Vakf ve ibtidâ tercihleri bakımından Zemahşerî-Beyzâvî-Nesefî tefsirlerinin mukayesesi
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
Abstract
Vakf ve ibtidâ, Kur'ân âyetlerinin lafız ve manasını tahriften, okuyucuyu da hatadan korumayı hedefleyen, doğal dil düzeyinde de mevcut birtakım kurallar manzumesidir. Bu çalışmada vakf ve ibtidâ ile ilgili yazılan müstakil eserler hakkında bilgi verilmiş, hicrî 2-7. asırlar arasında yazılan tefsirler incelenerek vakf ve ibtidânın tefsirlerde yer alış keyfiyetinin tarihi serencamı araştırılmıştır. Araştırmada, Zemahşerî, Beyzâvî ve Nesefî tefsirleri vakf ve ibtidâ açısından mukayese edilerek müfessirlerin tercihlerinin arkasındaki sebepler irdelenmiştir. Vakf ve ibtidânın ilk bariz örnekleri Kur'ân'ın nüzûl ortamında yaşayan Arap kabileleri arasındaki lehçe farklılıklarında görülmektedir. Hicrî üçüncü asırdan itibaren tefsirlerde de boy gösteren vakf ve ibtidâya dair değerlendirme ve müzakereler, dördüncü asırda belli bir disiplin içeren bir çerçeve kazanmış, beşinci asırda sistemleşmiş, altıncı asırda yeni anlam ve yorumlara medar bir boyut kazanmış, yedinci asırda ise ilm-i tefsirin yorum farklılıklarının temellendirildiği önemli bir veri alanı haline gelmiştir. Mukayese edilen eserler ile hicrî 7. asra kadar yazılan diğer tefsirlerin vakf ve ibtidâ tercihlerine etki eden amiller, kıraat farklılıkları, mushaf imlası, gramer kuralları, anlam bütünlüğü, itikadî sebepler ve temel alınan farklı rivayetler olarak sıralanabilir. Zemahşerî'nin tefsiri vakf ve ibtidâ tercihlerinde Beyzâvî ve Nesefî tefsirlerinin temel kaynaklarındandır. Vakf ve ibtidâ konusunda Zemahşerî'nin çizgisini takip eden Beyzâvî'nin kendi tercihleri çok azdır. Zemahşerî'den yararlanmakla birlikte Nesefî'nin seçimlerinde Secâvendî'nin etkisi daha fazladır. Zemahşerî ve Beyzâvî'nin vakf ve ibtidâya dair yaklaşımlarında mezhebî aidiyetin belirleyici bir rol oynamadığı görülmektedir. Nesefî'nin ise Cehmiyye ve Mu'tezile'ye yönelttiği eleştirilerde vakf ve ibtidâyı bir yöntem ve dayanak noktası olarak kullandığı söylenebilir. Bu saiklerle vakf ve ibtidânın tefsir ile ilişkisini belli düzeyde de olsa ortaya koyduğu düşünülen bu çalışmanın konu özelinde yeni araştırmalara zemin oluşturması beklenmektedir.
