Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, ’Kadın Girişimcilerin İşe Başlama Ve Başarı Süreçlerinde Sosyal Medya Kullanımı: Instagram Özelinde Bir Araştırma(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Ala, Zeynep YarenSosyal medya, iş dünyasında etkili bir pazarlama aracı olarak öne çıkarken, günümüzde kadın girişimcilerin de bu platformu pazarlama ve işletme hedefleri için aktif olarak kullandıkları gözlemlenmiştir. Kadın girişimcilerin bu platformu nasıl kullandıkları ve deneyimlerinin ne yönde şekillendiği üzerine odaklanılacaktır. Altı farklı kadın girişimciyle gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ile Instagram’ın kadın girişimcilerin iş kurma süreçlerine etkilerini, müşteri etkileşimini, girişimcilik serüvenleri, başarı süreçleri bakımından ortaya konacaktır. Elde edilen veriler, "kadın girişimcilerin, sosyal medya platformu olan Instagram’ı kullanma stratejileri, girişimcilik sürecinde yaşadıkları zorluklar, elde ettikleri başarı ve girişimcilik geleceklerini etkileyen dinamiklere" ışık tutacaktır. Bu konuda çalışmada kullanılan temel araştırma sorusu ‘’ Kadın girişimciler, Instagram'ı işe başlama ve başarı süreçlerinde nasıl bir araç olarak kullanıyorlar ve bu kullanımın işlerinin büyümesine olan etkileri nelerdir?’’ olup, araştırma sonucunda elde edilen bilgiler, kadın girişimcilerin Instagram’ı etkin kullanma becerilerini geliştirmeleri ve girişimcilik ekosistemine dahil olmaları sürecine katkı sağlamayı hedeflemektedir.Item type:Item, Kamu görevlilerinin toplu sözleşme sürecinin harcama hukuku açısından değerlendirilmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Şahin, MerveDünyada olduğu gibi ülkemizde de kamu görevlileri sendikacılığının ortaya çıkışı işçi sendikacılığından sonra olmuştur. İşçiler 19. yüzyılın başlarından itibaren hak ve özgürlükleri için mücadele verirken, kamu görevlilerinin benzer hak ve özgürlükler için harekete geçmesi zaman almıştır. Kamu görevlilerinin yerine getirdikleri hizmetin niteliği ve işçilere nazaran hem ekonomik hem de sosyal bakımdan daha avantajlı konuma sahip olmaları bu grup için örgütlenme hakkının gündeme gelmesini geciktirmiştir. Ancak, işçilerin sendikalaşma yoluyla hak ve çıkarlarını koruyarak kendilerine göre zamanla daha iyi konuma yükseldiğini gören kamu görevlileri ekonomik ve sosyal durumlarını iyileştirmek adına örgütlenme ihtiyacı duymuşlardır. Ülkemizde 1961–1982 yılları arasında kamu görevlileri sendikacılığı alanında birçok hukuki ve fiili gelişme yaşanmıştır. Bu sürecin devamında kamu görevlileri sendika kurma hakkı elde etmiş ve kamu görevlilerinin sendikal hakkı anayasal güvenceye kavuşturulmuştur. Sendikal alanda yaşanan bu gelişmelerin de etkisiyle 1995 yılında yapılan Anayasa değişikliğiyle birlikte kamu görevlilerine toplu görüşme hakkı tanınmış ve 2001 yılında bu hakkın kullanılabilmesine ilişkin usul ve esasları belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu kabul edilmiştir. 4688 sayılı Kanun'un kabul edilmesiyle beraber 2002-2010 yılları arasında kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları toplu görüşme sistemiyle belirlenmiştir. 2010 yılı Anayasa değişikliği ile birlikte toplu sözleşme yapma hakkı kamu görevlileri için anayasal hak haline gelmiştir. 4688 sayılı Kanun'da 2012 yılında yapılan değişiklikle kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme ile belirlenmesine imkan tanınmıştır. Kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarına ilişkin nihai kararın toplu sözleşme görüşmelerine bırakılmasının son derece ileri bir adım olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, değişen gereksinimler, uygulamada ortaya çıkan aksaklıklar, ekonomik ve politik anlayışta meydana gelen değişiklikler sebebiyle mevzuatların da revize edilme ihtiyacının olduğu unutulmamalıdır. 