21. yüzyılda distopik tahayyüller: Türkiye sinemasında bir müdahale imgesi olarak insan ve sonrası
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
Abstract
Bu çalışmanın çıkış noktası, günümüz entelektüel ikliminde insanın ve "insanlık" kavramının evrendeki tüm kötülüklerin asli faili ilan edilmesine karşı duyduğum eleştirel mesafedir. İnsanlığı doğaya, diğer canlılara ve kendi varoluşuna karşı işlediği suçların toplamı olarak mahkûm eden hâkim söylemler karşısında; tüm çelişkileri, hataları ve krizleriyle birlikte, fakat aynı zamanda özgürleşme ve müdahale kapasitesiyle "insan-özneyi" yeniden düşünmenin cüretine başvurdum. Belki de bu çağda, hâlâ "özgür, tarihsel ve eylemsel bir insan" fikrine tutunmak, başlı başına bir meydan okumaydı. Bu bağlamda, çalışmamda Türkiye sinemasında 21. yüzyılda üretilen distopik anlatılar ekseninde "özgürleşimci ve müdahil özne" düşüncesini araştırdım. Distopyaların, kültürel nesneler olarak direnişçi tahayyülü harekete geçirme potansiyelini (Tom Moylan) ve çağın kendini tahayyül etme biçimi olarak "ayrıcalıklı metinler" (Alain Badiou) kapsamına alınma imkânlarını sorguladım. Bu sorgulama yalnızca teorik bir ilgiyle değil; güncel krizlerin yarattığı entelektüel aciliyet duygusuyla da biçimlendi. Bu doğrultuda, "insan-sonrası" (posthümanist) tahayyülü, eleştirel hümanizm ve Aydınlanma felsefesinin düşünsel mirası doğrultusunda diyalektik bir okumaya tabi tutmayı tercih ettim; "insan-özne" kavramının günümüzdeki işlevini ve gerekliliğini kültürel metinler üzerinden yeniden tartıştım. Çalışmanın örneklemini oluşturan Canavarlar Sofrası (Ramin Matin, 2011), Körfez (Emre Yeksan, 2017) ve Gölgeler İçinde (Erdem Tepegöz, 2020) filmlerinin çözümlemelerinde Alain Badiou'nun hakikat ve özneleşme kuramına koşut biçimde imgefelsefe ve aksiyomatik okuma yöntemlerini benimsedim. Anahtar kavramlar arasında Jason W. Moore'un Kapitalosen tanımı, Murray Bookchin'in Toplumsal Ekoloji ve Tamamlayıcılık Etiği yaklaşımları ile Tom Moylan'ın Eleştirel Distopya kavramsallaştırması yer aldı. Tez, insanı akıl, özne ve ilerleme kavramlarının pejoratif yorumlarını aşarak yeniden düşünme çabasına dayanmakta; kriz çağında insan merkezli bir özgürleşim tahayyülünü kültürel metinler aracılığıyla tartışmayı amaçlamaktadır. Önemi ise, zamanlaması ve güncel bir pratik sorunla doğrudan ilişki kurması; literatürdeki belirli bir boşluğu doldurma potansiyeli; toplumsal etkileşimin temel ilkelerine ve geleceğe yönelik kuramsal açılımlara imkân sağlaması üzerinden temellendirilebilir. Özellikle, Aydınlanma'nın ve eleştirel hümanizmin kazanımlarına dönerek insanın özgürleşme ve özneleşme kapasitesini yeniden düşünmeye yönelmem; tarihsel-eylemsel özne kavramını idealist ve aşkın okumaların ötesinde yeniden kurmaya çalışmam, çalışmanın özgünlüğünü belirleyen temel hattı oluşturdu. Yürüttüğüm çözümlemeler sonucunda, ele aldığım filmlerde Badioucu "olay", "hakikat" ve "müdahil özne" nosyonlarına özgü belirgin varyasyonların tekrar ettiğini gözlemledim. Türkiye'de üretilen distopik anlatılarda "olay" kavramının, aşk, bilim ve sanat gibi klâsik hakikat prosedürlerinin sınırlarını aşarak; felaketlerle örülü şimdinin doğası ve yerel sosyopolitik atmosferle uyumlu biçimde, karamsar ve kasvetli "müdahale" anları olarak tezahür ettiğini tespit ettim. Müdahil özne figürünün ise umut dolu bir kopuştan değil; aksine, umutsuzluk ve çelişkilerin koyu gölgesinden doğan devrimci bir iradeyle biçimlendiğini ortaya koydum. Bu anlatılarda başkaldırı, yalnızca bireysel kurtuluşu değil; aynı zamanda distopik şimdiki zaman içinde filizlenen kolektif direniş tahayyüllerini de görünür kılmaktadır.
