Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Savunma Sanayide Mühendislerin İşe Alım Süreçlerinin İncelenmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Albayrak, NihanSavunma sanayide şirketlerin, hızla gelişen teknoloji ve rekabet ortamında faaliyetlerini sürdürebilmeleri, sektörde üretim ve kalitelerini arttırabilmeleri, büyümeleri, gelecek vadeden personelleri kaybetmemeleri ve amaçlarına ulaşabilmeleri için nitelikli aday seçimine önem vermeleri gerekmektedir. İşe alım yaparken şirketler vizyon ve misyonlarına, etik değerlerine uygun adayları seçme sorumlulukları bulunmaktadır. Bu seçim ancak insan kaynaklarının strateji ve işe alım yöntemlerini doğru kullanmaları ile mümkündür. Savunma sanayi firmalarında en çok istihdam edilen personelin mühendisler olduğunu düşünürsek, mühendisler için kullanılan yöntemlerin ayrıca kritik önem arz ettiği bilinmelidir. Bu çalışmada Savunma sanayi firmalarının işe alımda mühendisler için uygulandıkları yöntemler incelenmiştir. Bu amaçla 12 şirketle görüşülmüş, insan kaynakları işe alım çalışanları ile yarı-yapılandırılmış mülakatlar gerçekleştirilmiştir. Görüşmelerde işe alım süreçlerinin başından sonuna kadar sürecin nasıl işlediği ve sektör içi yaşanılan işe alım sürecindeki zorluklara yer verilmiştir. Sektörün mühendis seçiminde hangi teknik yeterliliklere ve davranışsal özelliklere sahip olması gerektiği incelenmiştir. Kullanılan mülakat teknikleri ve pozisyona göre uygulanan yöntemlere yer verilmiştir. Aday seçimlerinde kullanılan araçlar sıralanmıştır. Yapılan görüşmeler sonucunda cevaplara göre analizler yapılmış, tablolar ve grafikler üzerinde görüşme sonuçları ayrıntılı incelenmiştir. Görüşmelerdeki sonuçlara göre çözüm önerileri sunulmuştur.Item type:Item, Kadınların Çalışma Hayatındaki Karşılaştıkları Sorunlarkddb Mail(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Doğruer, Ayşe GülKadın istihdamı, ülkelerin gelişmişlik göstergeleri arasında önemli bir yere sahiptir. İşgücü piyasası içinde hemen hemen her sektörde istihdam edilen kadınların, çalışma yaşamında karşılaştıkları sorunların tespit edilmesi ve bu sorunlara karşı gerekli düzenlemelerin yapılarak çözüm önerilerinin sunulması oldukça önemlidir. Çalışmanın amacı, kadınların çalışma yaşamında ve aile hayatında karşılaştığı sorunlara dikkat çekmektir. Bu amaçla yaptığımız çalışmanın uygulama kapsamına Ankara ilinde özel sektörde çalışan kadınlar dahil edilmiştir. Eğitim, sağlık, gıda, tekstil, ticaret ve finans , savunma sektörü olmak üzere belirlenen yedi sektörde çalışan kadınlara yönelik olarak, toplam 16 sorudan oluşan anket uygulanmış ve 12 kişiden elde edilen veriler doğrultusunda kadınların çalışma hayatında yaşadığı avantaj ve dezavantajlar vurgulanmıştır. Çalışmanın sonucunda; kadınların işgücüne katılım oranını belirleyen faktörlerin yaş, eğitim, medeni durum ve çocuk sahibi olup olmaması gibi etkenler önemli bir rol oluşturmaktadır.Item type:Item, The Enforcement Of Jurısdıctıon Over Stateless Vessels In The Hıgh Seas(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Wajahat, SharifAçık denizlerde bayraksız gemilerin faaliyet göstermesi, özellikle uyuşturucu kaçakçılığı, Yasadışı, Bildirilmemiş ve Düzensiz (IUU) balıkçılık ya da göçmen kaçakçılığı yapan gemiler söz konusu olduğunda, yeni bir olgu değildir. Deniz hukuku, açık denizlerin tüm dünya devletleri tarafından kullanımını düzenlemiştir. Bu amaçla açık deniz rejimi, bayrak devleti yargı yetkisi ilkesine dayanır. Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (1982 UNCLOS), açık denizlerden bayraksız gemilerin yararlanmasını öngörmediği ve bu nedenle açık denizlerdeki bayraksız gemilerin düzenlenmesine ilişkin açık bir hüküm getirmedi. Bu durum, açık denizlerdeki bayraksız gemilere ilişkin yargı yetkisi konusunda bir tartışmaya yol açmıştır: Bir görüş tüm devletlerin bu gemiler üzerinde tam yargı yetkisine sahip olduğunu savunurken, diğeri bayraksız gemi ile yargı yetkisini kullanan devlet arasında bir bağ bulunmasını şart koşar. Bu tez, bayraksız gemiler etrafındaki yargı yetkisi belirsizliklerini açıklığa kavuşturmayı amaçlamaktadır. Bunu başarmak için tez, öncelikle gemilerin uyruğuna ilişkin hukuki rejimi incelemekte ve deniz hukukunda net hukuki yanıtların bulunmamasından kaynaklanan sorunlu hukuki boşluğu vurgulamaktadır. İkinci olarak, konuya dair hukuk bilginlerinin görüşlerini, seçili ülkelerin devlet uygulamalarını ve ilgili yargı kararlarını gözden geçirmektedir. Bu kapsamlı analiz yoluyla, bu çalışma, bayraksız gemilerin ortaya çıkardığı yargı yetkisi sorunlarına ilişkin tutarlı bir pozisyon önermeyi hedeflemektedir. 