Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Yapay zeka algoritmaları kullanılarak anomali tabanlı saldırı tespit sistemi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Özsarı, Melek
      Gelişen teknolojiyle birlikte çevrimiçi hizmetlerin yaygınlaşması, bireylerin ve kurumların dijital ortamdaki güvenliğini daha da önemli hale getirmiştir. Bu bağlamda, ağ trafiğini analiz ederek siber saldırıların tespiti, bilgi güvenliği alanında kritik bir araştırma konusudur. Bu çalışmada, gri kurt optimizasyonu ve parçacık sürü optimizasyonu algoritmalarının ağ trafiği verilerinde özellik seçimi başarısı incelenmiştir. Saldırı türleri ayrıntılandırılmamış, yalnızca ikili ("saldırı" veya "normal" olarak) sınıflandırma yapılmıştır. Öznitelik seçimi için USB_IDS_1 ve CSE-CIC-IDS2018 veri setleri üzerinde çalışılmış, sınıflandırma aşamasında karar ağacı algoritması kullanılmıştır. Modellerin performansları F1-skor metriği ile değerlendirilmiştir. Elde edilen deney sonuçlarına göre her iki yöntem de başarılı sonuçlar vermiştir. GWO, PSO'ya kıyasla daha az sayıda öznitelik seçerek daha verimli bir seçim sağlamıştır. Sonuçlar her iki algoritmanın ağ trafiği verileri üzerinde etkin öznitelik seçimi sağladığını ve düşük boyutlu veri ile sınıflandırma başarısının korunabildiğini göstermektedir. Ayrıca GWO ve PSO algoritmalarının saldırı tespiti sistemlerinde öznitelik seçimi başarısını aynı veri setleri üzerinde karşılaştırmalı olarak sunması açısından literatürde özgün bir yere sahiptir. Özellikle GWO'nun daha az öznitelikle yüksek başarı sağlaması, gerçek zamanlı ve kaynak kısıtlı sistemler için uygulanabilirliğini ortaya koymaktadır. Bu çalışma, saldırı tespiti sistemlerinin doğruluk ve verimliliğini artırmak adına önemli katkılar sunmaktadır.
    • Item type:Item,
      Polinom sıra dönüştürülmüş lomax dağılımı ve uygulamaları
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Sağlık, Pınar
      İstatistik, farklı bilim dallarında karmaşık bilgilerin anlaşılmasını ve yorumlanmasını sağlayarak daha sağlam sonuçlar elde edilmesine yardımcı olmaktadır. Şirketlerin karını etkileyen faktörleri analiz etmekten, doğa olaylarının etkilerini yorumlamaya, insanların hayat kalitesini artırmak için ameliyat veya tedavi yöntemlerinin etkinliğini tahmin etmeye kadar geniş bir yelpazede kullanılmaktadır. Bu çalışmada, özellikle uç değerlerin etkisinin hesaba katıldığı Polinom Sıra Dönüştürülmüş Lomax Dağılımı kullanılarak yeni bir dağılım modeli geliştirilmiştir. Bu yeni modelin istatistiksel özellikleri ve karakteristikleri ayrıntılı olarak incelenmiştir. Çalışmada, bu dağılımın yapısı derinlemesine ele alınmış ve bilinen parametre tahmin yöntemleri kullanılarak parametrelerin doğru bir şekilde tahmin edilmesi üzerine yoğunlaşılmıştır. Aynı zamanda, sistem ve güvenilirlik analizlerinde kullanılan temel kavramlar da gözden geçirilmiştir. Literatürde daha önce farklı dağılımlar kullanılarak incelenmiş verilerden yararlanılarak, bu yeni modelin çeşitli alanlarda uygulanabilirliği ve etkinliği ortaya konulmaya çalışılmıştır. Sonuçlar, Polinom Sıra Dönüştürülmüş Lomax Dağılımı'nın, çeşitli veri setlerinde daha doğru ve güvenilir tahminler yapabilme potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.
