Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Ankara pedi̇atri̇ kongresi̇ 9-11 kasım 2023 sözel ve poster bi̇ldi̇rileri
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Osan, Merve Naz İnan; Karagözlü, Selen; Bakhtiyarzada, Jeyhun; Bayram, Özlem Karataşoğlu; Aydın, Alperen; Murt, Begüm; Yılmaz, Mustafa; Ramoğlu, Mehmet Gökhan; Tutar, Hasan Ercan; Uçar, Tayfun
      Giriş: Üfürümlerin en sık nedeni asemptomatik çocuklarda masum üfürümlerdir. Masum üfürümlerin sıklığı yapısal kalp hastalıklarına bağlı üfürümlerden 100 kat daha fazladır. Çocukluk çağında duyulan üfürümlerin %1’inden azı doğuştan kalp hastalığına bağlıdır (DKH). Gereç ve Yöntem: Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi (AÜTF) Çocuk Kardiyoloji Polikliniği’ne 14.01.21 ile 04.07.22 tarihleri arasında başvuran 1 yaş altındaki 118 bebek prospektif değerlendirildi. Her bebek için demografik, öz ve soy geçmiş verilerinin, fizik bulgularının ve ekokardiyografi tanısının olduğu form dolduruldu. Araştırma görevlisi ve çocuk kardiyolojisi uzmanı birbirinden bağımsız olarak hastanın kardiyak dinleme bulgularının olduğu formu doldurdu. Çalışmadaki 118 bebekten 105’ine EKO uygulandı. Değerlendirmelerde IBM SPSS Statistics 20 programı kullanıldı, istatistiksel anlamlılık sınırı olarak p<0,05 kabul edildi. Bulgular: EKO yapılan 105 olgudan %29,5 ine DKH tanısı konulmuştur. EKO normal olan olgu %24,8’i oluşturmaktadır. Olguların %45,7’sinde minör kardiyak bulgu saptanmıştır. 118 olgudan %51,7’ si kız, %48,3’ü erkek bebektir. Patolojik üfürüm ve cinsiyet ilişkisi açısından fark saptanmıştır, kız bebeklerde patolojik EKO oranı daha fazla bulunmuştur (p<0,05). 0-1 ay yaş grubunda patolojik EKO bulgu oranı diğer yaş gruplarına göre anlamlı derecede yüksek saptanmıştır (p<0,05). EKO sonuçlarımızda masum üfürüm olarak kabul edilen en sık görülen bulgu %28,6 ile PFO ve %28,6 İAA’dır. EKO bulgusu olarak en sık görülen 3 patoloji %16,2 ile ASD, %14,3 ile VSD, %5,7 ile PD olmuştur. Araştırma görevlilerinde masum/patolojik üfürüm ayrımında duyarlılık %56,7, özgüllük %83,5, pozitif prediktif değer (PPD) %60,7, negatif prediktif değer (NPD) %81,1, tanısal doğruluk %75,2 bulunmuştur. Çocuk kardiyoloji uzmanında ise duyarlılık %67,7, özgüllük %92,8, PPD %80,7, NPD %86,6, tanısal doğruluk %85,1 bulunmuştur. Sonuç: Çocuk kardiyoloji uzmanın patolojik/masum üfürümü ayırt etmede araştırma görevlisine göre yüksek özgüllük ve tanısal doğruluğa sahip olduğu gösterilmiştir. Araştırma görevlilerinin oskültasyon yeteneklerinin geliştirilmesi için kardiyoloji eğitimlerinde oskültasyon programından geçmelerinin doğru olacağını düşünmekteyiz. Yenidoğan yaş grubunda patolojik EKO olma ihtimali daha fazla olduğu için üfürümlerin tanısında EKO önemli bir araçtır.
    • Item type:Item,
      İki loblu flep ile şakak rekonstrüksiyonu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Yenidünya, Mehmet Oğuz; Mostoufi, Hojjat
      Şakak bölgesinin rekonstrüksiyonu hakkında çok az sayıda yayın bulunmaktadır, kelimenin inglizce karşılığı olan “Temple” kelimesi ile literatür taraması yapıldığında, var olan yayınların tarih ile ilgili olması ilginç olacaktır. Arşivimizde şakak bölgesinde defekti olan 21 hasta vardı. Bunlardan sadece iki loblu flep ile rekonstrükte edilen hastalar bu çalışmaya dahil edildi. Hastalardan sekizi lokal anestezi altında ameliyat edildi ve sadece bir hastaya genel anestezi uygulandı (n=9). Flebin tabanı her zaman süperfisyal temporal damarların olduğu taraf seçildi. Hastaların tümünün patolojik tanıları malign deri tümörü olarak geldi. Bunların beş tanesi Bazal Hücreli Karsinom (n=5) ve dört tanesi sküamöz Hücreli Karsinom (n=4) olarak rapor edildi. Onarım sonuçları renk ve doku uyumu açısından tatmin ediciydi. Şakak bölgesinin deri ve subkütanöz doku onarımı için rekonstrüktif teknik arandığında iki loblu flep akılda bulunmalıdır diye düşünüyoruz. There are a few reports on the reconstruction of the temple region, and it is funny that when you write a keyword for a literature search, it is the historical temple reconstructions that exist. There were 21 patients with temple defects in our archives. Among them, only the cases reconstructed with the bilobed flap were included in this study. Eight of the patients were operated on under local anesthesia; only one patient received general anesthesia (n=9). The base of the flap was always selected facing with the superficial temporal vessels. All of the patients’ pathological diagnoses were malignant skin tumors including Basal cell carsinoma (n=5) and squamous cell carsinoma (n=4). The results of the repair were satisfactory with respect to color match and texture. The bilobed flap should be kept in mind when searching a skin and subcutaneous tissue reconstructive technique on the temple region.
