Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Sürdürülebilir ayçiçeği (helianthus annuus) tarımında deniz yosunu ve hümik asitin verim üzerine etkisinin belirlenmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Oğuz, Ezgi
      Bu çalışma, sürdürülebilir ayçiçeği (Helianthus annuus L.) üretiminde deniz yosunu ve hümik asit uygulamalarının bitki gelişimi ve verim unsurları üzerindeki etkilerini belirlemek amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada, kimyasal gübre kullanımının azaltılarak biyolojik ve organik temelli girdilerin etkinliğini ortaya koymak hedeflenmiştir. Araştırmada, farklı uygulamalar (T0: kontrol, T0+: kimyasal kontrol, T1: deniz yosunu, T2: hümik asit ve T3: deniz yosunu + hümik asit kombinasyonu) karşılaştırılmıştır. Elde edilen sonuçlarda, dekar başına en yüksek yağ ve tane verimi istikrarlı bir şekilde T0+ uygulamasında ölçülmüştür. T3 uygulaması, iki yıl boyunca yüksek bin tane ağırlığı ve düşük kabuk oranı değerlerini sağlayarak, üstün tane kalitesi sergilemiştir. Yağ verimi de T0+'a oldukça yakın ve rekabet edebilir düzeydedir. Dolayısıyla, daha dolgun, kaliteli ve pazar değeri yüksek ürün eldesi için T3 uygulaması optimal uygulama olarak belirlenmiştir. T1 ve T2 uygulamaları, T0 kontrol grubuna kıyasla tüm parametrelerde önemli iyileşmeler sergilemiştir. Ancak, T0+ ve T3'ün performansının gerisinde kalmışlardır. T0 (kontrol) grubu ise diğer tüm uygulamaların etkinliğini kanıtlayan bir temel oluşturmuştur. Sonuç olarak, bu çalışma kapsamında incelenen uygulamalardan T0+ en yüksek verim potansiyeli nedeniyle, T3 ise üstün kalite parametreleri ve T0+'a yakın verimiyle öne çıkmıştır. Bulgular, organik ve biyolojik kökenli uygulamaların sürdürülebilir tarım sistemlerinde kimyasal gübrelerin yerine alternatif olarak kullanılabileceğini ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, deniz yosunu ve hümik asit uygulamaları, hem verim artışı hem de çevresel sürdürülebilirlik açısından önemli bir potansiyel sunmakta; düşük maliyetli ve çevre dostu alternatif olarak değerlendirilmektedir.
    • Item type:Item,
      Çevreye duyarlı işletmelerin toplumda yarattığı imaj üzerinde etkileri ve finansal getirisi
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Demirezen, Dilara
      Bu çalışmada, çevreye duyarlı işletmelerin toplumda yarattığı imajın finansal getiriler üzerindeki etkileri kuramsal bir çerçevede incelenmektedir. Küresel çevre sorunlarının derinleşmesi, iklim değişikliği ve doğal kaynakların hızla tükenmesi, işletmelerin yalnızca ekonomik hedeflere odaklanan geleneksel yaklaşımlarla sürdürülebilir başarı elde etmelerini zorlaştırmaktadır. Bu bağlamda yeşil ekonomi ve çevreye duyarlı işletmecilik anlayışı, işletmeler açısından stratejik bir zorunluluk hâline gelmiştir. Çalışmada öncelikle yeşil ekonomi ve yeşil finans kavramları ele alınmakta; yeşil tahviller, yeşil krediler ve sürdürülebilir yatırım araçları gibi çevre odaklı finansman uygulamaları açıklanmaktadır. Ardından çevreye duyarlı işletmelerin benimsediği yeşil inovasyon, yeşil pazarlama, kurumsal sosyal sorumluluk ve çevre dostu finansman stratejileri değerlendirilmekte; bu stratejilerin toplum nezdinde oluşturduğu kurumsal imaj analiz edilmektedir. Literatür bulguları, çevreye duyarlı uygulamaların işletmelerin kurumsal itibarı, marka değeri ve paydaş güveni üzerinde olumlu etkiler yarattığını göstermektedir. Toplumda oluşan olumlu çevreci imajın, tüketici tercihleri ve yatırımcı algısı üzerinden işletmelerin finansal performansını dolaylı olarak desteklediği görülmektedir. Özellikle yeşil tahvil ihraçları ve sürdürülebilir finansman araçlarının, pay senedi getirileri ve firma değeri üzerinde olumlu etkiler yarattığına ilişkin bulgular, çevresel duyarlılığın finansal piyasalar tarafından da pozitif bir sinyal olarak algılandığını ortaya koymaktadır. Sonuç olarak bu çalışma, çevreye duyarlı işletmelerin toplumda oluşturduğu olumlu imajın, finansal getiriler üzerinde destekleyici bir rol oynadığını göstermektedir. Çevresel sorumluluk, işletmeler açısından yalnızca etik bir yükümlülük değil, aynı zamanda uzun vadeli değer yaratan stratejik bir unsur olarak değerlendirilmektedir.
