Kıbrıs sorunu ve Kıbrıs Barış Herekatı'nın SSCB kamuoyuna yankıları

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Sosyal Bilimler Enstitüsü

Abstract

Yakın tarihe bakıldığında Kıbrıs sorununun Türk dış politikasını ve iç siyasi hayatını nasıl etkilediği görülecektir. Ada 1571 yılında Osmanlı Devletinin egemenliğine girdi. 1878 yılına değin de Osmanlı yönetiminde kaldı. Rusların Osmanlı Devletinin sınırlarını tehdit etmesi, Osmanlı Devleti ada üzerindeki hâkimiyetini, İngiltere?ye geçici olarak terk etmesi ardından ada uzun yıllar İngiliz egemenliğinde kaldı. Daha sonra ise 1829 yılında Fransa ? Rusya ve İngiltere?nin desteğiyle bağımsızlığını kazanan Yunanistan, Kıbrıs Ada?sına bir başka boyut kazandırmıştır. 1814 yılında, Yunanlılar tarafından kurulan ?FilikiEterya? adlı gizli örgütün gerçekleştirmek için içtiği ?Megaliİdea?sında yer alan on ilkeden birisi Kıbrıs?ın Yunanistan?a ilhakıydı. 1878 ? 1914 yılları arasındaki evre ise Yunanistan?ın kışkırtmasıyla Kıbrıs Rumlarının gerçekleştirdiği eylemlerle Enosis?e ulaşma çabalarına Kıbrıslı Türklerin sürekli olarak karşı koymasıyla geçmiştir.1914?te Osmanlı Devletinin Almanya ve Avusturya ? Macaristan yanında savaşa girmesini bahane eden İngiltere Kıbrıs?ı tek taraflı ilhak edince, Rumlar Enosis?i gerçekleştireceklerine dair umutlanmışlardı. İngilizler Ada halkının Büyük Britanya vatandaşlığına geçmesini istediler. İngiliz vatandaşlığını kabul etmeyen bazı Kıbrıslı Türkler Anadolu?ya göç ederken, vatandaşlığı kabul edenlerin bir kısmı ise İngiltere?ye göç etti. Buna karşın Mısır ve Yunanistan?daki yaşayan Rumlar ise adaya göçe başladılar.Bu ilhak kararı, Yunanistan ve Rumları sevindirmişti. Hatta 16 Ekim 1915 yılında İngiltere, kendi tarafında harbe girmesi koşulu ile Yunanistan?a Ada?yı verme taahhüdünde bulunmuştu. İngiliz idaresinin Rum yanlısı tutumu, Kıbrıs Türklerinin de Enosis?i önleme yönündeki çabaları teşkilatlanmak ihtiyacını ortaya koymuştur. 10 Aralık 1918?de öğretmen Mehmet Remzi Okan ile Müftü Ziya Efendi?nin girişimleri ile Lefkoşa?da Meclis-i Milli?nin toplanışı bunun delilidir.1919 Mayıs ayı ortalarında Kıbrıs Türk Halkı adına önde gelen Türk Temsilcileri tarafından İngiliz Sömürgeler Bakanına bir dilekçe gönderilerek 60 bin Türkün Enosis?e karşı olduğu duyurmuşlardı. 24 Temmuz 1923?te Lozan Barış Antlaşması imzalandı ve Türkiye Cumhuriyeti İtilaf Devletleri tarafından resmen tanındı. Türkiye, Batı Trakya ve Musul gibi önemli topraklarını kaybetti ve Kıbrıs?ın İngiliz idaresinde kalmasını Lozan Barış Antlaşmasının 20. Maddesi ile tanımak zorunda kaldı. Özellikle Lozan Anlaşmasından sonra başlayan süreçte Türkiye Kıbrıs?ı bir sorun olarak görmese bile, adadaki olaylar yavaş da olsa Türk dış politikasını etkilemeye başlamıştır. Londra ve Zürih anlaşmaları ile Kıbrıs?ta Türkiye?nin yeniden söz sahibi olması Türk dış politikasının başarılarından olduğunu söyleyebiliriz. Öyle ki adadaki nüfusu Rumlara nazaran daha az olan Türk toplumu yönetimde söz sahibi olmuştur. 1974?de gerçekleşen Kıbrıs Barış Harekâtı neticesinde tüm dünyanın ilgisi bu bölgeye kaydı. Özellikle Sovyet kamuoyunda ?Barış Harekâtı? farklı şekilde yorumlanmıştır. Bu yorumlama bize şu soruyu sorduruyor: Neden Türkiye?nin birinci müdahalesi dünyadaki gibi doğru algılanıyor fakat ikinci müdahalesi resmen istilacı olarak gösteriliyor? Aslında SSCB?nin Kıbrıs ve Türkiye konusundaki politikaları zaman-zaman değişik formüllere girmiştir. Doğu Blok?un NATO?ya karşı izlediği politikası ve Soğuk Savaş Döneminde ve sonrasında bir hayli değişikler olmasına rağmen SSCB ananevi politikasından hiçbir zaman vazgeçmemiştir. Böylece Rus Çarlığı, SSCB ve onun halefi Rusya Federasyonunun sıcak denizler inme politikası, zaman-zaman değişikler olmasına rağmen ana prensip olma özelliğini halen daha devam ettiriyor. Kıbrıs Türkü, Türkiye'den kopartılmasından itibaren Anadolu'yu anavatan olarak görmüş, altında yaşadığı Rum tehdidine ve baskısına karşı umudunu Türkiye'ye bağlamıştır. Türkiye de yavru vatan Kıbrıs'a sahip çıkmış, devleti ve milletiyle, Kıbrıs Türkü'nün yanında yer almış, 1974'teki Barış Harekâtı ile de bölgede yaşayan Türkleri Rum vahşetinden kurtarmıştır.

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By