Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, İletişim fakültesi mezunlarının kariyer beklentileri ile gerçek iş deneyimleri arasındaki uyum: Ankara üniversitesi iletişim fakültesi örneği(Ankara Üniversitesi, 2026) Cengiz, EsinYapılan araştırmanın bulgularına göre; mezunların büyük çoğunluğunun iletişim fakültesini isteyerek ve bilinçli bir tercih doğrultusunda seçtiğini göstermektedir. Bölüm tercihinde bireysel ilgi ilanları, rol modeller, lise dönemindeki sosyal deneyimler ve çevresel yönlendirmelerin etkili olduğu görülmüştür. Mezunların üniversite yıllarında medya, gazetecilik, sinema ve akademi gibi alanlara yönelik idealize edilmiş kariyer hedeflerine sahip oldukları tespit edilmiştir. Bu çalışmada; iletişim fakültesi mezunlarının lise ve üniversite öğrencilik yıllarından başlayarak, kariyer beklentilerini, kariyer gelişimlerini etkileyen faktörlerin, çevre-aile yönlendirmeleri, iş yaşamındaki sektörel koşullar, katılımcıların öznel deneyimleri üzerinden ortaya konarak hedeflenmiştir. Çalışma kapsamında; nitel araştırma yöntemi kullanılarak, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi 10 mezunu ile yarı yapılandırılmış form vasıtasıyla yüz yüze görüşme gerçekleştirilmiştir. Mezuniyet sonrası iş yaşamına geçiş sürecinde ise mezunların deneyimlerinin farklılaştığı görülmektedir. Bazı mezunlar öğrencilik döneminde veya mezuniyet sonrasında işe katılırken, bazıları uzun süre iş bulmakta zorlanmış veya alan dışı işlere yönelmek zorunda kalmıştır. Çalışma, iletişim fakültesi eğitiminin özellikle uzun vadede mesleki bakış açılarını güçlendirdiğini ve farklı alanlarda çalışabilmelerine olanak sağladığını ifade etmiştir. Ancak uygulamaya dayalı becerilerin çoğunlukla bireysel çaba ile geliştirildiği de vurgulanmıştır. Sonuç olarak, iletişim fakültesi mezunlarının kariyer beklentileri ile gerçek iş deneyimleri arasında kısmen bir uyum bulunmadığı; ancak mezunların bireysel çaba ve umut gibi kaynaklar sayesinde kariyer süreçlerini yönetebildikleri görülmüştür. Çalışma, iletişim fakültesi eğitiminin öğrencilere tek bir mesleki yol sunmaktan ziyade, değişen iş piyasasında esneklik ve uyum sağlayabilme kapasitesi kazandırdığını ortaya koymaktadır.Item type:Item, Bilinç ve benlik: Sühreverdî ve John R. Searle'de zihin felsefesi(Ankara Üniversitesi, 2026) Kızılarslan, SemraBu çalışma, bilinç ve benlik problemini çağdaş zihin felsefesi ile klasik İslam düşüncesi arasında karşılaştırmalı bir çerçevede ele almaktadır. Temel amacı, fenomenal bilincin indirgenebilirliği tartışmasını aşarak bilincin ontolojik statüsünü yeniden değerlendirmektir. Modern literatürde "zor problem" başlığı altında formüle edilen açıklama boşluğu, fiziksel süreçlerin deneyimin "nasıllık" boyutunu açıklamada yetersiz kaldığını göstermektedir. Ancak bu çalışma, söz konusu güçlüğün epistemik olmakla birlikte ontolojik bir nitelik taşıdığını savunmaktadır. Tez, John R. Searle'ün biyolojik doğalcılığı ile Sühreverdî'nin ilm-i huzûrî temelli ontolojisini karşılaştırarak iki farklı temellendirme modeli ortaya koymaktadır. Searle, bilincin ontolojik olarak öznel ancak biyolojik süreçler içinde konumlanan bir gerçeklik olduğunu ileri sürer. Buna karşılık Sühreverdî, huzûrî bilgi anlayışı çerçevesinde bilinci temsil temelli bilginin önkoşulu olan doğrudan mevcudiyet olarak temellendirir. Bu karşılaştırma, indirgenemezlik meselesini "hangi şey indirgenemez?" sorusundan "ontolojik öncelik kime aittir?" sorusuna taşımaktadır. Ağrı ve renk deneyimleri üzerinden yapılan çözümlemeler, fenomenal içeriğin üçüncü şahıs betimlemelerine mantıksal olarak indirgenemediğini göstermektedir. Bununla birlikte çalışma, düalizme başvurmadan ve indirgemeci fizikselciliğe teslim olmadan alternatif bir çerçeve önermektedir. Bilinç, ne doğa dışı bir töz ne de salt işlevsel bir durumdur; birinci şahıs kipinde ortaya çıkan ontolojik