Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Türkiye'de 2000 yılından sonra uygulanan tarımsal destek politikaları ve buğday üretimi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Akyıldız, Ahmet
      Bu tez çalışması, Türkiye'de 2000 yılı sonrası tarımsal destekleme araçlarının buğday üretimi üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma, buğday üretim miktarı, ekim alanı ve dekar başına üretim verilerini analiz etmeyi amaçlamıştır. Metodolojik olarak, herhangi bir birincil veri toplama, anket, istatistiksel modelleme veya hipotez testi kullanılmadan, TÜİK, FAO raporları, akademik çalışmalar ve yasal düzenlemeler gibi ikincil verilere dayalı nitel ve yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiştir. Tez, Türkiye'de 2000 sonrası tarım politikalarındaki dönüşümü, özellikle doğrudan gelir desteği ve fark ödemeleri gibi modelleri detaylandırmaktadır. Bulgular, destekleme politikalarının buğday üretimi göstergeleri üzerinde doğrudan etki ettiğini ortaya koymuştur. Desteklerin nominal artışına rağmen, tarımsal girdi fiyatlarındaki enflasyon nedeniyle reel değerdeki azalmalar, olumlu etkileri sınırlamıştır. Mazot, gübre ve fark ödemeleri gibi destekler üretime katkı sağlarken, reel destek kaybı ve bölgesel ürün deseninde değişimlere yol açmıştır. Sonuç olarak, gelecek politikaların daha şeffaf, öngörülebilir ve çevreye duyarlı olması gerektiği belirtilmiştir. Öneriler arasında, tarımsal desteklerin GSYH içindeki payının yasal seviyeye çıkarılması, ödeme zamanlamasında çiftçi görüşlerinin dikkate alınması ve risk yönetimi mekanizmalarının güçlendirilmesi yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin tarımsal destekleme politikalarını analiz ederek, buğday üretimi özelinde geleceğe yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.
    • Item type:Item,
      Ankara ve Konya illeri marul ekim alanlarında solgunluğa neden olan fusarium oxysporum F. SP. lactucae'nın ırklarının ve vejetatif uyum gruplarının belirlenmesi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yılmaz, Olgaç Doğu
      Çalışmamızda Ankara ve Konya marul üretim alanlarından elde edilen 51 adet Fusarium spp. izolatının SCot ve iPBS markörleri ve tef1-a ve rpb2 gen bölgelerinin sekans analizleriyle yapılan teşhislerinde kırk sekiz tanesinin Fusarium oxysporum f.sp. lactucae (Fol) olduğu tespit edilmiştir. Diğer üç izolat ise F. redolens, F. equiseti ve F. clavum olarak teşhis edilmiştir. Marulda solgunluk ve kök boğazı çürüklüğü etmeni olan Fol izolatlarının yapılan patojenisite denemeleri sonucunda hastalık şiddeti değerleri %20-90,92 arasında değişmiştir. Fol izolatlarının vejetatif uyum gruplarını belirlemek için yapılan nit mutantları testinde 36 adet Ankara ve Konya izolatından ve 4 adet yurt dışı referans izolatından 730 adet nit1, 25 adet nit3 ve 50 adet nitM olmak üzere toplam 805 adet mutant elde edilmiştir. Bu çalışmada elde edilen ve yurt dışı referans izolatlarından elde edilen nit mutantlarının (nit1 ve nitM/nit3) her türlü kombinasyonları minimal ortamda eşleştirilerek toplam 314 adet vejetatif uyum grubu testi yapılmıştır. BKK T-1 k B-1 ve BTK y-A-x kodlu Ankara Fol izolatları, VCG 0303/ ırk 4'ü temsil eden Fol 896 ve Fol 888 kodlu referans izolatları ile heterekaryon oluşturmaları nedeni ile VCG 0303 olarak tanımlanmışlardır. Bu iki izolatla vejetatif olarak uyumlu bulunan sekiz izolatın VCG 0303 olduğu tespit edilmiştir. VCG 0300 /ırk 1'in referans izolatları olan GT Fus 1, GT Fus 2, Ankara ve Konya izolatlarının hiçbir mutantıyla heterekaryon oluşturmamıştır. İki izolatın self-incompatible olduğu belirlenmiştir. Dokuz izolatın self-compatible olduğu bulunmuş, ancak herhangi bir referans izolatıyla vejetatif uyumluluk gözlenemediğinden uyum grupları VCG030- olarak adlandırılmıştır. Sekiz mutanttan sadece nit1 mutantı elde edildiğinden vejetatif uyumluluk durumları tam olarak belirlenememiştir. Irk belirleme çalışmasında K 1/6 Konya ve BTK y-A-x Ankara Fol izolatları ayırıcı test çeşitlerinde ırk 4 referans izolatları ile aynı reaksiyonu göstermelerinden dolayı ırk 4 olarak tanımlanmışlardır. F. oxysporum f.sp. lactucae'de VCG nin ırka spesifik olmasından dolayı VCG 0303 olarak tanımlanan diğer izolatların da ırk 4 olabileceği düşünülmektedir.