    • Item type:Item,
      Duygusal Zekânın Yöneticilerin İş Hayatında Çatışmaları Kontrol Etmesinin Etkileri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Tekin, İlayda
      Duygular, bireyin çevresine ve yaşantısına verdiği tepkileri şekillendiren temel unsurlardır. Mutluluk, üzüntü, öfke, korku, şaşkınlık gibi temel duygular, insanın olayları algılama ve tepki verme biçimini belirler. Bu duygular bireyin karar alma süreçlerinde, sosyal ilişkilerinde ve kendini tanıma sürecinde büyük rol oynar. Zekâ ise, bireyin çevresine uyum sağlama, problem çözme ve düşünme yeteneğini ifade eder. Zekâ kavramı, zamanla farklı yaklaşımlar çerçevesinde ele alınmış ve çoklu zekâ kuramıyla birlikte çeşitli alanlara ayrılmıştır. Dilsel, mantıksal, mekânsal, müzikal, kinestetik, kişilerarası ve içsel zekâ türleri bireyin farklı yeteneklerini ortaya koyar. Bireyin kendi duygularını anlama, yönetme ve başkalarının duygularını kavrayarak etkili sosyal ilişkiler kurabilme yeteneğini duygusal zekâ sağlamaktadır. Salovey ve Mayer ’in yetkinlik temelli modeli, duygusal algı, duygusal kullanım, duygusal anlama ve yönetimden oluşurken, Goleman’ın performans temelli modeli, öz farkındalık, kişinin kendini kontrol etmesi ve idare etmesi, harekete geçme yetisi, duygudaşlığı ve çevreyle güçlü ilişkiler kurabilmesi üzerine odaklanır. Kişinin zor durumlar karşısında sabrını, kişinin sorunlarla başa çıkmasını ve sorunlara karşı harekete geçme kabiliyetini doğru şekilde yönlendirebilmesini ve çevresiyle sağlam ilişkilerini güçlendirmesini sağlayan en önemli yeti kişinin duygusal zekâsı olarak karşımıza çıkar. Özellikle iş hayatında ve bireysel gelişimde duygusal zekâ, başarıyı ve uyumu artıran kritik bir faktördür. Yönetim, organizasyonların hedeflerine ulaşmasını sağlamak için kaynakları etkin bir şekilde planlama, yönlendirme ve denetleme süreçlerini içerir. Etkili yöneticiler, sadece karar vericiler değil, aynı zamanda ekiplerini motive eden, stratejik hedeflere ulaşmalarını sağlayan liderlerdir. Yöneticilerin başarısında zekâ önemli bir faktördür. Analitik zekâ (IQ), veri analizi ve stratejik karar alma becerilerini desteklerken, duygusal zekâ (EQ), bireylerin kendi duygularını yönetmesini, başkalarını anlamasını ve sağlıklı ilişkiler kurmasını sağlar. Günümüzde duygusal zekâ, liderlik ve yönetim başarısında kritik bir yetkinlik olarak görülmekte, işe alım ve performans değerlendirme süreçlerinde önemli bir kriter olarak değerlendirilmektedir. Duygusal zekâ sahibi yöneticiler, güven oluşturarak çalışanlarıyla etkili iletişim kurabilir, motivasyonu artırabilir ve kriz anlarında daha etkili çözümler üretebilirler. Araştırmalar, duygusal zekâ ile liderlik başarısı arasında güçlü bir ilişki olduğunu göstermektedir. Başarılı yöneticiler, sadece teknik becerilere değil, aynı zamanda empati, öz denetim, esneklik ve kişilerarası ilişkilere dayalı becerilere sahip olmalıdır. Çatışma yönetimi, işletmelerde ortaya çıkan anlaşmazlıkları etkili stratejilerle çözmeyi amaçlayan önemli 34 bir süreçtir. Kalıcı çözümler üretmek, kısa vadeli yaklaşımlardan daha sürdürülebilir sonuçlar doğurur. Çatışmaları önleyici tedbirler almak zaman ve maliyet tasarrufu sağlasa da, ortaya çıkan anlaşmazlıkları doğru yönetmek için çeşitli yöntemlerin kullanılması gerekir. Farklı çatışma yönetimi modelleri geliştirilmiştir. Mary