XI. yüzyıl siyâsetnâme türü eserlerde imâmet-hilâfet tartışmaları

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Abstract

Mezhepler tarihi ile İslam siyaset düşüncesinin kesişim noktasında yer alan imâmet-hilâfet meselesi, hem nazarî düzeyde hem de tarihî pratikte İslam toplumlarının siyasî tahayyüllerini şekillendiren temel tartışma alanlarından biridir. İmamın kimliğine, meşruiyetine, görev sahasına ve ümmet içindeki konumuna dair yürütülen kelâmî tartışmalar ve fıkhî ictihadlar bütünleşerek asırlar boyunca farklı mezhebî yorum gelenekleri içerisinde sistemleştirilmiştir. Sünnî, Hâricî, Şiî (İmâmî, İsmâlî, Zeydî) ve Mu'tezilî geleneklerin her biri, imâmet meselesine dair özgün teoriler üretmiş, bu teorileri zamanla siyasî yapıların meşruiyet dayanağı hâline getirmiştir. XI. yüzyıl, mezheplerin bu teorik birikiminin siyasal istikrarsızlık, dinî ve siyasî otorite ayrımı, mezhebî rekabet zemininde yeniden ele alındığı bir eşik olarak dikkat çeker. Ayrıca XI. yüzyıl, hilâfetin tarihsel meşruiyetini koruyamadığı, Abbâsî otoritesinin sembolik düzeye gerilediği, fiilî iktidarın farklı merkezlerde konsolide olduğu ve dinî-siyasî otorite ayrışmasının yaşandığı bir kırılma dönemidir. Büveyhîlerin sünnî Abbâsî hilâfeti yanında Abbâsîlerin dinî ideolojisine karşıt siyasal hegomanyası ve hamiliği, Fâtımîlerin kendi hakları olarak gördükleri alternatif imâmet kapsamında Mısır'da İsmâilî hilâfet devleti kurmaları, Gaznelîlerin İslâm'ı yayma ve sünnî hilafeti destekleme çabaları, Selçukluların Sünnî siyasî vizyonla hilafeti yeniden tahkim çabaları gibi gelişmeler, imâmet-hilâfet ekseninde yeniden yapılanma ihtiyacını doğurmuştur. Söz konusu yeniden yapılanma, yalnızca siyasi araçlarla değil, entelektüel düzeyde metin üretimiyle de gerçekleştirilmiş ve desteklenmiştir. Bu üretimin kurucu formlarından biri de siyâsetnâme türü eserlerdir. Siyâsetnâme türü eserlerin, mezhep aidiyetlerinden bağımsız düşünsel ürünler olarak değerlendirilmesi de mümkün olmadığı gibi her bir eser, yazarının bağlı bulunduğu mezhep geleneği, içinde yaşadığı siyasal yapı ve hitap ettiği zümreyle sıkı ilişki içindedir. Bu nedenle XI. yüzyılda yazılan siyâsetnâme türü eserler, kimi zaman yalnızca teorik sistematikle değil ayrıca siyasî pratikle de örtüşmüş, kimi zaman teori ile pratik arasında köprü kurmaya çalışmış, kimi zaman da teoriden bağımsız mevcut reel politik durumla ilgilenmiştir. Bu eserlerin bazılarında imamın tayini ve seçimi, halkın biatının meşruiyet için yeterli olup olmadığı, imamın azledilebilirliği, meşru isyan hakkı gibi meseleler dönemin reel-politik konjonktürü, yazarlarının siyasî yönetim ile ilişkisi ve mezhebî aidiyetleri gibi hususlar çerçevesinde yeniden yorumlanmıştır. Fakihlerin ve kelamcıların yazdığı eserlerde yönetim, İslâm hukuk kuralları ve yöneticinin nas ile tayini söylemleri çerçevesinde değerlendirilirken, hükümdarlar ve devlet görevlilerinin yazdığı eserler de yönetim bir iktidar mücadelesi alanı olarak sunulmuştur. Şair, tarihçi, dil bilimci gibi âlimlerin yazdığı eserler ise yönetsel gücün unsurlarına ahlakî bir perspektiften bakarken çok az da olsa fıkıh kuralları ile kelamî söylemlere değinmiştir.

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By