Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Firmaların üçüncü parti lojistik (3PL) hizmet sağlayıcıları ile ilişki kalitesi ve tersine lojistik performansı ilişkisinde lojistik yeteneklerinin aracılık etkisi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Kabak, Dilara Soysal
      Bu çalışmada, işletmelerin üçüncü parti lojistik (3PL) hizmet sağlayıcıları ile kurdukları ilişki kalitesinin, tersine lojistik performansı üzerindeki etkisi ve bu ilişkide lojistik yeteneklerinin aracılık rolü incelenmiştir. Günümüzde sürdürülebilirlik, maliyet etkinliği ve müşteri memnuniyeti açısından tersine lojistik faaliyetleri işletmelerin rekabet gücünü etkileyen stratejik unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu doğrultuda, ilişki kalitesi boyutlarının (güven, bağlanma, iletişim, paylaşılan değer ve empati) lojistik yetenekler (bilgi sistemleri yeteneği, iletişim yeteneği ve iade süreci yeteneği) aracılığıyla ekonomik ve çevresel performans üzerindeki etkileri araştırılmıştır. Çalışmanın teorik altyapısı Kaynak Temelli Görüş, Sosyal Ağ Teorisi ve Sosyal Sermaye Teorisi yaklaşımlarına dayanmaktadır. Bu teorilerden, örgütler arası ilişkilerin güven, bilgi paylaşımı ve koordinasyon yoluyla lojistik yetenekleri güçlendirdiğini ve bunun performansa yansıdığını açıklamada yararlanılmıştır. Araştırma nicel bir yöntemle yürütülmüş ve veri toplama aracı olarak anket tekniği kullanılmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda faktör, korelasyon ve regresyon analizleri yapılmış, Hayes'in (2013) Process Macro Model 4 yöntemi ile aracılık etkileri test edilmiştir. Araştırma bulgularına göre, ilişki kalitesi boyutlarının lojistik yetenekler üzerinde anlamlı ve pozitif etkileri olduğu görülmüştür. Geliştirilen bu yeteneklerin ise işletmelerin tersine lojistik bağlamında hem ekonomik hem de çevresel performansını güçlendirdiği saptanmıştır. Analiz sonuçları, güvene ve karşılıklı iş birliğine dayalı ilişkilerin, bilgi sistemleri ve iletişim gibi lojistik yeteneklerin gelişimini desteklediğini ve bu yetenekler aracılığıyla tersine lojistik performansını artırdığını göstermektedir. Bulgular genel olarak, 3PL hizmet sağlayıcıları ile kurulan ilişki kalitesinin, işletmelerin rekabet gücü ve sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmalarında kritik bir rol oynadığını ortaya koymaktadır. Araştırmada ilişki kalitesi, yetenek ve performans bağlantısını tersine lojistik bağlamında bütüncül olarak ele alınmıştır. Uygulama açısından ise, işletmelere dijital altyapılarını güçlendirmeleri, bilgi paylaşımını artırmaları ve güven temelli uzun vadeli iş birlikleri geliştirmeleri yönünde öneriler sunmaktadır. In this study, the effect of the relationship quality established between firms and their third-party logistics (3PL) service providers on reverse logistics performance, as well as the mediating role of logistics capabilities in this relationship, were examined. Today, reverse logistics activities have become one of the strategic factors affecting firms' competitiveness in terms of sustainability, cost efficiency, and customer satisfaction. Accordingly, the effects of the dimensions of relationship quality (trust, commitment, communication, shared values, and empathy) on economic and environmental performance through logistics capabilities (information systems capability, communication capability, and return process capability) were investigated. The theoretical framework of the study is based on the Resource-Based View, Social Network Theory, and Social Capital Theory. These theories were utilized to explain how interorganizational relationships strengthen logistics capabilities through trust, information sharing, and coordination, and how these capabilities, in turn, enhance performance. The research was conducted using a quantitative method, and the survey technique was employed as the data collection tool. Based on the data obtained, factor, correlation, and regression analyses were performed, and mediation effects were tested using Hayes' (2013) PROCESS Macro Model 4 method. According to the research findings, the dimensions of relationship quality have significant and positive effects on logistics capabilities. The development of these capabilities was found to strengthen firms' economic and environmental performance in the context of reverse logistics. The analysis results indicate that trust-based and collaborative relationships support the development of logistics capabilities such as information systems and communication, and that these competencies enhance reverse logistics performance. Overall, the findings reveal that the relationship quality established with 3PL service providers plays a critical role in achieving firms' competitiveness and sustainability goals. Finally, this study holistically addresses the connection between relationship quality, capabilities, and performance within the context of reverse logistics. From a practical perspective, it offers recommendations for firms to strengthen their digital infrastructure, enhance information sharing, and develop trust-based long-term collaborations.
