Gelişmekte Olan Ülkelerde Gayrimenkul Değerleme Sorunları: Türkiye Ve Brezilya Karşılaştırılması
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
ÖZET
Tezsiz Yüksek Lisans
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERDE GAYRİMENKUL DEĞERLEME SORUNLARI: TÜRKİYE VE BREZİLYA KARŞILAŞTIRILMASI
Mahmut Evren Barış İPEK
Ankara Üniversitesi
Fen Bilimleri Enstitüsü
Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı
Danışman: Prof. Dr. Yeşim TANRIVERMİŞ
Gelişmekte olan ülkelerde profesyonel gayrimenkul değerleme uygulamaları, ekonomik istikrarın ve kalkınmanın temel taşlarından biridir. Öncelikle, bankacılık sektörünün sağlığı için hayati önem taşır. Bankalar, kredilerinin ana teminatı olan gayrimenkulün gerçek piyasa değerini bilmek zorundadır. Aşırı değer biçilmiş mülkler, finansal sistemi çöküşe sürükleyebilecek büyük riskler oluştururken, doğru değerleme risk yönetimini güçlendirir ve 2008 krizi benzeri senaryoların önüne geçer. Öte yandan, bu uygulamalar hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için vazgeçilmez bir güven unsurudur. Uluslararası standartlara uygun, bağımsız değerleme raporları, şeffaflık sağlayarak yatırım kararlarını kolaylaştırır ve ülkeye sermaye çekilmesine yardımcı olur. Aynı zamanda, kamusal alanda adil ve etkin bir vergilendirme sisteminin temelini atar. Emlak ve veraset vergisi gibi önemli gelir kalemlerinin doğru hesaplanması, devlet gelirlerini artırır ve vatandaşlar nezdinde vergi adaletini sağlar. Bu çalışma, gelişmekte olan ülkelerdeki gayrimenkul değerleme süreçlerinde karşılaşılan temel sorunları, Türkiye ve Brezilya vaka analizleri üzerinden karşılaştırmalı bir perspektifle incelemektedir. Araştırmanın amacı, bu iki büyük gelişmekte olan ekonomideki değerleme sorunlarının ortak ve farklı yönlerini tespit etmek, bu sorunların altında yatan yapısal nedenleri analiz etmek ve politika önerileri sunmaktır. Çalışma, gelişmekte olan ülkelerdeki değerleme sorunlarının ortak kökenlere sahip olsa da her ülkenin kendi özgün idari, yasal ve sosyo-ekonomik yapısı içinde farklılaştığı ve bu nedenle yerel koşullara uygun, özgün çözümler gerektirdiği sonucuna varmaktadır.
Eylül, 2025, 34 sayfa
