01-YÜKSEK LİSANS TEZLERİ

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 14992
  • Item
    Diyarbakır kuzeyindeki ordovisiyen yaşlı bedinan formasyonu kumtaşlarının sedimantolojisi ve rezervuar özellikleri
    (Ankara Üniversitesi, 2019) Cenzgiz, Ceylan
    Bu tez çalışması; Güneydoğu Anadolu bölgesinde yer alan Habur Grubu içindeki Ordovisyen yaşlı Bedinan Formasyonu'na ait kumtaşlarının sedimantolojik ve rezervuar özelliklerinin araştırılmasına yönelik hazırlanmıştır. Bu çalışmada Diyarbakır'ın kuzeyindeki alanlarda kuyulardan farklı seviyelerde ve farklı kalınlıklarda kesilen kumtaşları çalışılmıştır. Yapılan litolojik ve petrografik analiz sonuçlarına göre genel olarak kumtaşları, beyazımsı gri, gri, kremsi gri renklerinde, ince-orta taneli, iyi/orta boylanmalı, yarı yuvarlak-yarı köşeli, otijenik kil bağlayıcılı, dolomit ve silis çimentolu ve yer yer detritik kil matriksli kuvars arenit, arkoz/ subarkoz, subarkozik arenit karakterindedirler. Ayrıca kumtaşı örneklerinin XRD yöntemiyle yapılan tüm kaya mineral bileşimi analiz sonuçları ortalama %35-65 arası kuvars, %20-30 arası feldispat, %10-20 arası kil minerallerinden oluştuğunu göstermektedir. Diyajeneze yönelik kil mineral dağılımının belirlenmesi amacıyla yapılan XRD kil mineral bileşimi analizi sonuçlarına göre genel olarak illit, kaolinit, az miktarda klorit ve simektit mineralleri gözlenmiştir. Kuyulardan alınan karotlar üzerinde yapılan temel karot analiz sonuçlarına göre tane arası olarak gözüken gözeneklilik değerleri %4-19 arasında değişmektedir. Sonuç olarak; Bedinan Formasyonu kumtaşlarında sedimantolojik açıdan geç diyajenetik dönemde yamalar halinde gözlenen dolomit çimento, erken diyajenetik dönemde kuvars tanelerinin dışa doğru çevresel büyümeleri şeklinde gözlenen silis çimento ve SEM/EDS çalışmalarında görülen illit ve kaolinit tipi kil bağlayıcı çeşitlerinin sebep olduğu otijenik kil mineralleşmeleri gibi diyajenetik gelişmeler tespit edilmiştir. Bu gelişmelerin sonucunda kumtaşların gözeneklilik ve geçirgenliğinin azaldığı ve rezervuar kalitesini de olumsuz yönde etkilediği sonucuna varılmıştır.
  • Item
    Hafıza mekânları ve peyzaj mimarlığı: İstanbul, Tarihi yarımada örneği
    (Ankara Üniversitesi, 2019) Günaçan, Sıla
    Bu çalışma, toplumlar tarafından tarihi süreç içinde oluşturulan hafıza ve anıların korunup saklandığı alanlar olan hafıza mekânlarının, ulusal simge, kültürel kimlik ve mekânsal sürdürülebilirliklerini peyzaj mimarlığı kapsamında irdeleyerek önemli güncel sorunlardan biri olan kentlerdeki kimliksizleşme ile yerel kültürü yansıtan bu alanların olumsuz etkileşim ve dönüşümü konusunda farkındalık yaratmak amacı ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın ana bileşen rolü ile hafıza mekânları; doğrudan duyu organları ile algılanabilen fiziksel alanların yanı sıra fiziksel çevre ile yankı bulan ve duyumsal, zihinsel etkileri olan alanlar bağlamında da değerlendirilmiştir. Binlerce yıla dayanan tarihsel geçmişi ve barındırdığı farklı kültürel dokular nedeni ile İstanbul, Tarihi Yarımada, hafıza mekânları beşiği olarak nitelendirilmektedir. İstanbul, Tarihi Yarımada, sahip olduğu kültürel değerler ve karmaşık sit niteliği ile taşıdığı özellikler bağlamında kronolojik sıra ve tarihsel gelişime bağlı dönemsel özellikler ile irdelenerek, sınırları içinde ve UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi'nde yer alan taşınmaz kültür varlıkları kapsamında bulunan hafıza mekânları ile değerlendirilmiştir. Hafıza mekânları, bulundukları dönemlere özgü biçimde, işlevsel özellikleri ve kent kimliği üzerine etkileri temel alınarak, dâhil oldukları sit alanları çerçevesinde tartışılmıştır. Bu çalışma ile İstanbul, Tarihi Yarımada'da bulunan hafıza mekânlarının kültürel kimlik üzerine etkileri ve katkıları irdelenerek, önemi vurgulanmış, korunması ve sürdürülebilirliği ile farkındalığın arttırılması hedeflenerek peyzaj mimarlığı kapsamında katkıları ortaya konmuştur.