    • Item type:Item,
      Algılanan ebeveyn kabul-reddi ile güvenilirlik algısı arasındaki ilişkide duygusal süreçlerin aracı rolü
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Gedik, Gamze
      Güven ve güvenilirlik algısı kişilerarası ilişkilerin gelişimi ve sürdürülmesinde en temel bileşenlerden biridir. Bireylerin güvenilirlik değerlendirmeleri yalnızca deneyimlere dayalı olarak değil; aynı zamanda yüz ifadeleri gibi kısa süreli ipuçları aracılığıyla da şekillenmektedir. Güvenilirlik algısında güvenen ve güvenilenin demografik, kişilik, duygusal, bilişsel ve kişilerarası deneyimlerine ilişkin özellikleri rol oynamaktadır. Gelişimsel açıdan bireylerin erken çocukluk deneyimleri, özellikle ebeveynlerinden algıladıkları kabul ve red, bireylerin güvenilirlik algısında kritik bir rol oynamaktadır. Alan yazında güvenilirlik algısı ile algılanan ebeveyn kabul-reddi arasındaki ilişkiyi inceleyen çalışmalar sınırlıdır ve bu ilişkide rol oynayabilecek mekanizmaların aydınlatılması gerekmektedir. Bu doğrultuda, mevcut araştırmada güvenilirlik algısının algılanan ebeveyn kabul-reddi ile ilişkisi ve bu ilişkide etkili olabilecek mekanizmalar incelenmiştir. Algılanan ebeveyn kabul-reddinin güvenilirlik algısını yordayacağı ve bu ilişkide aile duygu ifade ediciliği, aleksitimi, duygu tanıma becerisi ile pozitif ve negatif duygunun anlamlı dolaylı etki göstereceği varsayılmıştır. Araştırmanın örneklemini 18-25 yaş arasında yer alan 119 üniversite öğrencisi (59 kadın, 60 erkek) oluşturmaktadır. Katılımcılar, Bilgilendirilmiş Onam Formu, Demografik Bilgi Formu, Ebeveyn Kabul-Red Ölçeği - Kısa Form (anne ve baba formları), Toronto Aleksitimi Ölçeği (TAÖ-26), Pozitif ve Negatif Duygu Ölçeği, Algılanan Güvenilirlik Görevi ve Duygu Tanıma Görevi'ni tamamlamıştır. Demografik Bilgi Formu'nda yer alan maddeler aracılığıyla Aile Duygu İfade Ediciliği İndeksi oluşturulmuştur. Veriler araştırmacı tarafından yüz yüze toplanmıştır. Cinsiyet ve yaş farklılıklarını değerlendirmek için ANOVA ve MANOVA, değişkenler arası ilişkileri incelemek için Pearson korelasyon analizi uygulanmıştır. Aracılık analizleri, PROCESS uygulaması Model 4 ile anne ve baba reddi için ayrı ayrı yürütülmüştür. Bulgular, güvenilirlik algısının cinsiyet ve yaşa göre farklılaştığını göstermiştir. Erkeklerin güvenilirlik algısının kadınlara kıyasla daha yüksek olduğu, ayrıca 21-25 yaş grubunun 18-20 yaş grubuna kıyasla daha yüksek güvenilirlik değerlendirmeleri yaptığı bulunmuştur. Algılanan ebeveyn kabul-reddinde ise cinsiyet ve yaşın anlamlı etkileri bulunmamıştır. Pearson korelasyon analizi bulguları, algılanan ebeveyn reddi ile güvenilirlik algısı arasında negatif yönde anlamlı bir ilişki olduğunu ortaya koymuştur. Paralel çoklu aracı değişken analizi bulguları, algılanan ebeveyn reddinin güvenilirlik algısını doğrudan yordamadığını, ancak aile duygu ifade ediciliği üzerinden anlamlı dolaylı bir etkisinin bulunduğunu göstermiştir. Algılanan anne ve baba reddinin artması ailede duygu ifade ediciliği azaltmakta; bu durum da güvenilirlik algısının düşmesine yol açmaktadır. Bu bulgu, güvene dayalı kişilerarası ilişkilerde yaşanan sorunlara yönelik klinik müdahalelerde, algılanan ebeveyn kabul-reddi ve aile duygu ifade ediciliğinin dikkate alınması gereken önemli faktörler olduğunu göstermektedir.
