Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Siha'dan fırlatılan balistik bir füze için siha füze arası veri bağı kullanan müşterek bir seyrüsefer çözümü
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Taşan, Kenan Can
      Bu tez çalışmasında, birlikte harekât icra eden ve füze atışı gerçekleştiren Silahlı İnsansız Hava Aracı (SİHA) grupları için, Küresel Konumlandırma Sistemi (KKS) erişiminin olmadığı veya kısmi olduğu ortamlarda kullanılmak üzere bir seyrüsefer çözümü ele alınmıştır. Bu kapsamda, haberleşme tabanlı göreli ölçümler kullanan çok unsurlu müşterek bir seyrüsefer mimarisi geliştirilmiştir. Haberleşme ortamının elektronik harp gibi etkilerle kolaylıkla bozulabilmesi nedeniyle, göreli ölçümlerin doğruluğunun kritik olduğu ortaya konmuş ve ölçüm bozulmaları altında önerilen yaklaşımın gürbüzlüğünü korumaya yönelik yöntemler geliştirilmiştir. Çalışmada, operasyon ortamında karşılaşılabilecek haberleşme kesintileri, çok yollu iletim hataları ve saat kaymaları gibi ölçüm bozulmaları zamana bağlı bir şekilde ele alınmış ve bu tür hataların klasik yöntemlerle tespit edilmesinin sınırlı kaldığı gösterilmiştir. Bu doğrultuda, ölçüm bileşenlerinin ayrı ayrı değerlendirilebildiği kısmi ölçüm güncelleme yaklaşımı altında daha esnek bir filtreleme yapısı geliştirilmiş ve bu yapının adaptif karar mekanizmaları ile yönetilmesinin katkıları ortaya konmuştur. Önerilen adaptif ölçüm güncelleme mimarisi kapsamında, geleneksel eşik tabanlı inovasyon filtresine (IF) ek olarak pekiştirmeli öğrenme (RL) tabanlı Derin Q-Ağ (DQN) ajanı, çok katmanlı algılayıcı (MLP) ve uzun-kısa süreli bellek ağı (LSTM) olmak üzere üç farklı öğrenme tabanlı karar yaklaşımı karşılaştırılmıştır. Monte Carlo benzetimleri sonucunda, MLP tabanlı yaklaşımın ölçüm kalitesini yüksek doğrulukla sınıflandırdığı ve IF’e kıyasla daha isabetli ölçüm güncelleme kararları vererek seyrüsefer performansını iyileştirdiği gözlemlenmiştir. RL ve LSTM tabanlı yöntemlerin ise problem yapısına bağlı sınırlamalar nedeniyle IF’ten daha düşük performans sağladığı belirlenmiştir. Elde edilen sonuçlar, veri odaklı yöntemlerin uygun özellik temsili ile birlikte kullanıldığında, önerilen deterministik yapıyı güçlendiren tamamlayıcı bir karar katmanı olarak etkili bir şekilde kullanılabileceğini göstermektedir.
    • Item type:Item,
      Anadilinde ve yabancı dilde içerik ve işlev sözcüklerinin işlemlenmesine dair bir FMRG çalışması
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Ergin, Derya Debbağ
      Bu araştırma, içerik ve işlevsel sözcüklerin sessiz okunması sırasında beyinde gerçekleşen işlemleme farklılıklarına odaklanmaktadır. İçerik sözcükleri adlar, eylemler, zarflar ve sıfatlar olarak gruplandırılmaktadır. Bu sözcükler anlamsal içeriklere sahiptir ve imgelenebilir özelliktedir. Tek başlarına anlam taşıdıkları için bağlam dışı kullanımlarına rastlanabilmektedir. Buna karşılık işlev sözcükleri zamirler, bağlaçlar, yardımcı fiiller, tanımlıklar (articles) ve belirticiler (demonstratives) ve bazı ilgeçler olarak gruplandırılmaktadır. İşlev sözcükleri, tümce içinde bağlama görevinde ve sözcükler arasında sözdizimsel görevlerde bulunmaktadır. Bu sözcükler tek başlarına anlamsal içeriklere sahip değildir ve bu nedenle imgelenemezler. İçerik ve işlev sözcüklerinin