Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Kenevir (cannabis sativa) ve brokoli (brassica oleracea var. italica) türevli eksozom benzeri nanopartiküllerin hacat hücre hattı üzerindeki yara iyileştirme potansiyeli
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Bağdatlı, Zeynep Yasmin
      Bu çalışma, Cannabis sativa (kenevir) ve Brassica oleracea L. var. italica (brokoli) kaynaklı eksozom benzeri nanopartiküllerin (pEV'ler) HaCaT keratinositleri ve insan dermal fibroblastlar (HDF) üzerindeki yara iyileşme potansiyelini araştırmayı amaçlamaktadır. pEV'ler hem tek başlarına hem de kombinasyon halinde uygulanarak olası sinerjetik etkileri değerlendirilecektir. Yara iyileşmesi sürecine ilişkin mekanistik çıkarımlar, TGF-β, VEGF, PDGF, FGF, MMP, Col1A1, Col1A2, EGF, IL-6 ve TNF-α gibi kritik genlerin ekspresyon analizleriyle ortaya konacaktır. Buna ek olarak, bu nanopartiküllerin antimikrobiyal ve antifungal aktiviteleri incelenmiş, böylece cilt bariyerini destekleyici potansiyelleri değerlendirilmiştir. Ayrıca, pEV'lerin hücre yaşlanması ve senesens üzerindeki etkileri de araştırılmıştır. Bu yaklaşım, hem yara iyileşme süreçlerinde hem de cilt sağlığını koruyucu uygulamalarda bitkisel eksozomların potansiyel rolünü bütüncül şekilde ortaya koymayı hedeflemektedir. Çalışma, bitkisel kaynaklı eksozom benzeri nanopartiküllerin moleküler ve hücresel düzeydeki etkilerini sistematik olarak inceleyerek, modern kozmetik ve rejeneratif tıp alanlarında uygulanabilir bilimsel veriler sunmayı amaçlamaktadır. Elde edilecek sonuçlar, pEV'lerin yara iyileşmesini hızlandırıcı, inflamasyonu düzenleyici ve hücresel fonksiyonları destekleyici etkilerini ortaya koyarak, gelecekte yenilikçi bitkisel terapötik stratejilerin geliştirilmesine temel oluşturacaktır.
    • Item type:Item,
      At kuyruğu ve lavanta kaynaklı eksozom benzeri nanopartiküllerin hacat hücre hattında yara iyileşmesi ve antimikrobiyal aktivite üzerindeki rolü
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Aşık, Selin
      Bu çalışma, Atkuyruğu (Equisetum arvense) ve Lavanta (Lavandula angustifolia) bitkilerinden izole edilen eksozom benzeri nanoveziküllerin (pEV'ler) yara iyileşmesi ve antimikrobiyal etkilerini in vitro koşullarda incelemeyi amaçlamaktadır. Bitki türevli eksozom benzeri nanoveziküller, biyouyumlu yapıları ve doğal bileşen taşıma kapasiteleri sayesinde modern yara tedavilerinde yenilikçi bir alternatif oluşturmaktadır. Bu kapsamda, pEV'ler kademeli santrifüj ve ultrasantrifüj yöntemleriyle izole edilmiş, morfolojik karakterizasyonları Transmisyon Elektron Mikroskobu (TEM) ve Dinamik Işık Saçılımı (DLS) analizleriyle doğrulanmıştır. GC-MS analizi, eksozomlarda biyolojik olarak aktif metabolitlerin varlığını ortaya koymuştur. İmmortalize edilmiş insan keratinosit hücre hattı (HACAT) ve insan dermal fibroblast hücre hattı (HDF) üzerinde yapılan MTT (hücre canlılığı testi) ve çizik (scratch) testleri, pEV'lerin hücre canlılığını koruduğunu ve yara kapanma sürecini hızlandırdığını göstermiştir. Ayrıca β-galaktosidaz boyaması, oksidatif stres ve gen ekspresyon analizleri, pEV'lerin yaşlanma karşıtı ve antioksidan etkilerini desteklemiştir. Mikrodilüsyon yöntemiyle yürütülen testlerde her iki bitkiden elde edilen pEV'lerin, Staphylococcus aureus, Pseudomonas aeruginosa ve Candida albicans suşlarına karşı belirgin antimikrobiyal aktivite gösterdiği tespit edilmiştir. Bu bulgular, bitki türevli eksozom benzeri nanoveziküllerin yara iyileşmesi ve enfeksiyon kontrolünde güvenli, etkili ve sürdürülebilir bir biyoterapötik ajan olarak değerlendirilebileceğini göstermektedir.