1961 yılından itibaren yaşanan gelişmeler de aslında bunun bir göstergesidir. Bu nedenle; yapılan öneriler, süreçte yaşanan aksaklık ve olumsuzluklara ilişkin yapılan değerlendirmeler harcama hukuku açısından büyük bir kazanım olacaktır.Item type:Item, Intellectual property in the digital automotive sector:A competition law analysis(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Meletli, Sıla YalçınKüresel ölçekte hız kazanan dijitalleşme süreci, birçok sektörde olduğu gibi otomotiv sektörünü de derinden etkilemiştir. Günümüzde otomobiller, yalnızca mekanik araçlar değil; aynı zamanda yazılım, yapay zekâ, sensör teknolojileri ve bağlantılı dijital sistemlerle entegre birer mobil teknoloji ürününe dönüşmüştür. Bu dönüşüm, otomotiv sektöründe üretim ve satış sonrası süreçleri yeniden yapılandırmış; özellikle yedek parça piyasasında ciddi hukuki ve ekonomik değişimleri beraberinde getirmiştir. Çalışmada, otomotiv sektörünün dijitalleşme süreci ve günümüzdeki durumuna değinilmiş, önemi nedeniyle yedek parça hakkında daha detaylı bilgilere yer verilmiştir. Dijitalleşen otomotiv sektöründe karşılaşılan teknolojilerin yedek parça niteliği ve yedek parçaların fikri mülkiyet hukuku kapsamındaki korunması ile bu korumanın rekabet hukuku açısından doğurduğu etkiler ele alınmıştır. Tasarım, marka ve patent hakları gibi fikri mülkiyet araçları, üretici firmalara yedek parçaların üretimi ve satışı üzerinde geniş yetkiler tanımakta; ancak bu münhasır haklar, yan sanayi üreticilerinin pazara girişini zorlaştırmakta ve tüketici erişimini sınırlayarak fiyat rekabetini azaltmaktadır. Bu bağlamda, fikri mülkiyet koruması ile rekabet hukuku arasında hassas bir denge kurulması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Bu dengeyi tartışmak adına öncelikle patent, marka ve tasarım hakları Türkiye ve Avrupa Birliği mevzuatları çerçevesinde karşılaştırmalı olarak incelenmiş, mevzuat hükümlerine tez kapsamında gerektiği ölçüde değinilmiştir. Otomotiv sektöründeki yedek parça piyasasında onarımın önündeki engeller, münhasır hakların fiyatları yapay biçimde yükseltmesi, tüketicinin alternatif tedarikçilere ulaşamaması gibi rekabeti kısıtlayan temel sorunlara değinilmiştir. Bu kapsamda, tasarım korumasının özellikle birleşik ürünlerde ne ölçüde geçerli olacağı, onarım istisnasının hangi koşullarda uygulanabileceği gibi kritik hukuki tartışmalara yer verilmiştir. Bahse konu tartışmalara rekabet hukuku bakımından 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4., 6. ve 7. maddeleri çerçevesinde bakış açısı sunulmuştur. Öte yandan 206 Avrupa Birliği'nde 2025 yılı Mayıs ayında yürürlüğe giren tasarım korumasına ilişkin düzenlemeye yönelik değerlendirmelerde bulunulmuştur. Tezin temel amacı, fikri mülkiyet hakları ile rekabet hukuku arasında denge kurarak, hem üretici haklarını koruyacak hem de toplumsal refahı ve adil rekabeti sağlayacak bir çerçeve önermektir. Bu çalışma, dijitalleşme ile birlikte karmaşıklaşan otomotiv sektörü yapısı içinde yedek parçaların fikri mülkiyetle korunması ile rekabet hukukunun dengelenmesi ihtiyacını ortaya koyarak fikri mülkiyet haklarının sınırlarının çizilmesinde hukuki, ekonomik ve teknolojik dinamiklerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, yedek parça piyasasında inovasyon güdüsünün sınırlı olduğu göz önünde bulundurulduğunda, fikri mülkiyetin mutlak şekilde korunmasının, tüketici erişimini ve piyasa dinamizmini olumsuz olarak etkileyebileceği, bu nedenle, başta onarım istisnası olmak üzere belirli hukuki esnekliklerin uygulanabileceği ifade edilmiştir. Hukukun tek amacının yalnızca hak sahiplerini korumak olmadığı göz önünde bulundurulduğunda genel kamu yararını gözeterek adil, erişilebilir ve sürdürülebilir bir piyasa yapısı oluşturmak gerekmektedir. Bu bağlamda tezde sunulan öneriler, hem mevzuatın uygulanmasında hem de yargı kararlarında dengeleyici bakış açılarının güçlenmesine katkı sunmayı hedeflemektedir.Item type:Item, Histopatoloji Görüntülerinde Mitoz Analizi Ve Meme Kanseri Tespiti(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Tolakan, Nooshin NematiKanser, hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla karakterize edilen ve tümör oluşumuna yol açabilen ciddi bir hastalık grubudur. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türlerinden biri olup, erken tanı ve doğru tedavi ile yaşam kalitesi artırılabilir. Histopatoloji, biyopsi ile alınan doku örneklerinin mikroskop altında incelenmesiyle kanser tanısında kritik rol oynar. Bu süreçte H&E tüm slayt görüntüleri, hücre ve doku yapılarının detaylı analizini sağlayarak, tanı ve hastalığın derecesinin belirlenmesi için temel bir kaynak sunar. Ancak el ile analiz zaman alıcı, zahmetli ve sübjektif olduğu için bilgisayar destekli yöntemlere ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tez çalışmasında meme kanseri tanısında histopatoloji görüntüleri üzerinde mitoz analizi ve meme kanseri tespiti için yenilikçi bir metodoloji önerilmiştir. Önerilen metodoloji: 1) Veri seti oluşturma; 2) Önişleme; 3) Mitoz tespiti ve sınıflandırılması; 4) Mitoz segmentasyonu; 5) Kanserli alanın tespiti, 6) Kanser derecelendirmesi ve 7) Değerlendirme metrikleri olmak üzere yedi adım içermektedir. İlk adımda MiDeSeC veri setleri oluşturulmuştur. İkinci adım kapsamında renk normalizasyonu için CD-SNMF yöntemi önerilmiştir. Üçüncü adımda mitoz tespiti ve sınıflandırılması için YOLOv8 ile bulanık mantık tekniklerinin kullanıldığı bir yöntem önerilmiştir. Ayrıca, bu adım kapsamında mitoz tespiti performansını artırmak amacıyla derin evrişimli segmentasyon mimarisi olan DeepLabv3+ modeli iyileştirilerek kullanılmıştır. Dördüncü adımda, mitoz segmentasyonu için KANs tabanlı model önerilmiştir. Beşinci adımda kanserli alan tespiti için MST algoritması önerilmiştir. Altıncı adımda kanser derecelendirmesi için Mitoz Alan Oranı yaklaşımı önerilmiştir. Sonuncu adımda ise önceki adımlarda elde edilecek sonuçları değerlendirmek için kullanılacak metrikler özetlenmiştir. Önerilen metodoloji, tez kapsamında oluşturulan MiDeSeC ve literatürde bilinen MIDOG21, ICPR12 ve ICPR14 veri setleri üzerinde uygulanmış ve elde edilen sonuçlar metodolojinin başarılı olduğunu göstermiştir. Bu çalışma, tanı süreçlerini objektif ve tekrarlanabilir hale getirerek, patologların iş yükünü azaltmakta ve tanıda güvenilirliği artırmaktadır.Item type:Item, Açılmaması gereken(!) bir kapıyı aralamak": Evlilik içi cinsel şiddetin kültürel kodlarının kadın anlatılarıyla feminist antropolojik çözümlenişi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Taşlıoğlu, Ayşe TekBu çalışma, evlilik içinde maruz kalınan cinsel şiddetin kadınlar tarafından nasıl deneyimlendiğini, anlamlandırıldığını ve bu deneyimlerle nasıl başa çıkıldığını incelemektedir. Feminist nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen çalışmada, Türkiye'de çeşitli sosyoekonomik geçmişe sahip 20 kadınla çevrim içi ve fiziksel olarak gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Kadınların anlatıları üzerinden, evlilik içi cinsel şiddetin sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda ataerkil normların, tabuların, sessizlik kültürünün ve evlilik kurumuna dair toplumsal beklentilerin bir sonucu olarak nasıl kurumsallaştığı yorumsamacı yaklaşım temelinde analiz edilmiştir. Çalışmada, kadınların bedenlerine ve cinselliklerine dair geliştirdikleri algılar; şiddeti tanıma, adlandırma ve sınır çizme süreçleri; direnme, susma ve baş etme stratejileri temel temalar olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, kadınların sessizliklerinin her zaman edilgenlik anlamına gelmediği, bazı durumlarda stratejik sessizlikler ya da gündelik direniş biçimlerine dönüştüğü gözlemlenmiştir. Kuramsal olarak, beden politikaları, biyopolitika, habitus, hegemonik erkeklik ve feminist fenomenoloji çerçevesinde tartışılan çalışma, evlilik içi cinsel şiddetin mahrem olan ile kamusal olan arasındaki sınırları nasıl yeniden çizdiğini göstermektedir. Bu araştırma, cinsel şiddetin görünmez biçimlerine dikkat çekerken, kadınların sessizliklerinin ardındaki deneyimleri anlamaya ve kadınların gündelik direniş biçimlerini görünür kılmaya katkı sunmayı amaçlamaktadır.
