Duygusal Zekânın Yöneticilerin İş Hayatında Çatışmaları Kontrol Etmesinin Etkileri
Yükleniyor...
Tarih
Yazarlar
Süreli Yayın başlığı
Süreli Yayın ISSN
Cilt Başlığı
Yayınevi
ANKARA ÜNİVERSİTESİ
Özet
Duygular, bireyin çevresine ve yaşantısına verdiği tepkileri şekillendiren temel
unsurlardır. Mutluluk, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık gibi temel duygular, insanın
olayları algılama ve tepki verme biçimini belirler. Bu duygular bireyin karar alma
süreçlerinde, sosyal ilişkilerinde ve kendini tanıma sürecinde büyük rol oynar. Zekâ ise,
bireyin çevresine uyum sağlama, problem çözme ve düşünme yeteneğini ifade eder.
Zekâ kavramı, zamanla farklı yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmış ve çoklu zekâ
kuramıyla birlikte çeşitli alanlara ayrılmıştır. Dilsel, mantıksal, mekânsal, müzikal,
kinestetik, kişilerarası ve içsel zekâ türleri bireyin farklı yeteneklerini ortaya koyar.
Bireyin kendi duygularını anlama, yönetme ve başkalarının duygularını kavrayarak
etkili sosyal ilişkiler kurabilme yeteneğini duygusal zekâ sağlamaktadır. Salovey ve
Mayer ’in yetkinlik temelli modeli, duygusal algı, duygusal kullanım, duygusal anlama
ve yönetimden oluşurken, Goleman’ın performans temelli modeli, öz farkındalık,
kişinin kendini kontrol etmesi ve idare etmesi, harekete geçme yetisi, duygudaşlığı ve
çevreyle güçlü ilişkiler kurabilmesi üzerine odaklanır. Kişinin zor durumlar karşısında
sabrını, kişinin sorunlarla başa çıkmasını ve sorunlara karşı harekete geçme kabiliyetini
doğru şekilde yönlendirebilmesini ve çevresiyle sağlam ilişkilerini güçlendirmesini
sağlayan en önemli yeti kişinin duygusal zekâsı olarak karşımıza çıkar. Özellikle iş
hayatında ve bireysel gelişimde duygusal zekâ, başarıyı ve uyumu artıran kritik bir
faktördür. Yönetim, organizasyonların hedeflerine ulaşmasını sağlamak için kaynakları
etkin bir şekilde planlama, yönlendirme ve denetleme süreçlerini içerir. Etkili
yöneticiler, sadece karar vericiler değil, aynı zamanda ekiplerini motive eden, stratejik
hedeflere ulaşmalarını sağlayan liderlerdir. Yöneticilerin başarısında zekâ önemli bir
faktördür. Analitik zekâ (IQ), veri analizi ve stratejik karar alma becerilerini
desteklerken, duygusal zekâ (EQ), bireylerin kendi duygularını yönetmesini, başkalarını
anlamasını ve sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlar. Günümüzde duygusal zekâ, liderlik ve
yönetim başarısında kritik bir yetkinlik olarak görülmekte, işe alım ve performans
değerlendirme süreçlerinde önemli bir kriter olarak değerlendirilmektedir. Duygusal
zekâ sahibi yöneticiler, güven oluşturarak çalışanlarıyla etkili iletişim kurabilir,
motivasyonu artırabilir ve kriz anlarında daha etkili çözümler üretebilirler. Araştırmalar,
duygusal zekâ ile liderlik başarısı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir.
Başarılı yöneticiler, sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda empati, öz denetim,
esneklik ve kişilerarası ilişkilere dayalı becerilere sahip olmalıdır. Çatışma yönetimi,
işletmelerde ortaya çıkan anlaşmazlıkları etkili stratejilerle çözmeyi amaçlayan önemli
34
bir süreçtir. Kalıcı çözümler üretmek, kısa vadeli yaklaşımlardan daha sürdürülebilir
sonuçlar doğurur. Çatışmaları önleyici tedbirler almak zaman ve maliyet tasarrufu
sağlasa da, ortaya çıkan anlaşmazlıkları doğru yönetmek için çeşitli yöntemlerin
kullanılması gerekir. Farklı çatışma yönetimi modelleri geliştirilmiştir. Mary P. Follett,
çatışmaları hükmetme, işbirliği, bütünleşme, kaçınma ve bastırma gibi yöntemlerle ele
alırken, Blake ve Mouton işe ve insana yönelik yaklaşımları inceleyerek çatışma
yönetimini farklı kategorilere ayırmıştır. Thomas ise rekabet, alttan alma, uzlaşma,
kaçınma ve işbirliği olmak üzere beş temel yönetim tarzını belirlemiştir. Başarılı
çatışma yönetimi, yöneticilerin duygusal zekâsını ve liderlik becerilerini kullanmasını
gerektirir. Duygusal zekâsı yüksek yöneticiler, çalışanların duygularını dikkate alarak
çözüm sürecini daha sağlıklı bir şekilde yönetebilirler. İşbirliği yaklaşımı, tüm tarafların
çıkarlarını gözeterek kazanan-kazan anlayışını benimserken, uzlaşma yöntemi tarafların
belli tavizler vererek ortak bir noktada buluşmasını sağlar. Kaçınma yaklaşımı, belirli
durumlarda geçici bir çözüm olabilir ancak uzun vadede çatışmanın büyümesine yol
açabilir. Sonuç olarak, işletmelerde etkin çatışma yönetimi, ilişkileri güçlendirerek
verimliliği artırır. Yöneticilerin uygun stratejileri belirleyerek, bireyler arası ilişkileri
sağlam temellere oturtmaları ve iş ortamında sürdürülebilir çözümler üretmeleri kritik
bir öneme sahiptir.
