Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Dünya bankacılık sektöründeki dijital platformların analizi ve Türkiye’deki platform bankacılığı örneklerinin incelenmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Sarı, Merve Sena
      Bu çalışmada, dijitalleşme sürecinin bankacılık sektörü üzerindeki dönüştürücü etkileri platform bankacılığı yaklaşımı çerçevesinde incelenmiştir. İnternet teknolojilerindeki gelişim, mobil cihaz kullanımının yaygınlaşması, veri işleme kapasitesinin artması ve finansal teknolojilerin gelişmesi; bankacılık hizmetlerinin sunuluş biçimini önemli ölçüde değiştirmiştir. Özellikle açık bankacılık uygulamaları, API ekonomisi, gömülü finans modelleri ve Servis Modeli Bankacılığı yapıları, finansal hizmetlerin yalnızca bankalar tarafından sunulan geleneksel bir faaliyet olmaktan çıkarak dijital platform ekosistemleri içerisine entegre olmasına neden olmuştur. Çalışmada öncelikle dijitalleşme, platform ekonomisi ve platform bankacılığı kavramlarının kuramsal çerçevesi ele alınmıştır. Ardından bankacılık sektörünün Bankacılık 1.0’dan Bankacılık 4.0’a uzanan dönüşüm süreci değerlendirilmiş; veri ekonomisi, ağ etkileri ve dijital ekosistemlerin finansal sistem üzerindeki etkileri analiz edilmiştir. Bu kapsamda açık bankacılık, API altyapıları, gömülü finans uygulamaları ve süper uygulama ekonomisinin platform bankacılığı modeli içerisindeki rolü incelenmiştir. Araştırmanın uygulama bölümünde Revolut, Nubank, KakaoBank ve WeBank örnekleri karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Söz konusu platformların kullanıcı deneyimi, veri kullanımı, dijital ekosistem entegrasyonu ve finansal kapsayıcılık açısından geliştirdikleri modeller analiz edilmiştir. Ayrıca Türkiye’deki dijital bankacılık dönüşümü; FAST sistemi, açık bankacılık düzenlemeleri, BKM altyapıları ve Servis Modeli Bankacılığı çerçevesinde ele alınmıştır. Türkiye’de platform bankacılığı dönüşümünün büyük ölçüde geleneksel bankalar öncülüğünde ilerlediği, bu nedenle küresel örneklere kıyasla daha banka merkezli hibrit bir yapı ortaya çıktığı sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; akademik yayınlar, sektör raporları, faaliyet raporları ve düzenleyici kurumların yayımladığı resmî dokümanlardan yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular doğrultusunda platform bankacılığının yalnızca teknolojik bir dönüşüm olmadığı; aynı zamanda rekabet yapısı, veri yönetimi, müşteri deneyimi ve finansal ekosistem ilişkilerini yeniden şekillendiren çok boyutlu bir dönüşüm alanı olduğu değerlendirilmiştir. Bununla birlikte veri güvenliği, siber riskler, platform yoğunlaşması ve dijital bağımlılık gibi unsurların gelecekte platform bankacılığı açısından önemini artıracağı sonucuna ulaşılmıştır.
