Türkiye'de sinema ve dizi endüstrilerinde yaratıcı kadın emeği

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Abstract

Bu araştırmada halen tam manasıyla sektörleşememiş, emek gücünün örgütlenme pratiklerinin yeterli olgunluğa erişemediği ve 2000'leri takiben dijtal platformların faaliyete geçmesiyle çeşitli dönüşümler geçiren Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerinde kamera, DIT, set, ışık, backstage, kurgu, ses tasarımı ve coloristlik teknik mesleki alanlarında çalışan kadın emek gücünün emek pratikleri ve bu pratiklerin arkasındaki kapitalist ve ataerkil unsurların nasıl işlediği ile bu unsurların hangi biçimlerde iç içe geçerek kadın emek gücü açısından bir çifte ezilmişlik yarattığı anlaşılmaya çalışılmış ve bu amaçla 29 katılımcıyla yarı-yapılandırılmış derinlemesine mülakatlar üzerinden bir saha araştırması yürütülmüştür. Bu araştırmanın önemi, Türkiye'deki ilgili endüstrilerde teknik alanda çalışan kadın emek gücünün deneyimine derinlemesine ve farklı mesleki alanları dahil ederek geniş perspektiften bakan ve teknik kadın emek gücünün deneyiminin, emek gücünün sahip olduğu sermayeler ve mesleki statülerinin çizgi üstüne yakınlığı bağlamında nasıl farklılaştığını ele alması ve bu yönden kadın emek gücünün deneyimine homojen biçimde yaklaşan önceki yaratıcı emek, sinema ve dizi endüstrileri lüteratüründen ayrışmasıdır. Bu çalışmanın araştırma soruları, kadın emek gücünün Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerindeki emek süreçlerinde güvencesizlik ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği pratiklerini nasıl deneyimlediklerini derinlikli biçimde analiz edebilmek üzere, kadın emek gücünün yaşam öykü ve kariyer süreçleri, sinema ve dizi endüstrilerindeki işlere ilgilerinin nasıl geliştiği, emek süreçlerinde yetenek, yaratıcılık, özerklik benzeri öznellik değerleri ile emek süreçlerini nasıl ilişkilendirdikleri, istihdam pratikleri, emek süreçlerinde karşılaşılan ayrımcı tutumlar, güvencesizlik ve eşitsizliklerle nasıl mücadele ettikleri ve emek gücünün gündelik yaşam alanı deneyimleri üzerine kurulmuştur. Bu araştırmada kadın emek gücünün öznellik değerlerine erişimlerinin emek gücünün sahip olduğu ekonomik, sosyal, kültürel ve sembolik sermayeler ile sektörün güvencesiz ve ataerkil yapısı tarafından sınırlandığı, kadın emek gücünün yaşadığı çifte dezavantajdan ötürü kariyer süreçlerini ilerletebilmek için birer kültürel savaşçı/ kültürel Zeyna ve Nina'ya dönüşmek durumunda kaldığı, feminist kimliklerinin öne çıktığı, sektörün esnek istihdam yapısında kadın emek gücünün özel alanlarında emek süreçleriyle ilişkili çeşitli zamansal, mali maliyetler ile risk maliyetlerini üstlenmek durumunda kaldığı, sektörde yüksek istihdam ve gelir güvencesizliği yaşandığı, kadın emek gücünün yaşadığı güvencesizlik ve eşitsizliklerin kapitalist ve ataerkil istihdam koşullarında katmanlandığı, iç içe geçtiği ve bir güvencesizlik formunun başka bir güvencesizlik formuna dönüştüğü (güvencesizliklerin akışkan olduğu) bulgulanmıştır. Bu araştırmada ayrıca, Türkiye'deki sinema ve dizi endüstrilerinin dijitalleşmenin etkisiyle emek gücünün algısında sinema-dijital ve ulusal TV dizi sektörü olarak ikiye ayrıldığı, bu iki alt sektörün çalışma koşul ve olanaklarının farklılaştığı, bu iki alt sektördeki emek gücünün birbirinden kopuk olduğu, sektörde cam tavanların yatay ve dikeyde örgütsel ve bireysel boyutta deneyimlendiği, kadın emek gücü açısından zaman içinde bu cam tavanların sistematik bir mobbing ve sürekli bir dezavantaja dönüştüğü, sektördeki kadın emek gücünün de kadın emek gücüne karşı çeşitli ayrımcı tutumlar izlediği, bağımsız filmlerde kadın emek gücünün düşük bütçelerle çalışmasına 'kadın filmi' benzeri duygusal manipülasyon yaklaşımlarıyla ikna edilmeye çalışılıp sektördeki çeşitlilik politiklarının teknik pozisyonlarda kadın emek gücüne yer verme 'modası' dahilinde erkek emek gücüne itibar kazandırmaya dönük ve münferit çabalarla sınırlandığı sonucuna erişilmiştir. Bu araştırmada ayrıca, kadın emek gücünün sektörün güvencesiz ve eşitsiz koşullarında kariyerlerini sürdürebilmek için yasal örgütlenmeler, iş birlikleri, aktivizm, çeşitllik politikaları ve bireysel boyutta, yaşanan tacizlere sessiz kalma ya da tepki verme, çalışkan olma, işlerinde iyi olma, cinsiyetsiz bir tarz benimseme yahut feminen ve aykırı tarzlarında ısrar etme benzeri sözlü ve sözsüz mücadele stratejileri izledikleri sonucuna erişilmiştir.

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By