    • Item type:Item,
      Elsberg syndrome: one of the causes of cauda equina syndrome - a case series and review of the literature
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Aslantaş, Hüseyin Oğuzhan; Kutlay, Şehim; Güneş, Seçilay; Genç, Aysun; Ünal, Sena; Peker, Elif; Aksun, Zerrin Özaydın
      Elsberg syndrome (ES) is a rare syndrome characterized by acute or subacute lumbosacral radiculitis and myelitis confined to the lower spinal cord, following an acute or reactivation viral infection. Reported complaints are urinary retention, bowel incontinence, radicular pain and muscle weakness. It is associated with Herpes simplex type 2 infections or reactivation from dorsal root ganglia, there are also cases reported with acute west Nile virus, varicella zoster virus and severe acute respiratory syndrome coronavirus 2. Clinicians do not generally consider this syndrome in the differential diagnosis of acute cauda equina syndrome, and therefore, appropriate diagnostic approaches are missed. Sarcoidosis, lymphoma, vasculitis, other sources of infection and dural arteriovenous fistula are also included in the differential diagnosis. In order to draw attention to ES, which is a post viral inflammatory condition, two cases presenting acute cauda equina syndrome findings and diagnosed with ES will be presented. Elsberg sendromu (ES), akut veya reaktif bir viral enfeksiyonu takiben omurilik alt bölgesinde sınırlı,akut veya subakut lumbosakral radikülit ve miyelit ile karakterize nadir bir sendromdur. Bildirilen semptomlar idrar retansiyonu, bağırsak inkontinansı, radiküler ağrı ve kas güçsüzlüğüdür. Herpes simpleks tip 2 enfeksiyonları veya dorsal kök gangliyonlarından reaktivasyon ile ilişkilidir, ayrıca akut batı Nil virüsü, varisella zoster virüsü ve Şiddetli akut solunum yolu sendromu koronavirüs-2 ile bildirilen olgular da vardır. Klinisyenler genellikle bu sendromu akut kauda ekina sendromunun ayırıcı tanısında değerlendirmez ve bu nedenle uygun tanısal yaklaşımlar gözden kaçar. Sarkoidoz, lenfoma, vaskülit, diğer enfeksiyon kaynakları ve dural arteriyovenöz fistül de ayırıcı tanıda yer almaktadır. Post viral enflamatuvar bir durum olan ES’ye dikkat çekmek amacıyla akut kauda ekuina sendromu bulguları gösteren ve ES tanısı alan iki olgu sunulacaktır.
    • Item type:Item,
      Papilödemsiz, i̇zole komplet okülomotor sinir paralizisi ile ortaya çıkan psödotümör serebri sendromu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Eruyar, Esra; Banlı, Oktay
      Psödotümör serebri sendromu baş ağrısı, papilödem, pulsatil tinnitus ve altıncı kraniyal sinir paralizisi ile seyreder ancak bazı olgular atipik prezentasyon bulguları ile ortaya çıkabilir. Bu hastalarda manyetik rezonans görüntüleme bulguları ile şüphelenilir ve alternatif tanılar ekarte edildikten sonra ileri incelemelerle bu tanı konulabilir. Atipik bulgularla seyretse bile şüphelenilen olgularda psödotümör serebri sendromu tanısı akılda tutulmalı ve ileri incelemeler yapılmalıdır. Erken tanı ve tedavi gelişecek komplikasyonların önlenmesi açısından önemlidir. Bu olgu atipik bulgularla seyreden psödotümör serebri sendromu olması nedeni ile dikkat çekicidir. Pseudotumor cerebri syndrome progresses with headache, papilledema, pulsatile tinnitus and sixth cranial nerve palsy, but some cases may present with atypical presentation findings. In these patients, the diagnosis is suspected with magnetic resonance imaging findings, and this diagnosis can be made with further examinations after alternative diagnoses have been ruled out. Even if it progresses with atypical findings, the diagnosis of pseudotumor cerebri syndrome should be kept in mind in suspected cases and further investigations should be performed. Early diagnosis and treatment are important to prevent complications. This case is remarkable because it is pseudotumor cerebri syndrome with atypical findings.
