Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Türkiye’de Rüzgar Enerjisi Yatırım Süreçleri Ve Piyasa Kabulü
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Taşkın, Zikir Emre
      Karbon temelli enerji kaynaklarının ekosistemde ve biyoçeşitlilikte yaratmaya başladığı tahribat özellikle son yıllarda tartışma konusu olmaya başlamıştır. Artan çevreci hareketler ve küresel ısınmadan dolayı yaşanan olumsuz çevresel koşullar rüzgar enerjisine yönelik olumlu algı ve tutumlar geliştirmiştir. Özellikle batı Avrupa temelli rüzgar enerjisi gelişimi sektörün ekonomik ve sosyal anlamda büyümesine katkı sağlamıştır. Gelinen noktada rüzgar enerjisi sektörü yerelde ve genelde bir çok çarpan etkisi ortaya çıkarmıştır. Bu etkiler ve etkileşimler literatüre sosyal kabul kavramını kazandırmıştır. Sosyal kabul kavramı da üç bileşenden oluşmakla birlikte tezin konusu olan piyasa kabulü son yıllarda önemini artırmıştır. Türkiye’de ilk rüzgar santralinin 1998 yılında İzmir bölgesinde kurulmasıyla birlikte sektöre ilk adım atılmış ve sonrasında kurulum maliyetlerinin azalmasıyla birlikte 2010 yılından sonra ivme kazanmıştır. Mevcut ivme bir çok ulusal ve uluslararası piyasa kabulü aktörlerini Türkiye’ye çekmiş ve sektöre yatırım yapmasını sağlamıştır. Türkiye Cumhuriyeti devletinin de çıkarttığı yasa, teşvik ve düzenlemeler mevcut iştahı artırmıştır. Her ne kadar piyasa kabulü içerisinde sistemsel ve dışsal sıkıntılar olsa sektörün gelecekte kurulu gücü ve elektrik üretim miktarının artacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla rüzgar enerjisi sektörüne yönelik piyasa kabulünü ve aktörlerini içeren her çalışma sektör hakkında önemli bilgiler sunacaktır. Sonuç olarak rüzgar enerjisiyle alakalı konular, geçmişe göre daha fazla önemli ve stratejik hale gelmiştir.
    • Item type:Item,
      Biyomedikal Uygulamalara Yönelik Sitrik Asit-Peg Modifiye Aljinat Hidrojellerin Yeşil Sentezi Ve Karakterizasyonu
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Hategekimana, Faustin
      Aljinat, (1-4)-β-D-mannuronik asit (M) ile (1-4)-α-L-guluronik asit (G) monomerlerinden oluşan biyobozunur, lineer bir kopolimer olup tipik olarak yara iyileşmesi, ilaç dağıtımı ve doku mühendisliği uygulamaları dâhil olmak üzere biyomedikal alanda kullanılan doğal bir polisakkarittir ve hidrojel formunda kullanılmaktadır. Çapraz bağlamanın türü ve yoğunluğu, hidrojelin fizikokimyasal ve mekanik özelliklerini belirleyen ana parametrelerdir. Ancak, kullanılan çapraz bağlama reaktiflerinin çoğu genellikle toksik olduğu için gelişmiş modifikasyonlar gerektirmekte ve uygulanabilirliklerini sınırlamaktadır. Aljinatın Ca2+ ve Ba2+ gibi iki değerlikli katyonların varlığında fiziksel hidrojeller oluşturduğu bilinmektedir. Ancak, sulu çözeltilerinde mekanik olarak kararsız olması bu hidrojelin kullanım alanlarını sınırlandırmaktadır. Dahası, aljinat memeli hücreleriyle moleküler düzeyde belirli etkileşimlere girmemesi nedeniyle zayıf hücre tutunması ve çoğalması sergilemektedir. Bu bağlamda, aljinat için yüksek oranda biyouyumlu, toksik olmayan, kararlı, hızlı jelleşmeyi engellemeyen ve düşük maliyetli çapraz bağlama ajanlarına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu tez çalışmasında, çapraz bağlayıcı sistem olarak kafein katalizli sitrik asit-polietilen glikol veya polipropilen glikol kullanılarak tamamen yeşil sentez yöntemiyle aljinat temelli 3B hidrojel iskeleleri hazırlanmıştır. Hidrojellerin termal kararlılığı, su tutma ve reolojik özellikleri ile basınç dayanımı incelenmiş ve çapraz bağlayıcı konsantrasyonu değiştirilerek optimize edilmiştir. Çapraz bağlayıcı konsantrasyonunun artırılması, hidrojelin termal stabilitesinin iyileşmesine, iskelelerin gözenekliliğinin azalmasına ve şişme kapasitesinin düşmesine yol açmıştır. Polietilen glikol ve polipropilen glikol ile çapraz bağlanmış hidrojeller benzer kimyasal özellikler gösterirken, fiziksel ve mekanik özellikleri farklılık göstermiştir. Geliştirilen hidrojel iskeleleri hem kuru hem de şişmiş halde iken önemli bir hasar almadan basınç deformasyonuna dayanabilmiş ve basınç kaldırıldığında ilk şekillerini geri kazanabilmişlerdir. Bu durum hidrojellerin belirli bir şekil kurtarma özelliğine sahip olduklarını göstermektedir. Diğer yandan, polietilen glikol esaslı çapraz bağlayıcının yüksek konsantrasyonda kullanımının basınç dayanımında önemli bir azalmaya yol açtığı, polipropilen glikol kullanımının ise basınç dayanımında düzenli bir artışa yol açtığı bulunmuştur. In vitro biyolojik çalışmalar ise iskelelerin hücreler ve kan ile yüksek biyouyumluluk gösterdiğini ortaya koymuştur. Sonuç olarak, bu çalışma ile biyouyumlu aljinat temelli 3B iskelelerin hazırlanması için alternatif kimyasal yeşil bir yöntem sunulmuştur.