    • Item type:Item,
      Penetran tracheal injury: a rakshe accident
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Sezer, Hüseyin Fatih; Dayanır, Hakan; Zıraman, Mehmet Yavuz
      Tracheal injury is a rare pathology, but 30% of all cases can be fatal and 50% of those patients will deteriorate in couple of hours and may lead to death. The course of treatment must be scheduled by clinical status and severity of pathology; conservative approaches can be followed for minor injuries but major injuries must be performed for advanced cases. A 36-years-old male patient was referred to our hospital from an external center after suffering from a traffic accident. On physical examination, on the neck, there was an approximately 8 cm long horizontal incision extending into the left side of the trachea. When the incision in the neck was partially explored, it was seen that the trachea was cut due to trauma to the penetrant. The patient was operated on emergency conditions. The trachea was repaired by suturing using 3-0 polypropylene sutures. The injuries of the thyroid and vena jugularis interna were repaired. The patient was discharged after 2 days of intensive care and 2 days of follow-up. Mortality and morbidity rates of penetrating tracheal injuries higher. Also surprise major artery cuts may also accompany the injury. For this reason, physical examination, radiological findings and bronchoscopy should be performed in early stages for differential diagnosis and should the most appropriate treatment choice prefer for reduce high risks. Trakeal yaralanmalar nadir görülen bir patolojidir fakat %30 oranında mortal seyreder ve %50 oranında saatler içerisinde kötüleşerek ölümle sonuçlanır. Tedavinin seyri klinik duruma ve patolojinin şiddetine göre planlanmalıdır; küçük yaralanmalar konservatif yaklaşımla takip edilebilir, ancak ileri olgular için cerrahi planlanmalıdır. Otuz altı yaşında erkek hasta trafik kazası nedeni ile götürüldüğü dış merkezden hastanemize sevk edildi. Fizik muayenesinde boyunda trakea üzerinde orta hattan sola doğru uzanımı olan yaklaşık 8 cm uzunluğunda horizontal bir kesi vardı. Boyundaki kesi kısmi eksplore edildiğinde trakeanın penetran travma nedeni ile kesildiği görüldü. Hasta acil şartlarda opere edildi. Trakea 3-0 polipropilen sütür kullanılarak dikilerek onarıldı. Tiroid ve vena jugularis interna yaralanmaları tamir edildi. Hasta iki gün yoğun bakım ve 2 gün servis takibinden sonra taburcu edildi. Penetran trakeal yaralanmaların mortalite ve morbidite oranları yüksektir. Ayrıca yaralanmaya sürpriz majör vasküler kesiler eşlik edebilir. Bu nedenle ayırıcı tanı için erken dönemde fizik muayane, radyolojik görüntüleme, bronkoskopi yapılmalı ve yüksek riskleri azaltmak için en uygun tedavi seçeneği tercih edilmelidir.
    • Item type:Item,
      Yüz yerleşimli nodüler fasiit olgusu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Özden, Necip Sefa; Aydınlı, Yasemin; Sezgiç, Melihcan; Kaygusuz, Gülşah; Kaya, Burak
      Nodüler fasiit (NF) genellikle 20-40 yaşlar arasında görülen, ilk olarak subkütan psödosarkomatöz fibromatozis olarak tanımlanmış, nadir bir benign yumuşak doku tümörüdür. Çocukluk çağında sıklıkla baş boyun bölgesinde görülürken erişkinlerde genellikle üst ekstremite ve gövde gibi lokalizasyonlarda karşımıza çıkar. Hızlı büyür ve ağrı oluşturmaz. Hızlı büyümesi nedeniyle sarkomlarla karışmaktadır. Bu makalede mandibula üzerinde kitle şikayetiyle başvuran ve biyopsi sonucu iğsi hücreli mezenşimal tümör şeklinde gelen ve cerrahi rezeksiyon sonrasında NF tanısı alan olgu sunulmuştur. Nodular fasciitis (NF) is a rare benign soft tissue tumor which is usually seen between 20 and 40 years of age. NF was first described as subcutaneous pseudosarcomatous fibromatosis. Nodular fasciitis is most commonly seen in the head and neck region during childhood, although in adults it is generally seen on the upper extremities and the trunk. It grows fast and is not painful. NF resembles sarcomas because of its rapid growth. In this article, an 18-years-old patient with a massive lesion on the mandible which was diagnosed as a spindle cell mesenchymal lesion by incisional biopsy and was diagnosed as NF after the pathologic investigation of surgical excision material is presented.
    • Item type:Item,
      Geri dönüşümlü kolistin nefrotoksisitesi: olgu sunumu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Çınar, Güle; Kalkan, İrem Akdemir; Memikoğlu, Kemal Osman
      Hem toplum kökenli hem de hastane kökenli gram negatif bakteri enfeksiyonları ciddi morbidite ve mortalite nedenidir. Ancak yeni geliştirilen antibiyotikler pek olmadığı için toksik yan etkileri bulunan eski antibiyotikler tekrar kullanılmak durumundadır. Bunlardan bir tanesi de hem nefrotoksik hem nörotoksik yan etkisi bulunan kolistindir. Özellikle nefrotoksisite yan etkisi nedeniyle kolistin kullanımında ciddi sıkıntılar yaşanabilmektedir. Bu makalede, kolistin kullanımı sonrasında geri dönüşümlü nefrotoksisite gelişen bir olgu sunulmuştur. Both nosocomial and community acquired gram-negative bacterial infections cause serious morbidity and mortality. However, old antibiotics, which have toxic side effects, should be re-used because of the lack of newly developed antibiotics. One of these is colistin which has both nephrotoxic and neurotoxic side effects. Especially due to nephrotoxicity side effec, serious problems can be experienced in the use of colistin. In this article, a case of reversible nephrotoxicity after colistin usage is presented.
