Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Savunma sanayinde toplam kalite yönetiminin insan kaynakları yönetiminde kullanımı ve kurumsal çalışmaya etkileri
      (Ankara Üniversitesi, 2023) Yağcı, Abdulkadir
      Her geçen gün artan farklı yönetim yaklaşımları içerisinde ülkemizde henüz tam anlamıyla yer bulamamış, çıkışı yıllar öncesine dayanan fakat henüz birçok büyük ölçekli şirketlerce test edilememiş toplam kalite yönetimi felsefesi, bu çalışma ile örneklem bir savunma sanayi şirketi insan kaynakları çalışanlarıyla yapılmış olup, bu felsefenin insan kaynakları yönetimi üzerinde kullanımı incelenmiştir. Bu doğrultuda çalışanın birimci bölümünde kalite, toplam kalite, ve toplam kalite yönetimi incelenmiştir. İkinci bölümünde ise toplam kalite yaklaşımının insan kaynakları yönetimindeki kullanımı üzerinde durulmuştur. Bulgular ve yöntem bölümünde ise 10.000’nin üzerinde çalışanı olan bu savunma sanayi şirketindeki insan kaynakları çalışanları içerisinden 58 kişilik örneklem grubuyla anket yapılmıştır. Bu çalışma ile birlikte toplam kalite yönetiminin ilgili şirketteki mevcut durumu ve toplam kalite yönetiminin insan kaynakları üzerindeki uygulanabilirliği ortaya çıkmıştır. Bunun yanı sıra bu yönetim felsefesini şirket içerisinde tasarlayıp, uygulayacak olan insan kaynağının da önemi ortaya çıkan bulgulardandır.
    • Item type:Item,
      I. yüzyıl Hıristiyanlığını anlamada stoacılığın önemi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Gülen, Ömer
      İsa'nın hayatı ve mesajı hem erken dönem Hıristiyan metinlerinde hem de sonraki dönemlerde tartışılmıştır. Bu tartışmalardaki temel problemlerden biri, İsa'nın hayatının ve mesajının Yahudilikle ya da Helenistik kültürle olan ilişkisidir. Bu çalışmanın amacı Helenistik dönemin önemli felsefe okullarından biri olan Stoacılık ile İsa'nın mesajı arasındaki benzerlikleri, felsefi ve tarihsel bağlamlarıyla birlikte incelemektedir. İsa'nın mesajı ile Stoacı öğreti arasındaki yapısal benzerliklerin kapsamlı bir analizi, erken dönem Hıristiyan tarihinin anlaşılmasına değerli katkılar sunacaktır. İki öğreti de farklı kültür ve teolojik arka plana sahip olsa da tanrı-insan ilişkisi, erdemli yaşam ve dünyanın bilgelikle kavranması üzerine benzer içerikte açıklamalar yapmıştır. Stoacılar, etik temelde Sokratesçi erdem anlayışını felsefi bir öğretiye dönüştürmüştür. Onlara göre her insan erdemli yaşamıyla tanrısal yasayla ilişki kurar. Bu bakış açısı, Stoacılık ve İsa'nın mesajı arasındaki ortak noktayı temsil etmektedir. Bu çalışmada hem Stoacı filozofların hem de onların etkilendikleri Yunan filozoflarının yaşamları ve düşünceleri ayrıntılı şekilde ele alınmış; Stoacı etik ilkelerinin tarihsel gelişimi ve Yahudi kültüründeki yansımaları tartışılmıştır. Helenistik dönemde, Yunan felsefesinin Yahudi literatürüne etkileri göz önüne alınarak, Stoacılığın Yahudi felsefesi ve dini metinleri üzerinde etkisi ortaya konmuştur. Sinoptik metinler incelenerek İsa'nın kişiliğinin ve mesajının Yahudi geleneğinden farklılaşan yönleri açığa kavuşturulmuştur. Bu bağlamda, İsa'nın yerine Pavlus'un Hristiyanlığın kurucusu olarak nitelendirilmesinin, tarihsel ve teolojik açıdan bir dizi problemlere yol açtığı ortaya konulmuştur. Sonuç olarak, İsa'nın mesajı ile Stoacı felsefenin etik yapıları farklı olsa da erdem, tanrı-insan ilişkisi ve bilgelik gibi konulardaki somut benzerlikler İsa'nın öğretilerinin ve bu öğretilerin geliştiği kozmopolit kültürün daha iyi anlaşılmasına katkı sağlayacaktır.