    • Item type:Item,
      Roma Krallık ve Cumhuriyet döneminde (MÖ 753-31) hukuk ve din ilişkisi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aytaş, Ömer
      Roma, tarihsel süreç içerisinde başlangıçta bir krallık olarak ortaya çıkmış, daha sonra cumhuriyet ve nihayetinde imparatorluk hâline gelmiştir. Bu dönüşüm sürecinde Avrupa, Afrika ve Asya'nın önemli bir bölümünü hâkimiyeti altına almıştır. Roma uygarlığı, hâkimiyeti altındaki topraklarda birçok alanda derin etkiler yaratmış; bu etkiler arasında belki de en kalıcı ve önemli olanı, günümüzde pek çok ülkenin hukuk sisteminde izlerine rastlanan Roma Hukuku olmuştur. Romalılar tarafından şehirlerinin kurucusu olarak kabul edilen Romulus ve onun ardından gelen Numa Pompilius başta olmak üzere, Roma'yı yöneten kralların ortaya koyduğu makam ve kurallar, değişen ihtiyaçlar ve sorunlara yanıt niteliğinde olmuş, cumhuriyet dönemindeki idari ve hukuki sistemin temellerini atmıştır. Krallık döneminde ortaya çıkan bu yapıların neredeyse tamamı dini bir karakter taşıdığından, söz konusu dini etki cumhuriyet döneminde de varlığını sürdürmüştür. Krallık döneminde teşekkül eden Collegium Pontificum, Collegium Augurum ve Collegium Fetialium gibi kurumlar, dini yapının ayrılmaz bir parçası olmanın yanı sıra, Roma'nın idari ve hukuki yapısını da derinden etkilemiştir. Collegium Pontificum, sacra ve caerimoniae'nin korunması ve denetlenmesinden sorumluydu. Bu görev, Roma devletinin ve toplumunun ilahi güçlerle yapmış olduğu antlaşmalar ile bu antlaşmalar doğrultusunda dini hayatın bir parçası hâline gelen tören ve şölenlerin belirlenen biçimde, herhangi bir değişiklik ya da eksiklik olmaksızın sürdürülmesini sağlamayı kapsıyordu. Son derece dindar bir toplum olan Romalılar, devletlerinin varlığını ve refahını tanrıların lütfu ve onayıyla sürdürebileceklerine inanıyorlardı. Bu inanç, yaşamlarının neredeyse her alanında dini kurallara bağlı kalmalarına neden olmuştur. Öyle ki takvimlerini dahi dini inançlara göre düzenlemişler; bu bağlamda, takvimlerinde dies ater (kara/uğursuz gün) olarak tanımladıkları, hiçbir beşeri ya da ilahi işlemin uygun görülmediği günlerin olduğunu kabul etmişlerdir. Bu durum, sosyo-ekonomik ve hukuki bağlamda büyük önem taşıyan takvimlerinin Collegium Pontificum tarafından hazırlanmasına neden olmuştur. Bu suretle Collegium Pontificum, meclis toplantılarının, seçimlerin, dini törenlerin ve kurban ritüellerinin ne zaman icra edileceğine karar veren yegâne kurum olmuş; ayrıca bireyler arası yapılan akitlerin hangi günler içerisinde yapılıp yapılmayacağı konusunda da belirleyici rol üstlenmiştir. Bu durum, M.Ö. IV. yüzyılda Gnaeus Flavius'un dies ater günlerini açıkça belirten bir levha hazırlamasıyla son bulana dek devam etmiştir. Gnaeus Flavius'un bu bilgileri kamuya açık hâle getirmesi, Collegium Pontificum'un bu alandaki etkisini zayıflatmış görünse de, devlet işlerinin gerçekleştirilmesinde pontifex ve augur'ların onayına duyulan ihtiyaç, bu iki kurumun idari ve hukuki yapı üzerindeki etkisinin devam ettiğini göstermektedir. Romalıların dine atfettikleri yüksek değer, sacra kavramını idari ve hukuki birçok meseleyle doğrudan ilişkilendirir hâle getirmiştir. Her familia ve gens'in sahip olduğu dini sorumlulukları yerine getirmesi tanrılarla