Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Şehit yakınlarının manevi ihtiyaçlarının belirlenmesi ve emniyet mensubu şehitlerin yakınlarına yönelik manevi bakım uygulamaları
      (Ankara Üniversitesi, 2020) Soykan, Semra Nurdan Yağlı
      Bu tezin amacı şehit yakınlarının manevi ihtiyaçlarını belirlemek ve manevi bakım uygulamalarının şehit yakınlarının yas, psikolojik iyi oluş ve Tanrı algısı düzeylerine etkisini ortaya koymaktır. Araştırmanın birinci bölümü olan nitel aşamada, manevi ihtiyaçlarının belirlenmesi ve yas deneyimlerine ilişkin anlam yaratma süreçlerinin anlaşılabilmesi için 48 şehit yakınıyla derinlemesine ikili görüşmeler gerçekleştirilmiş ve elde edilen veriler nitel bir analize tabi tutulmuştur. Bu amaçla kullanılan yorumlayıcı fenomenolojik analiz yönteminde 4 ana tema ortaya çıkmıştır. Bu temalar: "1. Yas Süreci, 2. Değerler, Duygular ve Hayata Yansımaları, 3. Bağlar ve İlişkiler ve son olarak ise 4. Maneviyat"tır. Araştırmanın nicel aşamasında ise; bu temalardan ve Değer Odaklı Manevi Bakım Programından faydalanılarak şehit yakınlarına yönelik manevi bakım uygulamaları gerçekleştirilmiştir. Manevi bakım uygulamaları; 30 katılımcıdan oluşan deney grubunda 17 oturum olarak gerçekleştirilmiştir. Kontrol grubunda yer alan katılımcı sayısı ise yine 30'dur. Manevi bakım uygulamalarının amacı; bireylerin Yaratıcılarıyla sağlıklı bir bağ kurmalarına, bu bağdan aldıkları güçle şehit yakını olma deneyimini anlamlandırmalarına ve baş etme süreçlerine katkı sunmaktır. Bu amaçla, deney grubu ile kontrol grubunda yer alan şehit yakınlarının; yas, psikolojik iyi oluş ve Tanrı algısı puanları karşılaştırılmıştır. Uygulanan, ön-test, son-test, kontrol ve izleme gruplu desende, beklendiği gibi manevi bakım uygulamaları yas, psikolojik iyi oluş ve Tanrı algısı puanlarını artırmış, ayrıca şehit yakını olma deneyiminin anlamlandırılması ve baş edebilme becerilerinin geliştirilmesinde etkili bulunmuştur. Elde edilen sonuçlar ve çalışmanın etkileri literatür eşliğinde tartışılmış, araştırma sonunda bir takım önerilere yer verilmiştir.
    • Item type:Item,
      Makine öğrenimi yöntemleri ile ağ saldırılarının tespiti
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Çeçen, Fırat
      Günümüzde siber tehditlerin çeşitlenmesi ve karmaşık hâle gelmesi, ağ altyapılarının güvenliğinin sağlanmasını kritik bir gereksinim hâline getirmiştir. Bu bağlamda, ağ trafiği üzerinde meydana gelen zararlı faaliyetlerin erken aşamada belirlenebilmesi için Ağ Saldırı Tespit Sistemleri (NIDS) önemli bir rol üstlenmektedir. Bu tez çalışmasında, makine öğrenmesi tabanlı yöntemler kullanılarak ağ saldırılarının etkin bir biçimde tespit edilmesi amaçlanmıştır.Çalışma kapsamında, gerçekçi trafik yapısı ve güncel saldırı senaryoları içermesi nedeniyle UNSW-NB15 veri kümesi tercih edilmiş ve problem çok sınıflı saldırı tespiti çerçevesinde ele alınmıştır. Geleneksel yaklaşımlardan farklı olarak, yalnızca normal ve anormal trafik ayrımı yapılmamış; veri kümesinde yer alan çeşitli saldırı türleri ayrı sınıflar olarak değerlendirilmiştir. Bu yaklaşım sayesinde, ağ trafiğinin davranışsal özellikleri daha ayrıntılı şekilde analiz edilebilmiştir. Deneysel analizlerde Rastgele Orman, Destek Vektör Makineleri, k-En Yakın Komşu, Karar Ağacı ve Naive Bayes olmak üzere beş farklı denetimli makine öğrenmesi algoritması kullanılmıştır. Modeller, beş katlı çapraz doğrulama yöntemi ile değerlendirilmiş; doğruluk, kesinlik, duyarlılık ve F1 skoru gibi performans ölçütleri esas alınarak karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular, Rastgele Orman ve k-En Yakın Komşu algoritmalarının genel sınıflandırma başarımı açısından öne çıktığını, diğer yöntemlerin ise belirli saldırı türlerinde rekabetçi sonuçlar ürettiğini ortaya koymuştur. Ayrıca, karışıklık matrisi analizleri aracılığıyla sınıflandırma hatalarının dağılımı ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu tez çalışmasının temel katkısı, UNSW-NB15 veri kümesi üzerinde farklı makine öğrenmesi algoritmalarının çok sınıflı saldırı tespit problemindeki performanslarının sistematik ve karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmesidir. Elde edilen sonuçlar, tek bir algoritmanın tüm saldırı türleri için ideal bir çözüm sunmadığını ve model başarısının veri dağılımı ile öznitelik yapısına bağlı olarak değiştiğini göstermektedir. Bu doğrultuda, gelecekte hibrit ve çok aşamalı saldırı tespit yaklaşımlarının ağ güvenliği alanında daha etkili çözümler sunabileceği değerlendirilmektedir.
