Eymir gölü ve çevresinde yayılış gösteren kamışbülbülü (cettia cetti) (aves: passeriformes) popülasyonunun biyometrik özellikleri ve genetik analizi
Loading...
Files
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
Abstract
Eymir Gölü ve çevresinde yayılış gösteren Cettia cetti (kamışbülbülü) popülasyonunun biyometrik özellikleri ve genetik yapısı incelenerek türün Türkiye'deki alttür durumu değerlendirilmiştir. Kuşlarda taksonomik ayrımlar geleneksel olarak morfolojik karakterlere dayansa da moleküler yöntemler daha bütüncül bir taksonomi anlayışını mümkün kılmıştır. Dünya genelinde yaygın olan Cettia cetti'nin üç alttürü bulunmaktadır: C. c. cetti, C. c. orientalis ve C. c. albiventris. Ankara'daki kuş halkalama çalışmaları kapsamında sis ağlarıyla yakalanan bireylerden morfometrik ölçümler alınmış, kan ve tüy örnekleri moleküler analizlerde kullanılmıştır. Eymir Gölü'nde yalnızca C. c. orientalis alttürünün bulunduğu literatür bilgisi, biyometrik ve moleküler verilerle yeniden değerlendirilmiştir. Mitokondriyal sitokrom oksidaz alt ünite I (mtDNA COI) gen bölgesi ve tam mitogenom dizileri kullanılarak Neighbor Joining (NJ), Maximum Likelihood (ML) ve Bayesçi Çıkarım (Bayesian Inference, BI) yöntemleriyle filogenetik ağaçlar oluşturulmuştur. Bulgular, C. c. orientalis'in genetik olarak diğer alttürlerden ayrıldığını, ancak C. c. cetti ile sınırlı genetik karışım gösterdiğini doğrulamıştır. BI analizine göre mtDNA COI haplotipleri 4 haplogruba ayrılmıştır: haplogrup1, 6 birey (Cettia_cetti_6, 9, 16, 24, 63, ve 81), haplogrup2, 4 birey (Cettia_cetti_15, 35, 48 ve 55), haplogrup3 (Cettia_cetti_44) ve haplogrup4 (Cettia_cetti_5) ise birer birey içermektedir. Biyometrik veriler morfolojik varyasyonu yansıtsa da genetik sonuçlarla tam uyum göstermemiştir. Bu durum, fenotipik plastisite veya çevresel etkilerle açıklanabilir. Bulgular, alttürleşmenin erken evrede olduğunu ve taksonomik sınıflandırmanın moleküler verilerle yeniden ele alınması gerektiğini göstermektedir. Sonuçlar, türün taksonomik statüsünün gözden geçirilmesi ve koruma stratejilerinin geliştirilmesi için bir temel sunmaktadır.