    • Item type:Item,
      Fransız Devrimi’ne farklı bakış açıları
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Bakır, Yasemin Köksal
      Fransız Devrimi kaleme alınan her yeni çalışmayla yeniden tartışılan ve değerlendirilen bir tarihsel süreç olarak öne çıkar. Yalnızca Fransa'nın değil, dünya tarihinin gidişatını kökten değiştiren bu olay, kritik bir dönüm noktasıdır ve mali kriz, toplumsal eşitsizlikler ve Aydınlanma düşüncelerinin bir araya geldiği koşullarda ortaya çıkmıştır. İnsan haklarının gelişimine katkısı ve tüm insanlığa miras bıraktığı değerleriyle bu büyük olay, mutlak monarşileri temelinden sarstığı gibi ulus devletlerin doğuşuna ve modern demokrasinin biçimlenmesine zemin hazırlamıştır. Bu çalışmada dönemin sosyo-ekonomik yapısı ve devrimin ortaya çıkış koşullarını içeren Fransız Devrimi’nin tarihsel arka planına yer verilirken geçmişten bu yana farklı perspektiflerce nasıl yorumlandığı incelenmiştir. Fransız Devrimi üzerinden iki asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen anlamı ve mirası üzerine süregelen tartışmalarla her dönem güncelliğini koruyan tarihsel bir olaydır. Devrim her dönemin ve ideolojinin kendi sorularını yönelttiği, bu sorular aracılığıyla yeni anlamlar ürettiği dinamik bir kaynaktır. Kimine göre modern özgürlüklerin doğuşu, kimine göre bir burjuva düzeni inşa etme projesi, kimine göre azınlık bir grubun komplosu, kimine göre ise kanlı bir terör dönemi olarak görülmüştür. Bu çalışmada da Fransız Devrimi üzerine geliştirilen, devrimi yorumlamada başat rol oynayan ve pek çok tarihçi tarafından benimsenen bakış açılarının yanında, devrime ilişkin ortaya koyduğu iddialarla dikkat çeken bakış açıları ele alınmıştır. Üzerine sayısız eser yazılan bu olaya ilişkin sayısız yorumun da bulunabileceği bir gerçektir. Tarihin akışını kökten değiştiren devrim, gelecekte de farklı sorulara, değerlendirmelere ve yorumlara konu olmaya devam ederek tarihsel önemini korumaya devam edecektir.
    • Item type:Item,
      Gaziantep/Tahtaköprü Barajı Kurtarma Kazılarından ele geçen iskeletlerin dental analizi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Gökkurt, Sevgi Tuğçe
      Eski insan topluluklarının çene ve diş hastalıklarının çalışılmasıyla, bu insanların beslenmeleri, besin hazırlama teknikleri, ağız hijyeni, gelişimsel stres dönemleri gibi geçmiş toplulukların yaşamlarını yeniden yapılandırmaya yönelik oldukça önemli sonuçlar elde edilmektedir. Çalışmanın materyalini oluşturan Hamaç Orta Çağ iskeletleri çene ve diş hastalıkları açısından incelenerek, Orta Çağ'da yaşadığı bölgede oldukça az bilinen eski insan topluluklarının verilerine katkı sağlanmaya çalışılmıştır. Osteoarkeolojik ve tahribatsız yöntemler kullanılarak, analiz edilen çene ve diş patolojileri sonucu toplulukta gözlenen diş çürüğü ve diş çürüğüne bağlı gelişen periapikal lezyon ve ölüm öncesi diş kayıpları yoğun tarımsal gıdalarla beslendiğini, diş aşınma derecelerinin oldukça hafif düzeyde kalması tüketilen besinlerin hazırlık aşamasında iyi öğütüldüğünü göstermektedir. Diş taşı çağdaşı olan topluluklarla kıyaslandığında oldukça düşük oranlarda kalmıştır ancak diş taşının etiyolojisine bakıldığında diş taşı oluşumuna sebep olan faktörler