Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Geçmişten Günümüze Komşuluk
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Akbulut, Zehra Betül
      Bu araştırmanın bulguları, katılımcıların önemli bir bölümünün komşuluk ilişkilerinin geçmişe kıyasla belirgin şekilde değiştiğini ve bu ilişkilerin günümüzde anlam ve işlev açısından değer kaybettiğini düşündüğünü ortaya koymaktadır. Özellikle COVID-19 pandemisinin etkisiyle zorunlu sosyal izolasyon süreçlerinin, ev içi ve dışı sosyal ilişkileri – özellikle de komşuluk ilişkilerini– olumsuz yönde etkilediği; hem yazılı kaynaklarda hem de yapılan bireysel görüşmelerde açıkça gözlemlenmiştir. Katılımcılar arasında geçmişe yönelik bir özlem dikkat çekmektedir. Günümüzde teknolojik gelişmeler ve sosyal medya kullanımının artması, insanlar arasındaki yüz yüze etkileşimi azaltmış ve komşuluk ilişkilerinin yerini dijital platformlarda sürdürülen iletişim biçimleri almıştır. Yoğun iş temposu ve bireyselleşen yaşam tarzı, insanların geleneksel sosyal ilişki biçimlerine daha az zaman ayırmalarına neden olmuştur. Ancak tüm bu dönüşümlere rağmen, katılımcıların büyük çoğunluğu komşuluğun hâlâ ihtiyaç duyulan ve zor zamanlarda ilk başvurulan destek kaynaklarından biri olduğunu vurgulamıştır. Bu durum, komşuluk ilişkilerinin dönüşüm geçirse de tamamen işlevsizleşmediğini, aksine belirli bağlamlarda önemini koruduğunu göstermektedir. Bu çalışma sürecinde yapılan mülakatlar, katılımcılar nezdinde komşuluk kavramının tekrar düşünülmesine, hatırlanmasına ve öneminin fark edilmesine katkı sağlamıştır. Bazı katılımcıların görüşmelerin ardından komşularıyla daha fazla etkileşimde bulunma yönünde niyet beyan etmeleri, bu araştırmanın sosyal farkındalık yaratma yönünden olumlu sonuçlar doğurduğunu göstermektedir. Katılımcıların, “Bugün komşuma kahveye gitmeyi düşündüm, hatırlattığınız iyi oldu” gibi dönüşleri, hem araştırmanın amacına ulaştığını hem de sosyal psikoloji açısından olumlu bir etki yarattığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, komşuluk ilişkilerinin dönüşen sosyal yapılar içerisinde yeniden anlamlandırılması ve bu ilişkilerin güncel yaşam pratikleri içinde nasıl sürdürülebileceğine dair daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğu söylenebilir. Geleneksel değerlerin korunması ve sosyal dayanışmanın artırılması adına, komşuluk gibi yerel kültür ögelerinin yaşatılması önem arz etmektedir
    • Item type:Item,
      Erdel krizi çerçevesinde 1660 Varad Kuşatması
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Ülküer, Hakan
      Erdel Prensliği, Gábor Bethlen'in iktidarının ardından nüfuz alanını komşu devletler aleyhine alabildiğine genişletmiş ve Erdel, literatürdeki deyimiyle, "altın çağı"na girmiştir. I. Rákóczi'nin iktidarıyla birlikte Erdel'de kurulan merkezî hükümet ve kalıtsal hanedanlığın bayraktarı olan II. Rákóczi, nüfuz alanını bir adım daha genişletmek arzusuyla II. Kuzey Savaşı'na (1655-1660) İsveç tarafında dahil olmuştur. Osmanlı yönetimi prensin başarısız 1657 Seferi sonrasında, II. Rákóczi'nin Lehistan üzerine sefere çıkarken "padişahın rızasını almadığı" savını öne sürerek, Erdel ve müttefikleri Eflak ve Boğdan'a yıkıcı harekâtlar düzenleyecektir. Bu harekâtların sonucunda 1659'da Eflak ve Boğdan tekrar merkezî idareye bağlanmıştır. Sürecin sonunda Erdel'in en önemli kalelerinden biri olan Varad, 14 Temmuz 1660'ta Serdar Ali Paşa komutasındaki büyük bir Osmanlı ordusu tarafından kuşatılmış ve 45 günlük çetin bir mücadelenin ardından kale vire ile teslim alınmıştır. Erdel'e 1658'den itibaren yapılan sert Osmanlı-Tatar müdahaleleri Habsburg İmparatorluğu ve Krallık Macaristanı'ndaki Macar soyluları nezdinde de akis bulmuş ve "yaklaşan Osmanlı tehdidine karşın" ne yapılabileceği birçok kez görüşülmüştür. 1658-1660 Harekâtları ile Osmanlılar, serhad beyleri ve Kırım Hanlığı gibi Rákóczilerden rahatsız olan diğer grupların da mücadeleyi kararlıkla sürdürmesi sayesinde Doğu Avrupa'daki hâkimiyetlerine yönelik "Rákóczi tehlikesi"ni bertaraf edebilmişlerdir. Tezin ilk bölümü, Osmanlı-Erdel-Habsburg üçgeninde yaşanan siyasi ilişkilere odaklanmıştır. İkinci bölüm, Erdel'in Lehistan'da yaşanan karışıklıklara olan müdahalesi ve buna karşın Osmanlı yönetiminin sert tepkisini ele almaktadır. Bu tepki, 1658-1660 "cezalandırma harekâtları" ile vücuda gelecektir. Üçüncü ve son bölüm, monografik olarak 1660 Varad Kuşatması'na hasredilmiştir.
