Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      21. yüzyıl toplumsal hareketleri ve kolektif özne tasavvurları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Selvioğlu, Demet Sayınta
      21. yüzyılın ilk 25 yılında siyasal, iktisadi, toplumsal, hukuksal, kültürel, teknolojik bir dizi gelişme ve neoliberal hegemonyanın yapısal krizi tüm dünya toplumlarını makro siyasetten gündelik yaşama sarsıcı, köklü değişimlerle karşı karşıya bırakmıştır. Bu nedenle her görüşten insanın insanlığın önemli bir eşikte olduğunu beyan ettiği çağımızda modern sosyal bilimlerin varlık zeminini oluşturan toplumsal değişimi kavrama amacı, her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Hızla gerçekleşen dünya-tarihsel olayların toplumsal değişimin mahiyeti ve yönü üzerinde en fazla belirleyiciliğe sahip olanlarının dünyanın hemen her yerinde, kesintisiz bir biçimde patlak veren protesto ve isyanlar olduğunu kabul eden bu çalışma, toplumsal değişimi 21. yüzyılın yaygın, yoğun ama henüz anlamlandırılamamış olduğu kabul edilen protesto ve isyanları esas alarak kavramaya çalışmaktadır. Bu amaçla, sosyal bilimcinin toplumsal değişimi kavramak üzere, geçmiş, şimdi ve geleceği birbirine bağlayan, toplumların nasıl hareket ettiğini açıklayan bir tarih kavramına ihtiyaç duyacağı varsayılmış, çalışmanın ilk bölümünde toplumsal değişimi anlamak için tarih kavramının gerekliliği ortaya koyulmuştur. 21. yüzyılda toplumsal değişimin anahtar göstergelerinden olduğu düşünülen yaygın protesto ve isyanların çözümlenmesine kılavuzluk edecek tarih kavramı, toplumsal değişimin kendi çıkarlarını kolektif bir bellekten yapılan olgular seçkisini, ortak gelecek tahayyülüne dayanan bir anlatıya dönüştürerek savunan toplumsal çıkar grupları arasındaki mücadelede baskın tarafın anlatısını (ulus, din, aşiret, hanedan, medeniyet gibi) kolektif bir özne aracılığıyla tüm topluma mal ederek tarihe dönüştürmesiyle mümkün olduğu fikrine dayanmaktadır. Bu durumda protesto ve isyanların 21. yüzyılda toplumsal değişime kaynaklık edip etmedikleri sorusu, bunların yeni kolektif öznelere yol açıp açmayacakları sorusunu yanıtlamayı gerektirir. Kolektif öznenin tarih kavramının merkezine yerleştirilmiş olması, toplumsal çıkar gruplarının kendi anlatılarını tarihe nasıl dönüştürdüklerini açıklamayı gerektirir ki bu tarih kavramının unsurlarının saptanması anlamına gelir. Tarih kavramının da 21. yüzyıl tarihine özgü olmak bakımından tarihsel olacağı kabul edildiğinde, bu yüzyılın öncekinden devraldıkları ve kolektif belleğe dâhil olayları dikkate alınıp kılavuz tarih kavramının elde edilmesine çalışılmıştır. En genel hatlarıyla protesto ve isyanların nedenlerinin ve niteliklerinin incelenmesi 20. yüzyılın ikinci yarısında kurulan dünya düzeninin 1980'lere doğru yaşanan sistemik krizle neoliberal hegemonyaya dönüştüğü, neoliberal hegemonyanın ise protesto ve isyanları tetikleyen eşitsizlikler yaratarak sürdürüldüğü tespit edilmiştir. Neoliberal hegemonyanın eşitsizliklerle sürdürülmesi, kapitalizmin altın çağı kabul edilen İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde siyasal güç kazanan sistem karşıtlarının siyasal kapasitesinin zayıflatılması için kamusal alanın dönüştürülmesine bağlı olmuştur. Sonuç olarak toplumsal çıkar gruplarının kolektif bellekten anlatı yaratmalarının bir ortak gelecek tahayyülüne sahip olmalarını, bunun ise bir herkes/kamu anlayışını gerekli kıldığı sonucuna varılmıştır. Neoliberal hegemonyanın dayandığı eşitsizliği derinleştirip yayarak kitlelerin siyasal kapasitelerini zayıflatma stratejisi, eşitsizlik kavramının yanı sıra, kamu, kamusal alan, müşterekler kavramlarını zamanımızın kolektif özne soyutlamalarının öncülleri kılar. Protesto ve isyanların öne çıkan siyasal öznelerinin siyasal programlarının yeni kolektif özneler önermeleri ihtimali, toplumsal değişimin unsurları olacak bu kavramları nasıl içeriklendirdiklerine bağlıdır. Dolayısıyla bu çalışma, 21. yüzyılda herhangi bir toplumsal hareketin tarihe yön verme kapasitesine sahip olup olmadığını ve toplumsal değişimin niteliğini belirleyecek kolektif öznelerin olanaklılığı sorusuna yanıt aramakta, bu amaçla, gösterge niteliğindeki üç protesto ve isyanı, bunların öne çıkardığı