için çok daha detaylı analizler yapılması gerektiği açıktır. Çene ve diş hastalıkları açısından cinsiyetlere göre anlamlı farklılıklar gözlenmemiştir. Bu durum topluluktaki bireylerin özellikle beslenmesinde cinsiyete dayalı sosyal eşitsizlik olmadığını düşündürmektedir. Yaşa bağlı olarak artan bakteri kökenli lezyonlar ve aşınma arasındaki ilişki beklendik şekilde yaşa bağlı olarak artma ve şiddetlenme eğilimindedir. Mine kusurları kapsamında bakıldığında mine hipoplazisi de yaşa bağlı olarak artma eğilimindedir. Bu durum, özellikle bebek ve çocuklarda ölüm sıklığıyla ilişkili olabilir. 1-2 ve 3-4 yaşlarında bebek-çocuk ölümleri artmaktadır. Hayatta kalan bireylerde gözlenen veriler doğrultusunda da topluluktaki stres dönemlerinin 4,5-4,9 yaş aralığında arttığını görmekteyiz. Bu durum bebeklerin katı gıdaya geçişiyle muhtemelen besin kalitesindeki düşüşe bağlı olarak yetersiz beslenmenin bağışıklık sistemlerini zayıflatmasıyla açıklanabilir. Aynı zamanda hipoplazilerin oluştuğu yaş aralığına bakıldığında çocukların yaşadığı çevrede sosyalleşmesi, daha hareketli ve meraklı oldukları yaş aralığını işaret etmektedir. Yani yaşadığı çevredeki hijyenik olmayan ortamlara doğrudan temas etmeleri de bu durumu tetikleyen faktörlerden olmalıdır. Anahtar Kelimeler: Diş ve Çene Patolojileri, Beslenme, Besin Hazırlama Teknikleri, Orta Çağ, Anadolu, Gelişimsel Defektler
    • Item type:Item,
      Mo Yan'ın yaşam ve ölüm yorgunu romanında Çin hikâye anlatıcılığı geleneği
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Kurtuldu, Erdem
      Her kültürün uzun bir geçmişe sahip sözlü anlatım geleneği vardır. Bu gelenekler sonraki dönemlerin yazılı edebiyatına sızarak yeni bir toprağın üzerinde türlü biçimlerde çiçek açmıştır. "Mo Yan'ın Yaşam ve Ölüm Yorgunu Romanında Çin Hikâye Anlatıcılığı Geleneği" başlıklı bu çalışmada 2012 yılında Nobel ödülünü kazandığında Hikâye Anlatıcısı başlıklı bir konuşma yapan ve kendini bir yazardan çok bir hikâye anlatıcısı olarak gören Mo Yan'ın eserleri Çin sözlü kültürü ve edebiyatında önemli bir figür olan hikâye anlatıcısı ve hikâye anlatıcılığı geleneği üzerinden incelenmiş, yazarın bu sözlü gelenekten nasıl etkilendiği ve onu eserlerinde nasıl işlediğini ortaya konmaya çalışılmıştır. Mo Yan, Çin uygarlığının mitolojiyle başlayan, öznel hayal gücüne dayanan ve klasik edebiyat dışında bırakılıp halk arasında aktarılan anlatı geleneğini devralır. Bu gelenek Altı Hanedan dönemi zhiguai hikâyelerini, Tang dönemi chuanqi hikâyelerini, Song dönemi huaben hikâyelerini, Yuan dönemi tiyatrolarını, Ming-Qing döneminde konuşma diliyle yazılan fantastik romanları, halk tiyatrosunu ve hikâye anlatıcılığı sanatını kapsar. Çalışmada sözlü kültür ve sözlü edebiyatın türleri tanımlanmış, Çin ve dünya edebiyatından örnekler verilmiş, Mo Yan'ın hikâye anlatıcılığının serüveni yazarın edebiyat dünyasına yeni adım attığı dönemdeki temkinli taklit çabalarından, bilinçli bir başkaldırıyla giriştiği anlatı arayışına, bir anlatıcı olarak aydınlanma, uyanış ve ilham süreçleriyle kendi hikâyelerini anlatma yolunu bulmasına ve sonunda özgürce anlatma bilincine ulaşarak özgün bir anlatı estetiği kurmasına kadar uzanan bir gelişim çizgisinde değerlendirilmiştir.