    • Item type:Item,
      Mecelle'de hibe akdi
      (Ankara Üniversitesi, 2021) Ceylan, Mücahit
      Ceylan, Mücahit, Mecelle'de Hibe Akdi, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. Belkıs Konan, 131 s. Osmanlı Devleti'nin son devrinin siyasi, hukuki ve iktisadi şartları muvacehesinde ortaya çıkan medeni kanun ihtiyacı, kanunun mehazi ile alakalı muhtelif fikirlerin öne sürülmesine sebep olmuştur. Code Civil'in (Fransız Medeni Kanunu) alınması veya fıkha dayanan bir kanun hazırlanması konusunda fikir ayrılığı oluşmuş, neticede Ahmet Cevdet Paşa'nın temsil ettiği görüş olan ikincisi tercih edilmiş ve böylece Türk hukuk tarihinin ilk medeni ve Borçlar Kanunu olan Mecelle hazırlanmıştır. 19.asırda Osmanlı hukukçularının Hanefi fıkhının içtihatlarından tedvin ettiği bir kanun çalışması olan Mecelle; bir mukaddime ve 16 kitaptan oluşmaktadır. Hibe akdi Mecelle'nin 833-880 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Hibe akdinin amacı karşılıksız kazandırmada bulunmaktır. Tarafları bağışlayan ve bağışlanandır. Bağışlama konusu malın karşı tarafa geçmesi akdin hüküm ifade etmesi için gereklidir. Malın belirli, bilinen, meşru ve bağışlayanın mülkiyetinde olması şarttır. Kural olarak tam ehliyetliler bağışlama yapabilir. Sınırlı ehliyetliler yasal temsilcilerinin rızasıyla bağışlama yapabilirken; sınırlı ehliyetsiz ve tam ehliyetsizler bağışlamada bulunamazlar. Mecelle'ye göre hibe akdi; elden hibe, alacağın hibesi, havale, muşa'ın hibesi, meşgulün hibesi, kısa elden teslim ve şartlı hibe şeklinde yapılabilmektedir. Hibede rücu, hükümsüzlük ve fesih esas olarak sona erme sebepleridir. Hibe tek taraflı kazandırıcı bir işlem olduğu için kabz öncesi veya sonrası sona erdirilebilme ihtimali vardır. Mecelle'ye göre; kan hısımlığı, sıhriyet, vahibin yaptığı hibeye karşılık bir ivaz alması, bağışlanan malın tüketilmesi veya yok olması, bağışlanan malda ayrılmaz bir ziyade olması, vahib ya da mevhubun lehin ölümü, bağışlanan malın bağışlananın mülkiyetinden çıkması, hibenin sevap kazanma gayesiyle yapılması ve hibenin bir borcun ibrası şeklinde yapılması hibe akdinde rücu engelleri olarak görülmektedir. Tezin gayesi, Mecelle'de hibe akdini Türk Borçlar Kanunu ile mukayeseli bir şekilde incelemektir.
