Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Enerji Etkin Planlama Anlayışı Ve Gayrimenkul Sektörü Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Yıldırım, Handan Yücel
      ÖZET Doktora Tezi ENERJİ ETKİN PLANLAMA ANLAYIŞI VE GAYRİMENKUL SEKTÖRÜ ÜZERİNE ETKİSİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ H. Handan YÜCEL YILDIRIM Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Dünyada ve Türkiye’de bilgi ve teknolojik dönüşümdeki hızlı gelişmeler ve sanayileşmeyle birlikte kırsal yerleşimlerden kentsel alanlara göçler artmış ve hızlı kentleşme sürecine girilmiştir. Kent nüfusunun hızlı artması ve hızlı kentleşme sebebiyle kıt yenilenemeyen enerji kaynaklarının kullanımı da hızlı artış göstermiştir. Artan enerji ihtiyacının yenilenemeyen enerji kaynaklarından karşılanmasının imkânsız hale gelmesi ve ihtiyacın tamamının yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmasının yüksek maliyetli yatırımların yapılmasını gerektirmesine karşın, daha düşük fiyatlı ve çevresel yönlerden güvenilir enerjinin etkin kullanılması mümkün olmaktadır. Enerjinin etkin kullanımı, kentlerin planlanması aşamasından başlayıp tasarım ve inşa aşaması ile yapılı çevrenin kullanım dönemleri için bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu nedenle çalışmada Neolitik Çağ’dan günümüze kadar olan dönemde sanayi devrimi öncesi ve sonrası kentsel planlama süreçleri enerji açısından incelenmiştir. Kentlerin bir bütün olarak planlanmasından uzaklaşan, postmodern yaklaşımlarla uyumlu, yaşanabilir, gelecek nesillere aktarılabilir ve sürdürülebilir çevreler oluşturmayı amaçlayan kentsel tasarım ve uygulama araçları açıklanmıştır. Enerjiye güvenli ve sürdürülebilir biçimde erişim sağlamak için kent planlaması süreçlerinde yeni yaklaşımların geliştirilmesine olan gereksinim açıkça ortaya çıkmakta ve bu çerçevede enerji etkin kentsel planlama ve kentsel tasarım (EEKPT) yaklaşımları özel önem kazanmaktadır. Bu araştırmada; kaynak araştırması, idari kayıtlar ve anket verileri birlikte değerlendirilerek enerji verimliliği konusu ele alınmış, küresel ve ulusal düzeylerde enerji verimliliğine yönelik yapılan yasal ve kurumsal düzenlemeler incelenmiştir. Önceki çalışmalardan elde edilen sonuçlar ile yasal ve kurumsal düzenlemeler birlikte değerlendirilerek, EEKPT’ye ilişkin ilkeler, stratejiler ve yöntemleri içeren üç ana başlık altında bir kavramsal çerçeve oluşturulmuştur. Kavramsal çerçeve doğrultusunda, ilkelerin önem derecesini belirlemek amacıyla anket bulguları kullanılmış ve anket sonuçlarının geçerliliği, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi ve faktör analizi ile değerlendirilmiştir. Analiz sonucunda, EEKPT parametrelerinin yaygınlaştırılması için proje paydaşlarına rehberlik edecek ve gayrimenkul geliştirme süreçlerine katkı sağlayacak bir yol haritası geliştirilmiştir. Haziran 2024, 313 sayfa
    • Item type:Item,
      Riskli Yapı Şerhi Konumsal Analizi (Yenimahalle Örneği)
      (Ankara Üniversitesi, 2023) Koşka, Ufuk
      ÖZET Dönem Projesi RİSKLİ YAPI ŞERHİ KONUMSAL ANALİZİ (YENİMAHALLE ÖRNEĞİ) Ufuk KOŞKA Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Bir yapının olabilecek bir afet ile yıkılması ya da ağır hasar alması sonucunda, yapıda yaşayanların canına ve malına karşı risk oluşturduğu, bilimsel ve teknik verilerle tespit edilmiş olması, o yapının 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanları Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanun kapsamında ‘Riskli Yapı’ olarak tespit edilmesi sonucunu doğurmaktadır. 6306 Sayılı Kanun olabilecek tüm afet risklerini ve hatta terör nedeni ile harabe olmuş şehirleri de kapsamakla beraber, asıl yasalaşmasına neden olan olay 2011 yılındaki Van Depremidir. 