Romalılar arasındaki antlaşmanın devamı için hayati bir önem taşıdığı düşünülmüştür. Bu nedenle devletin tanrılara karşı yükümlülüklerinden biri olarak görülmekteydi. Bu nedenle, familia veya gens'in sacra içerisindeki sorumluluklarını etkileyebilecek miras, evlat edinme ve evlenme gibi hukuki işlemler, aynı zamanda ius sacrum kapsamında değerlendirilmiştir. Böylece, sacra ile bağlantılı hususların ius pontificium'a göre yorumlanması gerekli hâle gelmiştir. Örneğin, bir kişinin adoptio işleminin ius pontificium'a uygun olup olmadığı, o kişinin değişen hukuki statüsü sonrası elde ettiği makamların geçerliliğini belirleyen temel unsurlardan biri olmuştur. Bu nedenle, kamuya ve şahıslara ilişkin birçok işlem, Collegium Pontificum tarafından verilen responsum ve decretum aracılığıyla hükme bağlanmıştır. Cumhuriyet döneminde dahi Senatus'un, özellikle evlenme, evlat edinme, miras ve adaklara ilişkin konularda karar almak için pontifex'lerden görüş istemesi, bu kurumun yetkisini koruduğunu ortaya koymaktadır. Öyle ki, ceza hukuku kapsamında yer alması gereken incestus yargılamaları dahi sacra et caerimoniae'ya tehdit oluşturduğu gerekçesiyle doğrudan Collegium Pontificum'un denetimine bırakılmıştır. M.Ö. 133 yılında çıkarılan lex Peducaea ile incestus suçuna ilişkin yargılama yetkisi kamu mahkemelerine devredilmişse de, bu uygulama uzun süreli olmamış ve İmparatorluk döneminde söz konusu yetki tekrar Collegium Pontificum'a verilmiştir. Bir yerin beşeri alandan ilahi alana geçişini sağlayan dedicatio ve consecratio işlemlerinin ius sacrum'a uygunluğunu belirleyen yegâne kurum da Collegium Pontificum olmuştur. Bu işlemlerin uygunluğunun tespitinden sonra, söz konusu yerlerin hukuki statüsü, Collegium Augurum tarafından yönetilen karmaşık ritüeller aracılığıyla değişmiş ve ius civile ile ius publicum'un kapsamındaki yerler, ius sacrum'un parçası hâline gelmiştir. Böylece her iki collegium, pek çok işlemin gerçekleştirilmesinde birbirini tamamlayan roller üstlenmiştir. Roma dini hukukunun idari ve hukuki yapıyı etkileyen bir diğer önemli unsuru ise inauguratio işlemidir. Bu işlem, Roma toplumunu temsil etmek üzere seçilen kişilerin görevlerine başlamalarının ön koşuludur. Dini hukuk kurallarına göre elde edilen alametlerin değerlendirilmesiyle bu kişilerin görevleri ya meşrulaştırılır ya da seçimler tekrarlanırdı. Romalılar, augurlar aracılığıyla elde ettikleri alametlere büyük önem atfetmiş; meclis toplantıları, ordu sevkiyatı gibi birçok devlet işinde tanrılardan gelen işaretlerin belirleyici rol oynamasını sağlamışlardır. Krallık döneminde ortaya çıkan bir diğer önemli dini kurum olan Collegium Fetialium ise Romalıların savaşlarda zafer elde edebilmek için tanrıların desteğine ihtiyaç duydukları inancına dayalı olarak Roma dini sistemine dâhil edilmiştir. Roma'nın, Latium'daki diğer Latin şehirleriyle gerçekleştirdiği foedus (antlaşma) ve votum (yemin) gibi işlemlerde, bu antlaşmalara sadık kalınacağı ilahi varlıklar huzurunda taahhüt edilmiştir. Fetialis makamı, Roma'nın bu antlaşmalara riayet edeceğini göstermekle kalmamış; aynı zamanda, Latin kentlerine karşı yürütülen savaşların hem dini hem hukuki açıdan meşru olduğunu ispatlama işlevi görerek, Roma'nın yayılmacı politikalarını dini hukuk aracılığıyla meşrulaştırmıştır.
