Karmaşık yas: Bilişsel-davranışçı model çerçevesinde bir inceleme
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Sosyal Bilimler Enstitüsü
Abstract
evcut çalışmanın amacı karmaşık yas sürecinde rol oynayan değişkenleri bilişsel davranışçı model çerçevesinde incelemektir. Araştırmanın örneklemini 475 kişi
oluşturmaktadır. Veri toplama amacıyla, Karmaşık Yas Envanteri, Uzamış Yasta
Depresif ve Kaygılı Kaçınma Ölçeği, Yas Bilişleri Ölçeği, Otobiyografik Bellek
Özellikleri Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Beck Depresyon Envanteri
kullanılmıştır. Ön çalışma niteliğinde 123 katılımcıdan elde edilen veriler ile Uzamış
Yasta Depresif ve Kaygılı Kaçınma Ölçeğinin (DKKÖ) Türkçe uyarlama çalışması
yapılmıştır. Analiz sonuçlarına göre, DKKÖ Türkçe versiyonunun yeterli psikometrik
özelliklere sahip olduğu görülmüştür. Araştırmada ilk olarak kişisel değişkenler
açısından karmaşık yas, yas bilişleri ve kaçınma düzeyleri karşılaştırılmıştır. Buna göre
kadınların, düşük eğitim düzeyine sahip olanların, sosyal desteği daha az rahatlatıcı
olarak algılayanların ve manevi inançlarından daha az güç aldığını belirtenlerin daha
fazla yas ile ilişkili belirtilere sahip oldukları bulunmuştur. Araştırmanın temel amacı
kapsamında, karmaşık yas sürecini açıklama amacıyla öne sürülen model AMOS v23
programı kullanılarak Yapısal Eşitlik Modeli (YEM) ile test edilmiştir. Elde edilen son
modele ait değerler modelin veri ile iyi uyum sağladığını göstermektedir. Buna göre,
karmaşık yas üzerinde yas bilişlerinin ve kayba ilişkin otobiyografik bellek
özelliklerinin doğrudan etkileri olduğu; aynı zamanda kayıp yaşantısının özellikleri,
kaybedilen kişi ile olan ilişki ve duygu düzenleme güçlüğü ile karmaşık yas ve
kaçınmalar arasındaki ilişkide yas bilişlerinin ve kayba ilişkin otobiyografik bellek
özelliklerinin aracı rol oynadığı görülmüştür. Sonuç olarak, ülkemizde henüz oldukça az
çalışmanın odaklandığı karmaşık yas sürecinde rol oynayan öncül ve aracı değişkenlerin
incelendiği mevcut çalışmanın literatüre özgün bir katkı sunacağı düşünülmektedir.
Aynı zamanda, elde edilen bulguların klinik müdahaleler açısından da yol gösterici
nitelikte olduğu düşünülmektedir.