    • Item type:Item,
      Long axis to short axis ratio of breast masses pre-diagnosed as fibroadenomas on ultrasonography. can it be a useful tool in predicting malignancy?
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2019) Sürek, Ahmet; Ünsal, Mustafa Gökhan; Dural, Ahmet Cem; Çelik, Muhammet Ferhat; Baytekin, Halil Fırat; Öztürk, Enis; Kapan, Selin; Alış, Halil
      The purpose of this study was to calculate the long-axis-to-short axis ratio of breast masses pre-diagnosed as fibroadenoma (FA) on ultrasonography and determine its role in predicting malignancy. Between January 2011 and March 2014, 1,154 patients who underwent tru-cut biopsy for the evaluation of solid breast masses encountered on imaging were evaluated. Of these, patients with breast masses that were diagnosed as FA based on ultrasonographic findings were included (n=707) into the study. The long axis ratio of lesions with only 1-2 lobulations or had well circumscribed borders, homogenous echogenicity was measured parallel to the skin. The patient’s clinical characteristics and demographic data, imaging and pathology findings were reviewed. Pathology findings revealed malignancy in 13 (1.8%) patients. Two of these were <40 years and 11 of them were >40 years (p=0.003). The long axis-short axis ratio was 1.8 for the benign cases and 1.4 for the malignant cases. The cut off value of the two ratios was calculated to be 1.4 (p=0.001). Most of the lesions were on right side and upper outer quadrant (n=394, 55.7% and n=389, 55% respectively). The rate of malignancy was similar according to location. Breast masses diagnosed as FA based on imaging with a long axis to short axis ratio less than 1.4 may be at an increased risk for malignancy despite the presence of benign sonographic features. In patients older than 40 with notable risk factors, a detailed review of pathological findings is strongly encouraged. Bu çalışmada görüntüleme yöntemleri sonrası fibroadenom (FA) ön tanısı alan meme kitlelerinin uzun ve kısa aks oranlarının hesaplanması ve elde edilen bulguların malignite için prognostik öneminin olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Ocak 2011-Mart 2014 yılları arasında görüntülemede solid lezyon saptanıp tru-cut biyopsi yapılan 1154 hasta değerlendirildi. Bu hastalardan ultrasonografi değerlendirmesine göre FA olarak tanımlanan hastalar (n=707) çalışmaya dahil edildi. Uzun aks cilde paralel olacak şekilde sadece bir veya iki lobulasyonu olan ya da düzgün sınırlı, homojen ekojenitesi olan lezyonlarda ölçüldü. Hastaların demografik verileri, klinik özellikleri, görüntüleme ve patoloji sonuçları değerlendirildi. Hastaların 13’ünde (%1,8) patoloji sonucu malignite ile uyumlu olarak sonuçlandı. Bunlardan ikisi <40 yaş olup 11’i >40 yaş idi (p=0,003). Uzun aks/kısa aks oranı benign olgularda 1,8 iken malign olgularda 1,4 idi. Bu iki oran arası eşik değer 1,4 olarak ölçüldü (p=0,001). Lezyonlar çoğunlukla sağ tarafta ve üst dış kadran (n=394, %55,7 ve n=389, %55, sırası ile) yerleşimli idi. Lokalizasyona göre malignite oranı benzer idi. Görüntüleme yöntemleri sonrası FA ön tanısı alan smeme kitleleri sonografik olarak benign özellikler gösterse de uzun aks/kısa aks oranının eşik değeri 1,4’ten küçük ise malignite oranı artabilir. Bu hastalarda 40 yaş üstü ve risk faktörü de mevcutsa detaylı patolojik incelemenin göz ardı edilmemesi gerektiğini düşünmekteyiz.