Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Endülüs Sûfîlerinde muhabbet kavramı: İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf örneği
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aydın, Süreyha
      İlâhî aşk anlamı şeklinde yorumlanabilen muhabbet, tasavvufun özünde yer alan kavramlardandır. Bu çalışmada, Endülüs tasavvufunun önde gelen iki sûfîsi İbn Berrecân (ö. 536/1141) ve İbnü'l-Arîf'in (ö. 536/1141) muhabbet mefhumuna bakış açılarını yansıtılmaktadır. İki bölümden oluşan çalışmamızda, öncelikle tasavvuf klâsiklerinde muhabbet kavramının nasıl tanımlandığı, muhabbet ıstılahıyla ilgili kavramlara da değinilerek açıklanmıştır. Muhabbetin Kur'ân ve hadislerde nasıl yer aldığı ele alınmış, muhabbetin dereceleri, alâmetleri anlatılmış ve âlemde muhabbetin izi sürülmüştür. İlâhî aşk ya da İlâhî sevginin eş anlamlısı sayılan muhabbetin Endülüslü iki önemli sûfî olan İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf tarafından nasıl yorumlandığı ikinci bölüm tezimizin özüdür. Aynı dönemde yaşamış ve aynı yıl vefat etmiş bu iki sûfî, Endülüs'te tasavvufun neşvünemasına ciddi katkı sunarak İbnü'l-Arabî dâhil olmak üzere kendilerinden sonraki nesilleri etkilemişlerdir. İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf'in günümüze ulaşan eserlerinden faydalanılarak muhabbet ıstılahına getirdikleri özgün bakış açıları ele alınmış ve buluştukları ortak noktalar sergilenmiştir. Muhtevayı zenginleştirmek amacıyla Gazzâlî'nin İhyâ aslı eseri ve İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât'ı-Mekkiyye eserinde muhabbet kavramına ilişkin yorumlarında bahse konu iki sûfîyle örtüştükleri yerler yansıtılmıştır. Tefsir ve Esmâ-i Hüsnâ şerhi çalışmalarıyla ön plana çıkan İbn Berrecân, muhabbet ve marifet arasındaki güçlü bağa dikkat çeker. Muhabbetin rızâ makamıyla iç içe geçtiğini ve muhabbet, marifet ve rızânın birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade eder. Muhabbetin derinliklerinde yer alan hâl ve makamları, sıradan insanların taşımakta zorlandığı mânevî hastalıklar olarak değerlendiren İbnü'l-Arîf ise Allah'tan başka her şeyin kul ile Allah arasına perde olacağını belirtir. Her iki sûfî de muhabbeti, insanın mânevî nitelikleriyle ilişkilendirir. İbn Berrecân, Allah'ın kuldaki muhabbet derecesi kadar onda bulunan nitelikleri dönüştüreceğini savunur. Öte yandan, İbnü'l-Arîf muhabbetin kelimelerle ifade edilemeyeceğini, yalnızca tecrübe edilmesi gereken bir hâl olduğunu dile getirir. Ayrıca avam ve havas ayrımı yaparak avamın Allah'ın lütuflarını gözlemleyerek muhabbeti artıracağını, havassın ise bu sevgiyi sessizce ve derinden yaşadığını belirtir. Her iki sûfî de muhabbetin mânevî arınmayla ilişkisine vurgu yapar. İbn Berrecân, mü'minin Allah'a yönelmesiyle hem amelinin hem de kalbinin saflaşacağını ifade eder. İbnü'l-Arîf ise Kur'ân ile temizlenmeyi kalbin arınması olarak yorumlar. Böylelikle, her iki sûfî muhabbetin, kulun manevî yolculuğunda kat edilen mertebelerin anahtarı olduğuna işaret eder.