  • Item
    Değer artış kazancı ile sağlanan kaynaklarla kamu projelerinin finansmanı uygulamalarının incelemesi ve Türkiye'de uygulanabilirliğinin değerlendirilmesi
    (Ankara Üniversitesi, 2020) Yılmaz, Muhammed Said
    Bu araştırmanın amacı; kamunun müdahalesi ve gerçekleştirdiği yatırımlar nedeniyle gayrimenkullerde ortaya çıkan değer artışının, kamunun gerçekleştirdiği veya gerçekleştireceği hizmet ve yatırımlar için finansal kaynak olarak kullanılabilirliği, kullanılması halinde uygulanabilecek yöntemleri ortaya koyarak, Türkiye'de kamu projelerinin gayrimenkullerde yaşanan değer artışı ile finanse edilebilme olanaklarının incelenmesidir. Gayrimenkullerde yaşanan değer artışının, kamuya aktarılması sürecinde dünyada uygulanan yöntemler ele alınmış ve Türkiye'de uygulanabilirliği ise mevzuat ve örnek proje sonuçları çerçevesinde irdelenmiştir. Bu çerçevede Türkiye'de gerçekleştirilen kamu metro yatırımı incelenerek, değer artışı; yatırım etki alanında yaşayan ve çalışan bireyler ile gayrimenkul pazarlaması yapan ofislerle görüşme ve anket sonuçlarına göre tespit edilmiştir. Buna ilave olarak kamunun değer artışından pay alarak finansman sağladığı uygulamalarda ölçüm olarak kullandığı emlak vergi değerlerindeki değişim de irdelenmiştir. Teori ve uygulamada kamunun müdahale ve kararları ile gayrimenkullerde yaşanan değer artışının, tekrar geliştirilen yatırımlar ve sağlanan hizmetler için finansal kaynak olarak kullanılması uzun süreden beri tartışılmaktadır. Değer artışının, kamuya geri kazandırılarak, hizmet ve yatırımlarında kullanılması uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından önemsenmekte ve bu yolla proje sürecinde ek finansman kalemi oluşturularak, sürdürülebilir yatırımlar gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Araştırma sonuçlarına göre değer artışının kamuya aktarılması uygulamalarına ilişkin Türkiye mevzuatı irdelenerek örnek olarak seçilen proje güzergahında oluşan değer artışları tespit edilmiş ve değer artışının kamuya aktarılma olanakları tartışılmıştır. Türkiye'de değer artışının kamu yatırımlarında finansal kaynak olarak kullanılması için gerekli yasal değişikliklerin yapılması gerektiği vurgulanmalıdır. Gayrimenkulde yaşanan değer artışlarına ilişkin olarak toplumun, kamu yöneticilerin ve çalışanlarının yeterli bilince sahip olmadığı görülmüştür. Paydaşların değer artışı, değer artışından yararlanarak kaynak oluşturulması konusunda bilinçlendirilmesi, sunulan hizmet ve yatırımlarda oluşan veya oluşacak değer artışını dikkate alarak, projelendirilme aşamalarında ele alınması gerekmektedir. Değer artışından yararlanılması için topluma açıklanması, şeffaflık ve hesap verilebilirlik kaygıları içinde gerçekleştirilerek, topluma aktarılması gerekmektedir. Yatırım projelerinin bireylerin sağladıkları faydaları açıklamak, değer artışının kamuya aktarılması işlemlerini kolaylaştırılacaktır. Özellikle bireylerden alınacak değer artış payının kullanım amacının açıklanması; başarılı uygulama yapılması için önemli görülmektedir. Araştırma sonuçlarına göre proje finansmanı ve yönetimi uygulamalarının gerçekleştirecek kalifiye eleman ve yeniden yapılanmanın zorunlu olduğu ve bu işlemde gayrimenkul geliştirme ve yönetimi uzmanlarının anahtar role sahip oldukları ortaya çıkmaktadır.
  • Item
    4-florobenzil-spiro(N/O)-siklotrifosfazenin değişen stokiyometrik oranlarda primer ve sekonder aminlerle tepkimeleri ve yeni ürünlerin spektroskopik, kristallografik ve stereojenik özelliklerinin incelenmesi
    (Ankara Üniversitesi, 2019) Mutlu, Ömer Faruk
    Bu tez kapsamında, amin alkol (1) bileşiğinin NaH ile hazırlanan sodyum tuzunun, hekzaklorosiklotrifosfazatrien (trimer, N3P3Cl6) ile tepkimesinden kısmen sübstitüe 4-florobenzil-spiro(N/O)-siklotrifosfazen (2) bileşiği elde edilmiştir. Kısmen sübstitüe 4-florobenzil-spiro(N/O)-siklotrifosfazenin (2) değişen stokiyometrik oranlarda (1:1, 1:2, 1:3 ve 1:4 mol) primer (n-propilamin) ve sekonder (pirolidin) aminler ile yer değiştirme tepkimeleri sonucunda kısmen (3-6) ve tamamen (7 ve 8) sübstitüe siklotrifosfazen bileşikleri sentezlenmiştir. Sentezlenen tüm fosfazen bileşiklerinin yapıları element analizi, kütle spektrometresi (ESI-MS), NMR (1H, 13C ve 31P) yöntemleri ile aydınlatılmıştır. Kiral bileşiklerin (4, 5 ve 6) stereojenik özellikleri optikçe aktif reaktif (chiral solvating agent; CSA) ilave edilerek kaydedilen 31P-NMR spektrumları ile irdelenmiştir. Uygun tek kristali elde edilen fosfazen türevinin (2) katı hal yapısı X-ışını kristallografisi ile karakterize edilmiştir.