bir mevcudiyet biçimidir. Tezin katkısı, indirgemeci olmayan bir doğalcılık ile dereceli bir ontolojiyi birlikte düşünme önerisidir. Biyolojik süreçler bilincin nedensel bağlamını aydınlatırken, huzûrî perspektif fenomenal tikelliğin metafizik zeminini görünür kılmaktadır. Böylece bilinç problemi, teknik bir açıklama sorunu olmaktan çıkarılarak ontolojik kategorilerin yeniden değerlendirilmesi gereken temel bir felsefî mesele olarak konumlandırılmaktadır.Item type:Item, Vergi kaçakçılığı suçları(Ankara Üniversitesi, 2025) Camuşcu, Ayşe NurbanuVergi Kaçakçılığı Suçları 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun "Kaçakçılık Suçları ve Cezaları" başlıklı 359. maddesinde düzenlenmiştir. Vergi kaçakçılığı suçları, vergi ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve vergi kaçırılmasının önlenmesi amacıyla yaptırıma bağlanmıştır. Çalışmamızda vergi kaçakçılığı suçları üç bölümde incelenmiştir. İlk bölümde vergi kaçakçılığı suçlarının tarihsel gelişimi, vergi kaçakçılığı suçlarının konusu, faili, mağduru açıklanmıştır. İkinci bölüm 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde düzenlenen vergi kaçakçılığı suçlarının detaylı şekilde açıklanması için ayrılmıştır. İlgili bölümde, vergi kaçakçılığı suçlarının şartlarına yüksek mahkeme kararları ve doktrindeki görüşler çerçevesinde değinilmiştir Son bölüm ise üç ana alt başlıktan oluşmaktadır. Suçun özel görünüş şekilleri başlığı altında suça iştirak, teşebbüs ve iştirak gibi hususlar ayrıntılı olarak açıklanmıştır. İkinci başlıkta cezaya etki eden nedenler incelenmiştir. Son başlık, soruşturma ve kovuşturma da dâhil olmak üzere vergi kaçakçılığı suçunun usulü boyutuna ayrılmıştır.Item type:Item, Seleukos sikkelerinde hayvan betimleri: Nümismatik ve ikonografik bir değerlendirme(Ankara Üniversitesi, 2026) Aksın, Rumeysa OlutaşSeleukoslar, III. Aleksandros’un ölümü ardından Hellenistik imparatorluğun miras kaldığı ardılları arasında en geniş sınırlara ve etnik çeşitliliğe sahiptir. Krallığın siyasi tarihi, ideolojisi ve idari işleyişine dair bilinenler antik yazarların anlatılarına ve günümüz araştırmacılarının anlatılardan yola çıkarak sundukları önermelere dayanmaktadır. Nümismatik buluntular bağlantılı oldukları ikonografi ve siyasal olaylar dolayısıyla darp edildikleri dönem ve yere ilişkin birinci elden kaynaktır. Krallığın değişken sınırları içine giren coğrafyalarda kimi tespit edilmiş kimi ise henüz tespit edilememiş birçok darphanede sikke darp eden Seleukoslara dair nümismatik buluntularda gerçek ve gerçeküstü birçok hayvan betimi yer almaktadır. Seleukosların etkileşim içinde olduğu yerel unsurların sikkeler üzerindeki hayvan figürlerinde belirleyici unsur olup olmadığı problemi üzerine odaklanan tezin kataloğunda, bin yüz elli bir sikke bulunmaktadır. Ön ve arka yüzünde ana betim olarak hayvan figürü bulunan, ikincil betim olarak hayvan figürünün kullanıldığı, araç, aksam ya da bezeme olarak hayvan betiminin kullanıldığı ve tanrısal bir figür ile birlikte hayvan figürünün yer aldığı sikkeler şeklinde alt başlıklara ayrılan katalogtan elde edilen nicel veriler, literatür taraması sonucunda ulaşılan tarihsel, sosyal, ikonografik ve ekonomik değişkenler üzerinden değerlendirilmiştir. “Hellen ve Akhaemenid imparatorluğunun varisi Seleukos” bağlamı içinde tek tek incelenen figürlerin, kültürel hafıza ve yerel gelenekleri bilinçli olarak devam ettirerek kraliyet ideolojisinin kontrollü bir inşasını sağlama amacıyla seçildiği aşikardır. Dolayısıyla nümismatik verinin, sadece ideolojik ve ikonografik semboller taşıyan değil siyasal kırılmaları ve yeniden inşa süreçlerini de yansıtan birincil kaynaklar olarak antik yazarların anlatıları ile birlikte değerlendirilmesinin önemi vurgulanmaktadır.Item type:Item, Edebiyat ve bilim: Jules Verne ve J. -H. Rosny Aîné'nin (Joseph Henrı Honoré Boex) yapıtlarında bilimkurgu(Ankara Üniversitesi, 2025) Morkoç, HasanBu çalışma, edebiyat ile bilimin tarihsel etkileşiminden doğan bilimkurgu türünü, 19. yüzyılın sonu ile 20. yüzyılın başında Fransız edebiyatında belirgin bir konuma yerleştiren iki yazar—Jules Verne ve J.