siyasal öznelerin temel metinlerini oluşturulan kavram seti ışığında analiz etmektedir. İlk olarak, neoliberal politikaların otoriterleşen bir tek parti rejimi eliyle uygulandığı, bu rejimin kriz yönetiminde muhafazakâr ve toplum mühendisliğine dayalı stratejiler izlediği çevre kapitalist bir örnek olarak Türkiye'deki Gezi Parkı Eylemleri, Birleşik Haziran Harekeketi'nin temel metinleri ile çözümlenmiştir. İkinci olarak, kriz sonrası dönemde kapitalist merkezde, finans kapitalin simgesel merkezi olan Wall Street'e yöneltilen doğrudan bir itiraz niteliği taşıyan ve adil, özgür bir dünya talebiyle ortaya çıkan "Wall Street'i İşgal Et" (Occupy Wall Street) protestoları, İşgal Et Eylemleri'nin Amerika ve İngiltere'deki örgütlerinin temel metinleri ile çözümlenmiştir. Son olarak, örgütlü sol geleneğin etkili olduğu, Avrupa Birliği üyeliğiyle kapitalist merkezin çeperinde yer alan, ancak şeffaf olmayan süreçler sonucunda oluşan ödenemez kamu borcuna karşı uygulanan neoliberal kemer sıkma politikalarının halkı derin bir yoksulluğa sürüklediği Yunanistan'daki protesto ve isyanlar, bu sürecin içinden doğan radikal sol koalisyon SYRIZA'nın temel metinleri ile çözümlenmiştir. Bu üç örnekte siyasal birer özne olarak ortaya çıkan kurum ve örgütlerin siyasal programlarını içeren metinlerin analiziyle, neoliberalizmin krizlerine verilen toplumsal tepkilerin çeşitliliğini ve bu tepkilerin farklı siyasal zeminlerde kolektif özneleşme yaratıp yaratamadığı ortaya koyulmaya çalışılmıştır. Sonuç olarak, bu isyan ve protestoların ortaya çıkardığı siyasal hareketlerin kolektif özne önerisine dönüşebilecek bir toplumsal dönüşüm talebinden uzak oldukları sonucuna varılsa da bu çözümleme ile hem 21. yüzyılda bir toplumsal hareketin tarihe yön verme kapasitesine sahip olmak üzere oluşturmaya çalıştığı kolektif özne tasavvurunun niteliklerine karşılık gelen bir kavram seti elde edilmiş hem de söz konusu deneyimlerin zaafları ve güçlü yanları ortaya koyulmuştur.
    • Item type:Item,
      Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde idari teşkilatın düzenlenmesi ve cumhurbaşkanının yetkileri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Ergün, Cengiz
      İdarenin, bir kamu tüzel kişiliğinden ibaret olduğu düşünüldüğünde, 2017 Anayasa değişikliklerinden sonra, kuruluşu yönünden başvurulacak iki araç yasa ve CBK'dir. Diğer taraftan anayasaya göre İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve yasayla düzenleneceğine ilişkin kural, anayasa değişikliğinden etkilenmemiştir. İdarenin kuruluşu normatif kaynaklara referansla gösterilebilir ancak kaynaklar sınırlı olarak yorumlanabilir. Bu yorumu genişletmek için İdareyi, devlet erkleriyle olan karşılıklı ilişkisi çerçevesinde bir sistem olarak gösterdik. İdarenin kuruluşu ve donatımı için sarfedilen zamanın önemli bir kısmını İdarenin cisimleşmesinden önceki fikir ve planlama evresi oluşturur. Bu aşama, uygulamanın gözlemlenmesiyle birlikte kuruluştan sonra da tekrarlanabilir. Örgütlenme basamakları "fikir", "planlama ve hukukileştirme", "cisimleştirme ve işlevselleştirme" olarak üçe ayrılır. Her bir basamak da kendi bütünlüğü içinde başka adımlardan oluşur. Sonunda İdarenin iki türlü kuruluşu ortaya çıkar: aktif kuruluş ve pasif kuruluş. Birinci bölümün kapsamı bu kadardır. İkinci bölümde, idari teşkilatın kurucu normatif kaynakları yer alır. İdarenin kuruluşu, kaynaklar hiyerarşisinde en yukarıda bulunduğu kabul edilen anayasadan başlayarak, cumhurbaşkanı kararına kadar inen pek çok pozitif kaynakta araştırılmıştır. Anayasa doğrudan uygulanarak İdare kurulabilir. İdarenin kuruluşunda genel ilke hâlâ yasallıktır. Yeni anayasal sistemde Cumhurbaşkanı işlemleri lehine bir mahfuz alan yaratılmamıştır, anayasa değişiklikleriyle yasama organının istisnasız olarak her konuda düzenleme yapmak yetkisine dokunulmamıştır. Cumhurbaşkanına verilen yetkiler ise ancak sınırlı konularda yasanın alternatifi olabilir. Anayasada kuruluşunu, işleyişini, teşkilat yapısını düzenlemesine izin verilen konularda bile aktif İdarenin kuruluşu CBK'ye bırakılmamıştır. Pratikte ve Anayasa altı düzenlemelerde aksi gerçekleşiyor olsa da CBK'nin teşkilatlanmadaki kesintisizliği her zaman yasa tarafından bozulur.
