akılcılık örneği sergilemiştir. O, kabir ziyareti ve tevessüle dair kimi uygulamaları Şia ile ilişkilendirip bidat ehlinin uygulaması şeklinde mahkûm ederken fıkhî bir mesele olan şarta bağlı talakın geçerli olmadığı hususunda Şia'nın görüşünü benimsemekte herhangi bir sakınca görmemiştir. Bu durum onun inanç ve fıkha dair tercihlerinde farklı saiklerle hareket ettiğinin göstergesidir. İbn Teymiyye'nin farklı fıkhî tercihleri, taraftarları tarafından içtihatta ulaştığı yüksek seviyeye ile izah edilirken muhalifleri bunu bidatçilikteki aşırılığıyla izah etmişlerdir. İbn Teymiyye'nin farklı alanlarda eser telif etmesi, eklektik düşünce yapısı ve görüşlerinin dağınıklığı ona yönelik eleştirileri de çeşitlendirmiştir. O, talak konusunda Şia ve Zahiriler, cehennemin sonluluğunda Cehm b. Safvân, kıdem meselesinde filozoflar, haberi sıfatlar ve kelâmullah konusunda ise teşbih ve tecsim ehli gibi düşünmekle eleştirilmiştir. Kimi hususlarda ise hiçbir mezhep ve kişinin benimsemediği fikirleri ortaya atmakla tenkit edilmiştir.Item type:Item, Nörofibromatozis (NF1) tümörlerinde telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesinin değerlendirilmesi(Ankara Üniversitesi, 2023) Kılıç, ZeynepNörofibromatozis tip 1 (NF1), toplumda 1/2500 insidansı ile ortaya çıkan bir otozomal dominant hastalık olup ciltte sütlü kahve lekeler, çillenmeler, nörofibrom olarak isimlendirilen farklı boyutlarda iyi huylu tümörler ve malin periferik sinir kılıfı tümörleri (MPNST) gibi belirtiler verir. Bunun yanı sıra kafa sinirlerinde, omurilikte, beyinde tümörler gelişebilmekte ve omurga eğriliği gibi kemik şeklinde bozukluklar meydana gelebilmektedir. Klinik çalışmaları çok fazla değişkenlik gösterir. Bu klinik değişkenliğin ortaya çıkmasındaki görüşlerden biri NF1 geni üzerindeki modifiye edici faktörlerin varlığıdır. Bu modifiye edici faktörlerden biri telomerler, bir diğeri ise mikroRNA'lardır (miRNA). Telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesi bugün birçok hastalıkla ilişkili bulunmuştur. Küçük kodlanmayan RNA'lardan olan miRNA'lar ise, gen ifadesinin post transkripsiyonel düzenleyicileri olarak fonksiyon gösteren RNA'lardır. miRNA'ların, NF1 ile ilişkili tümörler dahil olmak üzere kanserde önemli bir rol oynadığı bulunmuştur. Bu tez çalışmasında, NF1 hastalarından elde edilen kütanöz ve pleksiform nörofibrom tümör dokularındaki telomer uzunlukları, telomeraz aktiviteleri ve miRNA gen ifadelerinin kontrol dokuya göre değerlendirilmesi amaçlandı. Bunun için taze dondurulmuş 11 doku seçildi ve bu dokularda telomer uzunluğu, telomeraz aktivitesi ve seçilen 19 miRNA'nın gen ifadesi kantitatif gerçek zamanlı PZR yöntemi ile değerlendirildi. Analiz sonuçlarına göre özellikle kontrol dokuya göre pleksiform nörofibrom tümör dokularında telomer uzunluğunda kısalma, telomeraz aktivitesinde düşüş, miRNA analizlerinde de yüksek oranda ekspresyon görülmüştür. Kütanöz nörofibrom tümör dokularında da kontrol dokularına göre telomer uzunluğunda, telomeraz aktivitesinde ve miRNA ekspresyon düzeylerinde de farklıklar gözlenmiştir. Telomer uzunluğu ve telomeraz aktivitesindeki herhangi bir değişiklik hastalığın ilerlemesini etkileyebilir. NF1 hastalarında telomeraz aktivitesinin ve TERT ekspresyon seviyesinin yüksek dereceli malignite için potansiyel belirteçler olduğunu gösterebilir.Item type:Item, Domates (Lycopersicon esculentum L.) fidelerinin muhafazasında farklı dalga boylu led aydınlatma uygulamalarının fide kalite parametreleri üzerine etkileri(Ankara Üniversitesi, 2024) Seyrek, Gamze ÇakırerFide ile üretim başarılı sebze yetiştiriciliği açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde fide ile üretimin artışına paralel olarak fide üreticilerinin sayısı da giderek artmaktadır. En fazla fide üretimi yapılan türlerin başında ise domates gelmektedir. Fide sevkiyatında oluşabilecek gecikmeler önemli kalite kayıplarına neden olmaktadır. Fide gelişimini baskılamak için paclobutrazolün kontrolsüz ve yaygın bir şekilde kullanımı söz konusudur. Ancak