-H. Rosny Aîné—üzerinden incelemektedir. Araştırmanın temel amacı, her iki yazarın eserlerinde bilimsel bilginin nasıl dönüştürüldüğünü, hangi bilimkurgu unsurlarıyla işlendiğini ve bu unsurların dönemin bilgi birikimiyle nasıl ilişkilendirildiğini karşılaştırmalı olarak ortaya koymaktır. Çalışmada, bilimkurgu kuramı içinde merkezi bir yere sahip Darko Suvin'in "bilişsel yabancılaştırma" ve "novum" kavramları kuramsal çerçeve olarak benimsenmiştir. Bu çerçeve aracılığıyla, Verne ve Rosny'nin ürettikleri kurguların okurda nasıl bir algısal kırılma yarattığı, bilimsel bilginin hangi yollarla estetik bir yapıya dönüştürüldüğü ve her iki yazarın bilim ile kurgu arasındaki ilişkiyi nasıl yeniden biçimlendirdiği analiz edilmiştir. Çalışmanın birinci bölümünde edebiyat ve bilimin etkileşimi Antik Çağ'dan 20. yüzyıla kadar tarihsel olarak ele alınmıştır. Antik Yunan'daki otomat ve yapay varlık tasvirlerinden Mezopotamya mitolojisinin yaratılış anlatılarına; Hint ve Çin kültürlerindeki uçan araçlar ve yapay canlı örneklerine kadar birçok metin, bilimsel düşüncenin erken biçimlerini yansıtan ön-bilimkurgu örnekleri olarak değerlendirilmiştir. Sanayi Devrimi'nin tetiklediği teknolojik ivme ve toplumsal dönüşümün 19. yüzyılda bilimkurguyu bağımsız bir tür hâline getirdiği vurgulanmıştır. Bu tarihsel zeminin ardından, bilimkurgunun kuramsal temelleri, Gernsback'ın "scientifiction" kavramı, Maurice Renard'ın "roman scientifique" yaklaşımı ve 20. yüzyıl düşüncesinde C. P. Snow'un "iki kültür" ayrımı çerçevesinde tartışılmıştır. İkinci bölümde Jules Verne'in Olağanüstü Yolculuklar dizisinde bilimsel bilginin kurgusal yapıya nasıl entegre edildiği incelenmiştir. Verne, dönemin coğrafya, fizik, kimya ve mühendislik bilgilerini titizlikle metne aktararak macera ile bilimselliği birleştiren didaktik bir yazın modeli oluşturmuştur. Ay'a Yolculuk, Dünya'nın Merkezine Seyahat, Denizler Altında 20.000 Fersah ve Esrarlı Ada gibi eserlerde bilimsel veriler hem olay örgüsünü yönlendiren işlevsel unsurlar hem de okura bilgi aktaran araçlar olarak değerlendirilmiştir. Verne'in yaklaşımı, bilimi popülerleştirme, geniş kitlelere ulaştırma ve bilimin sunduğu ilerleme düşüncesini destekleme yönünde iyimser bir perspektif sergilemektedir. J.-H. Rosny Aîné ise bilimkurguyu daha spekülatif, evrimsel ve felsefi bir düzlemde ele alan bir yazardır. Les Xipéhuz, La Mort de la Terre, La Guerre du Feu ve Les Navigateurs de l'Infini gibi yapıtlarında insan merkezcilikten uzaklaşan, farklı yaşam formları, çok türlülük, kozmik karşılaşmalar ve insan türünün olası evrimi gibi temalara odaklanmıştır. Rosny'nin kurgusunda bilim, öğretici bir unsur olmaktan çok varsayımsal bir düşünme alanı yaratır. Bu nedenle, onun eserlerinde novum unsurları daha köktenci ve belirsiz bir ontolojik yapı oluşturur. Rosny'nin yaklaşımı, 20. yüzyıl bilimkurgusunun karanlık, soruşturmacı ve insan sonrası perspektiflerine öncülük eden bir niteliğe sahiptir. Çalışma sonucunda, Verne ve Rosny'nin aynı gelenek içinde yer almalarına karşın bilimkurguya farklı yönlerden katkı sundukları görülmüştür. Verne'in bilimsel gerçeklere dayalı iyimser modeli ile Rosny'nin evrimsel ve kozmik sorgulamalara dayalı daha karanlık ve felsefi modeli, Fransız bilimkurgusunun iki kutbunu temsil etmektedir. Verne bilimi kurgu için bir araç hâline getirirken, Rosny kurguyu bilimsel varsayımları sınamak için bir düşünsel alana dönüştürmüştür. Bu çalışma, iki yazarın bilimkurgu türünün gelişimine sunduğu özgün katkıları belirginleştirerek edebiyat ve bilimin tarihsel ilişkisini geniş bir bağlamda değerlendirmeyi amaçlamaktadır.