    • Item type:Item,
      Türkiye’de Katılım Banklarının Fon Toplama Ve Fon Kullandırma Yöntemleri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2023) Savaş, Murat
      Ülkemizde ve dünyada halen gelişimini sürdüren faizsiz bankacılık sistemi, dini gerekçeler başta olmak üzere sosyal ve ekonomik nedenlerle finans sistemine girememiş olan fonların piyasaya aktarılması ve atıl duran bu kaynaklar ile fayda sağlanması amacı ile doğmuş ve konvansiyonel bankacılığa alternatif olmuştur. Faizsiz bankacılığın temelleri ilk etapta Müslüman olan ülkelerde atılmış olsa da ilerleyen dönemlerde tüm dünyaya yayılmış ve birçok kurum faaliyet göstermeye başlamıştır. Ülkemiz 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası’nın kurucu ortağı olarak adım atmış ve 1983 yılında bakanlar kurulu kararı ile “Özel Finans Kurumları” faaliyet geçmiş ve İslami finans modeline göre hizmet vermeye başlamıştır.2006 yılından itibaren ise ÖFK’ ları “ Katılım Bankası” statüsü kazanmıştır. Bu çalışmamın amacı, ülkemizde faaliyette bulunan katılım bankalarının, tasarruf sahipleri ve fon talep edenleri birbirleri ile hangi yöntem ve esaslar çerçevesinde karşılaştırdıkları, hangi ürünlerini kullanarak taleplere karşılık verdiğini detaylandırmaktır. Faizden uzak kalmak isteyen kişi ve kurumların konvansiyonel bankacılık anlayışından uzak faiz hassasiyeti ile faaliyet gösteren katılım bankaları ile konvansiyonel bankaların farklılıklarını ortaya koymak, fon toplama ve fon kullandırma yöntemlerinin işleyiş biçimlerinin detaylarının teorik incelemesidir. Sonuç olarak, katılım bankacılığı ve konvansiyonel bankacılık sistemi şeklen benzer vaziyette görünseler de işleyiş bakımından temel farklılıklar bulunmaktadır. Kar/zarar ortaklığı prensibine göre faaliyet yürüten katılım bankalarının hem içinde yer aldığı bankacılık sektörüne hem de ülke ekonomisine doğrudan katkısının yüksek olduğu görülmektedir. Karlılık düzeylerinin artışı ve kamunun da katılım bankacılığı alanında faaliyete başlamış olması tablonun daha da iyimse bir hal almasına sebep olmaktadır. İslamiyet’in gereklilikleri ile ürün gamı düşük gibi görünse de birçok işleme aracılık edebilecek, temel bankacılık hizmetlerini müşterilerine sunabilecek donanım ve ürüne sahip oldukları açıktır.
    • Item type:Item,
      Sanal Para Birimlerinin Bankacılık Sektörüne Etkisi: Kripto Paraların Finansal Sistem Üzerindeki Rolleri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Klıncı, Melisa
      Kripto paralar, blokzincir teknolojisi ile çalışan, merkezi otoritelerden bağımsız olarak işlem gören dijital varlıklardır. Sanal ve dijital paralarla benzerlik göstermelerine rağmen, kripto paralar özellikle şeffaflık, güvenlik ve merkeziyetsizlik ilkeleriyle ayrışmaktadır. Son yıllarda hızla büyüyen kripto para piyasası, finansal sistemin temel yapı taşlarını yeniden şekillendirmekte ve özellikle bankacılık sektörü üzerinde doğrudan etkiler yaratmaktadır. Bu çalışma, kripto paraların bankacılık sektörü ve geleneksel bankacılık hizmetleri üzerindeki etkilerini analiz etmeyi; finans kurumlarının bu yeni dijital varlıklara ve teknolojilere nasıl uyum sağladığını incelemeyi ve merkeziyetsiz finans (DeFi) uygulamalarının, bankaların mevcut iş modelleri üzerindeki potansiyel etkilerini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Çalışma kapsamında, kripto para birimlerinin finansal sistem içerisindeki rolü, fırsatları ve riskleri bütüncül bir bakış açısıyla ele alınmıştır.
