Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Trabzon İmparatorluğu sikkeleri (Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize müzelerindeki örnekler)(Ankara Üniversitesi, 2026) Özbakar, TülayTrabzon İmparatorluğu, Bizans’ın çöküş süreciyle birlikte Trabzon merkezli olarak ortaya çıkmış ve Doğu Karadeniz bölgesinde siyasi ve kültürel etkinlik göstermiş olan bir imparatorluktur. 1203 yılının sonlarına doğru yıkılmakta olan Bizans İmparatorluğu’nun mirasçısı olma iddialarıyla ortaya çıkarak, yaklaşık 257 boyunca varlığını devam ettirmiştir. Trabzon İmparatorluğu kendine ait bir kimlik oluştururken hem mirasçısı olduğu Bizans İmparatorluğu hem de çevre kültürlerin etkisi altında kalmıştır. Bu durum Trabzon İmparatorluğu’nun basmış olduğu sikkelere de yansımıştır. Trabzon İmparatorluğu’nun ilk dönem sikkelerinde Bizans nümismatik geleneğinin etkileri açıkça görülmekle birlikte, I. Manuel Komnenos (1238-1263) döneminde üretilmeye başlanan asper sikkelerle birlikte, Trabzon İmparatorluğu kendine has özellikler gösteren sikkeler oluşturmaya başlamıştır. Yapmış olduğumuz bu çalışmayla Ordu, Giresun, Trabzon ve Rize Müzelerindeki Trabzon İmparatorluğu sikkeleri incelenmiştir. Toplamda 1543 adet sikke incelenmiş olup bu sikkeler gümüş ve bakır olarak basılan sikkelerdir. Sikkelerin büyük çoğunluğu ise asper biriminde basılmıştır. Çalışmamızda yer alan bu sikkeler I. Andronikos Gidon (1222-1235) ile başlayıp, IV. Ioannes Komnenos (1446-1450) dönemiyle sona ermektedir. Bu çalışmanın amacı, incelenen sikkeleri hem kendi dönemlerindeki örneklerle karşılaştırmalı olarak değerlendirmek hem de Sanat Tarihi disiplini çerçevesinde tanıtarak bilimsel literatüre katkı sağlamaktır.Item type:Item, İlişkisel pazarlama stratejilerinde iletişimin tekrar satın almaya etkisi(Ankara Üniversitesi, 2026) Uran, GözdeBu çalışma, ilişkisel pazarlama stratejilerinde iletişimin tekrar satın alma üzerindeki etkisini incelemeyi amaçlamaktadır. Günümüzde piyasalarda artan rekabet, tüm süreçlerdeki dijitalleşme ve müşteri beklentilerinin farklılaşması nedeniyle işletmeler, müşterileriyle uzun vadeli ve güven odaklı ilişkiler kurmak zorunda kalmıştır. İlişkisel pazarlama anlayışının temel unsurları olan güven, müşteri memnuniyeti ve müşteri sadakati, büyük ölçüde işletmelerin iletişim faaliyetlerini şekillendirmektedir. Bu bağlamda çalışmada, iletişim kalitesinin müşteri güveni ve memnuniyeti üzerinde oluşturduğu etkiler ile bu etkilerin tekrar satın alma niyetini nasıl yönlendirdiği literatür taraması yapılarak değerlendirilmiştir. Özellikle dijital iletişim kanallarının çeşitlenmesi ve yaygınlaşmasıyla birlikte müşterilerle kurulan iki yönlü, hızlı ve kişiselleştirilmiş iletişim süreçlerinin sadakat ve tekrar satın alma davranışını güçlendirdiği görülmektedir. Araştırma sonuçları, işletmelerin sürdürülebilir rekabet avantajı elde edebilmeleri için iletişimi stratejik bir ilişkisel pazarlama aracı olarak konumlandırmaları gerektiğini göstermektedir.Item type:Item, Covıd-19 pandemisinin e-ticaretin değişimi üzerindeki etkisi(Ankara Üniversitesi, 2026) Ercan, Sadberg AkarsuCovid-19 ile birlikte dünya çapında yaşanan dijitalleşme ve dönüşüm, ekonomik ve sosyal yapılar üzerinde köklü ve hızlı değişiklikler yaşanmasına sebep olmuştur (Alkan ve Bayhan 24(2): 170-185, 2023). 30.530 kişi üzerinde gerçekleştirilmiş olan geniş ölçekli analiz çalışması, bu süreçle birlikte e-ticaret kullanımının sadece teknolojik ve ekonomik imkanlarla değil; jenerasyon farkı, eğitim düzeyi ve bölgesel gelişmişlik gibi sosyodemografik etkenlerden de etkilendiğini ortaya çıkarmıştır. Elde edilen bulgular yaşanan dijital dönüşümün sadece tüketici davranışlarıyla alakalı olmadığını, şirketlerin kuruluşları ve kültürleri ile lojistik anlayışı ve stratejik yönetim anlayışlarını da etkilediğini göstermektedir. Örneğin İstanbul, Batı Marmara, Doğu Marmara, Ege ve Akdeniz bölgelerinde e-ticaret kullanım oranı yüksek