Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Domates (Lycopersicon esculentum L.) fidelerinin muhafazasında farklı dalga boylu led aydınlatma uygulamalarının fide kalite parametreleri üzerine etkileri
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Seyrek, Gamze Çakırer
      Fide ile üretim başarılı sebze yetiştiriciliği açısından büyük önem taşımaktadır. Günümüzde fide ile üretimin artışına paralel olarak fide üreticilerinin sayısı da giderek artmaktadır. En fazla fide üretimi yapılan türlerin başında ise domates gelmektedir. Fide sevkiyatında oluşabilecek gecikmeler önemli kalite kayıplarına neden olmaktadır. Fide gelişimini baskılamak için paclobutrazolün kontrolsüz ve yaygın bir şekilde kullanımı söz konusudur. Ancak yüksek yoğunluklarda uygulanan bu kimyasal madde ile yetiştiricilik açısından sorunlar ortaya çıkmaktadır. Yapılan bu çalışmayla LED aydınlatma uygulamalarının fidelerin muhafazasında etkileri araştırılmıştır. Araştırmada ülkemizde yaygın olarak tercih edilen Troy F1 domates çeşidi kullanılmıştır. LED aydınlatma kaynağı olarak; beyaz, kırmızı, mavi, kırmızı ötesi, kırmızı+kırmızı ötesi, mavi+kırmızı ötesi, kırmızı+mavi ve kırmızı+mavi+kırmızı ötesi dalga boyları ve ışık reçeteleri kullanılmıştır. Ayrıca 200 µmol m-2s-1 ve 300 µmol m-2s-1 PPFD oranları da denenerek ışığın etkinliği daha fazla ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu ışık uygulamaları, gün ışığı koşulları ve paclobutrazol (5, 15 ve 25 ppm) ile kıyaslanarak fide muhafazası açısından değerlendirilmiştir. Çalışma sonucunda fideler önemli kalite parametreleri açısından analiz edilmiştir. Muhafaza uygulaması yapılan fidelerin daha sonra sera performansları da incelenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre kırmızı+mavi ve kırmızı+mavi+kırmızı ötesi ışık uygulamalarında muhafaza sırasında düşük boy (cm) ve yaprak sayısı (adet) gelişimi görülmesine rağmen, kök gelişimi (cm), toplam kuru ağırlık (g) bakımından artış meydana gelmiştir. Fideler için önemli bir kalite parametresi olan DQI bakımından da yüksek sonuçlar elde edilmiştir. Bu fidelerin sera performansı değerlendirildiğinde ise fidelerin erken ve güçlü boylanma eğiliminde olduğu görülmüştür. Sonuç olarak ışık uygulamalarının paclobutrazolün olumsuz etkilerinin önüne geçmek açısından daha iyi sonuçlar verdiği görülmüştür.
    • Item type:Item,
      Endemik mikrobiyal kaynaklı ekstraselüler proteaz enzim üretiminin optimizasyonu
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Güngör, Emre
      Bu çalışmada, dört farklı Penicillium cinsi küf türünün hücre dışı proteaz aktivitelerinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Bu kapsamda değerlendirilen küfler P. brevicompactum, P. chrysogenum, P. cavernicola, ve P. corylophilum türlerinden oluşmaktadır. Çalışma öncesinde coğrafi işarete sahip geleneksel bir peynir olan Divle Obruğu Tulumundan izole edilen stok kültürler kullanılmıştır. Suşlar, malt extract agar besiyerinde 28 °C'de 5 gün aerobik olarak canlandırılmış olup gelişen suşlar peynir besiyerine inkübe edilerek elde edilen süpernatant enzim aktivitesi tayininde