  • Item
    Avrupa Birliği'nde enerjinin hukuki görünümü
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Özercan, Yusuf Ercan
    Modern anlamda enerji, barış zamanında devletlerin gelişmesi ve savaş zamanında milletlerin hayatta kalmaları adına hayati bir öneme sahiptir. Bu nedenle, Avrupa Birliği (AB) ve üye devletleri enerji meselelerine büyük önem vermektedir. Ancak, AB'nin enerjideki yetkileri ve AB çapındaki enerji düzenlemeleri çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Çalışmanın ilk bölümünde, Maastricht Antlaşması sonrası ile Lizbon Antlaşması öncesi dönem ele alınmaktadır. Bu dönem, elektrik ve gaz pazarlarının ilk defa liberalleşme sürecine girmesi ve ilk üç enerji paketinin çıkarılması itibariyle önem arz etmektedir. Çalışmanın ikinci bölümünde ise, Lizbon Antlaşması sonrası günümüze kadar olan dönem incelenmektedir. Bu dönem, Rusya ile yaşanan politik problemler nedeniyle Enerji Birliği'nin ilan edilmesi, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği hedefleri ile birlikte enerjide bağımsızlığın ve ortak bir enerji politikasının oluşturulmasının hedeflenmesi bakımından önemlidir. Çalışma boyunca, AB'nin Kurucu Antlaşma'daki ve ikincil düzenlemelerdeki enerji konularındaki yetkilerinin, Maastricht Antlaşması itibariyle başlangıçta yavaş ama sonrasında krizlere bağlı olarak hızlı bir şekilde arttığı ve günümüzde AB çapında bir enerji politikasının oluşturulmuş olduğu savı üzerinde durulmuştur.
  • Item
    Demografik Allee etkisi içeren bir epidemik model
    (Ankara Üniversitesi, 2025) Hashmi, Zainab Masroor
    Allee etkisi, ilk olarak W.C. Allee tarafından ortaya atılan ve bireysel uygunluk bileşeni ile nüfus yoğunluğu arasındaki ilişkiyi tanımlayan bir kavramdır. Kuduz virüsü, semptomlar görülmeye başladığında konakçı hayvanın ölümüne yol açan ölümcül bir zoonotik hastalıktır. Bu virüs, hayvanlarda şiddetli klinik bulgulara neden olaran nöral fonksiyon bozukluklarına ve sinirsel süreçlerde anomalilere yol açar. Bu tez çalışmasında Allee etkisi altında olan konakçı popülasyonunda kuduz virüsünün yayılma dinamikleri bir duyarlı-enfekte-iyileşmiş (SIR) modeli yardımıyla incelenmiştir. Bu tez beş bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, Allee etkisi kavramını tanıtmaktadır. İkinci bölüm, konuya ilişkin temel kavramlar ve tanımlar üzerinde durmakta olup, genel salgın modelleri ile Allee etkisini içeren salgın modelleri arasındaki farkı vurgulamaktadır. Üçüncü bölüm, Usaini tarafından yazılmış bir araştırma makalesinin özetini sunmaktadır. Bu çalışmada kullanılana benzer bir metodoloji yardımıyla, dördüncü bölümde verilen yeni model incelenmiştir. Dördüncü bölümde, lineer olmayan diferensiyel denklemler yardımıyla ifade edilmiş yeni bir model sunulmakta ve bu modelin temel üreme sayısı ve denge noktaları gibi özellikleri incelenmektedir. Bu bölüm ayrıca, hastalıksız denge noktalarının varlığı ve kararlılığı ile endemik denge noktasının varlığının ispatını içermektedir. Sonuçlar son bölümde özetlenmiş ve tartışılmıştır.
  • Item
    Türk popülasyonunda TREM2 genindeki polimorfizmlerin Alzheimer hastalığı ile ilişkisinin araştırılması
    (Ankaa Üniversitesi, 2024) Acar, Elif
    Alzheimer hastalığı (AH), en sık görülen majör nörokognitif bozukluktur ve hastalığı geliştirme riskinin yaklaşık %70'i genetiğe bağlıdır. Hastalık, bilişsel yetilerdeki ilerleyici kayıplarla karakterizedir ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler. AH'nin prevalans ve insidansının etnik kökene göre geniş ölçüde değiştiği, hastalık risklerinin etnik kökene özgü olabileceği düşünülmektedir. Bu hipotezi test etmek için çeşitli popülasyonlarda birbirinden bağımsız çalışmalar yürütülmüştür. Dünya çapında yapılan çalışmalar neticesinde, TREM2 geni ile AH ilişkisinin öngörülenden çok daha karmaşık ve derin olduğu gözlemlenmiştir. Türkiye gibi hızla yaşlanan bir nüfusta Alzheimer hastalığının etkileri ve toplumsal yükü daha da önem kazanmaktadır. Bu çalışma, Türk popülasyonunda TREM2 geninde bulunan p.R47H, p.R62H ve p.H157Y polimorfizmlerinin Alzheimer hastalığı üzerindeki etkisini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. TREM2 geni, mikroglial hücrelerde görev yapan ve nöroinflamasyon süreçlerinde önemli rol oynayan bir gen olarak bilinmektedir. Özellikle p.R47H, p.R62H ve p.H157Y gibi polimorfizmler, bu genin işlevlerini etkileyerek Alzheimer hastalığı riskini modüle edebilir. Çalışmanın önemi, Türkiyede bu polimorfizmlerin dağılımını ve Alzheimer hastalığı ile ilişkilerini aydınlatarak, genetik faktörlerin hastalık patogenezindeki rolünü anlamaya yönelik katkıda bulunmaktır. Çalışmanın metodolojisi, Alzheimer hastalığı olan ve olmayan bireylerden elde edilen DNA örneklerinin kullanılmasıyla şekillenmiştir. RFLP tekniği ve Sanger sekanslama yöntemi, TREM2 genindeki polimorfizmlerin sıklığını belirlemek ve bunların Alzheimer hastalığına olan potansiyel etkilerini değerlendirmek için kullanılmıştır. 286 örneği kapsayan bu çalışma neticesinde p.R47H için üç, p.R62H için bir polimorfizme rastlanmıştır. Önerilen çalışma, Türkiyede Alzheimer hastalığının genetik temellerini ve TREM2 gen polimorfizmlerinin Alzheimer hastalığı üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir adım olacaktır. Elde edilen bulgular, hastalığın genetik bileşenleri üzerindeki araştırmalara yeni bir bakış açısı sunacaktır.