seyrederken, Kuzeydoğu Anadolu ve Ortadoğu Anadolu’da oran düşük seviyelerdedir (Alkan ve Bayhan 24(2): 170-185, 2023). Z, Y ve X kuşaklarında kadınların; Baby Boomer kuşağında ise erkeklerin e-ticareti kullanım oranının daha yüksek olduğuna ulaşılmıştır. Bu veriler dijitalleşmeye uyum politikalarının gelir düzeyi, eğitin seviyesi, jenerasyon ve cinsiyet farklılıklarının da gözetilerek düzenlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. E-ticaret sadece ekonomik rekabet avantajı sağlamaz, kurumsal yönetim ilkeleri açısından da stratejik bir önem taşır. Dijitalleşme alışılagelmiş düzenden farklı olarak veri analitiği, tüketici davranışlarının anlık izlenebilmesi ve tedarik zinciri süreçlerinin optimize edilebilmesi gibi yeni iş modelleri ortaya çıkarmıştır ve işletmelerin sürdürülebilir rekabet gücü elde edebilmeleri için yalnızca ekonomik performanslarını değil, aynı zamanda etik, şeffaf ve sorumlu yönetim yaklaşımlarını da dijital platformlara entegre etmeleri gerektiğini ortaya koymaktadır (Gedik 12(1), 184 – 198, 2021) Bütün bunlardan yola çıkılarak işletmeler sadece teknik altyapı geliştirmek değil, dijital dönüşüm ve yönetişim kültürleri üzerine de yansımış olan etkileri geniş bir perspektiften bakarak anlamalıdır. Dijital platformlar üzerinden yürütülen faaliyetlerde bilgiye erişim, paydaş haklarının korunması, denetim mekanizmalarının işleyişi ve yönetsel karar alma süreçlerinde şeffaflığın sağlanması gibi kurumsal yönetim ilkelerinin elektronik ortama uyarlanması zorunluluğu ortaya çıkmaktadır ve rekabet avantajı da bu etik anlayışla sağlanabileceğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, söz konusu dönüşüm sürecini yalnızca teknolojik bir gelişme olarak değil, kurumsal yönetim ilkeleri ve paydaş ilişkileri bağlamında stratejik bir yeniden yapılanma alanı olarak ele almaktadır ve Türkiye’de pandemi sonrası değişen ticaret dinamiklerinin işletmelerin yönetişim yapıları üzerindeki etkileri incelenmekte; dijitalleşmenin oluşturduğu fırsat ve risklerin kurumsal yönetim çerçevesinde nasıl ele alınması gerektiği literatür destekli olarak tartışmaktadır.Item type:Item, Theokritos’tan Nemesianus’a pastoral türün değişimi(Ankara Üniversitesi, 2026) Acar, EbruBu tez, pastoral şiir türünün MÖ üçüncü yüzyıldan MS üçüncü yüzyıla uzanan beş yüzyıllık değişimin dört şar aracılığıyla incelemiştir: Theokritos, Vergilius, Calpurnius Siculus ve Nemesianus. Tezin merkez argümanı şudur: Pastoral türün bu denli uzun bir zaman aralığında canlılığını korumasını mümkün kılan şey, köklü geleneksel ögelerin her dönemde hem kullanılması hem de dönemin siyasi, şiirsel ve metinlerarası koşullarına göre değiştirilmesidir. Theokritos pastoral türü için temel sözcükler ve temel ögeler oluşturmuştur: amoebean şarkı yarışması, pastoral ağıt, aşk acısı, locus amoenus ve şair-çoban kimliği özdeşleşmesi. Bu ögelerin tümü pharmakon paradoksunu barındırır: şarkı söylemek hem rekabet hem teselli, pastoral ağıt hem yas hem yasla başa çıkma aracıdır. Theokritos ’un kurduğu pastoral mesafe - İskenderiye sarayıyla hem ayrışma hem dolaylı iletişim - türün siyasi boyutunu başından itibaren belirlemiştir. Vergilius, iç savaşlar ve araz müsaderelerinin gölgesinde yazdığı Eclogaeda bu mesafeyi ortadan kaldırmak zorunda kalmış; pastoral söylem siyasi koşulların doğrudan şekillendirdiği dizelere dönüştürmüştür. Bununla birlikte Vergilius Theokritos geleneğine bağlı kalarak pastoral ögeler bilinçli bir yapısal muğlaklıkla yenden işlenmiştir. Calpurnius Siculus, Nero döneminin iyimser atmosferinde bu muğlaklığı açık bir methiyeye dönüştürmüş; Altın Çağ söylemin belirli bir yöneticiyle özdeşleştirmiştir. Öte yandan Calpurnius’un özgün katkısı, kentsel ortamı pastoral dizelere taşıyarak türün mekânsal sınırlarını genişletmesidir. Nemesianus se geç dönemin siyasi belirsizliğinde pastoral söylem her türlü siyasi içerikten arındırmış ve böylece türün kendi içinde yeterli bir şiirsel alan olarak var olabileceğin kanıtlamıştır. 