Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Mikrofludizasyon işlemi uygulanmiş siyah havuç ve kirmizi pancarin fonksiyonel katki olarak bisküvide kullanim olanaklari(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Günaydın, EsmaSiyah havuç ve kırmızı pancarın başta diyet lif, antioksidan ve fenolik bileşikler olmak üzere sahip oldukları zengin besin içerikleri nedeniyle fonksiyonel gıda üretiminde kullanılabilirlikleri son yıllarda araştırma konusu olmuştur. Bu çalışmada mikrofludize edilmiş ve edilmemiş siyah havuç, siyah havuç posası, kırmızı pancar ve kırmızı pancar posası unlarının fonksiyonel özellikleri incelenmiş, ayrıca bu unların bisküvide kullanılabilirlikleri araştırılmıştır. Bu amaçla siyah havuç ve kırmızı pancardan elde edilen unlara mikrofludizasyon işlemi uygulanmıştır. Bu işlemin diyet lif, fenolik madde, antioksidan aktivite değerlerine etkileri belirlenmiştir. Daha sonra mikrofludize edilmiş ve edilmemiş bu unlar bisküvi formülasyonuna %0, %5,%10 ve %15 oranlarında katılmış ve hazırlanan bisküvilerin kalite, fonksiyonel ve duyusal özellikleri incelenmiştir. Uygulanan mikrofludizasyon işlemi, siyah havuç ve kırmızı pancar unlarının diyet lif miktarını önemli ölçüde arttırırken, fenolik madde ve antioksidan aktivite değerini bir miktar düşürmüştür. Mikrofludize edilmiş ve edilmemiş siyah havuç ve kırmızı pancar unlarının bisküvilerdeki katma oranının artmasıyla bisküvilerin fonksiyonel özellikleri önemli oranda iyileşmiştir. Ancak bisküvilerin diyet lif miktarı üzerine mikrofludize edilen unların etkileri daha fazla olmuştur. Siyah havuç ve kırmızı pancar unları bisküvilerin fiziksel özelliklerini de etkilemiş ve genel olarak bisküvi genişliğini azaltırken, kalınlığını arttırmıştır. Ayrıca siyah havuç ve kırmızı pancar katkılarının katma oranının artmasıyla bisküvilerin renkleri koyulaşmıştır. Mikrofludizasyon işlemi ile bisküvi renklerinin daha da koyulaştığı görülmüştür. Mikrofludize edilmiş ve edilmemiş siyah havuç ve kırmızı pancar unları katıldıkları oranlara bağlı olarak bisküvilerin duyusal değerlendirme puanlarını genelde düşürmüştür. Fakat bu düşme mikrofludizasyon işlemi uygulanmış siyah havuç ve kırmızı pancar katkılarının katıldığı bisküvilerde daha az olmuş ve elde edilen bütün bisküvilerin kabul edilebilir özellikte olduğu belirlenmiştir.Item type:Item, Türkiye'de Akademisyenlerin Bilimsel Araştırma Sürecinde Ve Akademide İlerleme Biçimleri Ve Sosyal Kontrol(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2026) Arabacı, Hatice KadınBu araştırma Türkiye'deki üniversitelerin sosyoloji bölümlerine kayıtlı yüksek lisans ve doktora tez öğrencilerinin; bilim üretme sürecinde farklı kuramsal ve yöntemsel paradigmaların mevcut olduğu bir bilim dalında kuramlar, metodolojik yaklaşımlar ve araştırma teknikleri arasında nasıl bir bağ kurduklarını, sosyolojik paradigmalarla ilgili farkındalıklarını, araştırma süreçlerinde ilerleme biçimlerini ve bilimi nasıl konumlandırdıklarını öğrenmek istemekte ve doğası itibarıyla normal bilim olamayacağı ifade edilen sosyolojinin normal bilim gibi işleyip işlemediği sorusuna da sosyoloji öğrencilerinin bilimsel faaliyetlerindeki