  • Item
    Kabin memurlarının aldıkları İngilizce eğitimin mesleki deneyimlerine yansımasına ilişkin görüşleri
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Şahin, Pınar
    Bilim ve teknolojide bir dünya dili (lingua franca) olan İngilizce, uluslararası çalışan ve yolcular ile direkt iletişim halinde bulunan ön hat çalışanlardan olan kabin ekibi için ortak dil olması sebebi ile önem kazanmaktadır. Bu noktada ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı) tarafından belirlenmiş olan dil yeterliliğinin sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmanın amacı; Türkiye'de sivil havacılık kabin hizmetleri programı bulunan üniversitelerde mesleki İngilizce eğitiminin görünümünü incelemek, kabin memurlarının yolcularla iletişimde kullandıkları mesleki İngilizce yeterliliklerini ve mesleki İngilizce dersine yönelik ihtiyaçlarını saptamak ve elde edilen bulgular ışığında, Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri ön lisans programı mesleki İngilizce dersi içeriğini geliştirmek üzere öneriler sunmaktır. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti sivil havacılık ve kabin hizmetleri ön lisans programı Bologna süreci açık erişim özel amaçlı mesleki İngilizce ders içeriklerinin incelenmesi ile karar kılınan dil beceri düzeyi olan Avrupa Diller Ortak Başvuru Metni (ADOBM) B1 İngilizce seviyesi için sözlü üretim becerisine yönelik olarak belirlenen iletişimsel yetkinlik düzeyleri incelenmiştir. Katılımcılar, mesleki İngilizce dersi almış Sivil Havacılık Kabin Hizmetleri ön lisans mezunu olan ve hali hazırda bir hava yolu şirketine bağlı olarak çalışan 10 kabin memuru olmaktadır. Katılımcılar ile yarı yapılandırılmış çevrimiçi görüşme yapılarak veri toplanmıştır. Araştırma sonucunda; kabin memurlarının tamamının İngilizce dil becerisini mesleğini icra etmek ve uçuş sırasında yaşanan sorunları İngilizce çözmek için yeterli düzeyde bulduğu, ancak zaman zaman yolcuların ve kaptanın kullandığı farklı aksanları (özellikle İngiliz İngilizcesi) ve hızlı konuşmaları anlamakta zorlandıkları ancak anlaşmanın bir yolunu beden dili ve iletişim stratejileri ile bulabildikleri ve mesleki İngilizce eğitimlerini yeterli buldukları görülmüştür. Kabin memurlarını, görevleri sırasında mesleki İngilizce kullanımına hazırlamak için Mesleki İngilizce dersinin içeriğinin özel olarak planlanması; etkileşimli şekilde, ancak dilbilgisi odağını ve öğrencilerin alışagelmiş öğrenme yöntemlerini de içerecek şekilde; ADOBM B1 düzey İngilizce seviyesi yetkinliği, hedef dilde sorun çözme ve kullanılan iletişim stratejisi çalışmalarını ve uygun bir sözlü sınav değerlendirmesini içererek geliştirilmesi gerekmektedir. Mesleki İngilizce dersi içeriğinin geliştirilmesine yönelik öneriler çalışmada sunulmuştur.
  • Item
    Hüseyin İpek'in hayatı ve Türk din musikisine katkıları
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Sağıroğlu, Mumamed Yasir
    Türk din mûsikîsi, köklü ve kendine özgü bir kimliğe sahip olan, çeşitli dönemler boyunca değişen etkiler altında gelişen önemli bir müzik geleneğidir. Cumhuriyet döneminde, Türk musikisi ve dinî musiki alanında birçok önemli sanatçı ortaya çıkmıştır. Tezin konusu olan Hüseyin İpek, ud virtüözü ve aynı zamanda gazelhan olarak Türk dinî musikisi alanında önemli çalışmalara imza atmış şahsiyetlerden biridir. Çalışmamızın giriş bölümünde, İpek'in gazel tanımına ışık tutularak mevcut literatüre katkıda bulunulmuştur. Tezin birinci bölümünde, Hüseyin İpek'in hayatı, çocukluk ve gençlik yılları detaylı bir şekilde incelenmiştir. İkinci bölümde, sanatçının Türk Din Musiki dünyasına ve TRT'ye girişi, müzik kariyerindeki ilerleyişi incelenmiştir. Üçüncü bölümde, sanatçının müzik dünyasına ait hatıraları ve beste çalışmaları sunulmuştur. Ekler bölümünde ise, İpek'in özel arşivinden fotoğraflar yer almaktadır.