    • Item type:Item,
      Duygu yönetimi: insan kaynakları birimi açısından bir değerlendirme
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Hayta, Ezgi Sıla
      Bu çalışma da; bir duygu yönetim süreci olan duygular ve ilgili kavramları literatür taraması yapılarak açıklanmaya çalışılmıştır. Yapılan literatür taramasında duygu yönetiminin alt başlıklarından olan duygusal zeka kavramı incelenmiştir. Duygusal iklim kavramının duygu yönetimi açısından ne ifade ettiğine bakılmıştır. Motivasyon kavramı ile duygu yönetiminin ilgisi incelenmiş ve motivasyon teknikleri ile ilgili genel bilgi verilmiştir. Duygusal emek kavramı ve alt boyutları tanımlanmıştır. Bu çalışmanın amacı; Öğretmenlerin sınıf içi duygusal emek süreçlerini, duygusal yönetim stratejilerini ve bu durumların mesleki motivasyon ile tükenmişlik düzeylerine etkisini anlamaya çalışmaktadır. Literatür incelemesinin yanı sıra bir alan çalışması olarak duygu yönetimi ve duygusal emek ile ilgili nitel bir çalışma olan mülakatlar yapılmıştır. Yapılan mülakatlarda katılımcı öğretmenlere duygu yönetimi ve duygusal emek temalı 14 soru yöneltilmiştir. Elde edilen veriler analiz edilerek sonuçlar değerlendirilmiştir. Sonuç olarak; örgütsel yapılarda bireyler söz konusu olduğunda duygular göz ardı edilememektedir ve duygu yönetimi hem birey hem de örgüt için önemlidir.
    • Item type:Item,
      A critical analysis of the International Court of Justice decision over Somalia and Kenya, its implications and the viability of transboundary agreements in a post-delimitation context
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Ngetich, Betty Chelang'at
      Deniz sınırı uyuşmazlıkları, özellikle balık stokları ve hidrokarbonlar gibi paylaşılan kaynaklar ihtilaflı bölgeleri kesip geçtiğinde, kalıcı bir sorun olmaya devam etmektedir. Bu tez, Hint Okyanusu’ndaki kaynak haklarına odaklanan Somali–Kenya deniz sınırı uyuşmazlığına ilişkin Uluslararası Adalet Divanı’nın (UAD) 2021 tarihli kararını eleştirel bir bakış açısıyla incelemektedir. UAD’nin, eşit uzaklık/ilgili koşullar yaklaşımına dayanan kararı, sınırı büyük ölçüde Somali lehine belirlemiştir. Karar, denizcilik uyuşmazlıklarının çözümünde uluslararası yargının rolünü güçlendirmiş olsa da, uygulama ve sınır aşan kaynakların yönetimine ilişkin sorunları çözümsüz bırakmıştır. Özellikle, UAD, Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) 74(3) ve 83(3) maddelerinde öngörülen geçici düzenlemeler yapılması ve gelecekteki anlaşmaları baltalayabilecek eylemlerden kaçınılması yönündeki yükümlülükleri ele almaktan kaçınmıştır. Bu eksiklik, kaynak açısından zengin Somali–Kenya bölgesinde, uygulamanın belirsizliğini daha da önemli kılmaktadır. Bu tez, hukuki netliğin gerekli olmakla birlikte, sürdürülebilir kaynak yönetimi ve siyasi istikrarı sağlamak için tek başına yeterli olmadığını savunmaktadır. Bu boşlukları gidermek amacıyla, çalışma; ortak kalkınma bölgeleri veya birleştirme (unitization) anlaşmaları gibi işbirliği mekanizmalarının gerekliliğini vurgulamaktadır. Nijerya–São Tomé ve Príncipe, Gana–Fildişi Sahili ve Avustralya–Doğu Timor örneklerinden yola çıkarak, bu modellerin Somali–Kenya bağlamına uygulanabilirliğini değerlendirmektedir. Doğrudan ortak kalkınma, siyasi güvensizlik nedeniyle kısa vadede mümkün olmasa da, balıkçılıkla başlayıp kademeli olarak hidrokarbonlara genişleyen aşamalı bir işbirliği, uygulanabilir bir yol olarak önerilmektedir. Hukuki, siyasi ve pratik unsurları bir araya getirerek, bu tez; paylaşılan kaynakların etkin yönetiminin, hem uluslararası kararların uygulanmasını hem de esnek işbirliği çerçevelerinin kurulmasını gerektirdiğini ileri sürmektedir. Maritime boundary disputes remain a persistent challenge particularly where shared resources such as fish stocks and hydrocarbons cut across contested zones. This thesis critically analyzes the 2021 judgment of the International Court of Justice (ICJ) in the Somalia–Kenya maritime dispute, a case centered on resource rights in