Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Son dönem Osmanlı ulemasının modern bilimlerle ilişkisi üzerine sosyolojik bir deneme
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Dal, Selin
      Bu tezde son dönem Osmanlı erken dönem Cumhuriyet Ulemasının, modernleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan modern bilimlerle kurmuş olduğu ilişki tarihsel ve sosyolojik bir perspektif doğrultusunda incelenmiştir. Osmanlı Devleti'nin son dönemini Türkiye Cumhuriyeti'nin ise ilk yıllarını deneyimleyen, bu bağlamda geçiş dönemi âlimleri olarak nitelendirebileceğimiz on üç isimden oluşan bir kadro belirlenerek bu kadronun modern bilimleri algılama biçimi ve bu alanlar üzerine yaptıkları çalışmalar ortaya konulmuş, ardından bu kadronun bilginin yenileşmesindeki payı değerlendirilmiştir. Bu sayede de "eski" epistemik topluluk olarak tanımlayabileceğimiz ulemanın bilim ve düşünce tarihimizdeki yeri somut bir zemine taşınmıştır. Tezin içerisinde, eski epistemik topluluk olan ulema ile "yeni" epistemik topluluk olarak tanımlayabileceğimiz, Osmanlı'da başlayan modernleşme süreci doğrultusunda ortaya çıkan ve Türkiye'ye giden yolu hazırlayan bilgi topluluğu arasında karşılaştırmalar da yapılmıştır. Bu karşılaştırmaları sağlıklı bir biçimde yapabilmek adına Osmanlı'da modernleşmenin başladığı on sekizinci yüzyıldan, modernleşmenin yeni bir boyuta evrildiği Cumhuriyet'in ilk yıllarına kadar uzanan bir süreçte hem ulemanın hem yeni epistemik topluluğun görünümü kronolojik olarak hazırlanan ikinci bölümde ortaya konulmuştur. Bu bölümde görüleceği üzere yeni epistemik topluluk, Batı'daki bilimsel devrim sayesinde modern bir çizgiye ulaşan bilimleri (hem fen bilimleri hem sosyal bilimler) ulemadan daha iyi benimseyebilmiştir ve bu alanlarda ulemaya kıyasla daha fazla katkı ortaya koyabilmiştir. Dolayısıyla tez içerisinde ulemanın modern bilimlerle ilişki kurmuş olduğunu tespit etmiş olsak da bu ilişkinin sınırlılıklarının ve eksikliklerinin de olduğu vurgulanmıştır. Ulemanın bilim ve düşünce tarihimizdeki görünümü sosyolojik bir zemine de taşınarak bu epistemik topluluğun "işlevsel" mi olduğu "çatışma" mı yarattığı değerlendirilmiştir. Cumhuriyet dönemine gelindiğinde, çatışma yaratan bir epistemik topluluk olarak göründüğünü tespit ettiğimiz ulemanın bu görünümünün temelinde, sahip olduğu medrese eğitimini ve bilim algısını oluşturan geleneksel bir anlayış yani paradigma bulunmaktadır. Bu nedenle birinci bölümde ulemanın geleneksel paradigmasını oluşturan dinamikler tanıtılmış, tezin üçüncü ve asıl bölümünde ise modernleşme süreciyle Osmanlı topraklarına taşınan modern bilimlerle bağ kurabildiğini tespit ettiğimiz geçiş dönemi âlimleri olan Mehmet Ubeydullah Hatipoğlu'nun, Ömer Ferit Kam'ın, İsmail Hakkı İzmirli'nin, Mehmed Seyyid Bey'in, Ahmet Rifat Bilge'nin, Mehmet Fatin Gökmen'in, Muhammed Hamdi Yazır'ın, Mehmet Şerefeddin Yaltkaya'nın, Ebül'ulâ Mardin'in, Halim Sabit Şibay'ın, Eşref Efendizâde Şevketî Mehmed'in, Ahmet Hamdi Akseki'nin, Yusuf Ziya Yörükân'ın düşünce dünyaları detaylıca ortaya konulmuştur. Böylelikle bilim ve düşünce tarihimizi daha iyi anlayabilmek adına bu tarihin bir parçası olan ulemanın, bu alanlara bir epistemik topluluk olarak yapmış olduğu katkıların yeniden görünürlük kazanması sağlanmıştır.