  • Item
    Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine aktarılan mensur eserlerdeki kültürel ögelerin aktarımı
    (Ankara Üniversitesi, 2023) Sultanova, Nargizakhon
    Bu çalışmada Özbеk Türkçеsindеn Türkiyе Türkçеsinе aktаrılаn seçilmiş mеnsur esеrlеrdеki kültürel ögelerin hedef metne nasıl aktarıldığı incelenmiştir. Tez,Giriş dışında üç bölümden oluşmaktadır. Çeviribilim Alanı adlı birinci bölümde, çeviri teorileri, tür ve yöntemleri hakkında bilgi verilmiştir. Bu bölümde ayrıca lehçelerarası çevirinin önemi üzerinde durulmuş,lehçelerarası aktarmalarda tespit edilen sözvarlığı ile ilgili yanlışlar değerlendirilmiştir. Kültür Kavramı ve Kültürel Ögeler adlı ikinci bölümde genel olarak kültür ve kültürel ögeler konusu ele alınmıştır. Kültürün ortaya çıkışı ile ilgili teoriler incelenmiş ve kültürel ögelerin aktarımında bilim adamlarının ortaya koyduğu yöntemlere yer verilmiştir. Ayrıca, bu bölümde Özbek kültürünü oluşturan selamlaşma, giyim kuşam, yemek, misafir ağırlama, bayram kutlama ve düğün kültürü hakkında bilgi verilmiştir. Tezin üçüncü bölümünü, Özbek Türkçesinden Türkiye Türkçesine Aktarılan Mensur Eserlerde Kültürel Ögelerin Aktarılması oluşturmaktadır. Bu bölümde, seçilmiş mensur eserlerde tespit edilen kültürel ögelerin, hedef metne nasıl ve hangi yöntemler ile aktarıldığı incelenmiştir.
  • Item
    Muhammed B. Hasan Eş-Şeybânî'nin "El-hücce Alâ Ehl-i Medîne'si bağlamında hicrî ikinci asır rivayet üslubu
    (Ankara Üniversitesi, 2022) Kızılyer, Haluk Zahid
    Bu çalışmada hicrî ikinci asırda rivayet üslubunun fıkıh tartışmalarının yoğun olduğu el-Hucce alâ Ehl-i Medîne adlı eser özelinde nasıl bir şekil aldığı incelenmiştir. Bu bağlamda sened kullanımı, rivayetlerin ittisâli, râvilere yapılan atıfları, mürsel rivayetlerin kullanımı gibi hususlar ele alınmıştır. İmam Muhammed'in hoca-öğrenci ilişkilerinin de göz önünde bulunduğu çalışmada İmam Muhammed'in ilişkilerinin hadis birikimine ve bu birikimi aktarmadaki etkisine de temas edilmiştir. Hicrî ikinci asırda telif edilen ve fıkıh ve hadis içeriklerini bir arada içeren eserlerle de rivayet üslubu açısından mukayeseye gidilmiştir.
  • Item
    Hanefi mezhebinde ihtikâr
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Şahin, Enes
    Çalışmamızda topluma yıkıcı ve ezici zararlar veren ticaret uygulamalarından ihtikâr kavramı Hanefi mezhebi görüşleri açısından ele alınmaktadır. Tez konusu Hanefi mezhebi ile sınırlandırılması nedeniyle İslam hukuku genel hükümleri ve diğer mezheplerin ilgili görüşleri incelenmemektedir. Hanefi mezhebi özelinde ihtikâr konusu ele alınmıştır. Mezhebin konuya yaklaşımı değerlendirilmiş ve mezhep içi ihtilaflara yer verilmiştir. Mezhebin konuya yaklaşımındaki tarihsel süreç ele alınmıştır. Tez, Giriş ve İki Bölüm'den oluşmaktadır. Giriş kısmında tezin içerik ve yöntemi hakkında bilgi verilmektedir. Birinci bölümde birlikte Hanefi mezhebinde ihtikârın tanımına, hükmüne ve ihtikârın oluşmasına sebep olan mekruh alışveriş türlerine değindik. İhtikâra konu olan ve olmayan mallar, yapıldığı mekân ve mesafe, yapıldığı zaman ve süreyi ele aldıktan sonra ihtikâr kapsamı dışında tutulan çiftçi ve şehirdışından mal getiren kimseler hakkındaki tartışmaları ve ihtilaflı görüşleri belirtip delillerini sunduk. İkinci bölümde ihtikârın hukuki sonuçlarını, muhtekirin malının fiyatlandırılması ve satışı meselesini ele aldıktan sonra cezasına değindik
  • Item
    Reklam dilinin bellekte etkisi. Almanca ve Türkçe reklam örneğinde
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Sak, Yasemin Kabasakal
    Reklamlar gündelik hayatta medya araçları vasıtasıyla sıklıkla karşılaşılan medya ürünleridir. Reklamlar birçok katmandan oluşan ürünler oldukları için belleği birçok farklı yönden etkiler. Reklamlarda kullanılan en önemli unsur da dil olduğu için, reklamların medya dilbilimsel bağlamda incelenmesi ve bellek üzerindeki etkilerine ilişkin çıkarımlarda bulunulması incelenmeye değer bir alan olarak ortaya çıkar. Bu tez çalışması kapsamında görsel-işitsel Almanca ve Türkçe reklamlar medya dilbilim kapsamında ayrıntılı olarak incelenmiş ve bellek kuramları dikkate alınarak bellek üzerindeki etkileri saptanmıştır. Bu noktada çok katmanlı reklamların belleğin duyusal bellek, kısa süreli bellek ve uzun süreli bellek aşamalarını ayrı ayrı çeşitli yönlerden etkilediği görülmüştür. Almanca ve Türkçe görsel-işitsel reklamlar incelendiğinden toplumsal ve kültürel unsurlar da dikkate alınmıştır. Reklamların kolektif bellek üzerindeki etkileri de incelenmiş ve reklamların sunuldukları dile ve kültüre göre kolektif belleği farklı açılardan etkilediği görülmüştür.