6306 Sayılı Kanun, yasalaştığı 2012 yılından bu yana çok tartışılmış, çok eleştiri almış, birçok kez değişikliğe uğramış ve birçok maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Kanun afet riski altıdaki yerlerin dönüştürülmesi amacı ile çıkarılmış olmasına rağmen, Kanunun bir rant düzenlemesi olduğu, inşaat şirketlerini zengin etme amacı güttüğü, inşaata dayalı büyüme modeli ile ekonomisini ayakta tutmaya çalışan Türkiye’nin ekonomisinin canlandırmaya yönelik olduğu eleştirilerini almıştır. Türkiye geçmişte çok sayıda yıkıcı depreme maruz kalmıştır ve bundan sonra da maruz kalacağı bilinen bir gerçektir. Öyle ki tüm deprem uzmanları tarafından beklenen, olmasına neredeyse kesin gözü ile bakılan İstanbul depremi için yapılan öngörüler korkutucu boyutlardadır ve dahası Türkiye’nin bağımsızlığını kaybedebileceği konuşulmaktadır. Bu korkutucu riskler Kanun’un içeriğine yansımış ve olabilecek en hızlı şekilde dönüşümün sağlanabilmesi için temel hak ve özgürlükleri tehdit eder hale gelmiştir. Türkiye’de toplumsal hafıza çok düşüktür ve yaşanılan acıların ardından olay soğumaya başladıktan sonra işler bir sonraki büyük acıya kadar ötelenmekte ve bu süreç ardı sıra devam etmektedir. Her deprem sonra klasikleşen ‘hazırlıksız yakalandık’ ve ‘deprem öldürmez bina öldürür’ söylemleri dışında bir şeyler yapılması gerektiğini düşünen kanun koyucular 6306 Sayılı Kanunu yürürlüğe koymuşlardır. Bu çalışmada; yukarıda kısaca bahsetmiş olduğumuz Riskli Yapı Şerhinin 6306 Sayılı Kanun kapsamında yürürlüğe girmesinden sonra, kanun koyucuların ve kanunun ulaşmak istediği amacı, kanuna karşı yapılan eleştirileri, kanunun çıkışından bugüne yapılan değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi’nin verdiği ve vermediği iptal kararları incelenmiş ve bu doğrultuda Yenimahalle Tapu Müdürlüğü’nde tescil edilmiş olan Riskli Yapı Şerhlerinin analizi yapılmış ve elde edilen verilere göre çıkarımda bulunulmuştur. Mayıs 2023, 82 sayfa
    • Item type:Item,
      Türkiye’de Gayrimenkul Piyasalarının Sürdürülebilirlik Yönünden Analizi Ve Sürdürülebilirlik Endeksinin Oluşturulması
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Güneş, Gülnaz Şengül
      Gülnaz ŞENGÜL GÜNEŞ Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Kürşat YALÇİNER Gayrimenkul ve inşaat sektörü, küresel düzeyde en fazla kaynak tüketen sektörlerden biridir. Binaların inşası ve kullanımı sırasında enerji, su, toprak, mineral ve diğer doğal kaynakların yoğun bir şekilde tüketildiği bilinmektedir. Bu nedenle küresel enerji tüketiminin yaklaşık %40’ından bu sektörler sorumludur. Ayrıca hızla artan kentleşme ile birlikte toprak ve su kaynaklarının azalması, biyolojik çeşitliliğin zarar görmesi gibi ekosistem üzerindeki etkiler de göz ardı edilememektedir. Gayrimenkul sektörü aynı zamanda ülkelerin ekonomik kalkınmasında son derece önemli bir yer tutmaktadır. Bu yüzden gayrimenkul sektöründe kaynak tüketimini azaltmaya yönelik çözümler üretirken, aynı zamanda sektörün gelişimine katkı sağlayacak adımların atılması da gereklilik haline gelmiştir. Sürdürülebilir kalkınmanın sağlanmasında gayrimenkul sektörünün çevresel, ekonomik, sosyal, politik, yasal ve teknolojik yönlerden incelenmesi gerekmektedir. Araştırma sonuçlarına göre gayrimenkul piyasaları için sürdürülebilirlik endeksi oluşturulmuş olup, sürdürülebilirlik endeksi sonuçları ve ayrıca PESTLE (politik, ekonomik, sosyal, teknolojik, yasal ve çevresel) analizi ile Türkiye’de gayrimenkul piyasalarının sürdürülebilirlik yönünden değerlendirilmesi hedeflenmiştir. Araştırma kapsamında kompozit endeks oluşturmaya yönelik teknikler kullanılmış olup, araştırma metodolojisini Kapsam Geçerlilik Oranı (KGO), Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) ve Bulanık Analitik Hiyerarşi Prosesi (BAHP) oluşturmaktadır. Endeks oluşturmada ayrıca Birleşmiş Milletler’in 2019 yılında yayımladığı “Sürdürülebilir Gayrimenkul Piyasaları İçin Politika Çerçevesi” kapsamında belirlenen ilkelerden de faydalanılmıştır. Araştırma