yüksek yoğunluklarda uygulanan bu kimyasal madde ile yetiştiricilik açısından sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan bu çalışmayla LED aydınlatma uygulamalarının fidelerin muhafazasında etkileri araştırılmıştır. Araştırmada ülkemizde yaygın olarak tercih edilen Troy F1 domates çeşidi kullanılmıştır. LED aydınlatma kaynağı olarak; beyaz, kırmızı, mavi, kırmızı ötesi, kırmızı+kırmızı ötesi, mavi+kırmızı ötesi, kırmızı+mavi ve kırmızı+mavi+kırmızı ötesi dalga boyları ve ışık reçeteleri kullanılmıştır. Ayrıca 200 µmol m-2s-1 ve 300 µmol m-2s-1 PPFD oranları da denenerek ışığın etkinliği daha fazla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu ışık uygulamaları, gün ışığı koşulları ve paclobutrazol (5, 15 ve 25 ppm) ile kıyaslanarak fide muhafazası açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda fideler önemli kalite parametreleri açısından analiz edilmiştir. Muhafaza uygulaması yapılan fidelerin daha sonra sera performansları da incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kırmızı+mavi ve kırmızı+mavi+kırmızı ötesi ışık uygulamalarında muhafaza sırasında düşük boy (cm) ve yaprak sayısı (adet) gelişimi görülmesine rağmen, kök gelişimi (cm), toplam kuru ağırlık (g) bakımından artış meydana gelmiştir. Fideler için önemli bir kalite parametresi olan DQI bakımından da yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Bu fidelerin sera performansı değerlendirildiğinde ise fidelerin erken ve güçlü boylanma eğiliminde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ışık uygulamalarının paclobutrazolün olumsuz etkilerinin önüne geçmek açısından daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.Item type:Item, Endemik mikrobiyal kaynaklı ekstraselüler proteaz enzim üretiminin optimizasyonu(Ankara Üniversitesi, 2024) Güngör, EmreBu çalışmada, dört farklı Penicillium cinsi küf türünün hücre dışı proteaz aktivitelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirilen küfler P. brevicompactum, P. chrysogenum, P. cavernicola, ve P. corylophilum türlerinden oluşmaktadır. Çalışma öncesinde coğrafi işarete sahip geleneksel bir peynir olan Divle Obruğu Tulumundan izole edilen stok kültürler kullanılmıştır. Suşlar, malt extract agar besiyerinde 28 °C'de 5 gün aerobik olarak canlandırılmış olup gelişen suşlar peynir besiyerine inkübe edilerek elde edilen süpernatant enzim aktivitesi tayininde kullanılmıştır. Peynir besi ortamını içeren petri kaplarında gelişen küf tabakası altında kalan sıvı kısım süpernatant olarak kullanılmıştır. Küflerin enzim aktiviteleri belirlenirken 3 farklı parametre kullanılmış olup, bunlar pH, sıcaklık ve süre'dir. Her parametre için üç farklı değer değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Değerler pH 4.7, 5.0 ve 5.3; sıcaklık 15, 20 ve 25 °C; süre 7, 11 ve 14 gün olarak belirlenmiştir. Süpernatantların UV-VIS spektrofotometrede 660 nm dalga boyunda elde edilen absorbans değerleri enzim aktivite değerlerinin hesaplanmasında kullanılmıştır. Deney verilerine göre en yüksek proteaz aktivitesi P. corylophilum suşunun pH 5 ve 25 °C koşullarında 11 gün boyunca geliştirildiği örneklerde gözlenmiştir. Suşların optimum enzim aktivitesini belirlemek için farklı modeller denenmiş ve ikinci dereceden polinom modelin uygun olduğu değerlendirilmiştir. Modelleme sonuçlarımıza göre P. corylophilum hariç sıcaklığın enzim aktivitesi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. P. corylophilum için en yüksek enzim aktivitesi 15 °C'de 5.03 pH ve 12.1 günde, 20 °C'de 5.03 pH ve 11.3 günde ve 25 °C'de 5.03 pH ve 10.6 günde şeklinde bulunmuştur. Bu kapsamda tez çalışmasının amacı değerlendirilen küf suşları tarafından sentezlenen proteaz enziminin optimum üretim koşullarını belirlemektir. Elde edilen bu veriler tezin tamamlanması sonrasında uzun vadede gerçekleştirilecek diğer çalışmalar ile ekstrakte enzimin mikrobiyal enzim kaynağı olarak peynir üretiminde kullanılan rennet enzimine alternatif olarak kullanılabilirliğinin belirlenmesinde yardımcı olacaktır.