  • Item
    İhvân-ı Safâ'da ruhsal tıp
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Seher, Büşra
    Bu çalışma İhvân-ı Safâ'da Ruhsal Tıp kavramını konu edinmektedir. Çalışmamızın amacı Ruhsal tıbbın alt başlıkları olan nefs, bilgi ve ahlak konularını İhvân-ı Safâ risaleleri özelinde Antik Yunan İslam filozoflarının görüşleriyle mukayeseli olarak ele almak ve insan karakterinin oluşumunda etkili olan gök cisimleri, ahlât-ı erbaa, burçlar kavramlarına dair risalelerde yer alan bilgileri bir araya toplamak ve nefsin hastalıkları ve tedavi yöntemlerine ilişkin bulguları sunmaktır. Bu bağlamda İhvân-ı Safâ risaleleri tek tek irdelenmiş ve incelenmiştir. Ayrıca İhvân-ı Safâ risalelerinde yer alan bilgileri daha iyi özümsemek ve aradaki bağı kavrayabilmek için Antik Yunan ve İslâm Filozoflarının görüşlerine değinilmiştir. İhvân-ı Safâ felsefesinin merkezinde insanın kendini bilmesi vardır. İnsanın kendini bilmesi için nefsini tanıması ve bilmesi gereklidir. Bu bağlamda bilgi, İhvân risalelerinde önemli bir yer tutmaktadır. İnsan eğer nefsini bilirse hem dünya hem ahiret mutluluğunu elde edebilir. İnsan belli ahlâki eğilimlerle dünyaya gelmektedir. İnsanın karakterinin oluşumunda gök cisimlerinin, burçların ve ahlât-ı erbaanın etkisi vardır. Kişinin ahlâki anlamda kendisini değiştirmesi İhvân'a göre imkânsız değildir. Ancak bu değişimin yolu akıl ve dinden geçmektedir. İnsan bedeni kadar nefsinin de ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Nasıl ki bedenen hasta oluyorsak nefsimizde hasta olabilir. Nefsin hastalıklarının en iyi tedavi yollarından biri ahlâki hastalığı zıttı ile tedavidir. Ayrıca İhvân'a göre peygamberler dünyaya gönderilen ruh doktorlarıdır.
  • Item
    Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nde yasama organının dönüşümü
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Karakuzu, Mustafa Serdar
    Uzun mücadeleler sonucunda iktidarın sınırlandırılmasıyla birlikte devletin temel fonksiyonları yasama, yürütme ve yargı erki olarak üçe ayrılmıştır. Bu erklerin işlevlerinin ve görevlerinin yerine getirilmesi sonucunda ortaya çıkan sistemi anlatan hükümet sistemleri, erklerin örgütleniş biçimlerine göre, farklı sistemler olarak ortaya çıkmaktadır. Genellikle hükümet sistemleri, kuvvetler ayrılığı veya kuvvetler birliği şeklinde ikiye ayrılarak incelenmektedir. Kuvvetler ayrılığı teorisine bağlı olarak oluşan parlamenter hükümet sistemi, yarı-başkanlık sistemi ve başkanlık sistemi bulunurken kuvvetler birliği teorisine bağlı olarak oluşan meclis hükümeti sistemi (konvansiyonel sistem) ve diktatörlük gibi hükümet sistemleri bulunmaktadır, ancak her hükümet sistemi aynı ülkede aynı şekilde gelişmemiştir. Türkiye Cumhuriyeti'nde de uzun zamandır hükümet sistemi tartışmaları söz konusu olmuş ve hükümet sistemi değişikliği gerçekleşmiştir. 11 Şubat 2017 tarih ve 29976 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak halkoyuna sunulan 21 Ocak 2017 tarih ve 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile gerçekleşen anayasa değişikliği ile kamuoyunda niteliği konusunda tartışmalara yol açan "Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi" veya "Türk Tipi Başkanlık Sistemi" adı verilen sisteme geçilmiştir. Bu çalışmada Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin niteliğinin ne olduğu, hükümet sistemleri içerisinde hangi konumda yer aldığı ve yönetsel açıdan ne farklılıklar getirdiği incelenmiştir. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin işlevlerini köreltmiş ve yürütmeye yapışık bir hale getirmiştir. Dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin idari ve siyasi kapasitesi zayıflatılmış ve TBMM görev tevdii edilen bir makam haline gelmiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin denetim işlevi azaltıldığından yürütmeye daha serbest bir alan tanınmıştır. Bu çalışmanın ulaştığı sonuç; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin yürütmeye yapışık yasama ve yargı organının bulunduğu, yürütmenin lehine güç yoğunlaşmasının yaşandığı, süper-başkanlık sistemi kapsamında değerlendiren bir sistem olduğu ve parlamentonun silikleştiğidir. Yani kısaca CHS, süper-başkanlık sistemi kapsamında değerlendirilmesi gereken ancak kendine özgü farklı özellikleri de barındıran yasama organının güçsüz olduğu, yürütme organının güçlü olduğu Türk tipi bir başkanlık sistemidir.
