Türkiye'de neoliberal popülist siyaset ve yükselen inşaat: 2000'li yıllarda TOKİ
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
Bu çalışma 2000'li yıllarda Türkiye'nin iktisadi siyasi yapılanmasında belirleyici konuma gelen inşaat ve konut sektörünün temsilcisi konumundaki Toplu Konut İdaresi'ni (TOKİ), Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarının neoliberal popülist siyaseti ile ilişkisi çerçevesinde incelemektedir. Tezin temel iddiası, inşaat ve konut sektöründe kilit bir kamu kuruluşu olan TOKİ'nin AKP iktidarında uygulamaya konulan neoliberal otoriter popülist politikaların açığa çıktığı bir siyasi aygıt olduğudur. Kavramsal muğlaklığına karşın, popülizm zaman ve mekân boyutlarını aşan bir esnekliğe sahiptir. Aynı zamanda farklı iktisadi siyasi yapılanmalarla da uyum içerisindedir. Bu noktada popülizmin araçsal doğası öne çıkmaktadır. Günümüzde popülizmin neoliberalizmle olan ittifakının sonucu olarak neoliberal popülizme dönüşümü popülizmin araçsallığının yansımasıdır. Bu yönüyle, çalışmada popülizm siyasal strateji olarak ele alınmaktadır. Bu ise, popülist liderin iktidar olma ve iktidarda kalma doğrultusunda başvurduğu siyasal yöntemleri ve araçları göz önüne almayı gerektirir. 2008 Finans kriziyle birlikte, neoliberalizmin dönüşümünün sonucu olarak otoriterleşen devlet aygıtının pek çok alanda yansımaları olmuştur. Bu bağlamda kent siyaseti de neoliberal otoriterleşme ekseninde belirgin bir dönüşüm geçirmiştir. Bu dönemde neoliberal otoriter devlet inşasına bağlı olarak artan merkezileşme ve piyasa odaklı yeniden kurumsallaşma, konut sektörü açısından da belirleyici olmuştur. Neoliberal etkin devlet inşasının sonucu olarak, TOKİ konut sektöründe piyasa kurucu ve düzenleyici konuma gelmiştir. Konutta yaşanan yoğun metalaşmanın etkisi ve inşaat finans birlikteliği ile bu yıllarda konut sektörü sermaye için çok daha cazip hale gelmiş ve bu durumun yansıması olarak, TOKİ üzerinden ihaleler ve ortaklıklar yoluyla AKP iktidarına yakınlığıyla bilinen birtakım İslami muhafazakâr sermaye çevrelerine yüksek rant aktarımları gerçekleştirilmiştir. Bu süreçte ortaya çıkan rant mekanizması sadece konut üzerinden değil, aynı zamanda iktidar tarafından her fırsatta milli gurur meselesi haline getirilen mega projeler, namıdiğer çılgın projeler, üzerinden de işlemiştir. Bu dönemde başta megakentler olmak üzere, kentler en ücra köşelerine kadar şantiye alanı ve rant alanı haline getirilmekle kalmamış, aynı zamanda mevzuatta yapılan değişikliklerle hayata geçirilen kentsel dönüşüm uygulamaları üzerinden de gecekondu bölgeleri yeniden piyasaya kazandırılmıştır. Bu durum konutta metalaşmanın yanı sıra, beraberinde mülksüzleştirmeye dayalı sermaye birikimini de getirmiştir. Öte yandan, toplumun yoksul kesimlerinin TOKİ tarafından yapılan kentsel dönüşüm projeleri aracılığıyla konut sahibi olma amacıyla uzun yıllara dayalı olarak borçlanarak finansal sisteme dahil edilmeleri ve ağır çalışma koşullarına maruz kalarak sisteme kazandırılmaları sağlanmaktadır. Bu ise, toplumsal çelişkilerin üstünü örten, sınıfsal eşitsizlikleri göz ardı eden, toplumu uyum içinde gösterme çabası içinde olan bir siyasi anlayışı yansıtmaktadır. Bütün bunlara ek olarak, TOKİ'de açığa çıkan neoliberal otoriter siyaset anlayışının bir başka yansıması da, kitlelerin İslami muhafazakâr değerler üzerinden mobilizasyonudur. Bu ise, TOKİ tarafından inşa edilen toplu konutlarda ortaya konulan mekân kurgusu, kurumsal mimari anlayışı ve semboller üzerinden İslami muhafazakâr esaslara dayalı bir hayat tarzının sunumunu ve bu hayat tarzı üzerinden Osmanlıya referansla Kemalizmle hesaplaşmayı içermektedir.