    • Item type:Item,
      Sihizm'in bir din olarak doğuşu, gelişimi ve temel ilkeleri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Rızwanullah, Rızwanullah
      Sihizm, 15. yüzyılda Hindistan'ın Pencap bölgesinde Guru Nanak tarafından kurulan bir dindir. Çalışmada, Sihizm'in ortaya çıkış sürecini, tarihsel gelişimini ve temel ilkelerini ele almaktadır. Sihizm'in Hinduizm ve İslam etkisi altında şekillendiği, ancak bunlardan farklı, kendine özgü bir inanç sistemi geliştirdiği vurgulanmaktadır. On Guru'nun öğretileri doğrultusunda zamanla kurumsallaşan bu din, özellikle Guru Gobind Singh'in Khalsa tarikatını kurmasıyla önemli bir dönüm noktası yaşamıştır. Sihizm'in temel ilkeleri arasında tek tanrıcılık, insani eşitlik, çalışkanlık, paylaşımcılık (seva) gibi değerler öne çıkmaktadır. Ayrıca, Sih tapınağı olan Gurdvara'nın sosyal ve dini hayattaki rolü, kutsal metinleri Guru Gobind Singh'in önem ve beş K (Keş, Kara, Kanga, Kaçça, Kirpan) gibi uygulamalar da detaylandırılmaktadır. Çalışmamızda Sihizm'in dini ve sosyal yapısını açıklarken, onun bireysel ahlaka ve toplumsal dayanışmaya verdiği önemi belirtilmektedir. Sikhizmde Guru Nanak'tan itibaren aynı temel felsefi öğretiler devam eder ancak, erken dönem daha pasifist ve mistik, sonraki dönem daha aktif ve savaşçı bir kimlik kazanmıştır. Bu yüzden, Guru Nanak ve Guru Gobind Singh arasındaki en büyük fark, Sih topluluğunun ruhani bir cemaatten, organize savaşçı bir toluluğa dönüşmesi olmuştur.
    • Item type:Item,
      Türkiye'de 2000 yılından sonra uygulanan tarımsal destek politikaları ve buğday üretimi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Akyıldız, Ahmet
      Bu tez çalışması, Türkiye'de 2000 yılı sonrası tarımsal destekleme araçlarının buğday üretimi üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma, buğday üretim miktarı, ekim alanı ve dekar başına üretim verilerini analiz etmeyi amaçlamıştır. Metodolojik olarak, herhangi bir birincil veri toplama, anket, istatistiksel modelleme veya hipotez testi kullanılmadan, TÜİK, FAO raporları, akademik çalışmalar ve yasal düzenlemeler gibi ikincil verilere dayalı nitel ve yorumlayıcı bir yaklaşım benimsenmiştir. Tez, Türkiye'de 2000 sonrası tarım politikalarındaki dönüşümü, özellikle doğrudan gelir desteği ve fark ödemeleri gibi modelleri detaylandırmaktadır. Bulgular, destekleme politikalarının buğday üretimi göstergeleri üzerinde doğrudan etki ettiğini ortaya koymuştur. Desteklerin nominal artışına rağmen, tarımsal girdi fiyatlarındaki enflasyon nedeniyle reel değerdeki azalmalar, olumlu etkileri sınırlamıştır. Mazot, gübre ve fark ödemeleri gibi destekler üretime katkı sağlarken, reel destek kaybı ve bölgesel ürün deseninde değişimlere yol açmıştır. Sonuç olarak, gelecek politikaların daha şeffaf, öngörülebilir ve çevreye duyarlı olması gerektiği belirtilmiştir. Öneriler arasında, tarımsal desteklerin GSYH içindeki payının yasal seviyeye çıkarılması, ödeme zamanlamasında çiftçi görüşlerinin dikkate alınması ve risk yönetimi mekanizmalarının güçlendirilmesi yer almaktadır. Bu çalışma, Türkiye'nin tarımsal destekleme politikalarını analiz ederek, buğday üretimi özelinde geleceğe yönelik önemli çıkarımlar sunmaktadır.