Reich'ın kitle psikolojisi yaklaşımı ve Poulantzas'ın sınıfsal analizi: Faşizm üzerine iki kuramsal model

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Abstract

Siyaset felsefesi tarihinin başlıca sorunsallarından biri otoriter rejimleri ortaya çıkaran sosyolojik, ekonomik ve siyasal nedenlerin niteliğidir. 20. yüzyılda ortaya çıkan ve sistematik katliamlara yol açan faşizm ideolojisi ve hareketi sorunsalın yeniden gündeme gelmesini sağlamış ve düşünürler faşizmin meşruluk kaynağını sorgulamaya başlamışlardır. Rejimin meşruluk zeminini analiz ederken kültürel işleyişi öne çıkaran düşünürler, sosyal psikolog Le Bon ve Freud'un kitle psikolojisi çalışmalarını faşizmin meşruluk zemini kazandığı tarihsel süreç ve sosyal ilişkilere uyarlamışlar ve rejimin propaganda yöntemlerini kitle perspektifine dayanarak incelemişlerdir. Almanya'da Nazizm anlayışının yükselişine tanık olmuş Wilhelm Reich, faşizme yönelik kitle yaklaşımını küçük burjuvaziye yönelik sosyolojik tespitleriyle sentezleyerek kapsamlı bir analiz sunmuştur. Faşist ideolojiye kitle yaklaşımını eleştirerek faşizm ve otoriterleşme sürecinin somut dönüşümler sayesinde gerçekleştiği iddiasını savunarak alternatif açıklama sunan düşünür ise Nicos Poulantzas'tır. Poulantzas, Marx'ın çalışmalarını merkeze alan Marksist kuramın faşizme yönelik temel yaklaşımları olan Bonapartizm ve Tekelleşme açıklamalarını sentezleyip genişleterek faşist devletin oluşum ve güç kazanma sürecine dair alternatif bir açıklama geliştirir. Hegemonya krizine bağlı gelişen ideolojik ve iktidar bloğu krizi, işçi sınıfı yenilgisi ve emperyalizm fazı başlığı altında faşizmin ortaya çıkması koşulları, sınıfsal ve ideolojik niteliğine dair açıklamalar geliştirir. Çalışma, faşizmin temellerini ve ideolojik yapısını açığa çıkarmak için Reich'ın "kitle psikolojisi" perspektifi ile Nicos Poulantzas'ın "sınıfsal devlet kuramı" çerçevesinde faşizme ilişkin yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamıştır. Literatür taraması sonucu elde edilen bulgular sonrasına, Reich, faşizmi irrasyonel kitle davranışları, bastırılmış duygular ve otoriter aile yapısı üzerinden küçük burjuvazi sınıfını psikodinamik bir zeminle açıkladığı saptanmıştır. Ona göre faşizmin kitlesel çekiciliği, bireylerin içsel bastırılmış arzularının dışavurum biçimi olarak şekillenir. Poulantzas'ın ise faşizmi, kapitalist devletin kriz dönemlerinde başvurduğu olağanüstü bir yeniden yapılanma biçimi olarak tanımladığı saptanmıştır. Ona göre faşist diktatörlük, burjuvazinin sınıf egemenliğini yeniden tesis etmesinin özgül ve geçici bir yoludur. Bu yaklaşım, üretim ilişkileri, devlet aygıtı ve sınıflar arası güç dengesi üzerinden kuramsallaştırılır. Tez, Reich'ın öznel-psikolojik düzeyde kaldığını; Poulantzas'ın ise yapısal ve ideolojik-devletçi düzeyde bir çözümleme sunduğunu savunarak alternatif açıklamaları ve tarihsel süreçleri göstererek her iki anlayışın da gerçekçiliğini sorgular. İki yaklaşımın birbirini dışlamaktan çok tamamlayıcı olabileceğini, özellikle günümüz sağ popülizm ve otoriterleşme süreçlerinin kavranmasında iki düzeyli (psikolojik ve sınıfsal) analiz ihtiyacını vurgulayarak sonlanır

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By