    • Item type:Item,
      Angle and distance analysis on percutaneous trigeminal radiofrequency rhizotomy for trigeminal neuralgia
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2023) Güner, Yahya Efe; Salman, Necati; Savaş, Ali
      Objectives: Percutaneous trigeminal radiofrequency rhizotomy (RFTC) is a safe and effective intervention for trigeminal neuralgia treatment. Hartel’s approach enables the surgeon to perform percutaneous foramen ovale interventions by using anatomical landmarks. We aimed to analyze the study results to verify the electrode angles and distances between the indicated anatomical landmark points. Materials and Methods: Between 2019 and 2022, 119 out of 121 patients evaluated who underwent RFTC at the neurosurgery department. We retrospectively analyzed the electrode angles and distances radiologically and postoperative pain relief. The RFTC in our study included four parameters: the distance between petrous apex (PA) and the needle tip reaching the Gasserian ganglion in the sagittal plane, the distance between PA and the dorsum sellae in the sagittal plane,the ratio of the first parameter to the second parameter, and last measurement was the angle between PA and the dorsum sella line and the line depicting the needle pathway. Results: There was a statistically significant difference in the PA-dorsum sellae distances between the successful and unsuccessful procedure groups (p<0.05). There was no statistically significant difference in the other three parameters between the two groups. The ratio of the two procedural distances was investigated to define the relation between the parameters and the success of the procedure. Receiver operating characteristic analysis was performed between PA-needle tip distance and PA-dorsum sellae distance Youden analysis of the area under the curve parameters had a cut-off value of <0.20. Conclusion: The success of the RFTC procedure is inversely proportional with the ratio of the PA-needle tip distance to the PA-dorsum sella distance (0.20 coefficient). This ratio is an easy-to-define, reliable, and simple parameter to predict success of the intervention. Since the number of studies on the RFTC method and its radiological interpretation is limited, more cadaver and clinical studies should be performed to avoid damaging neighboring structures, increase the success rate, and determine safe penetration points and angles. Amaç: Perkütan trigeminal radyofrekans rizotomi (RFTK), trigeminal nevralji için güvenli ve etkili bir müdahaledir. Hartel yaklaşımı ile cerrahın anatomik işaretler kullanarak perkütan foramen ovale müdahaleleri gerçekleştirmesi sağlanır. Bu çalışmada RFTK yapılan hastalarda elektrot açılarını ve mesafelerini radyolojik olarak ve postoperatif ağrı durumunu retrospektif olarak incelenmiştir. Gereç ve Yöntem: Ocak 2019-Aralık 2022 tarihleri arasında nöroşirürji polikliniğinde RFTK uygulanan ve çalışmaya alınan toplam 121 hastadan 119’u çalışmaya alındı. Elektrot açılarını ve anatomik işaretler arasındaki mesafeleri analiz edilerek RFTK yapılan hastalarda dört parametre incelendi: Sagittal düzlemde petröz apeks (PA) ile Gasser ganglionuna ulaşan iğne ucu arasındaki mesafe, sagittal düzlemde PA ile dorsum sella arasındaki mesafe, ilk parametrenin ikinci parametreye oranı ve son olarak, PA ile dorsum sellae arasındaki hat ile iğne yolunun hattı arasındaki açı. Bulgular: Başarılı ve başarısız işlem grupları arasında PA-dorsum sella mesafelerinde istatistiksel olarak anlamlı bir fark vardı (p<0,05). Diğer üç parametrede iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark yoktu. Parametreler ve prosedürün başarısı arasındaki ilişkiyi tanımlamak için iki prosedür mesafesinin oranı araştırıldı. PA-iğne ucu mesafesi ile PA-dorsum sella mesafesi arasında alıcı işletim karakteristiği analizi yapıldı. Eğri parametreleri altındaki alanın Youden analizi <0,20’lik bir eşik değerine sahip olduğu görüldü. Sonuç: PA-iğne ucu mesafesinin PA-dorsum sellae mesafesine oranı azaldıkça (0,20 katsayısı) RFTC prosedürünün başarısı artar. Bu oran tanımlanması kolay, güvenilir ve basit bir parametredir ve oranın girişimin başarı öngörüsüne katkısı olmaktadır. RFTK yöntemi ve radyolojik yorumu ile ilgili çalışmaların sayısı sınırlı olduğundan, komşu hayati yapılara zarar vermemek, başarı oranını yükseltmek ve güvenli penetrasyon noktalarını ve açılarını belirlemek için daha fazla kadavra ve klinik çalışma yapılmalıdır.