kullanılmıştır. Peynir besi ortamını içeren petri kaplarında gelişen küf tabakası altında kalan sıvı kısım süpernatant olarak kullanılmıştır. Küflerin enzim aktiviteleri belirlenirken 3 farklı parametre kullanılmış olup, bunlar pH, sıcaklık ve süre'dir. Her parametre için üç farklı değer değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Değerler pH 4.7, 5.0 ve 5.3; sıcaklık 15, 20 ve 25 °C; süre 7, 11 ve 14 gün olarak belirlenmiştir. Süpernatantların UV-VIS spektrofotometrede 660 nm dalga boyunda elde edilen absorbans değerleri enzim aktivite değerlerinin hesaplanmasında kullanılmıştır. Deney verilerine göre en yüksek proteaz aktivitesi P. corylophilum suşunun pH 5 ve 25 °C koşullarında 11 gün boyunca geliştirildiği örneklerde gözlenmiştir. Suşların optimum enzim aktivitesini belirlemek için farklı modeller denenmiş ve ikinci dereceden polinom modelin uygun olduğu değerlendirilmiştir. Modelleme sonuçlarımıza göre P. corylophilum hariç sıcaklığın enzim aktivitesi üzerinde anlamlı bir etkisi bulunamamıştır. P. corylophilum için en yüksek enzim aktivitesi 15 °C'de 5.03 pH ve 12.1 günde, 20 °C'de 5.03 pH ve 11.3 günde ve 25 °C'de 5.03 pH ve 10.6 günde şeklinde bulunmuştur. Bu kapsamda tez çalışmasının amacı değerlendirilen küf suşları tarafından sentezlenen proteaz enziminin optimum üretim koşullarını belirlemektir. Elde edilen bu veriler tezin tamamlanması sonrasında uzun vadede gerçekleştirilecek diğer çalışmalar ile ekstrakte enzimin mikrobiyal enzim kaynağı olarak peynir üretiminde kullanılan rennet enzimine alternatif olarak kullanılabilirliğinin belirlenmesinde yardımcı olacaktır.
    • Item type:Item,
      Ras onkogenini hedefleyen ilaç öncüllerinin geliştirilmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Dirican, Şükriye Ceren Öçal
      Bu çalışmada faj sunumu ile tanımlanan ilaç öncülü adaylarının yüzey plazmon rezonans yöntemi kullanılarak Kras doğal tip ve G12D mutant proteinine bağlanma afiniteleri analiz edilmiştir. Kras'a yüksek afinite ile bağlandığı gösterilen peptit yapılarının onkogenik Ras'ın fonksiyonel aktiviteleri üzerindeki olası inhibe edici etkileri incelenmiştir. Bu aşamadaki çalışmalarda BxPC-3 ve AsPC1 pankreas kanseri hücre hatları kullanılmıştır. Hücresel çalışmalar kapsamında belirlenen peptitlerin hücre proliferasyonu-sitotoksisite ve motilite analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında faj sunumu ile doğal tip ve mutant KrasG12D mutantına bağlandığı belirlenen 12 amino asit uzunluğunda 7 peptit dizisi belirlenmiş olup bu yapıların 3 tanesinin ilgili hedef proteinlerine yüksek afinite ile bağlandığı yüzey plazmon rezonans analizi ile saptanmıştır. Pankreas kanseri hücre hatlarında gerçekleştirilen yara iyileşme deneyinde peptit 3'ün yara iyileşmesini anlamlı düzeyde inhibe ettiği gözlenmiştir. Elde edilen verilerin pankreas kanseri başta olmak üzere KrasG12D mutasyonu taşıyan kanser türleri tedavisinde etkili olabilecek yeni ilaç öncülleri geliştirilmesi, kişiye özgü tedaviye olanak tanınmasına katkı sağlaması, ilişkili yeni bir hücresel sinyal yolağının tanımlanması için katkı sağlayabileceği ön görülmektedir.