'Discimus hinc silvestria carmina iungi' dizesiyle Nemesianus pastoral geleneğin nasıl öğretileceğin ve aktarılacağını şiirin içinden dile getirmiş; pastoral türü salt söylenen değil, öğretilen bir şiir biçimine dönüştürmüştür. Sonuç olarak bu tezde, pastoral türün değişim sürecinin tesadüfî olmadığı; dönemin siyasi koşullarıyla ilişkili olarak, şairin de kendi şiirsel gücünü geleneksel ögelere bağlı kalarak kullanmasıyla oluşan bilinçli bir değişim olduğu ortaya konmuştur.Item type:Item, İntratorasik yerleşimli schwannoma patolojik tanılı hastaların analizi, tek merkez deneyimi(Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Yenigün, Bülent MustafaAmaç: Nörilemmoma schwan hücrelerinden köken alan, nörojenik tümörler içerisinde en sık görülen alt gruptur. Sıklıkla 3.-5. dekadlarda saptanır. Genellikle posterior mediyasten yerleşimlidir. Cerrahi olarak rezeke edildiğinde nüks görülme oranları çok düşüktür. Bu çalışmada kliniğimizde rezeke edilen bu tip tümörlerin analizi yapılıp, literatür eşliğinde değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Anabilim Dalı’nda Ocak 2008 - Ocak 2018 tarihleri arasında rezeke edilen schwannoma tanısı alan 25 hasta retrospektif olarak incelendi. Preoperatif tüm hastalar toraks bilgisayarlı tomografi ile değerlendirildi. Spinal kanala invazyon şüphesi olma durumunda magnetik rezonans görüntüleme sistemi kullanıldı. Bulgular: Çalışmaya alınan tüm hastaların 14’ü (%56) erkek, 11’i (%44) kadın idi. Yaş ortalaması: 47±12,6 (31-66) idi. Hastaların genelinde baskın semptom sırt ağrısı idi. Lezyonların sıklıkla paravertebral sulkusta yerleşim gösterdiği saptandı. Schwannoma kitlelerinin %56’sı sağ, %44’ü sol hemitoraksta izlendi. Rezeksiyon için 18 hastaya kas koruyucu torakotomi, altı hastaya video yardımlı torakoskopik cerrahi, bir hastaya medyan sternotomi prosedürü uygulandı. Sonuç: Nöral hücrelerden köken alan nörojenik tümörlerin en sık görülen tipi Schwan hücrelerinden köken alan nörilemmoma’lardır. Genellikle posterior mediyasten yerleşimlidir. Oran olarak %40-60 arası asemptomatik seyrederler. Bizim hastalarımızda semptomlu hastaların oranı daha yüksekti. Schwannomalarda rezeksiyon uygulanan hastalarda nüks olma ihtimali çok düşüktür. Objectives: The origin of neurilemmoma is Schwann cells and it is the most frequent subgroup of neurogenic tumors. It is often detected in the 3rd-5th decades. The region is located in the posterior mediastinum. Recurrence rates are very low when surgically resected. In this study, this type of tumor resected in our clinic was analyzed and evaluated with the literature. Materials and Methods: Twenty-five patients diagnosed with Schwannoma resected between January 2008 and January 2018 in Ankara University Faculty of Medicine, Department of Thoracic Surgery were retrospectively reviewed. All preoperative patients were evaluated by thoracic computed tomography. In case of suspicion of invasion into the spinal canal, magnetic resonance imaging was used. Results: Of all the patients included in the study, 14 (56%) were male and 11 (44%) were female. The mean age was 47±12.6 (31-66) years. The main symptom in the patients was back pain. It was determined that the lesions were frequently located in the paravertebral sulcus. 56% of Schwannoma masses were observed in the right and 44% in the left hemithorax. For resection, 18 patients underwent muscle sparing thoracotomy, six patients underwent video-assisted thoracoscopic surgery, and one patient underwent a median sternotomy procedure. Conclusion: The most common type of neurogenic tumors originating from neural cells is neurilemmomas originating from Schwann cells. It is generally located in the posterior mediastinum. They are asymptomatic between the rates of 40% and 60%. In our patients, the rate of symptomatic patients was higher. Recurrence is very low in patients undergoing resection in Schwannoma.