    • Item type:Item,
      Gazetecilik Ve Siyaset İlişkisi: Gazeteci Danışmanlar Üzerine Bir İnceleme
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Tartanoğlu, Yeşim Yavyzer
      Bu çalışma, gazetecilik ve siyaset arasındaki ilişkiyi, milletvekili danışmanlığı yapan gazeteciler bağlamında ele almaktadır. Medyanın ideolojik ve hegemonik bir aygıt olarak iktidarın yeniden üretiminde oynadığı rolü analiz eden tez, Althusser, Gramsci, Chomsky ve Lippmann gibi kuramcıların medya ve iktidar ilişkisine dair yaklaşımlarını temel almaktadır. Çalışmada, medya aracılığıyla rıza üretimi, propaganda mekanizmaları ve kamuoyunun şekillendirilmesi süreçleri detaylı bir biçimde ele alınmaktadır. Araştırmanın temel odak noktası, gazeteci danışmanların (Parlamento’da milletvekili danışmanlığı yapan gazetecilerin) siyasal süreçte oynadığı rol ve gazetecilerin neden mesleklerini bırakıp danışmanlık yapmayı tercih ettikleridir. Bu bağlamda, gazeteci danışmanların medya-siyaset etkileşimindeki işlevleri, gazeteciliğin dönüşümü ve milletvekillerinin medyadaki görünürlüğünü artırma stratejileri incelenmiştir. Tez kapsamında, farklı siyasi partilerde çalışan gazeteci danışmanlarla yapılan mülakatlar doğrultusunda, gazetecilerin ekonomik kaygılar, mesleki baskılar ve medya sektöründeki değişimler nedeniyle -bir çıkış yolu olarak görüldüğü için- milletvekili danışmanlığı alanına yöneldiği tespit edilmiştir. Sonuç olarak çalışma, günümüz siyasetinde halkla ilişkiler ve medya stratejilerinin giderek daha belirleyici hale geldiğini, gazeteciliğin bağımsız bir kamusal denetim mekanizması olmaktan çıkıp siyasetle iç içe geçmiş bir yapı kazandığını ortaya koymaktadır. Medyanın hegemonik işleyişi ve gazeteci danışmanların siyasal aktörlerle kurduğu ilişkiler, modern demokrasilerde siyasal iletişimin dönüşümünü anlamak açısından kritik öneme sahiptir.
    • Item type:Item,
      Simone de Beauvoır'ın İkinci Cinsiyet'i bağlamında La malcasada ve Seviye Talip romanlarının incelenmesi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Babekoğlu, Cansu
      Bu tez, İspanyol Edebiyatından Carmen de Burgos'un La malcasada (1923) ile Türk Edebiyatından Halide Edip Adıvar'ın Seviye Talip (1910) adlı eserlerini kadın deneyimi ve varoluşu bağlamında incelemektedir. Simone de Beauvoir'ın feminist düşünceye getirdiği varoluşçu yaklaşım çerçevesinde şekillenen çalışmada, seçili eserlere kültürlerarası bir bakış açısıyla yaklaşılmıştır. Temel dayanak noktası Simone de Beauvoir'ın İkinci Cinsiyet (1949) başlıklı eseri olan bu incelemede, kadının kendini bir "özne" olarak var etme mücadelesi ele alınmıştır. İnceleme sonucunda; ataerkil sistemin dayattığı toplumsal değerlerin, kadının yetiştiği çevrenin ve eril baskı sistemlerinin özgürleşme süreci önündeki temel engeller olduğu saptanmıştır. Farklı coğrafyalarda kaleme alınan bu eserlerin barındırdığı tematik benzerlikler kadın deneyimlerinin evrensel niteliğini vurgularken, içerdikleri kültürel ve dini farklılıklar ise kadının "özneleşme" çabasının bireysel yönünü ortaya koymaktadır.