P. Follett, çatışmaları hükmetme, işbirliği, bütünleşme, kaçınma ve bastırma gibi yöntemlerle ele alırken, Blake ve Mouton işe ve insana yönelik yaklaşımları inceleyerek çatışma yönetimini farklı kategorilere ayırmıştır. Thomas ise rekabet, alttan alma, uzlaşma, kaçınma ve işbirliği olmak üzere beş temel yönetim tarzını belirlemiştir. Başarılı çatışma yönetimi, yöneticilerin duygusal zekâsını ve liderlik becerilerini kullanmasını gerektirir. Duygusal zekâsı yüksek yöneticiler, çalışanların duygularını dikkate alarak çözüm sürecini daha sağlıklı bir şekilde yönetebilirler. İşbirliği yaklaşımı, tüm tarafların çıkarlarını gözeterek kazanan-kazan anlayışını benimserken, uzlaşma yöntemi tarafların belli tavizler vererek ortak bir noktada buluşmasını sağlar. Kaçınma yaklaşımı, belirli durumlarda geçici bir çözüm olabilir ancak uzun vadede çatışmanın büyümesine yol açabilir. Sonuç olarak, işletmelerde etkin çatışma yönetimi, ilişkileri güçlendirerek verimliliği artırır. Yöneticilerin uygun stratejileri belirleyerek, bireyler arası ilişkileri sağlam temellere oturtmaları ve iş ortamında sürdürülebilir çözümler üretmeleri kritik bir öneme sahiptir.
    • Item type:Item,
      Endüstriyel atmosferik vakum fırınında makine öğrenme yöntemi ile kontrol algoritması geliştirilmesi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Babaarslan, Neslihan
      Atmosferik vakum fırınında sıcaklık kontrolünün doğru yapılması, buharlaşma ve kondensasyon işlemlerinin verimli bir Şekil de gerçekleşmesini sağlar. Bu da istenilen ürünlerin daha yüksek kalitede ve daha az enerji tüketimi ile elde edilmesini mümkün kılar. Bu süreçler atmosferik vakum fırınında sıcaklık kontrolünün önemini vurgulamaktadır. Bu çalışmayla ham petrole ön ısıtma işlemi uygulanan bir atmosferik vakum fırınında çeşitli geleneksel sıcaklık kontrol yöntemleri ile derin öğrenme yöntemi geliştirme ve sonuçlarını karşılaştırma amaçlanmıştır. Atmosferik vakum fırını hakkında bilgi ve transfer fonksiyonları literatürden elde edilmiştir. Ziegler-Nichols yöntemi ve Matlab Sisotool kütüphanesi aracılığıyla çeşitli PID kontrolleri geliştirilip Simulink ortamında sisteme uygulanıp sonuçları gözlemlenmiştir. Ayrıca, Simulink ortamında decoupling MIMO PID kontrolü ve eşdeğer kanal PID kontrolü blok diyagramları oluşturularak farklı kontrol stratejileri geliştirilmiş ve atmosferik vakum fırınında sıcaklık kontrolü üzerine farklı yöntemler denenerek endüstriyel fırınların karmaşık kontrol gereksinimlerine etkili çözümler sunulmaya çalışılmıştır. Son olarak da geleneksel yöntemlerin yanı sıra ileri kontrol yöntemi olan LSTM derin öğrenme yöntemi sisteme uygulanmıştır. LSTM derin öğrenme yönteminin atmosferik vakum fırını sıcaklık kontrolünde geleneksel PID kontrolüne göre her basamak etkide maksimum sıcaklık artış değeri ve set noktasına gelme süresi açıcından daha iyi performans göstermiştir. Basamak değeri 1 olduğunda, geliştirilen LSTM modeli, geleneksel PID kontrolüne göre maksimum sıcaklık artışında yaklaşık %22 ve set noktasına ulaşma süresinde %28.5 azalma sağlamıştır. Aynı Şekil de basamağa -1 değeri verildiğinde, maksimum sıcaklık artışı %46.15 ve set noktasına ulaşma süresi %28.5 oranında azalmıştır. Yapılan bu çalışma ışığında gelecekte karmaşık endüstriyel proseslerin kontrolünde ileri kontrol algoritmaların daha çok tercih edileceği öngörülmüştür.