    • Item type:Item,
      Cuci ve Çağatay uluslarının siyasi ve kültürel ilişkileri (13. - 14. yüzyıllar)
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Meiirbol, Mutaliyev
      Bu çalışma, XIII–XIV. yüzyıllar arasında Cuci ve Çağatay uluslarının siyasi ve kültürel ilişkilerini incelemektedir. Moğol İmparatorluğu'nun parçalanmasının ardından ortaya çıkan bu iki ulus, Orta Asya bozkırları ile Maveraünnehir ve Deşt-i Kıpçak sahasında uzun süreli etkileşimler yaşamıştır. Cuci Ulusu (Altın Orda), Batu Han önderliğinde Deşt-i Kıpçak, Doğu Avrupa ve Güney Rusya steplerinde güçlü bir devlet yapısı kurmuş; İpek Yolu ticaretini kontrol ederek bölgesel jeopolitik üstünlüğünü pekiştirmiştir. Çağatay Ulusu ise Maveraünnehir ve Yedisu coğrafyasında teşekkül etmiş, yerel Türk unsurlarıyla bütünleşerek farklı bir sosyo-kültürel yapı geliştirmiştir. İki ulus arasındaki ilişkiler, sadece askerî ve siyasî alanlarda değil, aynı zamanda ekonomik, kültürel ve dinî boyutlarda da şekillenmiştir. Batu ve Çağatay hanedanları arasındaki temaslar, ticaret yollarının güvenliği, vergi düzenlemeleri ve karşılıklı diplomatik misyonlarla güçlenmiştir. Özellikle Berke Han döneminde İslamiyet'in resmî kimlik kazanması, Cuci ulusunun Memlüklerle ittifak kurmasını sağlarken, Çağatay sahasında da dinî-sosyal değişim süreçlerini etkilemiştir. Bu bağlamda, tasavvufî çevrelerin ve göçebe boyların hareketliliği, iki ulus arasında kültürel yakınlaşmayı hızlandırmıştır. Etnik düzeyde Dulat, Nayman, Argun, Kongrat ve Celayir gibi boylar hem Cuci hem Çağatay uluslarının toplumsal yapısında önemli roller üstlenmiş, zaman zaman göçler ve siyasî bağlarla iki bölgeyi birbirine bağlamıştır. Arkeolojik bulgular, nümizmatik veriler ve dönemin Arapça-Farsça kaynakları bu ilişkilerin çok yönlü niteliğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, Cuci ve Çağatay ulusları arasındaki siyasi ve kültürel ilişkiler, XIII–XIV. yüzyıl Orta Asya tarihinin şekillenmesinde belirleyici olmuş; bu etkileşimler Türk-İslam dünyasının sosyo-politik gelişiminde kalıcı izler bırakmıştır.
    • Item type:Item,
      Aralık değerli sezgisel bulanık sayı tabanlı nötrosofik kümeler ve karar verme uygulamaları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Karaoğlu, Nazlı Büşra
      Bu tez altı bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, konunun genel çerçevesini sunan ve literatürdeki mevcut çalışmaları özetleyen bir giriş bölümü olarak yapılandırılmıştır. İkinci bölümde, bulanık küme, sezgisel bulanık küme, aralık değerli sezgisel bulanık küme- ler ve bu kümelerin özelliklerine ilişkin temel kavramlara yer verilmiştir. Üçüncü bölümde, teze adını veren aralık değerli sezgisel bulanık sayı tabanlı nötroso- fik küme kavramı tanımlanmıştır. Sonrasında aralık değerli sezgisel bulanık t-norm ve t- konorm kullanılarak bu kümelere dayalı bazı cebirsel işlemler tanımlanmakta ve bir skor fonksiyonu sunulmaktadır. Dördüncü bölümde, aralık değerli sezgisel bulanık sayı tabanlı nötrosofik değerler için ağır- lıklı aritmetik ve geometrik toplulaştırma işleçleri önerilmiştir. Beşinci bölümde, aralık değerli sezgisel bulanık sayı tabanlı nötrosofik değerler için WAS- PAS (Ağırlıklı Toplam Çarpım Değerlendirmesi) yöntemi genişletilmiş ve bir karar verme problemine uygulanmıştır. Sonrasında, problemi farklı bakış açılarıyla değerlendirmek ama- cıyla karşılaştırmalı bir analiz gerçekleştirilmiştir. Son bölümde, çalışma kapsamlı bir şekilde analiz edilmiş, elde edilen sonuçlar ışığında ulaşılan katkılar değerlendirilmiş ve gelecekteki çalışmalara yönelik öneriler sunulmuştur.