dilbilimsel açıdan farklı oluşlarının psikodilbilimsel yansıması ve dolayısıyla farklı işlemlenip işlemlenmedikleri konusu alan yazınında henüz tam anlamıyla açıklanabilmiş bir konu değildir (Schmauder, 1992; Schmauder, Morris ve Poynor, 2000). Buna rağmen, konu ile ilgili araştırmacıların pek çoğu bu iki ayrı sözcük türünün farklı sözcüksel işlemlemeye maruz kaldığını ve zihinsel sözlükçede farklı yerlerde bulunduğunu yapılan afazi ve gelişimsel okuma bozuklukları çalışmaları yoluyla belirlemeye çalışmışlardır (Bradley, 1978; Bradley, Garrett, & Zurif, 1980; Martin ve Yaffee, 1990). Buna karşılık bu iki sözcük grubunun kesin çizgilerle ayrılmış işlemleme süreçlerine maruz kalmadığını savunan görüşün savunucuları da vardır (Taft, 1990). Bu görüşe göre, bu iki sözcük türünün farklı işlemleme süreçleri sözcüklerin sahip olduğu anlamsal içeriğin sözcüğün kolay ya da zor işlemlenmesine neden oluşu ile ilgilidir. İçerik ve işlev sözcüklerinin ayrı sözlükçelerden çağrılmadığını ve ayrı geri çağırma süreçlerine sahip olmadığını farklı sıklıklarda latans etkisi olmadığını göstererek ortaya koyan çalışmalar farklı dillerde yapılmıştır. (Garnsey, (1985), Gordon & Caramazza, (1983), Matthei & Kean, (1989), Taft, (1990); Segui, Mehler, Frauenfelder & Morton, (1982); Kolk & Blomert, (1985). Bu araştırma, karşılaştırmalı bir bakış açısı ile içerik ve işlev sözcüklerinin işlemleme sürecinin algılanmasına katkıda bulunmayı hedeflemektedir. Buna ek olarak, daha önce farklı dillerde ele alınmış olan sözcüksel işlemlemenin beyinde görünümünü ortaya koymaya yönelik çalışmalara anadili Türkçe'yi de katmaktadır. Araştırma, bu amaçlara ulaşmak için şu sorulara yanıt arayacaktır: 1. Anadili Türkçede içerik ve işlev sözcüklerinin işlemlenme süreci, anadili İngilizce, Fransızca ve Flemenkçede yapılan önceki çalışmalarla paralel bir özellik göstermekte midir? (Garnsey, 1985; Gordon & Caramazza, 1983; Matthei & Kean, 1989; Taft, 1990, Segui, Mehler, Frauenfelder & Morton, 1982, Kolk & Blomert, 1985). 2. İçerik sözcükleri, yabancı dilde sözcük işlemleme bağlamında da anlamsal içeriğe sahiptirler. O halde, bu sözcük türü yabancı dil bağlamında da tıpkı anadili bağlamında olduğu gibi bazı bölgelerde baskın görünüm sergilemekte midir? Anahtar sözcükler: İçerik sözcükler, İşlev sözcükler, fMRG, sinirdilbilim.
    • Item type:Item,
      Bir insan hakları meselesi olarak engellilik: Birleşmiş Milletler sisteminde korunması
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Aksaç, Gizem Tanay
      Bu tez, engelliliği insan hakları paradigması çerçevesinde ele almakta ve engelli bireylerin haklarını kavramsal ve hukuki boyutlarıyla incelemektedir. Tez dört ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm, engellilik kavramının kavramsal çerçevesi engelliliğe ilişkin tıbbi, sosyal ve insan hakları modelleri üzerinden kurulmaktadır. Bu bölümde, engellilik konusunda yaşanan kavram karmaşası, yeti yitimi, özürlülük ve sakatlık kavramları arasındaki ilişki, uluslararası ve ulusal hukuk metinlerinde engellilik kavramının açıklanması ve engelli bireye ilişkin tanımlar ile engelliliğe ilişkin modellerin tüm bu metinlere etkisi tartışılmıştır. İkinci bölüme, engelli bireylerin Birleşmiş Milletler sisteminde görünmez oldukları dönemden, Engellilerin Haklarına İlişkin