    • Item type:Item,
      Rekabet yasağı sözleşmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Eken, Cengiz
      Çalışmamızda, işçi ile işveren arasında akdedilen "Rekabet Yasağı Sözleşmesi" teorik ve uygulamaya ilişkin yönleriyle kapsamlı bir şekilde irdelenmiştir. Günümüzde işverenler, iktisadi menfaatlerini koruma amacıyla rekabet yasağı sözleşmesine sıkça başvurmaktadır. Bu bağlamda rekabet yasağı sözleşmesi, bir taraftan işverenin meşru iktisadi menfaatlerinin korunmasına hizmet ederken; diğer taraftan, iktisadi ve sosyal yönden zayıf konumda bulunan işçinin çalışma ve sözleşme özgürlüğünü önemli ölçüde sınırlandırmaktadır. Bu nedenle, çalışmamızda rekabet yasağı sözleşmesi ele alınırken tarafların karşılıklı menfaatleri özellikle göz önünde bulundurulmuştur. Çalışmamız; giriş, üç ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Bu kapsamda çalışmamızın birinci bölümünde, rekabet yasağı sözleşmesinin tanımı, hukuki niteliği, tarafları ve diğer hukuki kurumlarla ilişkisi gibi genel özellikleri açıklanmıştır. İkinci bölümde ise, rekabet yasağı sözleşmesinin kurulması, geçerlilik koşulları ve kapsamı, güncel yargı kararları ışığında incelenmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise, rekabet yasağı sözleşmesine aykırılığın hüküm ve sonuçları, sözleşmenin sona ermesine yol açan özel ve genel sebepler ile rekabet yasağı sözleşmesinden doğan uyuşmazlıklarda görevli ve yetkili mahkeme sorunu, güncel yargı kararları ve öğretideki tartışmalar ışığında değerlendirmeye tabi tutulmuştur.
    • Item type:Item,
      Finansal kiralama yöntemiyle yapılan konut finansmanı sözleşmelerinde finansman verenin borçları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Yıldırım, Özgür Eray
      5582 sayılı Konut Finansmanı Sistemine İlişkin Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un kabul edilmesiyle, kurumsal konut finansmanı sistemine ilişkin çeşitli değişikler yapılmıştır. 5582 sayılı kanun ile bireysel konut ihtiyacını karşılamak üzere, finansal kiralama sözleşmelerinin yapılabileceği düzenleme altına alınmıştır. Böylece kurumsal konut finansmanı yöntemleri çeşitlenmiş olup, finansal kiralama yöntemiyle konut finansmanı sözleşmesi yapılması da konut finansmanı sözleşmelerinin bir türü olarak hukuk sistemine dahil olmuştur. 5582 sayılı kanunun kabul edildiği döneme kadar yalnızca yatırım mallarının konu olabildiği finansal kiralama sözleşmelerine bireysel kullanım amaçlı konutların da konu olması mümkün kabul edilmiştir. Konut finansmanı sözleşmelerinin bir tarafını tüketici oluşturmaktadır. Finansal kiralama yöntemiyle yapılan konut finansmanı sözleşmesi, tüketicinin konut edinmek üzere finansman kullanması işlemidir. Bu nedenle sözleşmenin finansman kullanan tarafı, finansman kullanıcısı olmaktadır. Sözleşmenin finansman sağlayan tarafı ise finansman verendir. Finansal kiralama yöntemiyle yapılan konut finansmanı sözleşmesinde, finansman veren, finansman kullanıcısının seçtiği ve talep ettiği bir konutun mülkiyetini edinmek ve kullanımına sunmayı borçlanmaktadır. Finansman kullanıcısı ise kullanımı kendisine bırakılan konutun kullanma bedeline karşılık bir bedel ödemeyi borçlanmaktadır. Finansal kiralama yöntemiyle yapılan konut finansmanı sözleşmesini anlattığımız bu çalışmamızın giriş bölümünde konut finansmanı sisteminin tarihi gelişimi ve türleri anlatılmıştır.Birinci bölümde Finansal kiralama yöntemiyle yapılan konut finansmanı sözleşmesinin tanımı, hukuki özellikleri, benzer sözleşmelerden farkları, unsurları, tarafları, şekli ve şekle aykırılığın sonuçları ile genel işlem koşulları ele alınmıştır. İkinci bölümünde, finansman verenin borçları ile borca aykırılığın sonuçları anlatılmıştır. Finansman verenin borçları kapsamında; sözleşme konusu konutu edinme, kullanıma sunma, kullanıma katlanma, kararlaştırıldığında mülkiyeti devretme, sözleşme öncesi bilgi formu verme, konutu sigorta ettirme, erken ödeme durumunda indirim yapma borçlarına değinilmiştir. Borca aykırılıktan sorumlulukta ise; finansman verenin neden olduğu ifa imkansızlığı, temerrüt ve ayıplı ifa konuları incelenmiştir.
