Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Error fetching top-level communities
Recent Submissions
Item type:Item, Geç Osmanlı dönemi kafataslarından cinsiyet tahmini kriterlerinin değerlendirilmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yaşar, BerkayCinsiyet tahmini antropolojik çalışmalarda biyolojik profil oluşturmanın önemli bir aşamasıdır. Genetik özelliklerin ve çevresel faktörlerin etkisiyle seksüel dimorfizm örüntüleri coğrafi bölgeler arasında farklılık göstermektedir. Bu nedenle her popülasyona veya gruba özgü cinsiyet tahmini modelleri geliştirilmektedir. Mevcut çalışmada kafataslarından üç morfolojik yöntemin (görsel yöntem, skorlama yöntemi, görsel skorlama yöntemi) güvenilirliğini analiz etmek, farklı popülasyonlara/yönteme ait denklemleri test etmek ve mastoid process ile occipital bölgeden alınan metrik ölçümlerle cinsiyet ayırt edici fonksiyonlar türetmek hedeflenmiştir. Araştırmanın materyalini 1925 yılında İstanbul Karacaahmet mezarlığından çıkartılan ve cinsiyeti bilinen 192 kafatası (96 erkek, 96 kadın) oluşturmaktadır (142 eğitim ve 50 test örneği). Çalışmada aynı deneyime sahip iki uzman tarafından gözlem içi ve gözlemciler arası uyum analiz edilmiştir. Skorlama yöntemine ait denklemler ve görsel skorlama yönteminde diğer popülasyonlardan türetilen modeller test edildiğinde kötü performans göstermiştir. Bu nedenlerden dolayı, ikili lojistik regresyon analizi aracılığıyla iki yöntem için yeni denklemler türetilmiş, üç morfolojik yöntem için de karar ağaçları kurulmuştur. Mastoid process ve occipital bölgenin metrik ölçümleriyle diskriminant fonksiyon analizi kullanılarak denklemler oluşturulmuştur. Tüm modellerin duyarlılık, özgüllük, pozitif olma olasılığı, negatif olma olasılığı, pozitif ve negatif öngörü değerleri hesaplanmış, çapraz doğrulamaları yapılmıştır. Nuchal crest iki morfolojik yöntem için de cinsiyet ayırt edici denklemlere anlamlı bir etki etmemiştir (p > 0.05) ve tekrar edilebilirlik ve yeniden üretilebilirliği düşük performans göstermiştir. Görsel yöntemde en uygulanabilir kriterin kafatasının genel görünümü, supraorbital margin, superciliary arches ve mastoid process özellikleri olduğu saptanmıştır. Skorlama yöntemi ve görsel skorlama yöntemindeki çok değişkenli denklemler %90'ın üzerinde doğruluğa ulaşmış ve çapraz doğrulanmış 234 sonuçlar %80-96.0 arasında değişmiştir. Görsel yöntem, skorlama yöntemi ve görsel skorlama yöntemine ait karar ağaçları sırasıyla %91.5, %90.8 ve %91.5 oranına cinsiyeti doğru sınıflandırmıştır. Üç morfolojik yöntemde en uygulanabilir ve güvenilir metodun görsel skorlama yöntemi olduğu anlaşılmıştır. Metrik analizlerde mastoid processin, occipital bölgeden daha yüksek oranda seksüel dimorfizme sahip olduğu saptanmıştır. Ancak iki özellik de kabul edilebilir doğruluk oranına ulaşmamıştırItem type:Item, Yağış ve tuzlu sulama suyu döngülerinin toprak fiziksel ve hidrolik özelliklerine etkileri(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Seçmen, Mahmut HilmiSulama suyu kalitesi başta drenaj ve erezyon problemlerine neden olan toprak hidrolik özellikleri olmak üzere toprakta yapısal bozulmalara neden olabilmektedir. Özellikle sulama suyunun SAR ve tuzluluk düzeyleri arasındaki ilişki, toprak tekstürünün etkisi, toprak içeriğindeki kalsiyum ve sulamalardan sonra meydana gelecek yağışlar da eklendiğinde çok daha karmaşık ancak henüz tam olarak anlaşılmayan bir mekanızma olduğu ortaya çıkmaktadır. Bu çalışmada, yukarıda sıralanan etmenlerin toprağın hidrolik özelliklerine etkilerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Bu amaçla, killi tın (CL) ve tın (L) tekstürlü bozulmamış toprak örnekleri materyal olarak alınmış ve elektriksel iletkenliği 4 ve 8 dS/m, SAR değeri 10 ve 20 olan dört farklı kalitede hazırlanmış düşük kaliteli su ve