    • Item type:Item,
      Odun sirkesi uygulamalarının bazı toprak özellikleri ve mısır bitkisi verim ögeleri üzerine etkisi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Sarıtaş, Fadime
      Bu çalışma kapsamında fındıkkabuğu ve Broyler tavuk yetiştiriciliği atığından elde edilmiş iki farklı odun sirkesinin farklı doz ve uygulamalar ile bitki verim bileşenleri ve toprak kalitesi üzerine etkileri araştırılmıştır. Bitkisel ve hayvansal kaynaklardan elde edilen odun sirkeleri İç Anadolu şartlarında ana ürün olarak ekilen silajlık mısır bitkisine, tesadüf Bloklarında Bölünmüş Parseller Deneme Desenine göre 60 parselde 10 uygulama konulu, 3 tekerrürlü olarak Ankara ili Sincan İlçesi Yenikent mevkiinde 2021 ve 2022 yıllarında iki yıllık çakılı tarla denemesi olarak yürütülmüştür. Odun sirkesi ile kaplanmış tohum, yapraktan odun sirkesi uygulama, toprağa %1 ve toprağa %0.5 dozlarında uygulama ve kontrol grubu olarak uygulamalar her iki odun sirkesi için de yapılmıştır. Toprakların kimyasal ve bazı biyolojik özelliklerini belirlemek için pH, Ec, bünye, organik madde, toplam azot ( %N), alınabilir fosfor, alınabilir K, Ca, Mg, Na, Fe, Cu, Zn, Mn, toprak solunumu, mikrobiyal biyokütle karbonu, üreaz enzim aktivitesi ve alkali fosfataz enzim aktivitesi tayinleri yapılmıştır. Odun sirkesinin mısır bitkisinin verim ve verim komponentleri üzerine etkilerini belirlemek için bitki boyu, bitki yaş ağırlığı, parselde yeşil bitki biyokütlesi, dekara yeşil bitki biyokütlesi, kuru madde oranı, dekara kuru madde biyokütlesi, koçan ağırlığı, koçan uzunluğu ve koçan çapı belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre yapılan istatistik analizlerde, fındık kabuğu ve Broyler tavuk yetiştiriciliği atığından elde edilen odun sirkesi uygulamaları, toprağın pH ve EC değerleri üzerine etkisi önemsiz bulunmuştur. Toprağın organik madde miktarı, toplam N içeriği, alınabilir P miktarı, mikro elementlerden Fe miktarı, her iki yıl ortalamasında %1 ve %5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Değişebilir K miktarı ve alınabilir Cu +2 , Zn miktar üzerine uygulamalar arasındaki fark önemsiz bulunurken, yıllar arasındaki tekrarlamaların etkisi %0.5 düzeyinde önemli bulunmuştur. Uygulamaların toprağın biyolojik aktivitesi üzerine etkilerine baktığımızda; toprak solunumu ve toprak mikrobiyal biyokütle karbonuna olan etkileri istatistiksel olarak önemli olmazken, üreaz ve fosfotaz enzim aktivitelerine olan etkileri önemli bulunmuştur. Araştırma sonuçlarına göre yapılan istatistik analizlerde, odun sirkesi uygulamaları, bitki koçan uzunluğu, bitki boyu, bitki yaş ağırlığı, parselde yeşil bitki biyokütlesi, dekara yeşil bitki biyokütlesi, etüvde kuru madde oranı, dekara kuru madde biyokütlesi ve koçan ağırlığı üzerine iki yıllık ortalamalar %1 ve %5 düzeyinde önemli bulunurken, koça çapı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemli bulunmamıştır. Fındıkkabuğu ve Broyler tavuk yetiştiriciliği atığından elde edilen odun sirkelerinin etkilerine baktığımızda, uygulama yöntemleri arasında farkın önemli olduğu, her iki yıl içinde Broyler tavuk yetiştiriciliği atığından elde edilen odun sirkesinin fındık kabuğundan elde edilen odun sirkesine göre daha etkili olduğu görülmekte olup, daha yüksek dozlarda ve farklı bitkilerde, farklı bölge topraklarında çalışmalar yapılmalıdır.