tavırları açısından cevap aramaktadır. Araştırmanın verileri 50 lisansüstü sosyoloji öğrencisi ile yapılan mülakatlardan derlenmiştir. Araştırma sonucunda, katılımcıların kendi araştırma süreçlerinde üç farklı şekilde ilerledikleri görülmüştür: i) Araştırma sürecinde yaptığı işin temellerine vakıf olarak ilerleyen ii) neyi, niçin yaptığını bilmemekle birlikte danışman hocanın ve ders kitapların yardımıyla bir şekilde biçimsel uygunluğu sağlayarak ilerleyen ve iii) yaptığı işin temellerine dair bir fikri olmadan ve biçimsel bir uygunluğu da sağlamadan ilerleyen. Öğrenim süreci ve danışman tipleri birlikte değerlendirildiğinde; derin inceleme tarzı kuram dersleri, uygulamalı yöntem dersleri ve metodoloji derslerinden oluşan üçlü bir mekanizmanın usta, standart ve mürşit danışman tipleriyle eklemleştikleri takdirde yaptıkları işin temellerine vakıf, bağımsız bir araştırmacı olan araştırmacılar yetiştirme kabiliyetine sahip oldukları görülmektedir. Bunun sosyoloji alanı için anlamı; bir normal bilim halinin oluşmaması ve sosyolojik üretimin uygulamalı bir sosyal bilim anlayışıyla yapılması olmaktadır. Ancak araştırma verilerine göre, katılımcıların çoğu açısından bu sonuç elde edilememektedir.Item type:Item, İngilizce karşılıklı konuşma becerisinde söz eylem öğretimine yönelik bir model önerisi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2024) Demiray, Kübra Kıraçİngilizce Karşılıklı Konuşma Becerisinde Söz Eylem Öğretimine Yönelik Bir Model Önerisi" başlıklı bu araştırmada, İngilizce hazırlık sınıflarında karşılıklı konuşma becerisi öğretimine yönelik gereksinim ve inanışlar betimlenerek, bu gruba yönelik, söz eylemlerin dahil edildiği, karşılıklı konuşma becerisi öğretim modelinin tasarlanması amaçlanmıştır. Alanyazında yabancı dil olarak İngilizce öğretim yöntemlerinde söz eylem öğretiminin görünümünü ortaya koymak, İngilizce hazırlık sınıflarında kullanılan ders kitaplarında söz eylemlerin sunuluşunu ortaya koymak ve İngilizce hazırlık sınıflarında karşılıklı konuşma becerisi öğretimine yönelik gereksinim ve inanışları ortaya koymak ise tezin alt amaçlarındandır. Araştırmada sormacaların uygulandığı çalışma grubunu, Türkiye'deki devlet üniversitelerinde İngilizce hazırlık sınıflarında öğrenci olan B1 düzeyindeki 234 öğrenci, İngilizce hazırlık eğitimini başarıyla tamamlamış ve lisans eğitimini almak üzere ilgili bölümlere devam etmekte olan 166 öğrenci ve İngilizce hazırlık sınıflarında ders vermekte olan 100 öğretim görevlisi oluşturmaktadır. Sormacaların yanı sıra, söz konusu üç üniversiteden B1 düzeyindeki 23 hazırlık öğrencisi, 10 öğretim görevlisi ve hazırlık eğitimini tamamlayıp ilgili bölümlere devam etmekte olan 17 öğrenciyle yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu anlamda bu araştırma, birden fazla katılımcı grubundan oluşmaktadır. Bu çalışmada hem nicel hem nitel veriler toplandığından, keşfedici sıralı araştırma deseni kullanılmıştır. Tezin alt amaçları doğrultusunda alanyazında yabancı dil olarak İngilizce öğretim yöntemlerinde söz eylem öğretiminin görünümünü ortaya koymak amacıyla sistematik derleme yapılmıştır. Yapılan sistematik derleme, içerik çözümlemesi kullanılarak