    • Item type:Item,
      Alâeddin es-Semerkandî'nin Şerhu't-Te'vîlât'ında Mu'tezile'ye yönelik eleştirileri
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Shıhab, Mohammed Ahmed
      Müslümanlar arasında itikadî ve siyasi meselelerde yaşanan ayrışmalar, kimi zaman Kur'ân'ın tevil ve tefsir edilmesinde mezhebî yönden farklılaşmanın sebebi, kimi zaman da sonucu olmuştur. Hemen her mezhebin bazen kendi mensupları arasında çoğunlukla da karşıtlarıyla arasında bu farklı tutumdan kaynaklı ayrışma gözlenmiştir. Söz konusu ayrışmanın yaşandığı geleneklerin başında Ehl-i Sünnet ve Mu'tezile gelmektedir. Her iki mezhep de diğerinin görüşlerini sert bir dille eleştirmiş ve kendi usûl ve inanışlarını savunurken Kur'an'ı dayanak olarak almış ve yorumlamıştır. Ehl-i Sünnet'in itikadî fikirlerinin ortaya konarak açıklanmasında önde gelen isimlerden biri Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'dir. Mâtürîdî, Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserini kaleme alırken itikadî aidiyetini Kur'an'la temellendirmiş ve Mu'tezile başta olmak üzere diğer mezhepleri eleştirmiştir. Aynı gelenek ve çevrenin mensubu olan Alâeddin es-Semerkandî, Mâtürîdî'nin eserinde yer verdiği görüşleri açıklamak üzere kaleme aldığı Şerhu't-Te'vîlât adlı eserinde Mu'tezile'ye yöneltilen eleştirileri kendi üslubuyla aktarıp detaylandırmıştır. Bu çalışmada, Semerkandî'nin Şerh'inde itikadî ve siyasi açıdan Mu'tezile'ye yöneltilen tenkitlerin tespit ve tahlili yapılmıştır. Giriş bölümünde çalışmanın evreni ve yöntemi anlatılmış, ardından Şerhu't-Tevîlât'ın el yazma halinde bulunan tüm nüshaları başta olmak üzere başvurulan kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde Semerkandî'nin hayatı, ilmî kişiliği, hoca ve öğrencileri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, Semerkandî'nin Şerhu't-Te'vîlât'ında Mu'tezile'ye uluhiyet konusunda yöneltilen eleştirilere ayrılmıştır. Üçüncü bölümde el-Esmâ ve'l-Ahkâm konusunda Mu'tezile'ye yönelik tenkitler yer almıştır. Sonuç kısmında ise çalışmanın ulaştığı tespitler ve bulgular değerlendirilmiştir. Ekler başlığı altında Te'vîlât metninin kenarlarında ve metin içinde Şerhu't-Te'vîlât'ın yer alışına örnek yazma nüshalardan sayfalar, Şerhu't-Teʾvîlât nüshalarında bulunan eksiklikleri gösteren bir tablo ve Şerhu't-Te'vîlât'ın kenarlarında yer alan konu başlıklarını gösteren bir tablo verilmiştir.
    • Item type:Item,
      İki savaş arası dönemde Türkiye'nin tehdit algısı ve güvenlik politikaları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Gülyüz, Yasin
      Bu tez, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923-1939 yılları arasındaki dönemde, güvenlik politikalarını, iç ve dış tehdit algısındaki dönüşüm temelinde analiz etmektedir. Tezin temel problemi, yeni kurulan bir devlet olarak Türkiye'nin, İki Savaş Arası dönemin karmaşık ve güvenliksiz uluslararası ortamında, hangi tehditleri ne zaman önceliklendirdiği ve bu tehditlere karşı nasıl güvenlik politikası geliştirdiğidir. Tezin temel savı, Türkiye'nin güvenlik politikalarının durağan bir statükoculuktan ziyade, iç ve dış tehditlere göre konumlanan, rasyonel ve reaktif bir anlayışa dayandığıdır. Bu doğrultuda 1923-1932 yılları arasındaki dönem, iç tehditlerin güvenlik ve dış politikayı belirlediği "Yurtta Sulh dönemi", 1932-1939 yılları arasındaki dönem ise, dış tehditlerin öne çıktığı ve güvenlik politikalarında belirleyici olduğu "Cihanda Sulh dönemi" olarak ele alınmıştır. Tezde nitel doküman analizi yöntemi kullanılmış, zabıt cerideleri, diplomatik belgeler, dışişleri raporları, dönemin basını ve resmi yayınlardan oluşan birincil kaynaklar, çağdaş literatürle desteklenmiştir. Bulgular, 1923-1932 yılları arasındaki dönemde, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenlik anlayışını belirleyen ve sınırlayan olgu iç tehditlerken, 1932-1939 yılları arasında dış tehditlerin, güvenlik politikalarının belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Buna göre, Türkiye, iç tehditlerle mücadele etmek zorunda kaldığı ilk dönemde, temkinli ve mümkün olduğunca çatışmadan uzak kalmaya çabalayan bir dış politika izlemiş fakat ikinci dönemde dış tehditlerin ciddiyetini artırmasıyla kolektif güvenlik, bölgesel güvenlik antlaşmaları, ikili-çok taraflı güvenlik garantileri, ittifak ve kendi gücüne dayanma gibi çok boyutlu güvenlik mekanizmalarını devreye sokmuştur. Tez, Türkçe literatürde çoğunlukla kabul gören, Türkiye'nin statükocu bir dış politika izlediği görüşüne, güvenliği söz konusu olduğunda dile getirdiği revizyon taleplerinin yerine getirilmesi için çeşitli politika araçlarını devreye soktuğunu iddia etmektedir. Tezin amacı, Türkiye'nin bu dönemde izlediği güvenlik politikalarının, tehditlerin iç ve dış olarak değişiminin etkisinde geçirdiği dönüşümün ardındaki mantığı, iç ve dış dinamiklerle birlikte değerlendirmek ve tehdit-güvenlik ilişkisinin dış politikadaki etkisini ortaya koymaktır.