bulguları; sürdürülebilir gayrimenkul piyasalarının sosyal, çevresel, ekonomik, yasal, teknolojik ve politik faktörler adı altında altı ana başlıkta toplandığını göstermektedir. Belirtilen başlıklar ise 40 adet kriter ile ifade edilmiştir. Nihai olarak ise sürdürülebilirlik endeksi, 4 kategori altında 0 ila 10 puan arasında bir skala olarak ifade edilmiştir. Çalışmanın son aşamasında sürdürülebilirlik endeksi Türkiye örneği üzerinden değerlendirilmiş olup, Türkiye gayrimenkul piyasasının “kırılgan sürdürülebilir” olduğu sonucuna ulaşılarak buna yönelik çözüm önerileri de sunulmuştur. Araştırma sonuçlarına göre gayrimenkul piyasası Türkiye Gayrisafi Yurt İçi Hasılasına (GSYİH) yadsınamaz bir katkı sağlamakla birlikte krediye erişim zorlukları neticesinde alternatif finansman modellerinin geliştirilmesi ile düşük ya da orta gelirli hanelerin konuta erişimine yönelik politikaların uygulanması sağlıklı sürdürülebilir piyasaların ön koşulu olarak ortaya çıkmaktadır. Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması için yeşil finansman ve çevre dostu projelere yönelik teşviklerin artırılması, yeşil bina sertifikalı projelerin sayısının artırılması, sürdürülebilir malzeme kullanımı ve doğal-kültürel mirasın korunmasına yönelik harcamaların yaygınlaştırılması gerekmektedir. Oluşturulan endeksin, sektörel uygulamalara ve akademik çalışmalara önemli bir referans olması ve piyasa aktörleri için sürekli olarak tespiti ve ilan edilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir. Ekim 2024, 288 sayfa
    • Item type:Item,
      Türkiye’de Yabancı Gerçek Kişilerin Taşınmaz Edinimi Ve Vatandaşlık İlişkileri: Genel Durum Analizi Ve Antalya İli Alanya İlçesi Örneği
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Aydoğdu, Encan
      TÜRKİYE’DE YABANCI GERÇEK KİŞİLERİN TAŞINMAZ EDİNİMİ VE VATANDAŞLIK İLİŞKİLERİ: GENEL DURUM ANALİZİ VE ANTALYA İLİ ALANYA İLÇESİ ÖRNEĞİ Encan AYDOĞDU Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Yeşim TANRIVERMİŞ Birçok ülkede yabancı uyruklular çeşitli gerekçelerle gayrimenkul edinmekte, bu süreçler izlenmekte ve sürekli olarak değerlendirilmektedir. Benzer bir yaklaşımla bu araştırmada, hem genel olarak Türkiye’deki yabancıların gayrimenkul edinimleri hem de Antalya ili Alanya ilçesindeki yabancıların taşınmaz edinimleri, edinim amaçları ve vatandaşlık ilişkileri ele alınmıştır. Türkiye’de yaşayan yabancıların sayısındaki ve gayrimenkul işlemlerindeki artıştan hareketle, araştırma yabancı gerçek kişilerin gayrimenkul yatırımı yapma motivasyonlarını, Türk vatandaşlığına yönelik ilgilerini ve bu süreçteki deneyimlerini anlamaya ve yaşanan sorunları analiz etmeye odaklanmıştır. Araştırma kapsamında, ilçede 400 katılımcıyla yapılan anket sonuçlarına göre, yabancı gayrimenkul sahiplerinin bu yatırımlarından yüksek düzeyde memnuniyet duyduğu belirlenmiştir. Katılımcıların %64,7’si Antalya ve ilçelerini yabancılara yatırım destinasyonu olarak tavsiye etmekte, %77,7’si ise komşu tercihlerinde herhangi bir ayrım yapmadıklarını ifade etmektedir. Bununla birlikte, dil engellerinin zaman zaman zorluklara neden olduğu, ancak yabancı yerleşiklerin yalnızca küçük bir kısmının (%4) gayrimenkul edinimi ve kullanımında sorun yaşadığı tespit edilmiştir. Katılımcıların %79,3’ü, Antalya’ya yerleşmelerinin ardından gayrimenkullerinin değerinde olumlu bir artış gözlemlediğini belirtmiştir. Ayrıca, katılımcıların büyük bir çoğunluğu, gayrimenkul satın alarak Türk vatandaşlığı elde etme fırsatının farkında olup bu yönteme açık olduğunu ifade etmiştir. Araştırma bulguları, Antalya’nın bir gayrimenkul yatırım destinasyonu olarak çekiciliğini ve gayrimenkul sektöründeki büyüme potansiyelini ortaya koymaktadır. Bunun yanı sıra, gayrimenkul temelli vatandaşlığı teşvik etmek amacıyla destek hizmetlerinin geliştirilmesi için fırsatlar bulunduğu görülmektedir. Gayrimenkul edinimine bağlı olarak farklı sürelerle ikamet izni verilmesi ve doğrudan vatandaşlık yerine, edinilen gayrimenkulün kullanımına dayalı ikamet izinlerinin önceliklendirilmesinin yararlı olacağı önerilmektedir. Mayıs 2024, 93 sayfa