    • Item type:Item,
      Karabuğdayda (fagopyrum esculentum moench.) doku kültürüteknikleriyle bitki rejenerasyonu
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Ergeldi, Bahar
      Bu çalışmada, karabuğdayın (Fagopyrum esculentum Moench.) farklı eksplantlarında kallus oluşumu ve bitki rejenerasyonuna bitki büyüme düzenleyicilerinin etkisi araştırılmıştır. Materyal olarak tescilli Aktaş ve Güneş karabuğday çeşitlerinden elde edilen hipokotil, kotiledon, yaprak sapı ve yaprak eksplantları kullanılmıştır. Eksplantlar, kallus oluşumu için 2,4-D (2, 4, 6, 8 mg/L) ve BAP (0.5, 1, 1.5, 2 mg/L) farklı doz ve kombinasyonlarını içeren MS besi ortamına alınmıştır. Kültürün ikinci haftasında oluşan kalluslar, TDZ (0.5, 1, 1.5, 2 mg/L), BAP (0.5, 1, 1.5, 2 mg/L) ve NAA (0.25, 0.5, 0.75, 1 mg/L) kombinasyonlarını içeren ortamda rejenerasyona aktarılmış, gelişen sürgünler ise IBA (0.5, 1 mg/L) içeren ortamda köklendirilmiştir. Kültür tepkilerinin belirlenmesinde kallus oluşumu, rejenerasyon oranı, petri başına sürgün sayısı, eksplant başına sürgün sayısı, sürgün başına kök sayısı ve kök uzunluğu verileri değerlendirilmiştir. Sonuçlara göre en yüksek kallus oranı, Aktaş çeşidinde yaprak sapı eksplantlarında 2 ve 8 mg/L 2,4-D ile 1.5 mg/L BAP (%100), Güneş çeşidinde ise hipokotil, kotiledon ve yaprak eksplantlarında 2 ve 8 mg/L 2,4-D ile 1.5–2 mg/L BAP kombinasyonlarında (%100) elde edilmiştir. En yüksek rejenerasyon oranı ise Aktaş'ta TDZ (0.5, 1 mg/L) + NAA (0.5, 0.75 mg/L) ve Güneş'te TDZ (1, 2 mg/L) + NAA (0.5, 1 mg/L) ile BAP (1.5, 2 mg/L) + NAA (0.25, 1 mg/L) kombinasyonlarında (%100) saptanmıştır. Sonuç olarak, kallus oluşumu ve rejenerasyon oranının genotip, eksplant türü ve hormon kombinasyonlarına bağlı olarak değiştiği belirlenmiştir. Ayrıca, abiyotik streslere karşı hassas olan karabuğdayda dayanıklılığı artırmak amacıyla etkili bir rejenerasyon protokolünün geliştirilmesi, genetik mühendisliği çalışmalarında zaman, emek ve maliyet açısından büyük önem taşımaktadır.