    • Item type:Item,
      Reich'ın kitle psikolojisi yaklaşımı ve Poulantzas'ın sınıfsal analizi: Faşizm üzerine iki kuramsal model
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Umdular, Derin
      Siyaset felsefesi tarihinin başlıca sorunsallarından biri otoriter rejimleri ortaya çıkaran sosyolojik, ekonomik ve siyasal nedenlerin niteliğidir. 20. yüzyılda ortaya çıkan ve sistematik katliamlara yol açan faşizm ideolojisi ve hareketi sorunsalın yeniden gündeme gelmesini sağlamış ve düşünürler faşizmin meşruluk kaynağını sorgulamaya başlamışlardır. Rejimin meşruluk zeminini analiz ederken kültürel işleyişi öne çıkaran düşünürler, sosyal psikolog Le Bon ve Freud'un kitle psikolojisi çalışmalarını faşizmin meşruluk zemini kazandığı tarihsel süreç ve sosyal ilişkilere uyarlamışlar ve rejimin propaganda yöntemlerini kitle perspektifine dayanarak incelemişlerdir. Almanya'da Nazizm anlayışının yükselişine tanık olmuş Wilhelm Reich, faşizme yönelik kitle yaklaşımını küçük burjuvaziye yönelik sosyolojik tespitleriyle sentezleyerek kapsamlı bir analiz sunmuştur. Faşist ideolojiye kitle yaklaşımını eleştirerek faşizm ve otoriterleşme sürecinin somut dönüşümler sayesinde gerçekleştiği iddiasını savunarak alternatif açıklama sunan düşünür ise Nicos Poulantzas'tır. Poulantzas, Marx'ın çalışmalarını merkeze alan Marksist kuramın faşizme yönelik temel yaklaşımları olan Bonapartizm ve Tekelleşme açıklamalarını sentezleyip genişleterek faşist devletin oluşum ve güç kazanma sürecine dair alternatif bir açıklama geliştirir. Hegemonya krizine bağlı gelişen ideolojik ve iktidar bloğu krizi, işçi sınıfı yenilgisi ve emperyalizm fazı başlığı altında faşizmin ortaya çıkması koşulları, sınıfsal ve ideolojik niteliğine dair açıklamalar geliştirir. Çalışma, faşizmin temellerini ve ideolojik yapısını açığa çıkarmak için Reich'ın "kitle psikolojisi" perspektifi ile Nicos Poulantzas'ın "sınıfsal devlet kuramı" çerçevesinde faşizme ilişkin yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamıştır. Literatür taraması sonucu elde edilen bulgular sonrasına, Reich, faşizmi irrasyonel kitle davranışları, bastırılmış duygular ve otoriter aile yapısı üzerinden küçük burjuvazi sınıfını psikodinamik bir zeminle açıkladığı saptanmıştır. Ona göre faşizmin kitlesel çekiciliği, bireylerin içsel bastırılmış arzularının dışavurum biçimi olarak şekillenir. Poulantzas'ın ise faşizmi, kapitalist devletin kriz dönemlerinde başvurduğu olağanüstü bir yeniden yapılanma biçimi olarak tanımladığı saptanmıştır. Ona göre faşist diktatörlük, burjuvazinin sınıf egemenliğini yeniden tesis etmesinin özgül ve geçici bir yoludur. Bu yaklaşım, üretim ilişkileri, devlet aygıtı ve sınıflar arası güç dengesi üzerinden kuramsallaştırılır. Tez, Reich'ın öznel-psikolojik düzeyde kaldığını; Poulantzas'ın ise yapısal ve ideolojik-devletçi düzeyde bir çözümleme sunduğunu savunarak alternatif açıklamaları ve tarihsel süreçleri göstererek her iki anlayışın da gerçekçiliğini sorgular. İki yaklaşımın birbirini dışlamaktan çok tamamlayıcı olabileceğini, özellikle günümüz sağ popülizm ve otoriterleşme süreçlerinin kavranmasında iki düzeyli (psikolojik ve sınıfsal) analiz ihtiyacını vurgulayarak sonlanır