    • Item type:Item,
      Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadında taraf devletlerin pozitif yükümlülükleri kapsamında takdir marjının kırılgan gruplar bağlamında değerlendirilmesi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Karadaş, Deniz
      Çalışmamızda kırılgan bireyler için taraf devletlere getirilen pozitif yükümlülüklerde takdir marjının sınırlarının var olup olmadığı var ise bu sınırların nasıl belirlendiği sorusu yanıtlanmaya çalışılmıştır. Bu amaçla birinci bölümünde pozitif yükümlülükler ele alınmıştır. Pozitif yükümlülükler, kırılgan bireylerin insan haklarının gerçekleşmesinde önemli bir rol oynamaktadır. Birinci bölümün ilk alt bölümünde pozitif yükümlülüklerin kavramsal çerçevesi ve tarihsel gelişimi incelenmektedir. AİHS m.1'den temelini bulan pozitif yükümlülükler öğretide maddi ve usuli boyutu olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Birinci bölümün ikinci alt bölümünde bu ayrım ele alınmaktadır. AİHM içtihadıyla gelişen pozitif yükümlülükler, dört farklı araçla belirlenmektedir. Bunlar; adil denge testi, makul bilgi ve araçlar, etkili koruma ve emsal kararlara dayanmadır. Bu araçlar da çalışmamızın birinci bölümünün üçüncü alt bölümünde ele alınmaktadır. İkinci bölümde takdir marjı doktrini ele alınmaktadır. Takdir marjı taraf devletlere bırakılan hareket alanı olarak tanımlanabilir. Takdir marjı doktrini, yakın zamanda AİHS metnine eklenmiş ve AİHM içtihadıyla gelişmiş önemli bir kavramdır. Bu bağlamda ikinci bölümün birinci alt bölümünde kavramsal çerçevesi ve ikinci alt bölümünde tarihsel gelişimi incelenmektedir. Çalışmamızın ikinci bölümünün üç alt bölümündeki incelememiz sonucunda takdir marjının sınırları belirlenirken üç faktörün rol oynadığı belirlenmiştir. Bunlar; hakkın tehlikede olan niteliği, ikincillik ve daha iyi konumda olma ve Avrupa Konsensüsüdür. İkinci bölümün dördüncü alt bölümünde ise öğretide tanımı ve sınırlarının belirsizliği nedeniyle getirilen eleştiriler incelenmiştir. Kırılganlık, birçok yazar tarafından farklı biçimlerde tanımlamaktadır. Çalışmamızın üçüncü bölümünün birinci alt bölümünde bu tanımlar incelenmiştir. Kırılganlık kavramı aynı zamanda AİHM içtihadını da etkilemiştir. Çalışmamızın üçüncü bölümünün ikinci alt bölümünde AİHM içtihadında kırılganlık kavramı incelenmiştir. Bu açıklamaların ardından çalışmamızın üçüncü bölümünün üçüncü alt bölümünde kırılgan bireylere ilişkin olarak taraf devlete getirilen pozitif yükümlülüklerde takdir marjının sınırları hususunda birtakım eleştiri ve öneriler sunulmuştur.