    • Item type:Item,
      Türkiye'de ve Avrupa Birliği'nde göç yönetiminin dönüşümü
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aydın, Can Uygar
      Türkiye ve AB arasındaki göç yönetimi ilişkilerini, özellikle yıllarda uluslararası politikanın ana gündem maddelerinden biri haline gelen bu olgunun karmaşık ve çok katmanlı doğasını teorik bir perspektifle analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışma, göçün Türkiye-AB ilişkilerinde sadece bir politika alanı olmaktan çıkarak, taraflar arasındaki güç dinamiklerini, müzakere süreçlerini ve karşılıklı algıları derinden etkileyen temel bir unsura dönüştüğünü savunmaktadır. Bu bağlamda tez, göç politikalarını şekillendiren temel dinamikleri, bu dinamiklerin altında yatan kuramsal varsayımları ve ilişkinin her iki taraf için sonuçlarını güvenlikleştirme, dışsallaştırma, koşulluluk, kalıcı geçicilik ve seçici Avrupalılaşma gibi anahtar kavramlar ekseninde eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. Çalışma, öncelikle uluslararası göçün temel kavramsal ve hukuki çerçevesini çizmekte, göç olgusunun küresel boyutlarını ve çeşitli göç teorilerini tartışmaktadır. Ardından, AB'nin ortak bir göç politikası oluşturma sürecindeki tarihsel evrimi, temel anlaşmaları ve karşılaştığı zorluklar, özellikle güvenlik ve dışsallaştırma politikaları odağında incelenmektedir. Türkiye'nin göç tarihindeki dönüşüm, kaynak ülke konumundan transit ve önemli bir sığınmacı ağırlayan ülke konumuna evrilişi, özellikle 1980'lerden itibaren yaşanan bölgesel krizler ve 2011 Suriye krizi bağlamında ele alınmaktadır. Türkiye'nin bu süreçte geliştirdiği yasal ve kurumsal yanıtlar, AB ile ilişkileri çerçevesinde değerlendirilmekte; özellikle Geri Kabul Anlaşması gibi mekanizmaların etkileri analiz edilmektedir. Sonuç olarak bu çalışma, Türkiye-AB göç ilişkilerinin, karşılıklı bağımlılıkların yanı sıra egemenlik, güvenlik ve insani sorumluluklar gibi konularda yaşanan gerilimlerle karakterize olduğunu ortaya koymakta ve göçün, iki taraf arasındaki genel ilişkilerin geleceğini şekillendiren kritik bir dış politika alanı olmaya devam edeceğini öngörmektedir.
    • Item type:Item,
      21. Yüzyılda Hukukun Dönüşümü Sempozyumu (3-7 Kasım 2025, Türkiye) Genişletilmiş Bildiri Özetleri Kitabı
      (Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 2026) Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi; Esen, Selin; Yılmaz, Serdar; Doğanoğlu, Ali Erdem; Altun, Kardelen; Sizer, Merve
      3-7 Kasım 2025 Tarihlerinde Gerçekleştirilen "21. Yüzyılda Hukukun Dönüşümü Sempozyumu" İsimli Sempozyumda Sözlü Olarak Sunulan Bildirilerin Genişletilmiş Bildiri Özetleri Kitabıdır.