Sözleşme ile hakkın öznesi oldukları döneme kadar engelliliğin Birleşmiş Milletler'de bir insan hakları meselesi olarak görülmesi sürecini değerlendirmekle başlanılmıştır. Ardından, dünya üzerinde engellilik paradigmasının değişim sürecinde oldukça bellirleyici rol oynayan EHİS, amaç, kapsam, genel ilkeler, genel yükümlülükler, düzenlenen hak ve özgürlükler başlıkları altında incelenmiş ve Sözleşme'ye Ek İhtiyari Protokol düzenlemeleri açıklanmıştır. Engelli Hakları Komitesi'nin işleyişi, çalışma usul ve yöntemleri ve özellikle bireysel başvuru usulü ayrıntılı olarak açıklanmıştır. Üçüncü bölüm, insan hakları paradigması ekseninde engelli bireylerin insan hak ve özgürlüklerine ilişkin insan onuruna saygı, ayrımcılık yasağı, eşitlik, erişilebilirlik ve bireysel özerkliğe saygı ilkelerinin engelli birey öznesi ile değerlendirilmesini de kapsayacak ayrıntılı bir incelemeye ayrılmıştır. Dördüncü bölüme gelindiğinde ise; Anayasa Mahkemesi, ilk derece ve üst derece mahkemeleri, Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu ile Kamu Denetçiliği Kurumu'nun engelliliğe ilişkin kararları, insan hakları paradigması çerçevesinde ele alınmış ve uluslararası normların iç hukuka yansımaları analiz edilmiştir. Sonuç olarak, bu çalışma, engelliliğin bir insan hakları meselesi olarak anlaşılmasına katkı sağlamayı ve bu paradigmanın engelli bireylerin haklarının güçlendirilmesindeki rolünü ortaya koymayı amaçlamaktadır.
    • Item type:Item,
      Mobil uç bilişimde hesaplama aktarım sorunu için yeni bir yaklaşım
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Çoban, Hasan Faruk
      Bulut bilişim, kısa sürede bilişim teknolojileri alanında önemli bir dönüşüm yaratarak yüksek işlem gücü gerektiren uygulamaların daha geniş kullanıcı kitleleri tarafından erişilebilir hale gelmesini sağlamıştır. Ölçeklenebilir ve esnek kaynak yapısı sayesinde, sınırlı donanım imkanlarına sahip kullanıcılar dahi karmaşık hesaplama işlemlerini gerçekleştirebilmektedir. Bu gelişme, gerçek zamanlı sensör verisi işleme, anlık görüntü analizi ve büyük veri uygulamaları gibi yoğun hesaplama gerektiren sistemlerin yaygınlaşmasına önemli katkı sağlamıştır. Fakat bu yeni durum kendi içinde yeni problemleri de getirmiştir. Hesaplama ve işlemlerin buluta aktarılması ve geri dönmesi belli bir zaman almaktadır. Bilgisayar ağlarının önemli problemlerinden olan gecikme (delay) burada da karşımıza çıkmıştır. Bu problemi çözmek için mobil uç bilişim ortaya atılmıştır. Özellikle 5G teknolojileri ile uyumlu çalışması planlanan bu mimaride uzaktaki merkezi bulut bilişim sunucularına hesaplama aktarımı yerine kullanıcılara daha yakın mobil uç sunucular konumlandırılarak arada geçen gecikme süresinin kısaltılması amaçlanmaktadır. Bir nevi vekil sunucu görevi gören mobil uç bilişimde iki önemli süreç vardır. Bunlardan ilki sunucuların optimum konumlandırılması ikincisi hesaplama aktarımıdır. Bu tez, hesaplama aktarım süreci için en uygun yöntemin geliştirilmesini amaçlamaktadır. Bu kapsamda hem veri üretimini hem de sistem altyapısını destekleyen yenilikçi bir deney düzeneği ve yazılım altyapısı tasarlanarak gerçekleştirilmiştir. Geliştirilen bu altyapı kullanılarak farklı hesaplama aktarım yöntemleri uygulanmış, analiz edilmiş ve sonuçları karşılaştırmalı olarak sunulmuştur.