yağmur suyunu simüle etmek amacıyla saf su uygulanmıştır. Böylece killi tın (CL), tın (L) ve CaCl2 çözeltisiyle doygunluğa ulaştırılmış kalsiyuma doygun killi tın (Ca-Doy-CL) ve kalsiyuma doygun tın (Ca-Doy-L) toprak olacak şekilde dört farklı toprak kullanılmıştır. Toprak örnekleri hidrolik iletkenlik cihazında doygun akış koşulları oluşturularak her bir düşük kaliteli su 3 hafta süreyle uygulanmış ve takibinde 2 hafta süreyle saf su uygulanmıştır. Farklı kalitede suların oluşturulmasında NaHCO3, NaCl ve CaCl2 tuzları kullanılmıştır. Farklı kalitede hazırlanmış su uygulamalarının toprakların doygun hidrolik iletkenliği, agregat ortalama ağırlıklı çapları, toprak su karakteristik eğrileri, hacim ağırlıkları ve porozitelerinde yaptığı etkiler ile tuzlu sodyumlu su uygulamalarının ardından yağmur suyunun doygun hidrolik iletkenliğe yaptığı etkileri araştırılmıştır. Araştırmada tüm topraklarda, su kalitesi ve zamana bağlı olarak hidrolik iletkenlik değerlerinde meydana gelen azalma istatistiksel olarak önemli bulunmuştur (p<0.001). Hidrolik iletkenlik değerlerinde meydana gelen azalma su uygulamalarına göre karşılaştırıldığında T1S2>T2S2>T1S1>T2S1 şeklinde meydana geldiği bulunmuştur. Toprak tekstürleri karşılaştırıldığında, CL toprakta meydana gelen hidrolik iletkenlik azalması L toprağa göre daha fazla olmuştur. Kalsiyuma doyurulmuş topraklarda ise başlangıç durumunda, doyurulmamış topraklara oranla daha yüksek hidrolik iletkenlik gözlenirken, ilerleyen günlerde kalsiyuma doyurulmamış topraklarla benzer seviyelere düşmüştür. Düşük kaliteli su uygulamaları sonrası uygulanan yağmur suyu (saf su), tüm topraklarda hidrolik iletkenlik değerlerini daha da şiddetli bir düzeyde azaltmıştır. Hidrolik iletkenlik değerlerindeki azalmanın ana mekanizmasının toprakta meydana gelen şişme, dispersiyon ve kil hareketi olduğu görülmüştür. Düşük kaliteli suların uygulanması sonrası tüm topraklarda su tutulumu ve hacim ağırlıklarının arttığı buna karşılık agregat ortalama ağırlıklı çap ve porozite değerlerinin azaldığı belirlenmiştir.Item type:Item, Yönetmen Mesut Uçakan'ın içsel yolculuğu: Anka Kuşu(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Çakmak, İsmailSinema 1985 yılındaki Lumiére kardeşlerin Paris'te yaptıkları ilk gösteri ile tarihlenir. Osmanlı Devleti'nde ilk defa Yıldız Sarayı'nda bir gösterimin yapıldığını bilinmektedir. Sinemanın serüveni, başlarda merkezde, ikinci meşrutiyetten sonra da taşraya kadar uzanmıştır. Cumhuriyet döneminde Türk Sinemasının başında, tiyatro kökenli olan Muhsin Ertuğrul vardır. 1950'den sonra Demokrat Parti ile yol yapma faaliyetleri hız kazanınca sinema uzak yerlere kadar gitme imkânı bulmuştur. Dünyada olduğu gibi Türkiye'de de birçok sinema akımı görülmüştür. Toplumsal gerçekçilik, devrimci sinema, ulusal sinema ve milli sinema gibi akımlar bunların başlıcalarıdır. 1960'larda Yücel Çakmaklı ile ortaya atılan Mili Sinema, 1970'de çekilen Birleşen Yollar filmi ile somutlaşır. 1972'de kurulan MTBB Sinema Kulübü de amatör bir ruh ile güzel çalışmalar ortaya koymuştur. Mesut Uçakan da bu kulüpten yetişmiş, günümüze kadar ısrarlı fikirleri ile sinema dünyasında tartışılır eserler ortaya koymuştur. 2007'de yılında çektiği Anka Kuşu / Bana Sırrını Aç, diğer filmlerinden ayrı bir yerde durmaktadır. Benim içşel yolculuğum dediği film, taşradan şehre yönetmen olmak için gelen bir gencin yaşadığı dönüşüm üzerine yoğunlaşmıştır. Yönetmenin bu dönüşümü, yaşadıklarını anlamlandırması hayli zaman alacak ama sonunda doğru yola vasıl olacaktır. Bir anlamda kendine yabancılaşan genç, "öz"ünü yine kendi topraklarında bulacaktır. Filmde tasavvufi ögeler bolca kullanılmıştır. İçsel dönüşümün bir dergâh ve onun başındaki şeyh ile rabıtalanması da filmin bize sunduğu kurtuluş reçetesidir. Anka Kuşu, Bir içsel dönüşümü anlatması açısından Türk sinema tarihinin ender filmlerindendir. Film; bazı noktaları itibariyle 1999'da vizyona giren Matrix ile kıyaslanmıştır.Item type:Item, Tescile zorlama davası(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Koca, ElifTürk Hukuku'nda taşınmazlar üzerinde ayni hakların kazanılması kural olarak tescil ile gerçekleşmektedir. Bununla birlikte kanunda öngörülen hallerde taşınmazlar üzerinde ayni haklar tescilden önce kazanılmaktadır. Taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı durumlar Türk Medeni Kanunu'nun 705. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemeye göre miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır ancak bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır. Taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hallerden biri olan mahkeme kararı ile kazanma TMK m. 716/I düzenlemesinde öngörülen dava yoluyla gerçekleşmektedir. TMK m. 716/I'de öngörülen dava doktrin ve uygulamada farklı şekillerde isimlendirilse de doktrinde ağırlıklı olarak "tescile zorlama davası" ifadesi tercih edilmektedir. TMK m. 716/I'e göre, taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasına esas olacak bir hukuki sebebe dayanarak malikten mülkiyetin kendisi adına tescil edilmesini istemeye yönelik kişisel bir hakka sahip olan kimse, malikin tescil talebinde bulunmaktan kaçınması halinde, mahkemeden mülkiyetin kendi adına tescilini talep edebilmektedir. Tescile zorlama davasının temelindeki hak kişisel nitelik taşıyan tescili isteme hakkıdır. Tescili isteme hakkı hukuki işlemden ve bu kapsamda sözleşmeden doğabileceği gibi kanundan da doğabilir. Kanundan doğan tescili isteme hakkı sebepsiz zenginleşme ya da satış ilişkisi doğuran hakların kullanılması yahut kanunda tescili isteme hakkı doğuracağı öngörülen kanun hükümleri şeklinde karşımıza çıkmaktadır.Item type:Item, Büyük Selçuklu Devleti'nde hukuk sistemi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yılmaz, NejatTürklerin İslam medeniyeti dairesine girmesini müteakip, sağlam temeller üzerine kurulan ve kısa sürede imparatorluk seviyesine ulaşan ilk büyük devlet olan Büyük Selçuklu Devleti, birçok sosyal müesseselerin yanı sıra hukukî müesseselerde de değişikliklere sebep olan bir devlettir. İslâm hükümdarlarının veya halifenin, kanun koyucu sıfatını taşımadan, sadece Şerîat kanunlarının koruyucusu sıfatına haiz oldukları göz önüne alındığında, Büyük Selçuklu Devleti'nin bir İslâm devleti olması sebebiyle, devletin Şerîat'tan başka bir kanun uygulamasına tabi olmaması gerekmektedir. Ancak bunun aksine, Büyük Selçuklu Devleti'nde Şerîat'ın yanı sıra örf-adet ve sultanın egemen gücünden kaynaklı kanunların da yer aldığı, ayrı bir hukuk sistemi ortaya konulmuştur. Selçuklu sultanları; yasama erkinin başı olarak, Tuğrul Bey'den itibaren kamu ve özel hukuk alanında şahsen kanun koyma yetkisini kullanmış, yargı erkinin başı olarak, adalet teşkilatında görev alacak Baş Kadı, Kadı ve Ordu Kadısı atama ve görevden azledilme sürecinde yetkilerini fiilen kullanmışlardır. Ayrıca, halkın Dîvân-ı Mezâlim'e yaptıkları şikâyetler ile ilgili olarak, gerektiğinde bilfiil divan başkanı olarak görev alarak davaların neticelendirilmesini sağlamış ve devletin idaresi esnasında işlenen suçlara karşı cezai müeyyidelerin uygulanmasını temin etmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti'nin varlığını sürdürdüğü dönem süresince (1040-1157) devletin ayakta kalmasını sağlayan hoşgörüye ve adalet ilkelerine dayalı yönetim şeklinin günümüz yönetim anlayışına da örnek teşkil etmesi açısından, hukuk sistemimize asli kaynak olarak aktarılmasının ve Selçuklular tarafından uygulanan hukuk sisteminin, dünya genelinde var olan üç hukuk sistemine ilave olarak dördüncü bir hukuk sistemi (Büyük Selçuklu Devleti Hukuk Sistemi) olarak görülmesi gerekmektedir.