    • Item type:Item,
      Büyük Ölçekli Gayrimenkul Projelerinin Kent Ve Mekan Ekonomisine Etkisi: Güney Kore’de Songdo Ve Türkiye’de İfm Örnekleri
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Baş, Cemal
      ÖZET Doktora Tezi BÜYÜK ÖLÇEKLİ GAYRİMENKUL PROJELERİNİN KENT VE MEKAN EKONOMİSİNE ETKİSİ: GÜNEY KORE’DE SONGDO VE TÜRKİYE’DE İFM ÖRNEKLERİ Cemal BAŞ Ankara Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gayrimenkul Geliştirme ve Yönetimi Anabilim Dalı Danışman: Prof. Dr. Harun TANRIVERMİŞ Kentsel gelişim, ekonomik büyüme ve şehirlerin yeniden şekillendirilmesinde kilit bir rol oynayan büyük ölçekli gayrimenkul projelerinin kent ve mekan ekonomisi üzerindeki etkileri oldukça önemlidir. Büyük ölçekli projelerin yerel ekonomiler, gayrimenkul piyasaları ve sosyo-ekonomik dinamikler üzerindeki etkilerinin anlaşılması, politika yapıcılar, şehir plancıları, gayrimenkul geliştiriciler ve diğer paydaşlar için önem arz etmektedir. Güney Kore’deki Songdo Uluslararası İş Bölgesi (Songdo) ve Türkiye’deki İstanbul Finans Merkezi (İFM) gibi projeler, kentlerin küresel rekabet hedeflerini öne çıkartmakta; kentsel mekânları önemli ölçüde dönüştürerek ekonomik faaliyetleri artırmakta, ancak sosyo-ekonomik yapıyı da değiştirmektedir. Araştırmanın amacı, Songdo ve İFM projeleri üzerinden büyük ölçekli gayrimenkul projelerinin gayrimenkul piyasaları, ekonomik faaliyetler, sosyo-ekonomik kalkınma ve uluslararası rekabet gücü üzerindeki etkilerini analiz etmektir. Karma yöntem yaklaşımının benimsendiği, nitel ve nicel tekniklerin bir arada kullanıldığı araştırmada, her iki proje alanına yapılan saha ziyaretleri, paydaşlarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler, derinlemesine mülakatlar ve ikincil veri analizleri yer almaktadır. Songdo ve İFM’de yapılan saha çalışmaları ile uzman görüşlerinden elde edilen nitel verilerin yanı sıra, çevre gayrimenkul fiyatları ve ekonomik faaliyetlere dair gözlemlere de odaklanılmıştır. Araştırmanın kapsamı, Songdo ve İFM projelerinin proje yönetimi, proje finansmanı, küresel rekabet edebilirliği, gayrimenkul piyasaları üzerindeki etkileri ve kentsel sosyo-ekonomik kalkınma başlıkları altında incelenmesini içermektedir. Songdo, sürdürülebilirlik ve teknoloji odaklı bir uluslararası iş merkezi olma hedefini taşırken, İFM, küresel bir finans merkezi olmayı amaçlamaktadır. Araştırma sonucunda her iki projenin de tek başına kentin uluslararası statüsünü önemli ölçüde etkilemediği; çevresindeki gayrimenkul değerlerini artırdıkları, yüksek gelir grubuna hizmet veren işletmelere fayda sağladıkları ve sosyo-mekansal dönüşümü tetikledikleri tespit edilmiştir. Araştırmanın sınırlılıkları arasında her iki projenin de henüz tam kapasiteyle hizmet sunmaması yer almaktadır. Bu projelerin uzun vadeli çevresel ve sosyo-ekonomik etkilerini değerlendirebilmek için zamana ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, proje yönetimi ve finansman açısından farklı ülkelerdeki mevzuat farklılıkları nedeniyle projeler doğrudan karşılaştırılamayabilmektedir. Araştırma kapsamında büyük ölçekli gayrimenkul projeleri odağında “Kentsel Mega Gayrimenkul Projelerinde Ekonomik Fayda Maksimizasyonu Amaçlı Paydaş Etki Matrisi (KEMPEM)” modeli geliştirilmiş ve projelerin kent ve mekan ekonomisine katkılarının artırılması amacıyla sunulmuştur. KEMPEM, paydaşların rollerini sistematik olarak analiz ederek, projelerin ekonomik fayda üzerindeki etkilerini sınıflandırmakta ve her paydaşı etki düzeylerine göre gruplandırarak projelerin ekonomik yararlarının yerel düzeyde maksimize edilmesine yardımcı olmaktadır. Ekim 2024, 255 sayfa