    • Item type:Item,
      Kuantum mekaniği, fonksiyonel analiz ve normlu bölmeli cebirler
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Erdem, Gökmen
      Bu çalışmada kuantum mekaniğinin aksiyomatiğini desteklemek için bazı arkaplan matematiksel materyaller ele alındı. Bu sebeple sembolik mantık, küme teorisi ve gönderimler, topolojik uzaylar, metrik uzaylar, Banach uzayları ve Hilbert uzayları çalışıldı. Sonrasında, kuantum mekaniğinin postülalarını modern fonksiyonel analiz teorisinde bulunan matematiksel yapılara uygun olarak sunuldu. Bunları takiben normlu bölmeli cebirlerin (reel sayılar, kompleks sayılar, kuaternionlar ve oktonionlar) özellikleri çalışıldı ve üç katmanlı yolun ana şeması verildi. Bu, karşılaşılan problemlerin, karşılık gelen Hilbert uzaylarını temsillerle ve sırasıyla reel ve kuaternionik olarak sınıflandırılan yapılarla donatarak çözülebileceği anlamına gelmektedir. In this work, some mathematical background materials have been introduced in order to support the axiomatic formulation of quantum mechanics. Accordingly, symbolic logic, set theory and mappings, topological spaces, metric spaces, Banach spaces, and Hilbert spaces have been studied. Later on the postulates of quantum theory have been prescribed in accordance with the given mathematical structures residing in the theory of modern functional analysis. Followingly the properties of normed division algebras (real numbers, complex numbers, quaternions and octonions) have been worked on, and the main scheme called the three-fold way has been given. This means that the problems faced upon real and quaternionic quantum theory can be solved by seeing the corresponding Hilbert spaces as equipped with representations and the structures that are classified respectively as real and quaternionic.
    • Item type:Item,
      Share buyback programs in publicly held joint stock companies
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Halka açık anonim şirketlerde pay geri alım programları
      Bu çalışma, anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap etmeleri ve özellikle sermaye piyasası mevzuatında yer bulan "pay geri alım programları"nı ayrıntılı şekilde incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, anonim şirketin kendi payını iktisabının genel kavramsal çerçevesi çizilmiş; bu işlemde güdülen amaçlar, sağlayabileceği potansiyel yararlar (örneğin sinyal etkisi, likidite yönetimi, düşmanca devralmalara karşı koruma gibi) ve yaratabileceği sakıncalar (eşit işlem ilkesine aykırılık, sermaye iadesi yasağı, piyasa manipülasyonu riski vb.) incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde, anonim şirketin kendi payını iktisabının Türk hukukundaki tarihsel seyri ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu çerçevesindeki yasal düzenlemeler detaylandırılmış, iktisabın sınırları ve yöntemleri (örneğin borsa yoluyla alım, sabit fiyatlı teklif, hızlandırılmış geri alım gibi) örnekleriyle açıklanmıştır. İkinci bölümde ise halka açık anonim şirketlerin sermaye piyasası hukuku bakımından kendi paylarını iktisap etmesi ayrıntılı olarak incelenmiştir. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu ve bu Kanun'a dayanılarak yürürlüğe konulan Geri Alınan Paylar Tebliği (II-22.1) çerçevesinde, geri alım programlarının hukuki altyapısı, programların taşıması gereken unsurlar, programa ilişkin yetkilendirme, işlem sınırları, geri alınan paylara ilişkin haklar ve geri alınan payların elden çıkarılması konuları ele alınmıştır. Ayrıca, Sermaye Piyasası Kurulu'nun çeşitli tarihli ilke kararları ve basın duyuruları ile getirilen geçici istisnalar da incelenmiştir. Çalışmanın son bölümünde ise pay geri alım programlarının özellikle kamuyu aydınlatma yükümlülükleri ve sermaye piyasası suçları (bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı) ile olan ilişkisi değerlendirilmiştir. Bu kapsamda, pay geri alım programlarının bir kamuyu aydınlatma belgesi niteliğinde olup olmadığı, eksik, yanıltıcı veya yanlış açıklamaların SerPK m. 32 çerçevesindeki bir hukuki sorumluluğa yol açıp açmadığı irdelenmiş; bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı sayılmayacak haller Tebliğ çerçevesinde değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, halka açık anonim şirketlerin kendi paylarını iktisap etmeleri sınırlı bir serbestliğe dayalı olacağı kabul edilmiş olmakla birlikte, bu işlemin kötüye kullanılmasını önlemek ve sermaye piyasası düzeninin korunmasını sağlamak amacıyla oldukça ayrıntılı bir düzenleme rejimi tesis edilmiştir. Ancak Kurul tarafından getirilen basın açıklamaları ve ilke kararları ile bu rejimden zaman zaman çıkıldığı görülmektedir. Pay geri alım programları hem şirketlerin sermaye politikalarını uygulamada hem de şirketin borsadaki pay değerlerine ilişkin istikrara katkı sunmada önemli araçlar olmakla birlikte; şeffaflık, eşitlik ve hesap verebilirlik ilkeleri ile dengelenmedikleri takdirde, piyasa güvenliğini ve yatırımcı haklarını tehdit edebilecek potansiyele de sahiptir.
    • Item type:Item,
      Türk Kamu Yönetiminde Dünden Bugüne İç Kontrol
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Eser, Nisa Akyol
      Yirminci yüzyılın sonları itibarıyla kurumsal performansa katkı sağlaması amacıyla hesap verebilirliği, saydamlığı, yönetsel esnekliği ve sonuç odaklı yönetim anlayışını destekleyen modeller hem özel sektör hem de kamu sektöründe kabul görmeye başlamıştır. Bu değişimle birlikte kurumun amaçlarına ulaşmasını sağlayacak risk esaslı yönetim anlayışı kabul görmüş ve iç kontrol dolayısıyla iç denetim gerekliliği doğmuştur. Bu araştırma, kamu mali yönetiminde zaman içinde meydana gelen değişim ile dönüşümü ve neticesinde ortaya çıkan iç kontrolün ve iç denetimin dünyada ve ülkemizde yaşanan gelişim sürecine odaklanmaktadır. Bu gelişim sürecine en büyük katkıyı sağlayan iç kontrol ve risk yönetimine ilişkin uluslararası alanda genel kabul gören COSO İç Kontrol Bütünleşik Çerçevesi ve COSO Kurumsal Risk Yönetimi Bütünleşik Çerçevesi ayrıntılı ele alınmaktadır. Türk kamu sektöründe gerçekleşen yapılanmanın temeli 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile oluşturulmuştur. Nitekim ülkemizde kamu kurumlarında kamu mali yönetiminin saydamlığı ve hesap verilebilirliğini artırmak, kurumlarda etkin bir iç kontrol sisteminin oluşturulması amacıyla 5018 Sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile uluslararası standartlara uygun bir iç kontrol sistemi çerçevesi yapılandırılmıştır. COSO küpü örnek alınarak iç kontrol unsurları ve standartları belirlenmiş iç kontrol sisteminin süreci, kullanıcıların rolü ve sorumlulukları tanımlanmış kamu kurumları için örnek teşkil etmesi sağlanmıştır.