  • Item
    Yahudilik Hıristiyanlık ve İslam'da ahit
    (Ankara Üniversitesi, 2025) Yıldız, Hacer
    Anlaşma manasına gelen ahit kavramı hem ahlaki hem de dini anlamda Tanrı ile insan veya insanlar arasında yapılan sözleşmeleri kastetmektedir. Ahit kavramı; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'da ve bu dinlerin kutsal kitaplarında sıklıkla yer almaktadır. Yahudilik dini merkezine almış olduğu ahit kavramıyla bütünleşerek ahit dini olarak anılmaktadır. Tanrı'nın İsrailoğullarına göndermiş olduğu özellikle Yahudi kutsal kitaplarında ismen geçen Âdem, Nuh, İbrahim ve Musa peygamberler aracılığıyla İsrailoğulları ile ahitleşmesi; Hıristiyanların bu ahitleri kabul ederek İsa ile ahdin yenilendiğini ve böylelikle insanların kurtuluşa ereceklerini ifade etmeleri ve son olarak İslam'da Allah'ın tüm peygamberlerle ahitleşmesi ancak Kur'an-ı Kerim'de Nuh, İbrahim, Musa, İsa ve Muhammed ile yapmış olduğu ahitlerin açıkça zikredilmesi Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dinlerinde ata olarak kabul edilen şahsiyetlerin benzerlik göstermesi ve bu bağlamda her üç dinde de inanan insanların kurtuluş mücadelesi vererek günahtan korunmaya çalışmaları ahit kavramını önemli kılmaktadır.
  • Item
    Türk-Çin mimarisinde kültürel etkileşimler ve avlu kültürü
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Yılmaz, Gülbahar
    Aynı coğrafyada yaşamış olan Türkler ve Çinliler arasında kaçınılmaz olarak kültürel etkileşimler yaşanmıştır. Tarih boyunca da bu etkileşimler hiç kesilmemiş, varlığını mimari süslemelerde, motiflerde yaşatmaya devam etmiştir. İki toplumu mimari gelenekleri yönünden karşılaştırılarak aile kavramlarının ve sosyal yaşantılarının birbirine oldukça benzer olmasının tespitinin yapılabileceği değerlendirilmiştir. Çinlilerin de Çin Mimarisini tanımlarken çadır kökenine değinmeleri, evlerin, tapınakların, pagodaların inşasında çadır yapısının örnek olarak kullanıldığından hatta çatı kıvrımlarının, verandaların çadır orijinli olduğundan bahsedilmesi bu araştırmamızda incelenmiştir. Çin "Sı He Yuan" (四合院) avlulu evleri ile Hayatlı Türk Evi kullanımındaki benzerlikler sosyal yaşantıda, süslemelerde örneklerle açıklanmıştır. Anadolu'da ve Çin'de Orta Asya etkilerinden başlayan çalışmamız avlu kullanımını temel alarak sonuçlanmıştır.
  • Item
    Bağımlılık temalı karikatürlerde çok düzlemli metaforların ve metonimilerin görünümleri
    (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2022) Açıkyıldız, Berna
    Bilişsel temelli çalışmalarda metafor farklı kavramsal alanlara sahip bir kavramın diğer kavram üzerinden anlamlandırıldığı bilişsel bir süreç olarak, metonimi ise bir kavramın aynı kavramsal alan içinde başka kavram ile anlamlandırıldığı bilişsel bir yapılanma olarak görülmektedir. Bilişsel dilbilim bakış açısına göre metafor ve metonimiler dilden bağımsız bir şekilde düşünce sisteminin temelinde yer almaktadır. Dolayısıyla metafor ve metonimiler dilsel düzlemde olduğu gibi farklı modaliteler üzerinde de yer almaktadır. Bu tezde 4. Uluslararası Yeşilay Karikatür Yarışması Sanal Sergisi arşivinden seçilen "bağımlılık" temalı 25 karikatürde yer alan metaforik ve metonimik ifadeler Bilişsel dilbilim bakış açısı çerçevesinde incelenmiş ve karikatür türüne ait özellikler göz önünde bulundurularak çözümlenmiştir. Karikatürlerde bağımlılık kavramına ilişkin imgesel anlam oluşumu metafor ve metonimi etkileşimi kapsamında incelenmiş ve görsel ve çok-düzlemli temsillerde metafor ve metonimilerin görünümleri ortaya konmuştur. İncelenen karikatürlerde en sık HAYAT YOLCULUKTUR, BAĞIMLILIK AŞAĞIDIR, SAĞLIK YUKARIDIR, BAĞIMLILIK ENGELDİR, BAĞIMLILIK FELAKETTİR ve BAĞIMLILIK TEHLİKEDİR metaforları ile karşılaşılmıştır. Temayı oluşturan bağımlılık kavramına ise görsel olarak yer alan BAĞIMLILIK İÇİN BAĞIMLILIK YAPAN MADDE metonimisi üzerinden ulaşılmış ve bu metonimik ifadenin veri tabanında sıklığı en yüksek olan metonimi olduğu saptanmıştır.