    • Item type:Item,
      Ankara koşullarında uygulanan farklı ekim nöbeti ile toprak işlemenin buğdayın verim ve kalite özelliklerine etkisi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Aras, Baran
      Bu araştırma, 2019-2021 yıllarında Tarla Bitkileri Merkez Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü'nün kıraç tarla koşullarında ve yağışa dayalı şartlarda yürütülmüştür. Çalışmanın esas amacı, geleneksel ve koruyucu yöntemleri içeren dört farklı toprak işleme (T1, T2, T3 ve T4) ve dört farklı ön bitkiden müteşekkil ekim nöbeti (aspir-buğday, buğday-buğday, nohut-buğday ve nadas-buğday) uygulamalarının buğdayın verim ve bazı kalite özelliklerine etkisini incelemektir. Deneme, tesadüf bloklarında bölünmüş parseller deneme deseni mantığına göre ana ve alt parsellerden oluşacak şekilde üç tekerrürlü olarak kurulmuştur. Ana bitki (buğday) verilerinin elde edildiği ikinci yıl sonuçlarına göre; ön bitkilerin ve toprak işleme yöntemlerinin buğdayın başaklanma süresi, bitki boyu, başakta tane sayısı, biyolojik verim ve birim alan tane verimine etkisi istatistiki olarak önemli bulunmuştur. Başak boyu, m2'de bitki sayısı ve hasat indeksi değerlerine ise toprak işleme yöntemlerinin önemli bir etkisi görülmemişken bu değerler açısından ön bitkilerin etkisi önemli bulunmuştur. Toprak işleme yöntemlerinin kalite parametrelerine etkisi açısından sadece tane çapı ve protein değerlerinde istatistiki önemlilik bulunmuşken, ön bitkilerin tane sertliği haricindeki tüm kalite parametrelerine etkisi önemli bulunmuştur. Az yağışlı geçen ikinci yılda, buğdayda en yüksek birim alan tane verim ortalaması (164.59 kg da-1) T4 uygulamasından alınırken en düşük verim ortalaması (102.76 kg da-1) T1 uygulamasından alınmış olup özellikle az yağışlı yılda geleneksel yönteme nazaran koruyucu toprak işleme yöntemlerinin avantajı öne çıkmıştır. Ön bitkilerin etkisi açısından, nadası takip eden buğdayla en yüksek (166.67 kg da-1) ve aspir sonrası buğday ile en düşük (95.56 kg da-1) tane verim ortalaması elde edilmiştir. Tane verimi ile zıt ilişkili olarak uygulamalara göre buğdayda en yüksek tane protein oranı ortalaması T1 işlemesinde (%16.76) ve aspir-buğday ekim nöbetinde (%17.56); en düşük tane protein oranı ortalaması ise T4 işlemesinde (%15.13) ve nadas-buğday ekim nöbetinde (%14.98) tespit edilmiştir. Uygulamaların, 15-30 cm derinlikteki toprak nemi içeriği ve 0-30 cm derinlikteki alınabilir fosfor içeriği haricindeki toprak parametrelerine etkisi önemsiz bulunmuştur. Çalışmada incelenen bazı verim/toprak parametreleri için de uygulamalar arası interaksiyon önemli bulunmuştur. Ekonomik açıdan brüt kâr durumu değerlendirildiğinde: Tüm uygulamalar içinde en düşük toplam getiri (186.39 ₺ da-1) T1 yönteminin uygulandığı nadas-buğday ekim nöbetinden, en yüksek getiri (506.97 ₺ da-1) ise T3 yönteminin uygulandığı nohut-buğday ekim nöbetinden elde edilmiştir. Tüm toprak işleme yöntemlerinin ortalaması alınarak ön bitkiler açısından bütüncül bir ikili ekim nöbeti değerlendirmesi yapıldığında; yine en yüksek toplam getiri nohut-buğday (380.18 ₺ da-1), en düşük toplam getiri (322.08 ₺ da-1) ise nadas-buğday ekim nöbetinden elde edilmiştir. Araştırma sonucunda; farklı toprak işleme yöntemlerinin ve ön bitkilerin öncelikli olarak buğdayın birim alan tane verimine ve tane protein oranına önemli etkide bulunduğu, bu etkilerin ekonomik getiriyi değiştirebileceği ve çevre koşullarına göre değişebilir olduğu belirlenmiştir.