the Indian Ocean. The Court’s decision, which relied on the equidistance/relevant circumstances approach, established a boundary largely in Somalia’s favor. While the ruling reinforced the role of international adjudication in settling maritime conflicts, it left unresolved issues regarding enforcement and the governance of transboundary resources. Notably, the ICJ refrained from addressing the obligations set out under Articles 74(3) and 83(3) of the United Nations Convention on the Law of the Sea (UNCLOS), which call for provisional arrangements and restraint from actions that might undermine future agreements. This omission is particularly relevant in the resource-rich Somalia–Kenya zone, where practical enforcement remains uncertain. The thesis argues that legal clarity, though necessary, is insufficient to ensure sustainable resource management and political stability. To address these gaps, the study highlights the need for cooperative mechanisms in resource management such as joint development zones. Drawing on examples from Nigeria–São Tomé and Príncipe, Ghana–Côte d’Ivoire, and Australia–Timor-Leste, it evaluates the applicability of such models to the Somalia–Kenya context. While immediate joint development may be hindered by political mistrust, incremental cooperation beginning with fisheries and gradually extending to hydrocarbons offers a pragmatic path forward. By integrating legal, political, and practical considerations, this thesis contends that effective governance of shared resources requires both adherence to international rulings and the establishment of flexible cooperative frameworks.
    • Item type:Item,
      Bilişim sektöründe çalışanların yaratıcı performans ve benlik saygıları arasındaki ilişki
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Amidi, Melis
      Teknolojinin hayatımızın tümüne intikal ettiği günümüzde, özellikle bilişim sektörü artan bir rekabetle dünyada hatırı sayılır bir yere sahip olmuş ve son yıllarda bu sektöre rağbet artmıştır. Bu çalışmada da Türkiye’de Bilişim sektörü altında hizmet veren çeşitli firmalarda çalışan 44 kadın ve 106 erkek katılımcının yaratıcılık performansında benlik saygısının rolü araştırılmıştır. Katılımcıların benlik saygıları ve yaratıcılık performansları ölçümlenmiş ve aralarındaki ilişki üzerine çalışılmıştır. Araştırma anket soruları daha çok Ankara, İstanbul, İzmir illerinde ikamet eden ve ağırlıklı olarak yazılım, güvenlik ve mobil iletişim şebekesi üzerine hizmet veren firmalarda çalışanlara ulaştırılmıştır. Çalışmada katılımcıların benlik saygısını ölçümlemek için Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği (RBSÖ) kullanılmıştır, ölçek 10 sorudan oluşmaktadır. Katılımcıların yaratıcı performansını ölçmek için ise Rice’ın 9 sorudan oluşan Yaratıcı Performans Ölçeği (YPÖ) kullanılmıştır. Bununla birlikte katılımcıların demografik özelliklerini öğrenmek için 6 soru sorulmuştur. Veri toplama işlemi için anket yöntemi kullanılmıştır. Verilen analizi için SPSS 29.0 programı kullanılmıştır. Katılımcıların benlik saygısı ve yaratıcı performansları arasında anlamlı bir ilişki olup olmadığını incelemek için Korelasyon analizi yapılmıştır. Anlamlılık düzeyi p = 0.05 seçilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre bilişim sektöründe çalışan kadın ve erkeklerin benlik saygıları ve yaratıcı performansları arasında anlamlı pozitif yönde doğrusal bir ilişki olduğu görülmüştür. Aynı zamanda araştırma bulguları katılımcıların demografik özelliklerine göre benlik saygısı ve yaratıcı performans puanlarında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Bu doğrultuda araştırmanın sonuçlarının, özellikle bilişim sektöründe hizmet veren firmaların insan kaynakları departmanında çalışanlarına, ilgili sektörde görev alan konuya ilgi duyan üst düzey yöneticilere, ekibi ile doğrudan ilgilenen takım liderlerine ve özellikle Üniversitelerin mühendislik, yazılım ve ilgili alanlarda öğrenim gören öğrencilere yardımcı olacağı düşünülmektedir.