    • Item type:Item,
      Bulut tabanlı yeni sömürgecilik: küresel Kuzey ve küresel Güney'de politika söylemleri
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Öztürk, Helin
      Bu çalışmada, Küresel Kuzey ve Küresel Güney aktörlerinin bulut tabanlı teknolojiye ilişkin politika söylemleri incelenmiştir. Bulut teknolojisi, resmi politika belgelerinde güvenlik, rekabetçilik, dijital kalkınma ve egemenlik gibi kavramlarla birlikte ele alınmaktadır. Çalışmada ise bulut altyapısının teknolojik bir hizmet olmanın ötesine geçen söylemsel boyutuna odaklanılmıştır. Bu doğrultuda tezde, bulut politikası söylemlerinin yeni sömürgeciliği hangi biçimlerde yeniden ürettiğini, hangi bağımlılık ilişkilerini görünmez kıldığını ve bu ilişkilere karşı ne tür alternatif imkânlar sunduğunu ortaya koymak amaçlanmıştır. Çalışmada Küresel Kuzey’i temsilen Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği; Küresel Güney’i temsilen ise Çin ve Türkiye tarafından üretilen resmi politika belgeleri incelenmiştir. İnceleme, dijital sömürgecilik, veri sömürgeciliği, bulut sermayesi ve bulut-köleci sömürgecilik tartışmalarına dayandırılmıştır. Yöntem olarak Norman Fairclough’un eleştirel söylem çözümlemesi modeli kullanılmış; Roy Bhaskar’ın eleştirel gerçekçi bilim felsefesi ontolojik zemini, Bob Jessop’ın kültürel ekonomi politik yaklaşımı ise söylem ile ekonomi politik arasındaki ilişkiyi kuran temel çerçeveyi oluşturmuştur. Bu kapsamda belgelerin söylemi; kurulan ekonomik tahayyüller, merkeze alınan aktörler, öne çıkarılan tehditler ve doğallaştırılan bağımlılık ilişkileri ekseninde çözümlenmiştir. Tezin temel bulguları, politika söylemlerinin aktörlerin uluslararası sistem içerisindeki konumlarıyla bağlantılı olduğunu ortaya koymaktadır. ABD belgelerinde bulut altyapısı; küresel liderlik, güvenilir teknoloji, özel sektör kapasitesi, güvenlik ve dayanıklılık bağlamında kurulurken; AB belgelerinde veri egemenliği, stratejik özerklik, düzenleyici kapasite, insan merkezlilik ve piyasa yoğunlaşmasına karşı denetim arayışı öne çıkmaktadır. Küresel Kuzey tarafından inşa edilen bu özgüvenli söylemin arkasında ise hegemonik bir kırılganlık yatmaktadır. ABD mevcut liderliğini meşrulaştırmakta; AB ise ABD merkezli teknoloji şirketlerinin hakimiyeti ve Çin’in yükselen kapasitesi arasında sıkışmış bir aktör olarak özerklik arayışına girmektedir. Bu nedenle Küresel Kuzey’in söylemi, kırılganlaşan üstünlüğü yeniden sağlama ve kurma çabası olarak değerlendirilmektedir. Küresel Güney aktörlerinde ise kalkınma, teknolojik kapasite, dijital egemenlik ve bağımlılığı azaltma arayışı öne çıkmaktadır. Çin belgelerinde bulut bilişim, devlet öncülüğünde kalkınma, veri güvenliği, yerli yenilik ve Batı merkezli dijital düzene alternatif oluşturma hedefiyle ilişkilendirilmektedir. Türkiye belgelerinde ise yerli ve millî teknoloji, dijital dönüşüm, ulusal kapasite geliştirme ve dışa bağımlılığı azaltma söylemleri belirginleşmektedir. Çin’in aktif kurucu söylemine karşılık, Türkiye söyleminde teknolojik bağımlılığı azaltma vurgusu ön plandadır. Bu yönüyle, ele alınan aktörler Küresel Güney içinde farklı tarihsel ve siyasal bağlamlardan hareket etseler dahi her ikisi de bulut bilişimi bir egemenlik ve kalkınma meselesi olarak kurmaktadır. Sonuç olarak tez, bulut politikası söylemlerinin hem mevcut bağımlılık ilişkilerini yeniden üreten hem de bu ilişkilere karşı sınırlı alternatif arayışları barındıran ikili bir karakter taşıdığını ortaya koymaktadır. Küresel Kuzey, bulut sermayesinin merkezî konumunu güvenlik, liderlik, düzenleme ve dayanıklılık söylemleriyle yeniden kurarken; finansman bağımlılığını ve konum kaybı kaygısını da açığa vurmaktadır. Küresel Güney ise teknolojik bağımsızlık, dijital egemenlik ve ulusal kapasite söylemleri üzerinden bu düzene karşı farklı cevaplar üretmektedir. Bu yönüyle çalışma, bulut bilişim politikalarını yeni sömürgeciliğin söylemsel olarak kurulduğu ve meşrulaştırıldığı metinler olarak değerlendirmektedir.