Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Ispanak, kırmızı pancar ve pazı tohumlarında tohum gücü testlerinin tarla çıkışı ve depo ömrünün tahmininde kullanılması(2024) Gülöksüz, TubaBu çalışma, tohum güç testlerinin (standart çimlenme; TÇO, kökçük çıkışı; KÇO, hızlı yaşlandırma testi; HYT, elektriksel iletkenlik testi; Eİ) iki farklı ekim dönemi ve farklı ortam koşullarında fide çıkış oranı ve depolama sonrası (15℃ sıcaklık/12 ay depolama) çimlenme ile ilişkisini saptamak amacıyla 3 farklı tür (ıspanak, pazı ve kırmızı pancar) ve bu türlere ait (ıspanak;14, pazı;12, pancar; 13) farklı tohum partilerinde yürütülmüştür. KÇO testi 48-168 saat arasında 2 mm'lik kökçük çıkışı, standart çimlenme;14 gün, HYT 41℃ 72 saat %100 oransal nemde, Eİ testi ise 40 ml distile suda, 20 ℃, 24 saatte saf suda tutularak yapılmıştır. HYT ve depo sonrası da KÇO testleri yürütülmüştür. Araştırmamızda KÇO testinin yüksek düzeyde fide çıkışı ve depolama sonrası çimlendirme ile istatistiksel anlamlı ilişki vermesi bu testi diğerlerine göre öne çıkarmaktadır. Fide çıkış testlerinde KÇO bakımından (KÇO, HYT+KÇO) ıspanakta toplam 70 kombinasyonun 54'nde, pazıda 28 kombinasyonun 11'nde istatistiksel manada %5 ve üzeri anlamlılık göstermiştir. Depolama sonrası çimlenme ile güç testleri arasındaki korelasyon değerleri KÇO testinde (KÇO, HYT+KÇO) 55 adet p<0.05 ve üzeri düzeyindeki anlamlılıkla öne çıkmıştır. KÇO ve HYT+KÇO ile HYT testleri ıspanak ve pazı türlerinde yüksek düzeyde anlamlı sonuçlar verirken, pancar türünde hiçbir güç testinde elde edilememiştir. Hem başlangıç hem de yaşlanma sonrası yapılan elektriksel iletkenlik testi sonuçları da ne fide çıkış oranı ne de depolama sonuçları ile anlamlı ilişki göstermemiştir.Item type:Item, Cinsiyet eşitsizliğinde kadının yerinin politik düzlemdeki yansımaları(Ankara Üniversitesi, 2024) Tekinarslan, ElifBireyleri erillik ve dişilik olarak birbirinden ayıran en temel özellik cinsiyet farklılığıdır. Ancak cinsiyet özelliklerini yalnızca biyolojik olarak açıklamak yetersiz kalır. İnsanın dünya üzerinde var olduğu günden itibaren, bulundukları toplum içerisinde kadına ve erkeğe yüklenen bazı görev ve sorumluluklar vardır. Toplumun bireylere verdiği sorumluluklar neticesinde oluşan cinsiyet modeli, toplumsal cinsiyet kavramı ile açıklanmaktadır. Bireye verilen roller toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık gösterebilir. Toplumların algısıyla oluşan kadın erkek farklılığı bir cinsiyetin diğer cinsiyet üzerine kurduğu iktidar sistemine dönüşmüştür. İktidar olma çabası, çatışmaları ve zamanla toplumsal cinsiyet farklılığını ortaya çıkarmıştır. Politika grupların birbiri üzerine kurduğu hâkimiyet anlamına gelmektedir. Erkeğin kadın üzerine kurduğu hâkimiyet cinsel politika sistemini doğurur. Sayısal verilere bakıldığında, dünyada ayrımcılığa maruz kalan çoğunlukla kadınlardır. Kadınlar dünyaya geldikleri aile kurumu başta olmak üzere her alanda eşitsizliğe maruz kalmaktadırlar. İkinci sınıf cinsiyet olarak görülmeleri sebebiyle yeterli sosyal hizmeti alamayan kadınlar, sağlık, eğitim ve siyaset gibi pek çok alanda olumsuz olarak etkilenmektedirler. Uluslararası düzeyde kadına yönelik ayrımcılık ortadan kaldırılmalı ve kadının en güvende olması gereken aile kurumu, sokak, toplum ve devlet yapılarında gereken değer gösterilmelidir. Bu derlemenin amacı, kadınlara yönelik eşitsizlik ve kötü muameleye son vermek ve eşitliği her alanda sağlamak amacıyla kadınların toplumda, özellikle de siyasal alanda yaşadığı toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri konusunda farkındalık yaratmaktır.Item type:Item, Yöresel peynirlerden izole edilen laktik asit bakterilerine ait suşların bazı