    • Item type:Item,
      67 Mus ve 112 Her yıldızlarının tayfsal analizi
      (2025) Çabuk, Senem
      Bu doktora tez çalışmasında tayfsal çift yıldız sistemlerinden güney yarımküre yıldızı 67 Mus ve kuzey yarımküre yıldız sistemi 112 Her'in optik bölge tayfları kullanılarak tayfsal analizleri gerçekleştirilmiştir. Tayfsal veriler, Şili'deki Cerro Tololo Inter-American Rasathanesi'nde (CTIO, Şili) bulunan SMARTS 1.5-m teleskobuna bağlı CHIRON tayfölçeri ile yapılan gözlemlerden elde edildi. Gözlemler, λλ 4100–8900 Å dalga boyu aralığında R ∼ 80000 çözünürlük sağlayan fiber modu konfigürasyonu kullanılarak eşel basamaklar halinde alındı. Tek bir pozlama için tipik sinyal-gürültü oranı S/G = 300:1 ve birleştirilmiş (co-added) tayflar için 1000:1'e kadar çıkmaktadır. Tayflar, Prof. Dr. Graham Hill ve Prof. Dr. Austin F. Gulliver tarafından programlanıp geliştirilen yazılımlar ile işlenerek; tayfların normalizasyonu, S/G ölçümleri, tayfları eşel basamaklarına ayrıştırma/birleştirme, eşdeğer genişlik (EW) ölçümü, kimyasal element bolluk analizi ve radyal hız ölçümleri gerçekleştirildi. Her iki çift yıldız sistemi için radyal hız analizleri yapıldı ve yörünge parametreleri elde edildi. Ardından atmosfer parametreleri belirlenerek ayrıntılı kimyasal bolluk analizleri gerçekleştirildi. He, C, N, O, Na, Mg, Al, Si, P, S, K, Ca, Sc, Ti, V, Cr, Mn, Fe, Co, Ni, Cu, Zn, Sr, Y, Zr, Ba, La, Ce, Pr, Nd, Sm, Eu, Gd, Dy ve Hg elementlerinin bollukları hesaplanarak kimyasal bileşimleri ile ilgili bilgi edinildi. Yıldızların HR diyagramında yerleri belirlenerek kuramsal evrim yolu ve yaş çizgileri kullanılarak kütleleri ve yaşları hesaplandı. Spektroskopik bulgular, 67 Mus ve 112 Her çift yıldız sistemlerinin kimyasal sıra dışı (CP) yıldız özellikleri sergilediğini ortaya koydu. Yıldızların diğer CP yıldızlarıyla kimyasal bolluk analizi sonuçları karşılaştırılarak kimyasal sıra dışı yıldızlar arasındaki konumları belirlendi. 67 Mus, tipik bir Ap (CP2) türü kimyasal sıra dışı yıldız olarak tanımlandı; 112 Her sisteminin baş bileşeni ise, civa (Hg) ve mangan (Mn) bolluklarının Güneş değerlerine kıyasla önemli ölçüde yüksek olması nedeniyle Civa-Mangan (HgMn; CP3) türü olarak sınıflandırıldı. 112 Her sisteminin yoldaş bileşeni ise, belirgin metal çizgilerinden elde edilen yüksek metal bolluklarına dayanarak metalik çizgili (Am; CP1) türü bir yıldız olarak belirlendi. Yıldızların SB1 ve SB2 türü tayfsal çift yıldızlar olduğunu destekleyen sonuçlar elde edildi.