    • Item type:Item,
      Süreksizliklerde dolgunun kesme dayanımına etkisinin nicelleştirilmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Üzgün, Aylin Fidan
      Kaya kütlesi dayanımını etkileyen en önemli iki faktör yapısal jeoloji özellikleri ve litolojidir. Litoloji kaya malzemesinin dayanımını kontrol ederken, yapısal özellikler daha çok değişik şekillerdeki süreksizliklerle kaya kütlesinin dayanımını kontrol etmektedir. Süreksizliklerin varlığına ve sayısına bağlı olarak dayanımın azaldığı, süreksizliklerin dolgulu olması durumunda dayanımın dolgunun kalınlığına ve dolgu türüne bağlı olarak değiştiği, belli bir dolgu kalınlığından sonra dayanımın bu dolgu malzemesi tarafından kontrol edildiği ve dayanım parametrelerinin dolgu ile aynı olduğu bilinmektedir. Aralarında açıklık bulunan yüzeyler zamanla kil, kalsit ve kuvars gibi malzemeler ile doldurularak dolgulu süreksizlikleri oluşturmaktadır. Aynı kaya türü olsa bile, dolgulu ve dolgusuz süreksizliklerin makaslama dayanımını denetleyen özellikler değişmekte ve süreksizliğin makaslama dayanımı, dolgunun türü ve kalınlığından etkilenmektedir. Bu araştırmanın amacı, dolgulu süreksizliklerin statik kesme gerilmelerinin dolgusuz durum ile karşılaştırılarak dolgu türü ve kalınlığına bağlı kesme gerilmesinde meydana gelen değişimi nicel olarak ortaya koymak ve pratik bir eşitlik geliştirmektir. Bu kapsamda materyal olarak toplam 6 çeşit kaya ve 3 çeşit dolgu türü 1, 3 ve 5 mm kalınlıkta uygulanarak kullanılmıştır. Doğal süreksizliklerle çalışmanın pratik güçlükleri dikkate alınarak, 6 farklı kaya çeşidine ait 15 cm'lik kübik bloklar özel olarak yarılarak test edilmeye elverişli özdeş düzlemler elde edilmiştir. Yapay olarak elde edilen süreksizlikler yapay dolgularla birlikte doğrudan kesme deneyine tabi tutulmuştur. Elde edilen sonuçlara göre, doğrudan kesme deneyinden elde edilen kesme gerilmesinin uygulanan normal gerilme, kayacın tek eksenli sıkışma dayanımı, dolgu malzemesinin kohezyonu ve dolgu malzemesinin içsel sürtünme açısının fonksiyonu olduğu görülmüştür. Kesme dayanımının belirlenmesi amacıyla regresyon katsayısı 0,835 olan ampirik bir ilişki geliştirilmiştir.
    • Item type:Item,
      Kolektif yatırım kuruluşlarının pay sahibi oldukları halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılmaları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Deliktaş, Emre Ali
      Kolektif yatırım kuruluşları, pay sahibi olarak veya pay sahibinin vekili olarak halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılma hakkı elde etmektedirler. 2000'li yılların başlarına kadar, kolektif yatırım kuruluşlarının faaliyetlerinin portföy işletmekten ibaret olduğu, dolayısıyla kolektif yatırım kuruluşlarının pay sahibi oldukları halka açık anonim ortaklıkların yönetimini kontrol amacı gütmemeleri, yönetimine müdahale etmemeleri gerektiği kabul edilmekteydi. Ancak kolektif yatırım kuruluşlarının portföy işletmeciliği faaliyetini yerine getirirken pay sahibi oldukları halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılmamaları gerektiğine ilişkin bu yaklaşımdan 2007-2009 yılları arasında yaşanan küresel ekonomik krizle birlikte vazgeçilmiştir. Ekonomik kriz sonrasında kolektif yatırım kuruluşlarının da içerisinde bulunduğu pay sahiplerinin büyük bir kısmının halka açık ortaklıkların uzun vadede elde edebilecekleri başarılara ve karşılaşabilecekleri risklere yeteri kadar önem vermedikleri, ortaklık paylarını kısa vadede alıp satarak aradaki fark üzerinden kâr elde etmeyi tercih ettikleri gözlemlenmiştir. Pay