Son dönem Osmanlı ulemasının modern bilimlerle ilişkisi üzerine sosyolojik bir deneme
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
Bu tezde son dönem Osmanlı erken dönem Cumhuriyet Ulemasının, modernleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan modern bilimlerle kurmuş olduğu ilişki tarihsel ve sosyolojik bir perspektif doğrultusunda incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin son dönemini Türkiye Cumhuriyeti'nin ise ilk yıllarını deneyimleyen, bu bağlamda geçiş dönemi âlimleri olarak nitelendirebileceğimiz on üç isimden oluşan bir kadro belirlenerek bu kadronun modern bilimleri algılama biçimi ve bu alanlar üzerine yaptıkları çalışmalar ortaya konulmuş, ardından bu kadronun bilginin yenileşmesindeki payı değerlendirilmiştir. Bu sayede de "eski" epistemik topluluk olarak tanımlayabileceğimiz ulemanın bilim ve düşünce tarihimizdeki yeri somut bir zemine taşınmıştır. Tezin içerisinde, eski epistemik topluluk olan ulema ile "yeni" epistemik topluluk olarak tanımlayabileceğimiz, Osmanlı'da başlayan modernleşme süreci doğrultusunda ortaya çıkan ve Türkiye'ye giden yolu hazırlayan bilgi topluluğu arasında karşılaştırmalar da yapılmıştır. Bu karşılaştırmaları sağlıklı bir biçimde yapabilmek adına Osmanlı'da modernleşmenin başladığı on sekizinci yüzyıldan, modernleşmenin yeni bir boyuta evrildiği Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar uzanan bir süreçte hem ulemanın hem yeni epistemik topluluğun görünümü kronolojik olarak hazırlanan ikinci bölümde ortaya konulmuştur. Bu bölümde görüleceği üzere yeni epistemik topluluk, Batı'daki bilimsel devrim sayesinde modern bir çizgiye ulaşan bilimleri (hem fen bilimleri hem sosyal bilimler) ulemadan daha iyi benimseyebilmiştir ve bu alanlarda ulemaya kıyasla daha fazla katkı ortaya koyabilmiştir. Dolayısıyla tez içerisinde ulemanın modern bilimlerle ilişki kurmuş olduğunu tespit etmiş olsak da bu ilişkinin sınırlılıklarının ve eksikliklerinin de olduğu vurgulanmıştır. Ulemanın bilim ve düşünce tarihimizdeki görünümü sosyolojik bir zemine de taşınarak bu epistemik topluluğun "işlevsel" mi olduğu "çatışma" mı yarattığı değerlendirilmiştir. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, çatışma yaratan bir epistemik topluluk olarak göründüğünü tespit ettiğimiz ulemanın bu görünümünün temelinde, sahip olduğu medrese eğitimini ve bilim algısını oluşturan geleneksel bir anlayış yani paradigma bulunmaktadır. Bu nedenle birinci bölümde ulemanın geleneksel paradigmasını oluşturan dinamikler tanıtılmış, tezin üçüncü ve asıl bölümünde ise modernleşme süreciyle Osmanlı topraklarına taşınan modern bilimlerle bağ kurabildiğini tespit ettiğimiz geçiş dönemi âlimleri olan Mehmet Ubeydullah Hatipoğlu'nun, Ömer Ferit Kam'ın, İsmail Hakkı İzmirli'nin, Mehmed Seyyid Bey'in, Ahmet Rifat Bilge'nin, Mehmet Fatin Gökmen'in, Muhammed Hamdi Yazır'ın, Mehmet Şerefeddin Yaltkaya'nın, Ebül'ulâ Mardin'in, Halim Sabit Şibay'ın, Eşref Efendizâde Şevketî Mehmed'in, Ahmet Hamdi Akseki'nin, Yusuf Ziya Yörükân'ın düşünce dünyaları detaylıca ortaya konulmuştur. Böylelikle bilim ve düşünce tarihimizi daha iyi anlayabilmek adına bu tarihin bir parçası olan ulemanın, bu alanlara bir epistemik topluluk olarak yapmış olduğu katkıların yeniden görünürlük kazanması sağlanmıştır.