çözümlenmiştir. Bu aşamayı çalışma kapsamında belirlenen, seçili altı ders kitabının söz eylem öğretimi açısından taranması ve söz konusu ders kitaplarında incelenen söz eylem yapılarının bütünce verileriyle karşılaştırılması takip etmiştir. Araştırma kapsamında incelenen altı ders kitabındaki söz eylemlere ilişkin frekans değerleri, yüzde oranları ve söz eylemlerinin kullanım sıklıkları incelenmiştir. Seçili 6 ders kitabında incelenen söz eylemlerin frekans dağılımları ve yüzde oranları tablolar halinde SPSS 22 paket programı kullanılarak çözümlenmiştir Ayrıca söz konusu 6 ders kitabındaki söz eylemlerin görünümü, Housen ve Pierrard (2006); Sanchez, Perez ve Gomez (2010) ve Criado ve Sanchez (2010)'un belirtik ve örtük tanımlamalarına uygun olarak incelenmiş ve yorumlanmıştır. Tüm bunların yanında, ders kitaplarından elde edilen söz eylemlerin bütünce verileriyle uyumlu olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bütünce tabanlı çözümleme uygulanmıştır. Araştırmanın katılımcı grubunun yabancı dil olarak İngilizce karşılıklı konuşma becerisine yönelik gereksinimleri sormacalarla belirlenmeye çalışılmıştır. Sormaca soruları araştırmacı tarafından hazırlanmış ve uzman görüşü alınmıştır. Sormacalardan elde edilen verilerin çözümlenmesinde SPSS 22.0 paket programı kullanılmıştır. Sormacalarda katılımcıların ek olarak belirtmek istedikleri hususlar "lextutor" (https://www.lextutor.ca/conc/text/ ) metin uyumluluk programı yoluyla çözümlenmiştir. Katılımcıların yabancı dil olarak İngilizce karşılıklı konuşma becerisine yönelik gereksinimlerini belirlemek amacıyla, yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşme soruları araştırmacı tarafından hazırlananmış ve uzman görüşü alınmıştır. Yarı yapılandırılmış görüşmelere ait verilerin çözümlenmesinde araştırmanın amacına uygun olarak çeşitli temalar oluşturulup kodlar verilerek nitel bir çözümleme yapılmıştır. Daha sonra, bu temalar SPSS 22.0 paket programı kullanılarak çözümlenmiş ve yanıtların frekans dağılımı tablolar halinde gösterilmiştir. Araştırmadan elde dilen nicel ve nitel bulgulara göre, alandaki araştırmacıların yürüteceği söz eylemlerle ilgili yapılacak bütüncül çalışmalara ihtiyaç olduğunu işaret etmektedir. Bununla birlikte araştırma kapsamında incelenen ders kitaplarının hedef dildeki söz eylemlerin birbirini tekrar eden dar bir kapsamı sunduğu gözlemlenmiştir. Bütünce verilerinden elde edilen bulgular ders kitabı tasarlayanların bütünce verilerinden yaralanarak anadili konuşucuların gerçek yaşam bağlamında kullandıkları söz eylem yapılarını ders kitaplarına yapısal odaktan ziyade işlevsel odakla dahil etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bununla beraber sormaca ve yarı yapılandırılmış görüşme bulguları İngilizce derslerinde kullanılan ders kitaplarında, karşılıklı konuşma becerisini geliştirmek için söz eylemlere verilen yerin yeterli olmadığını, söz eylemlere başlangıç düzeyinden itibaren İngilizce sınıflarında yer verilmesi gerektiğini, söz eylem öğretimi için ayrılan zaman ve çabanın yeterli olmadığını, ikili çalışma etkinlikleri ve grup çalışma etkinliklerinin İngilizce söz eylem öğretimine katkıda bulunduğunu, söz