1974 Kıbrıs barış harekatı sonrası savunma sanayii reformları
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
1974 Kıbrıs Barış Harekâtı, Türkiye’nin savunma sanayisinde köklü bir dönüşümün başlangıcı olmuştur. Harekât sırasında uygulanan ABD silah ambargosu, Türkiye’nin dışa bağımlılığının yarattığı stratejik riskleri ortaya koymuş ve bu durum yerli savunma sanayisinin geliştirilmesi gerekliliğini açıkça göstermiştir. Bu süreç, Türk savunma politikalarında ve ekonomik yapısında önemli reformlara yol açmıştır. Ambargo sonrası dönemde Türkiye, dışa bağımlılığı azaltmak için yerli savunma sanayi projelerine hız vermiştir. Bu çerçevede ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN, ASPİLSAN ve TUSAŞ gibi kritik şirketler kurulmuş ve bu şirketler Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) haberleşme, elektronik, yazılım, füze ve enerji gibi çeşitli ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik stratejik adımlar atmıştır. Ayrıca, 1985 yılında kurulan Savunma Sanayii Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı (daha sonra Savunma Sanayii Başkanlığı - SSB), sektörü düzenleyen ve koordine eden önemli bir kurum haline gelmiştir. Türkiye, yerli üretimi artırma ve ulusal güvenlik için stratejik ürünlerin bağımsız şekilde üretimini sağlama hedeflerine odaklanmıştır. ASELSAN telsiz ve radar sistemlerinde, HAVELSAN yazılım ve simülasyon teknolojilerinde, ROKETSAN füze ve roket sistemlerinde, ASPİLSAN batarya ve enerji çözümlerinde, TUSAŞ ise havacılık ve uzay teknolojilerinde öncü kuruluşlar olarak önemli bir yer edinmiştir. 2000’li yıllarda Türkiye, savunma sanayisinde milli projelere ağırlık vermiş ve yerli üretim kapasitesini artırmıştır. İnsansız hava araçları (İHA), zırhlı muharebe araçları, füze sistemleri ve özgün hava platformları gibi alanlarda gerçekleştirilen projeler, Türkiye’nin uluslararası alanda rekabet gücünü artırmıştır. Savunma sanayisi ihracatı 2002 yılında 248 milyon dolardan 2022 yılında 4.4 milyar dolara ulaşarak bu alandaki başarının ekonomik boyutunu da gözler önüne sermiştir. Savunma sanayisi, sadece güvenlik alanında değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik gelişim açısından da önemli katkılar sağlamıştır. Ar-Ge yatırımları ve teknoloji transferleri, sivil sektörlere de yansımış; yerli sanayinin gelişimine öncülük etmiştir. Türkiye’nin savunma sanayi altyapısı, Milli Savunma Bakanlığı’na bağlı kuruluşlar, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı ve özel sektör kuruluşlarından oluşan güçlü bir ekosistemle desteklenmektedir. Bu yapı, hem askeri hem de sivil alanlarda ulusal güvenliği destekleyen, ekonomik büyümeyi tetikleyen ve Türkiye’nin uluslararası alandaki itibarını güçlendiren bir dinamizm yaratmıştır. Sonuç olarak, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrası savunma sanayisinde başlatılan reformlar, Türkiye’yi uluslararası alanda önemli bir savunma sanayi oyuncusu haline getirmiştir. Yerli üretime verilen önem, stratejik ürünlerde bağımsızlık sağlanması ve savunma ihracatının artırılması, Türkiye’nin ulusal güvenlik ve ekonomik kalkınma hedeflerine ulaşmasında kritik bir rol oynamıştır.