1982 UNCLOS ve Açık Denizler Sözleşmesi (CHS) gibi ilgili anlaşmaların uygulanmasındaki boşluklar göz önüne alındığında, bu çalışma uluslararası hukuki çerçevelerin güçlendirilmesini önermektedir. Bunun için 1982 UNCLOS'un bazı hükümlerinin bayraksız gemileri açıkça kapsayacak şekilde revize edilmesi, 1988 Deniz Seyrüseferinin Güvenliğine Karşı Yasa Dışı Eylemlerin Bastırılması Sözleşmesi'nin (SUA) uygulanabilirliğinin genişletilmesi ve ulusal yasaların uyumlaştırılmasının güçlendirilmesi gereklidir. Ayrıca, gözetim ve uygulamanın iyileştirilmesi için devletler, bölgesel örgütler ve uluslararası kuruluşlar arasında artırılmış işbirliği şarttır.Item type:Item, Ahmet Yesevi öğretisinde varoluşçu kavramlar ve manevi başa çıkma(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Öztekin, Ayşeİnsanın kendini bilme ve aşkın yanını deneyimleme çabası, maneviyatı ilgilendirdiği kadar varoluşsal bir süreci de ifade etmektedir. Kendini bilmek isteyen insanın varoluş sürecinde "anlam arayışı", "yabancılaşma", "özgürlük" ve "ölüm" gibi nihai kaygılarla yüz yüze gelmesi ve bu kaygılarla başa çıkma çabası sözkonusudur. İnsanın kendine yaptığı yolculukta bütüncül olarak ele alınması, onun içinde bulunduğu kültür, tarih, düşünce yapısı ve bu yapının içinden açılan dil önemli ve belirleyicidir. 11.yydan bugüne, Türkistan'dan Anadolu'ya ve Balkanlara kadar çok geniş bir coğrafyaya tesir eden Ahmet Yesevi, kendinden önceki bilgeliklerin içinden geçerek gelen, zamana ve mekâna bağlı olmaksızın muhatabına hitap eden bir öğretiye ve bilgeliğe sahip bir şahsiyettir. Bu mirasının kaygılarıyla başa çıkmaya çalışanlara ve gelecek kuşaklara aktarılması önem taşımaktadır. Bu çalışma, insanın varoluş sürecindeki kaygılarıyla başa çıkmasında, Ahmet Yesevi öğretisinin katkısını konu edinmektedir. Çalışmada, varoluşçu felsefenin psikoloji bilimine etkileri ile varoluşçu ve düşünür psikologların görüşlerine yer verilmiştir. Ahmet Yesevi, onun öğretisi ve onun Divan-ı Hikmet adlı eseri, manevi başa çıkma boyutuyla varoluşçu kavramlar üzerinden incelenmiştir. Araştırma, nitel araştırma yöntemlerinden olan Tümdengelimsel Tematik Analiz ve Literatür Tarama yöntemleri kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, insanın kendini bilme ve varoluşunu anlamlandırma sürecinde varoluşçu ve manevi yaklaşımların bütünleştirilmesinin önemini yeni bir bakış açısıyla ortaya koymaktadır.Item type:Item, Uluslararası hukukta hükümetlerin tanınması: Birleşmiş Milletlerde kolektif tanıma ve akreditasyon(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Ünal, GoncaUluslararası hukukta hükümetlerin tanınması ve meşru hükümet mefhumu ağırlıklı olarak devletlerin tanınmasıyla ilgilenen öğretinin gölgesinde kalmıştır. Halbuki devletlerde tanıma çok daha statik, bir kere tanınmakla kesinleşen ve sıklıkla kesintisiz bir şekilde sürdürülen bir statü iken, hükümetlerin tanınması hem hükümetlerin meşru ya da gayrimeşru bir biçimde sürekli değişiyor olması hem de tanımanın atfedilmesi konusunda devletlerin dayandığı siyasi çıkarlar dolayısıyla oldukça dinamiktir. Devletlerin tanınmasına özgülenen birçok tasnif hükümetlerin tanınması için de geçerlidir ve dolayısıyla hükümetlerin tanınması; işlemin kurucu ya da beyan edici nitelikte olması, de jure veya de facto gerçekleştirilmesi, hemen veya bir koşula bağlanarak atfedilmesi gibi birçok açıdan değerlendirilmeye müsaittir. Teorik çerçeve içinse geçen yüzyıl, hükümetlerin tanınması ya da bir siyasi birime hükümetsel statü atfedilmesine dair çeşitli doktrinler geliştirilmesine şahit olmuştur. Estrada ya da Tobar doktrini gibi doktrinler başkaca sebepler dolayısıyla çeşitli zafiyetler barındırırken buradaki asıl tartışma doktrinlerin çoğunun yeni hükümetin meşruiyetinin kaynağını nereden aldığına odaklanmasıdır. Hükümetin meşruiyetinin menşeinden ziyade tanımanın kim veya kimler tarafından atfedildiğine dair bir tasnifin daha muteber kabul edileceği meselesini tartışmasının merkezine alan bu çalışmada; oldukça sübjektif ve ihtilaflı bireysel tanımalar yerine kolektif tanıma doktrinine başvurulacaktır. Bir devleti temsile yetkili olduğu iddiasını taşıyan siyasi bir birime, bir uluslararası örgüt nezdinde hükümetsel statü atfedilmesi literatürde kolektif tanıma olarak yer almaktadır. Çalışma bilimsel bir kapsam ve evrensel yeknesaklık için temel olarak Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun tanıma pratiği ile sınırlandırılırken, hükümetsel statüye ilişkin münferit kararlar, memorandumlar ve uluslararası düzenlemeler değerlendirilecek ve akreditasyon sürecinin hükümetsel statünün belirlenmesinde bir araç olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorusuna cevap aranacaktır.