  • Item
    Gayrimenkul projelerinde konsept proje geliştirmenin proje başarısı ve yatırım değerine etkisi: Ankara ili Mamak ilçesi Doğukent bölgesi örneği
    (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Avcı, Burçin
    Gayrimenkul projelerinde konsept proje geliştirmenin gayrimenkul geliştirme sürecindeki yeri ve önemi irdelenerek yatırım değeri ve proje başarısına etkisinin değerlendirilmesi araştırmanın amacını oluşturmaktadır. Araştırma, konsept proje geliştirmenin gayrimenkul projesi geliştirme sürecindeki önemi ve bu sürecin iyileştirilmesine olan katkısından dolayı önemli görülmektedir. Literatür taramalarında gayrimenkul geliştirme sürecinde konsept proje geliştirme hakkında yeterli sayıda araştırmanın olmadığı görülmüş ve bu konuya dikkat çekilmek istenmiştir. Literatürde gayrimenkul projelerinin türleri, proje geliştirme, gayrimenkul geliştirme aktörleri, gayrimenkul geliştirmede kullanılan analizler, gayrimenkul geliştirme süreci gibi konulara ağırlık verildiği görülmüş olup, gayrimenkul projelerinde konsept proje geliştirme konusuna hemen hemen hiç değinilmemesi araştırmanın temel sebebi olmuş ve bu alanda literatüre bir katkı sağlanması hedeflenmiştir. Ankara ili Mamak ilçesi Doğukent bölgesinin bu araştırma için seçilmesinin temel nedeni; Ankara'nın en dezavantajlı bölgesi olmasına karşın, son yıllarda bölgede gerçekleştirilen konsept projeli gayrimenkul projelerinin bölgenin değerine, tercih edilirliğine katkısı ve eski imajına olan etkisini değerlendirmektir. Bunun için araştırma bölgesinde yaşayan kullanıcı ve yatırımcılara anketler uygulanmış, hem yerinde, hem de onaylı mimari projeler üzerinde inceleme yapılmış, gayrimenkul satış ilanları analiz edilmiş ve konsept projeli gayrimenkul projelerinin bağımsız bölüm satış değerlerinin bir konsept proje iddiası olmayan daha sıradan yatırımlara oranla yaklaşık %100 daha yüksek olduğu, kullanıcı ve yatırımcıların hedefledikleri yatırım değeri ve proje başarısını yakaladıkları sonucuna ulaşılmıştır. Araştırma sonucunda konsept proje geliştirmenin gayrimenkul projelerinin başarısı ve yatırım değerine olumlu bir katkısı olduğu görülmüştür. Türkiye'de gayrimenkul projesi geliştirmede konsept proje geliştirmenin öneminin anlaşılması ve konsept proje geliştirmenin bir uzmanlık dalı olarak tanımlanması, bu uzmanların geliştirme sürecine dahil olması ve yasal ve kurumsal düzenlemelerin bu doğrultuda yapılmasının gerekliliği vurgulanmalıdır.
  • Item
    Simetrik olmayan dispirofosfazenlerin sentezi, yapılarının ve biyoaktivitelerinin incelenmesi
    (Ankara Üniversitesi, 2024) Akkaya, Emine Damla
    Bu çalışmada; N-etil-3-karbazol karboksaldehit ve ferrosenkarboksaldehitin, N-metil- 1,2-diaminoetan, N-etil-1,2-diaminoetan ve N-metil-1,3-diaminopropan ile reaksiyonları sonucu oluşan Schiff bazlarının NaBH4 ile indirgenmesi ile N/N donör atomlu iki dişli ligandlar elde edilmiştir. Bu diamin ligandlarıyla (ferrosenildiaminler ve karbazolildiaminler), hekzaklorosiklotrifosfazenin (N3P3Cl6, HCCP, trimer) reaksiyonları sonucu simetrik olmayan cis- ve trans- dispiro trimerik fosfazen türevleri sentezlenmiştir. Dispiro-fosfazen bileşiklerinin geometrik izomerleri kolon kromatografisi veya preparatif ince tabaka kromatografisi yöntemleriyle ayrılarak saf olarak elde edilmiştir. Sentezlenen trimerik fosfazen türevlerinin yapısının incelenmesinde tek boyutlu NMR (1H, 13C, 31P NMR) ve iki boyutlu NMR (HSQC ve HMBC), FTIR, kütle spektrometrisi ve element analizi kullanılmıştır. Uygun kristali elde edilen dört bileşiğin katı hal yapısı, X-ışını kırınım yöntemi ile incelenmiştir. Bileşiklerinin kiralitesinin belirlenmesi için bir kiral çözücü ajan olan (chiral solvating agent, CSA) ve Pirkle'in alkolü olarak da bilinen, [(S)-(+)-1-(9-Antril)-2,2,2-trifloroetanol] ilavesi ile bazı bileşiklerin 31P NMR spektrumları kaydedilmiştir. Bununla birlikte bazı bileşiklerin Dairesel Dikroizm (CD, Circular dichroism) metodu ile spektrumları kaydedilmiştir. Ayrıca, bileşiklerin antioksidan etkileri, bazı bakteri ve mayalara karşı antimikrobiyal aktiviteleri, DNA ile etkileşimleri, sitotoksik etkileri incelenmiştir. Dispirofosfazenlerin optik özellikleri UV-Vis/Floresans spektrofotometri yöntemleri ile incelenmiştir.