    • Item type:Item,
      Lactarius cinsi üyelerinin konaklık ettiği mikrovirüslerin tanımlanması ve moleküler olarak nitelendirilmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Kalıyeva, Aigul
      Bu çalışmanın amacı, Türkiye’de yayılış gösteren Lactarius cinsi üyelerini enfekte eden mikovirüslerin tanımlanması ve tüm genom dizilerinin yeni nesil dizileme ile ortaya koyularak tüm genom verisi üzerinden moleküler nitelemeleri ve filogenetik analizlerinin yapılmasıdır. Moleküler ve konvansiyonel tür teşhisi yapılan örneklere Viral Çift İplikçikli RNA (dsRNA) taraması yapılmıştır. Arazi çalışmaları sonucunda elde edilen Lactarius cinsi üyeleri’nin geleneksel ve moleküler yöntemler kullanılarak teşhisleri yapılmıştır. Lactarius örneklerinden genomik DNA izolasyonu CTAB yöntemiyle gerçekleştirilmiştir. Ribozomal RNA gen bölgeleri PCR ile çoğaltılmış ve dizilenmiştir. Amplikonlar, BLASTn analizleri kullanılarak incelenmiş ve filogenetik ağaçlar oluşturulmuştur. dsRNA ekstraksiyonu gerçekleştirilmiş ve S1 nükleaz kullanılarak dsRNA'lar muamele edilip analiz edilmiştir. dsRNA'lardan elde edilen cDNA’lar rPCR ile çoğaltılmış, saflaştırılmış ve yeni nesil dizileme ile analiz edilmiştir. Terminal bölgelerin çoğaltılması için RACE PCR ve Sanger dideoksi yöntemi kullanılmıştır. Elde edilen viral genom dizileri biyoinformatik ve filogenetik olarak analiz edilmiştir. Bu çalışmada, Lactarius cinsi üyelerini enfekte eden bir mikovirüs tanımlanmıştır. " Lactarius mediterraneensis partitivirüs 1 (LmPV1)" olarak adlandırılan partitivirüsün tam genomu elde edilmiştir.
    • Item type:Item,
      Siha'dan fırlatılan balistik bir füze için siha füze arası veri bağı kullanan müşterek bir seyrüsefer çözümü
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Taşan, Kenan Can
      Bu tez çalışmasında, birlikte harekât icra eden ve füze atışı gerçekleştiren Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) grupları için, Küresel Konumlandırma Sistemi (KKS) erişiminin olmadığı veya kısmi olduğu ortamlarda kullanılmak üzere bir seyrüsefer çözümü ele alınmıştır. Bu kapsamda, haberleşme tabanlı göreli ölçümler kullanan çok unsurlu müşterek bir seyrüsefer mimarisi geliştirilmiştir. Haberleşme ortamının elektronik harp gibi etkilerle kolaylıkla bozulabilmesi nedeniyle, göreli ölçümlerin doğruluğunun kritik olduğu ortaya konmuş ve ölçüm bozulmaları altında önerilen yaklaşımın gürbüzlüğünü korumaya yönelik yöntemler geliştirilmiştir. Çalışmada, operasyon ortamında karşılaşılabilecek haberleşme kesintileri, çok yollu iletim hataları ve saat kaymaları gibi ölçüm bozulmaları zamana bağlı bir şekilde ele alınmış ve bu tür hataların klasik yöntemlerle tespit edilmesinin sınırlı kaldığı gösterilmiştir. Bu doğrultuda, ölçüm bileşenlerinin ayrı ayrı değerlendirilebildiği kısmi ölçüm güncelleme yaklaşımı altında daha esnek bir filtreleme yapısı geliştirilmiş ve bu yapının adaptif karar mekanizmaları ile yönetilmesinin katkıları ortaya konmuştur. Önerilen adaptif ölçüm güncelleme mimarisi kapsamında, geleneksel eşik tabanlı inovasyon filtresine (IF) ek olarak pekiştirmeli öğrenme (RL) tabanlı Derin Q-Ağ (DQN) ajanı, çok katmanlı algılayıcı (MLP) ve uzun-kısa süreli bellek ağı (LSTM) olmak üzere üç farklı öğrenme tabanlı karar yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Monte Carlo benzetimleri sonucunda, MLP tabanlı yaklaşımın ölçüm kalitesini yüksek doğrulukla sınıflandırdığı ve IF’e kıyasla daha isabetli ölçüm güncelleme kararları vererek seyrüsefer performansını iyileştirdiği gözlemlenmiştir. RL ve LSTM tabanlı yöntemlerin ise problem yapısına bağlı sınırlamalar nedeniyle IF’ten daha düşük performans sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, veri odaklı yöntemlerin uygun özellik temsili ile birlikte kullanıldığında, önerilen deterministik yapıyı güçlendiren tamamlayıcı bir karar katmanı olarak etkili bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.