eylem öğretiminde teknolojiden yararlanılması gerektiğini, farkındalık arttırıcı etkinliklerden ve alternatif değerlendirme yöntemlerinden biri olan konuşma portfolyolarından söz eylem öğretiminde yararlanılması gerektiğini ortaya koymuştur. Tüm bunlarla beraber görev odaklı ve beceri temelli derslerin söz eylem öğretiminde yer alması gerektiği vurgusu yapılmıştır. Bu anlamda ders kitabı hazırlayanlara, müfredat tasarlayıcılarına ve öğretmenlere bazı önerilerde bulunulmuştur. Tüm bu bulgular ve öneriler sonucunda, oluşturulacak söz eylem öğretim modeline dahil edilecek unsurlar belirlenmiş ve örnek ünite hazırlanmıştır.Item type:Item, İdare hukuku açısından ormanların hukuki rejimi(Ankara Üniversitesi, 2025) Yüğrük, EsinOrmanlar, ekolojik, ekonomik ve toplumsal açıdan taşıdıkları önem nedeniyle Türk hukukunda anayasal düzeyde koruma altına alınmıştır. 1982 Anayasası, 169. ve 170. maddelerinde devlete, ormanları koruma ve geliştirme yükümlülüğünü açık biçimde yüklemiş, devlet ormanlarının devletçe yönetilip işletileceğini hükme bağlamış, aynı zamanda orman köylüsünün sosyo-ekonomik bakımdan kalkındırılmasını anayasal bir görev haline getirmiştir. Mevcut hukuk öğretisinde, devlet ormanlarının işletilmesi ve yönetilmesi süreçleri ile orman köylülerinin bu süreçlere katılımının hukuki rejimi büyük ölçüde göz ardı edilmiştir. Bu tez çalışmasında ise devlet ormanlarının idare ve işletilmesinin bir "anayasal kamu hizmeti" olduğuna vurgu yapılarak; bu hizmet kapsamında yürütülen orman ürünleri üretimi ve ormanların rekreasyon amacıyla işletilmesi faaliyetlerinin hukuki çerçevesi belirlenmeye çalışılmıştır. Özellikle öğretide, "orman işletme sözleşmeleri yapılamaz" şeklinde çok kısa şekilde geçilen bu konunun, yasa ve uygulamalarda bir karşılığının bulunup bulunmadığı incelenmiştir. Ayrıca, devlet ormanlarının gözetimi ve işletilmesinde Anayasa'da ayrıcalık tanınan tek kesim olan orman köylülerinin anayasal haklarının zayıflatılmasına yol açan yasal düzenlemelere de dikkat çekilmiştir. Diğer yandan ormanlarda üretim ve işletme faaliyetlerinin özel kişilere gördürülmesinin Anayasa hükümleri dikkate alındığında mümkün olup olmadığı; gördürülmesi halinde ise idareyle özel kişi arasında yapılacak sözleşmelerin hukuki niteliği ve uyuşmazlığın görüleceği yargı merci Anayasa hükümleri ve idare hukuku ilkeleri ışığında tartışılmıştır. 6831 sayılı Orman Kanunu'nda çeşitli maddelerde yer alan ancak idari teşkilatta hangi kuruluşu ifade ettiği açıkça belirtilmeyen "orman idaresi" kavramının çözümlenmesi, tezin bir diğer temel sorununu teşkil etmiştir. Orman idaresinin sorumluluğundaki orman faaliyetlerinin yürütülmesi açısından "yetki" sorunlarına yol açabilecek bu belirsizliğe tez kapsamında değinilmiş; bu kavramla Tarım ve Orman Bakanlığının mı yoksa Orman Genel Müdürlüğünün mü yoksa her iki idarenin mi kastedildiği tespit edilmeye çalışılmıştır. Bununla birlikte orman hizmetlerinin yürütülmesinde asli görevli ve sorumlu olan ve orman teşkilatını oluşturan idareler ile daha çok kolluk faaliyeti yürüten orman teşkilatı dışındaki idarelerin (özel yetkili idarelerin) yetkileri ve idari teşkilat içindeki konumları tez kapsamında