teknolojik özelliklerinin belirlenmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Sezer, Fatma AylinLaktik asit bakterileri (LAB), sütün hızlı asitlendirilmesi gibi temel starter özellikleri yanında, peynirin olgunlaşması sırasında da ikincil mikrobiyota olarak işlev görmektedirler. Çiğ sütte bu tür dinamik LAB toplulukları tarafından üretilen enzimler, peynirin lezzet ve dokusunun temel oluşturucuları olarak proteolizi ve lipolizi destekledikleri için çok önemlidirler. Bunun yanı sıra, son zamanlarda, pek çok LAB türü, insan sağlığını başarılı bir şekilde destekleyen probiyotikler olarak karakterize edilmiş ve kullanıma sunulmuştur. Bu tez çalışmasında, Gaziantep, Şanlıurfa ve Mardin illerinden toplanan, geleneksel olarak üretilmiş ev yapımı peynirlerden izole edilen laktik asit bakterilerine ait suşların, bazı teknolojik özellikleri araştırılmıştır. Bu doğrultuda yürüttüğümüz çalışmalar sonucunda; değişik indikatör bakterilere karşı yüksek antibakteriyel aktiviteye sahip izolatlar belirlenmiş ve asit üretme yetenekleri, proteolitik ve dekarboksilaz aktiviteleri, in vitro koşullarda gastrointestinal sistemde düşük pH, pepsin, pankreatin, safra tuzuna karşı dirençlilikleri, otoagregasyon ve koagregasyon yetenekleri, Caco-2 hücrelerine tutunma düzeyleri tanımlanarak, bu izolatların güçlü starter kültür ve probiyotik adayları olduğu belirlenmiştir. Bu izolatların 16S rDNA dizi analizleri ile tanımlanmaları sonucunda ise, tüm izolatların Pediococcus acidilactici suşları olduğu saptanmıştır. Gelişmiş ülkelerde endüstriyel starter kültür kullanımı çok uzun bir geçmişe sahip olduğu için yeni starter kültür ya da probiyotik adaylarının tanımlanması neredeyse olanaksız hale gelmiştir. Bunun aksine halen yaygın bir şekilde geleneksel peynir üretiminin yapıldığı ülkemizde starter kültür özelliğine sahip potansiyel aday suşların bulunma olasılığı oldukça yüksektir. Bu sebepten dolayı çalışmamız hem özgün değer hem de bilimsel/katma değer bakımından önem arz etmektedir.Item type:Item, Osmanlı Devleti'nin son döneminde Çanakkale gayrimüslimleri (1908-1918)(Ankara Üniversitesi, 2024) Eker, ŞirinBu tez çalışması, II. Meşrutiyet'in ilanından Mondros Mütarekesi'ne kadar geçen 1908-1918 döneminde Çanakkale'de yaşayan gayrimüslim toplulukların (Rum, Ermeni ve Musevi cemaatleri) sosyal, ekonomik ve kültürel yaşamlarını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Söz konusu dönem, Osmanlı Devleti'nin tarihsel süreçte büyük dönüşümlere ve çalkantılara sahne olduğu bir zaman dilimidir. II. Meşrutiyet'in ilanı ile anayasal yönetimin yeniden tesis edilmesi ve reform hareketlerinin başlatılması, Osmanlı toplumunun genelinde siyasi ve toplumsal bir hareketlilik yaratmıştır. Ancak, aynı süreçte Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı gibi büyük askerî çatışmaların yaşanması, Osmanlı toplumunun kırılgan yapısını daha da zayıflatmıştır. Bu dönemde yaşanan siyasi ve askerî çalkantılar, yalnızca Osmanlı merkezi yönetiminin politikalarını şekillendirmekle kalmamış, aynı zamanda Çanakkale gibi askerî ve stratejik öneme sahip bölgelerde yaşayan Müslim ve gayrimüslim toplulukları da doğrudan etkilemiştir. Özellikle I. Dünya Savaşı sırasında savaşın yıkıcı etkileriyle yüzleşen halk bir yandan şehirden tahliye edilerek cephe gerisine gönderilirken, diğer yandan ülke genelinde uygulanan sevk ve iskân politikası kapsamında Çanakkale'deki Rumlar ve Ermeniler, hükümetin emirlerine ve ülkenin savunması ile asayişin sağlanmasına yönelik tedbirler doğrultusunda zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Ancak, bu sürecin yönetimi, sevk edilenlerin geride bıraktıkları menkul ve gayrimenkullerin idaresi gibi konularda ciddi problemler