    • Item type:Item,
      Kent içi ulaşım politikası: Ankara'da dolmuş
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Demiral, Selim
      Tarihte kentler medeniyetlerin gelişim merkezleri olmuştur. Yalnızca kırdan kente bir nüfus hareketi olmayan kentleşme, ekonomik, sosyal ve siyasi dönüşümleri de içermektedir. Kentleşme tarihsel olarak eski çağlara götürülebilse de bugünkü anlamıyla Sanayi Devrimi sonrasında ortaya çıkarak, yirminci yüzyılda hız kazanmıştır. Kentleşme sosyal, ekonomik ve kültürel gelişme fırsatları sunarken, çevresel tahribat, sosyal bozulma gibi sorunlar yaratmaktadır. Türkiye'de kentleşme temel olarak tarımda makineleşmeyle kırda açığa çıkan emek fazlası nedeniyle yaşanan göçle İkinci Dünya Savaşı sonrasında hız kazanmıştır. Ankara'nın kentleşme süreci ise ülkenin diğer kentlerinden daha önce, başkent oluşuyla yaşadığı imar hareketi ve göçle başlamıştır. Bu dönemde Cumhuriyet'in başkenti olarak Ankara'nın modern ve planlı bir kent olarak inşa edilmesi için azami çaba gösterilmiştir. Fakat nüfus artışının tahminlerin ötesinde olması, bazı grupların kentsel rantlardan yararlanma istekleri ve plan disiplinine uyulmaması gibi nedenlerle bu hedef tam olarak gerçekleştirilememiştir. Ankara'nın yaşadığı bu hızlı kentleşme sürecinde, önemli bir kentsel ihtiyaç olarak kent içi ulaşım hizmeti ortaya çıkmıştır. Kamunun bu hizmeti sunmada yetersiz kalmasıyla, hizmet geçici bir çözüm olarak görülen dolmuşlarca verilmeye başlamıştır. Fakat küçük girişimciler tarafından sunulan bu hizmet zamanla kurumsallaşarak, Başkent'in ana ulaşım sistemlerinden biri olmuştur. Bugün dolmuşçu esnafı verdikleri kentsel hizmet ve sahip oldukları siyasi, ekonomik güçle Ankara'nın kent içi ulaşımında önemli yerdedir. Tezde kentleşme ve kent içi ulaşım politikaları alanındaki literatür ortaya konularak, Ankara'nın kentleşme ve kent içi ulaşım sistemlerinin gelişimi incelenmiştir. Dolmuş taşımacılığının tarihsel gelişimi ve dolmuşların Ankara'nın kent içi ulaşımındaki mevcut yeri göz önünde bulundurularak, sistemin geleceği ve olası dönüşümler tartışılmıştır.
    • Item type:Item,
      OECD ülkelerinin sağlık alanı Ar-Ge yatırımlarının ticarileşme performanslarının analizi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Yıldırım, İsa
      Ülkeler için öncelikli alanlar arasında yer alan sağlık alanı, hem ülkeler üzerinde artan ekonomik yüküne hem de dışa bağımlılığı en az seviyeye indirme çabalarına bağlı olarak, Ar-Ge yatırımlarına en çok önem verilen alanlardandır. Ülkeler, sağlık Ar-Ge faaliyetlerine yönelik olarak insan kaynağı ve finansal yatırımlar yapmakta ve karşılığında katma değerli çıktılar üretebilmek istemektedir. Bu bağlamda, sağlık Ar-Ge yatırımlarının ticarileşme performansının karşılaştırmalı olarak analiz edebilmek, ülkelerdeki karar vericiler için önemli avantajlar sağlayacaktır. Bu çalışmada, ekonomik iş birlikleri ve kalkınma planları benzer olan OECD ülkelerinin sağlık Ar-Ge yatırımlarının ticarileşme performanslarının karşılaştırmalı olarak analiz edilebilmesi ve performansa etki eden çevresel faktörlerin belirlenebilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada, geleneksel VZA ve iki aşamalı Ağ VZA yöntemleri kullanılarak, OECD ülkelerinin inovasyon ve ticarileşme alt aşamalarıyla birlikte genel aşama etkinlikleri analiz edilmiştir. Sonrasında kesikli Tobit regresyon modeliyle, ülkelerin etkinlikleri üzerinde etkisi olan çevresel faktörler tespit edilmiştir.