    • Item type:Item,
      16-17. yüzyıl Osmanlı'da dini hayat içerikli minyatürler
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Akter, Farjana
      Osmanlı minyatür sanatı, genellikle saray merkezli bir sanat dalı olarak görülse de, içerdiği sahneler Osmanlı toplumunun tüm kesimlerine dair önemli ipuçları sunar. Minyatürler yalnızca padiĢahların ve saray erkanının hayatını betimlemekle kalmaz, aynı zamanda Osmanlı halkının dini, sosyal ve hukuki yaĢamına dair görsellerle doludur. Toplumun inanç sistemleri, ibadet pratikleri, temizlik anlayıĢı, eğitim düzeni, eğlence hayatı, ahlaki kurallar, hukuk sistemi ve suçceza uygulamaları gibi birçok unsur minyatürlerde kendine yer bulur. Bu yönüyle minyatürler, Osmanlı toplumunda dinin bireysel ve kamusal alanlardaki etkisini yansıtan tarihî belgeler niteliğindedir. Osmanlı‟da din, yalnızca ibadetle sınırlı bir olgu olmayıp, devlet yönetiminden hukuka, eğitimden gündelik yaĢama kadar birçok alana nüfuz etmiĢ bir sistemdir. Minyatürlerde camiler, sıbyan mektebler, vaazlar ve halkın ibadet sahneleri detaylı bir biçimde tasvir edilir. Temizlik ritüelleri de önemli bir yer tutar; yıkanma, hamam kültürü ve hijyen kurallarına dair betimlemeler, Ġslam‟ın temizlik anlayıĢının Osmanlı toplumunda nasıl yaĢandığını gösterir. Eğitim ve ahlaki değerler de minyatürler aracılığıyla aktarılır. Sıbyan mektebi sahneleri, ders veren hocalar ve öğrenciler, Osmanlı‟da dini eğitimin ne derece önemli olduğunu gösterirken, eğlence ve günlük yaĢam sahnelerinde de ahlaki kuralların nasıl iĢlendiği gözlemlenir. Hukuk ve adalet konusuna gelindiğinde ise, Osmanlı‟da suç ve cezanın dine dayalı hukuk anlayıĢı çerçevesinde nasıl uygulandığına dair sahneler dikkat çeker. Kadı mahkemeleri, infazlar ve ceza uygulamalarını içeren minyatürler, Osmanlı toplumunda adalet sisteminin dini kurallarla nasıl Ģekillendiğini göstermektedir. Bunun yanı sıra, minyatürlerde Osmanlı padiĢahlarının dini ve siyasal ritüelleri de betimlenir. Tahta çıkıĢ törenleri, halifelik vurguları, dini törenler ve padiĢahın dini mekanlarla olan iliĢkisi gibi sahneler, Osmanlı yönetiminin dini meĢruiyetini pekiĢtirme çabasını yansıtır. Osmanlı Devleti‟nde din, yalnızca bireysel bir inanç meselesi değil, aynı zamanda devletin yönetim anlayıĢının da temel taĢlarından biri olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca, Osmanlı minyatürleri savaĢın yalnızca askeri yönünü değil, aynı zamanda fetih sonrası düzenin nasıl kurulduğunu ve esirlere nasıl muamele edildiğini de gözler önüne seren tarihî belgeler niteliğindedir. Bu minyatürler, Osmanlı‟nın savaĢ ve fetih anlayıĢını, esirlere yönelik tutumunu ve devletin geniĢleme sürecini anlamamıza katkı sağlayan önemli sanatsal ve tarihî kaynaklardır. Bu çalıĢma, Osmanlı minyatürlerinin yalnızca sanatsal bir ifade biçimi olmadığını, aynı zamanda dönemin dini yaĢamını yansıtan güçlü birer tarihî belge olduğunu ortaya koymayı amaçlamaktadır. Minyatürlerde yer alan imgeler ve sahneler, Osmanlı toplumunun dinle olan iliĢkisini ve dinin günlük yaĢamdan devlet yönetimine kadar uzanan belirleyici rolünü anlamamıza katkı sağlayacak önemli kaynaklar arasındadır.