ele alınmıştır. Ormanların korunması, idaresi ve işletilmesi noktasında hem kanunlarda hem de anayasalarda kamu yararı bakımından elde edilen kazanımların yavaş yavaş kaybedildiği ve ormanlara dair hukuki düzenlemelerde bir geriye gidişin yaşandığının düşünüldüğü bu dönemde, hukuk literatüründe ihmal edilmiş orman teşkilatı ve orman/ormancılık faaliyetleri; idari örgütlenme, kamu hizmeti ve kolluk faaliyeti ekseninde detaylı olarak incelenmiştir.Item type:Item, Geç Osmanlı dönemi kafataslarından cinsiyet tahmini kriterlerinin değerlendirilmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yaşar, BerkayCinsiyet tahmini antropolojik çalışmalarda biyolojik profil oluşturmanın önemli bir aşamasıdır. Genetik özelliklerin ve çevresel faktörlerin etkisiyle seksüel dimorfizm örüntüleri coğrafi bölgeler arasında farklılık göstermektedir. Bu nedenle her popülasyona veya gruba özgü cinsiyet tahmini modelleri geliştirilmektedir. Mevcut çalışmada kafataslarından üç morfolojik yöntemin (görsel yöntem, skorlama yöntemi, görsel skorlama yöntemi) güvenilirliğini analiz etmek, farklı popülasyonlara/yönteme ait denklemleri test etmek ve mastoid process ile occipital bölgeden alınan metrik ölçümlerle cinsiyet ayırt edici fonksiyonlar türetmek hedeflenmiştir. Araştırmanın materyalini 1925 yılında İstanbul Karacaahmet mezarlığından çıkartılan ve cinsiyeti bilinen 192 kafatası (96 erkek, 96 kadın) oluşturmaktadır (142 eğitim ve 50 test örneği). Çalışmada aynı deneyime sahip iki uzman tarafından gözlem içi ve gözlemciler arası uyum analiz edilmiştir. Skorlama yöntemine ait denklemler ve görsel skorlama yönteminde diğer popülasyonlardan türetilen modeller test edildiğinde kötü performans göstermiştir. Bu nedenlerden dolayı, ikili lojistik regresyon analizi aracılığıyla iki yöntem için yeni denklemler türetilmiş, üç morfolojik yöntem için de karar ağaçları kurulmuştur. Mastoid process ve occipital bölgenin metrik ölçümleriyle diskriminant fonksiyon analizi kullanılarak denklemler oluşturulmuştur. Tüm modellerin duyarlılık, özgüllük, pozitif olma olasılığı, negatif olma olasılığı, pozitif ve negatif öngörü değerleri hesaplanmış, çapraz doğrulamaları yapılmıştır. Nuchal crest iki morfolojik yöntem için de cinsiyet ayırt edici denklemlere anlamlı bir etki etmemiştir (p > 0.05) ve tekrar edilebilirlik ve yeniden üretilebilirliği düşük performans göstermiştir. Görsel yöntemde en uygulanabilir kriterin kafatasının genel görünümü, supraorbital margin, superciliary arches ve mastoid process özellikleri olduğu saptanmıştır. Skorlama yöntemi ve görsel skorlama yöntemindeki çok değişkenli denklemler %90'ın üzerinde doğruluğa ulaşmış ve çapraz doğrulanmış 234 sonuçlar %80-96.0 arasında değişmiştir. Görsel yöntem, skorlama yöntemi ve görsel skorlama yöntemine ait karar ağaçları sırasıyla %91.5, %90.8 ve %91.5 oranına cinsiyeti doğru sınıflandırmıştır. Üç morfolojik yöntemde en uygulanabilir ve güvenilir metodun görsel skorlama yöntemi olduğu anlaşılmıştır. Metrik analizlerde mastoid processin, occipital bölgeden daha yüksek oranda seksüel dimorfizme sahip olduğu saptanmıştır. Ancak iki özellik de kabul edilebilir doğruluk oranına ulaşmamıştır
