A critical analysis of the International Court of Justice decision over Somalia and Kenya, its implications and the viability of transboundary agreements in a post-delimitation context
| dc.contributor.author | Ngetich, Betty Chelang'at | |
| dc.date.accessioned | 2026-01-20T11:35:15Z | |
| dc.date.issued | 2025 | |
| dc.description.abstract | Deniz sınırı uyuşmazlıkları, özellikle balık stokları ve hidrokarbonlar gibi paylaşılan kaynaklar ihtilaflı bölgeleri kesip geçtiğinde, kalıcı bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu tez, Hint Okyanusu’ndaki kaynak haklarına odaklanan Somali–Kenya deniz sınırı uyuşmazlığına ilişkin Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2021 tarihli kararını eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. UAD’nin, eşit uzaklık/ilgili koşullar yaklaşımına dayanan kararı, sınırı büyük ölçüde Somali lehine belirlemiştir. Karar, denizcilik uyuşmazlıklarının çözümünde uluslararası yargının rolünü güçlendirmiş olsa da, uygulama ve sınır aşan kaynakların yönetimine ilişkin sorunları çözümsüz bırakmıştır. Özellikle, UAD, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) 74(3) ve 83(3) maddelerinde öngörülen geçici düzenlemeler yapılması ve gelecekteki anlaşmaları baltalayabilecek eylemlerden kaçınılması yönündeki yükümlülükleri ele almaktan kaçınmıştır. Bu eksiklik, kaynak açısından zengin Somali–Kenya bölgesinde, uygulamanın belirsizliğini daha da önemli kılmaktadır. Bu tez, hukuki netliğin gerekli olmakla birlikte, sürdürülebilir kaynak yönetimi ve siyasi istikrarı sağlamak için tek başına yeterli olmadığını savunmaktadır. Bu boşlukları gidermek amacıyla, çalışma; ortak kalkınma bölgeleri veya birleştirme (unitization) anlaşmaları gibi işbirliği mekanizmalarının gerekliliğini vurgulamaktadır. Nijerya–São Tomé ve Príncipe, Gana–Fildişi Sahili ve Avustralya–Doğu Timor örneklerinden yola çıkarak, bu modellerin Somali–Kenya bağlamına uygulanabilirliğini değerlendirmektedir. Doğrudan ortak kalkınma, siyasi güvensizlik nedeniyle kısa vadede mümkün olmasa da, balıkçılıkla başlayıp kademeli olarak hidrokarbonlara genişleyen aşamalı bir işbirliği, uygulanabilir bir yol olarak önerilmektedir. Hukuki, siyasi ve pratik unsurları bir araya getirerek, bu tez; paylaşılan kaynakların etkin yönetiminin, hem uluslararası kararların uygulanmasını hem de esnek işbirliği çerçevelerinin kurulmasını gerektirdiğini ileri sürmektedir. Maritime boundary disputes remain a persistent challenge particularly where shared resources such as fish stocks and hydrocarbons cut across contested zones. This thesis critically analyzes the 2021 judgment of the International Court of Justice (ICJ) in the Somalia–Kenya maritime dispute, a case centered on resource rights in the Indian Ocean. The Court’s decision, which relied on the equidistance/relevant circumstances approach, established a boundary largely in Somalia’s favor. While the ruling reinforced the role of international adjudication in settling maritime conflicts, it left unresolved issues regarding enforcement and the governance of transboundary resources. Notably, the ICJ refrained from addressing the obligations set out under Articles 74(3) and 83(3) of the United Nations Convention on the Law of the Sea (UNCLOS), which call for provisional arrangements and restraint from actions that might undermine future agreements. This omission is particularly relevant in the resource-rich Somalia–Kenya zone, where practical enforcement remains uncertain. The thesis argues that legal clarity, though necessary, is insufficient to ensure sustainable resource management and political stability. To address these gaps, the study highlights the need for cooperative mechanisms in resource management such as joint development zones. Drawing on examples from Nigeria–São Tomé and Príncipe, Ghana–Côte d’Ivoire, and Australia–Timor-Leste, it evaluates the applicability of such models to the Somalia–Kenya context. While immediate joint development may be hindered by political mistrust, incremental cooperation beginning with fisheries and gradually extending to hydrocarbons offers a pragmatic path forward. By integrating legal, political, and practical considerations, this thesis contends that effective governance of shared resources requires both adherence to international rulings and the establishment of flexible cooperative frameworks. | |
| dc.identifier.uri | http://hdl.handle.net/20.500.12575/93236 | |
| dc.language.iso | en | |
| dc.publisher | Ankara Üniversitesi | |
| dc.subject | Maritime boundary delimitation | |
| dc.subject | Somali-Kenya dispute | |
| dc.subject | transboundary resources | |
| dc.subject | international adjudication | |
| dc.subject | equidistance/relevant circumstances methodology | |
| dc.subject | joint development zones | |
| dc.subject | co-operative mechanisms | |
| dc.subject | conflict resolution | |
| dc.subject | Deniz sınırı belirleme | |
| dc.subject | Somali–Kenya uyuşmazlığı | |
| dc.subject | sınır aşan kaynaklar | |
| dc.subject | uluslararası yargı | |
| dc.subject | eşit uzaklık/ilgili koşullar yöntemi | |
| dc.subject | ortak kalkınma bölgeleri | |
| dc.subject | işbirliği mekanizmaları | |
| dc.subject | çatışma çözümü. | |
| dc.title | A critical analysis of the International Court of Justice decision over Somalia and Kenya, its implications and the viability of transboundary agreements in a post-delimitation context | |
| dc.title.alternative | Uluslararası Adalet Divanı'nın Somali ve Kenya hakkındaki kararının, etkilerinin ve sınırlandırma sonrası bağlamda sınır ötesi anlaşmaların uygulanabilirliğinin kritik bir analizi | |
| dc.type | Thesis |