sahiplerinin kısa vadeci davranmaları halka açık anonim ortaklıklar, kısa vadeci davranmayan diğer pay sahipleri, ortaklık yöneticileri, genel ekonomi ve çevre bakımından birtakım olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Pay sahipliğinde kısa vadeciliğe karşı birçok çözüm önerisi getirilmiştir. Bu önerilerden biri de halka açık anonim ortaklıklarda pay sahibi olan kolektif yatırım kuruluşlarının, oy hakkı, bilgi alma ve inceleme hakkı, dava hakkı gibi pay sahipliği haklarını ve kişisel görüşmeler, kamuoyu baskısı ve diğer pay sahipleriyle iş birliği gibi hukuken düzenlenmemiş bazı araçları ortaklıkların uzun vadeli daha iyi yönetilmesi için kullanarak ortaklıkların yönetimine katılmasını ifade eden katılımcı pay sahipliğidir (shareholder engagement). Katılımcı pay sahipliği kolektif yatırım kuruluşlarının, pay sahipliği haklarını ve diğer yöntemleri aktif bir şekilde kullanarak ortaklığın işleyişini sağlayan iş ve işlemleri gözetmesi anlamına gelmektedir. Kolektif yatırım kuruluşlarının pay sahibi oldukları halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılmasını sağlamak için çeşitli düzenleme önerileri sunulmuş ve bunlar arasından kolektif yatırım kuruluşlarının halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılmaları konusunda kamuyu aydınlatması yaklaşımı tercih edilmiştir. Kamuyu aydınlatma düzenlemeleri aracılığıyla kolektif yatırım kuruluşlarının, katılım politikalarını, katılım politikalarını nasıl uyguladıklarını ve yatırım stratejilerini kamuya açıklamaları beklenmektedir. Kolektif yatırım kuruluşlarının pay sahibi oldukları halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılması için, SPKr Kurul Karar Organı 16.02.2024 tarihinde Sorumlu Yönetim İlkeleri'ni (SYİ) kabul etmiştir. Ayrıca SPKr Kurul Karar Organı'nın 21.11.2024 tarihli kararıyla Sorumlu Yönetim İlkeleri Rehberi (SYİ Rehberi) kabul edilerek, sorumlu yönetim ilkelerine ilişkin uygulamaların raporlanmasında esas alınacak raporlama standartları söz konusu rehberde açıklanmıştır. Kolektif yatırım kuruluşlarının hukuken düzenlenen ve düzenlenmeyen araçları kullanarak halka açık anonim ortaklıkların yönetiminde, sahip oldukları sınırlı pay ve oy hakkının ötesinde bir etki yaratmaya çalışmaları ticaret hukukunda ve sermaye piyasası hukukunda geçerli olan bazı kuralları ve ilkeleri ihlal edebilecek niteliktedir. Bu kapsamda hakkın kötüye kullanılması yasağı, eşit işlem ilkesi, pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunun doğması ve bilgiye dayalı piyasa dolandırıcılığı suçunun oluşması kolektif yatırım kuruluşlarının halka açık anonim ortaklıkların yönetimine katılırken kullandıkları pay sahipliği hakları bakımından genel bir sınır oluşturmaktadır. Bu çalışmada söz konusu hukuki sınırlar detay bir şekilde ele alınmaktadır. Türk hukukunda SYİ'nin kabul edilmesinin halka açık anonim ortaklıkların kurumsal yönetimi, Türk sermaye piyasalarında kolektif yatırım kuruluşlarına yatırım yapan yatırımcılar ve ülke ekonomisi bakımından yararlı olacağı kanaatindeyiz. Zira ülkemizin ekonomik gücünde önemli bir çarpan olan halka açık anonim ortaklıkların, pay sahibi olan kolektif yatırım kuruluşlarınca gözetilmesi ortaklıkların daha iyi yönetilmesini amaçlamaktadır. Halka açık anonim ortaklıkların iyi yönetilmesi ortaklıklar ve pay sahiplerinin yanı sıra çalışanların, ortaklık alacaklılarının, ülke ekonomisinin yararınadır. Buna karşılık, SYİ'ye yönelik bazı eleştirilerimiz ve önerilerimiz de bulunmaktadır. Bu çalışmada söz konusu eleştirilerimiz ve önerilerimiz açıklanmaktadır.