yaşanmıştır. Osmanlı hükümeti ve Çanakkale'deki yerel idare bu problemlere çözüm üretmek amacıyla sürekli irtibat halinde kalmış ve idari, mali ve hukuki düzenlemeler gerçekleştirmiştir. Savaşın Osmanlı Devleti için yenilgiyle sonuçlanmasının ardından, farklı bölgelere sevk ve iskân edilen Rumlar ile Ermenilerin büyük bir kısmı Çanakkale'ye geri dönmüş ve yeni bir dönemin başlangıcı yaşanmıştır. Dönüş süreci, geri dönenlerin yeniden yerleştirilmesi ve mülkiyet haklarının düzenlenmesi için çok boyutlu hukuki ve idari düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Bu adımlar, savaş sonrası dönemde bölgede sosyal ve ekonomik düzenin yeniden inşası için önemli bir temel oluşturmuştur. Sonuç olarak, bu tez çalışmasında, Osmanlı Devleti'nin son dönemi (1908-1918) boyunca Çanakkale'deki Rum, Ermeni ve Musevi nüfusun siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel durumları analiz edilmiştir. Çalışmada, Osmanlı Devleti'nin savaş dönemindeki güvenlik politikalarının bir parçası olarak, iç güvenliği sağlama ve dış etkileri bertaraf etme amacıyla gayrimüslim topluluklara yönelik uygulamalarının Çanakkale özelindeki yansımaları ele alınmıştır. Aynı zamanda, bu politikaların nasıl şekillendiği, hangi faktörlerin etkisi altında belirlendiği ve uygulama sürecinin yerel düzeyde nasıl işlediği detaylı bir şekilde incelenmiştir. Bu bağlamda, Çanakkale örneği üzerinden Osmanlı Devleti'nin son döneminde etnik ve dini topluluklarla ilişkileri ile yönetim pratikleri çok boyutlu bir şekilde değerlendirilmiştir. Tez kapsamında, bu dönemde yaşanan demografik hareketlilikler, alınan siyasi kararlar ve yerel uygulamalar ayrıntılı olarak ele alınmış; böylece Osmanlı yönetim anlayışı ile toplumlar arası etkileşimlerin yerel bağlamdaki dinamikleri derinlemesine analiz edilmiştir.Item type:Item, Biyopolimer esaslı manyetik hidrojelin geliştirilmesi ve karakterizasyonu(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Güler, Aslı NurBu tez çalışmasında, biyopolimer esaslı, manyetik alanla yönlendirilebilen ve enjekte edilebilir özellikte kompozit manyetik hidrojeller geliştirilmiş ve çok yönlü olarak karakterize edilmiştir. Hidrojel matrisi olarak oksitlenmiş alginat ve jelatin kullanılarak; manyetik özellik kazandırmak amacıyla Fe3O4 nanopartiküller sentezlenmiş ve yüzeyleri amin grupları ile fonksiyonelleştirilmiştir. FTIR analizi, imin bağlarının oluşumu ve yüzey modifikasyonunun doğrulanması amacıyla kullanılmıştır. XRD kristal yapı bilgisini sağlarken, TEM ile partikül morfolojisi ve boyutu incelenmiştir. DLS ve zeta potansiyel analizleri, kolloidal stabilite ve parçacık dağılımı hakkında bilgi vermiştir. TGA-DTA ile, termal dayanıklılığı; VSM ise nanopartiküllerin süperparamanyetik özelliklerini ortaya koymuştur. Reolojik analizler ile hidrojel sistemlerinin viskoelastik özellikleri ve enjeksiyon sırasındaki davranışları değerlendirilmiş, özellikle strain sweep testleri ile elastik (G') ve viskoz (G'') modüller belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, MNP içeren grupların daha yüksek mekanik stabiliteye sahip olduğunu, amin kaplı nanopartikül içeren grupların ise daha düşük G' değerleri ile daha kolay akışkanlık sağladığını göstermiştir. Mekanik dayanımı ve kararlılığını ölçmek için mekanik testler yapılmıştır. Kompozit manyetik hidrojel sistemlerinin uygulama sırasında enjekte edilebilirliğini değerlendirmek amacıyla enjeksiyon testi gerçekleştirilmiştir. Bu test, yapıların belirli bir kuvvet altında şırınga ile uygulanabilirliğini ve dokuya uygunluğunu değerlendirmektir.Bu sonuçlar, geliştirilen manyetik hidrojellerin doku mühendisliği, ilaç salımı ve biyomedikal uygulamalarda potansiyel taşıdığını ortaya koymaktadır.
