Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Dijital ekonomide rekabet olgusu: Nedenleri ve sonuçları üzerine kavramsal ve ampirik bir analiz(Ankara Üniversitesi, 2025) Kasap, OrçunBu tez, dijital ekonomide rekabetin dinamiklerini, rekabeti şekillendiren temel faktörleri ve bu dinamiklerin sonuçlarını kavramsal ve ampirik bir çerçevede incelemektedir. Çalışma, üç ana başlık altında ele alınmıştır. Birinci bölüm, Dijital Çağda Patikaya Bağımlılık ve Rekabet Üzerindeki Sonuçları, dijital çağda patikaya bağımlılık kuramının nasıl gerçekleştiğine odaklanmaktadır. Dijital alanın fiziksel alandan farklı bir yapıya sahip olması nedeniyle, "Dijital Patikaya Bağımlılık" kavramı tanımlanmış ve bu tür bir patikaya bağımlılığın nasıl gerçekleştiği ele alınmıştır. Dijital Patikaya Bağımlılık sonucunda ortaya çıkan etkinsizlikler de dijital alana özgü olmaktadır, bu nedenle "Dijital Etkinsizlik" olarak tanımlanmıştır. İkinci bölüm, Dijital Patikaya Bağımlılıkı Perspektifinden Zaman ve Rekabet: Türkiye'de Çevrimiçi Pazaryerleri'dir. Bu kısımda, Trendyol, Hepsiburada ve Amazon Türkiye üzerinden, Türkiye'de faaliyet gösteren çevrimiçi pazaryeri platformları arasındaki rekabet ele alınmıştır. Bu pazarda ortaya çıkan rekabet dinamiğinin, Dijital Patikaya Bağımlılık konusunda belirleyici olan faktörler olan piyasaya giriş zamanlaması ve ağ etkisi ile olan ilişkisi gösterilmiştir. Üçüncü bölümde, Türkiye E-Ticaret Sektöründe Yoğunlaşma ve Pazar Payını Etkileyen Faktörlerin Analizi'dir. Bu kısımdaki analizlerde, T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Girişimci Bilgi Sistemi (GBS) verilerinden faydalanılmıştır. NACE 4791 koduna sahip işletmeler için CR4 yoğunlaşma analizi gerçekleştirilerek sektörde rekabetin derecesi pek çok farklı değişken üzerinden belirlenmiştir. Bu sektörde yer alan girişimlerin pazar payını etkileyen faktörlerin belirlenmesi amacıyla, firma yaşı, pazarlama harcamaları, çalışanlara ödenen ortalama ücret, ARGE harcamaları ve krediler üzerinden regresyon analizi gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma, dijital ekonomide patikaya bağımlılık ve yoğunlaşma dinamiklerini derinlemesine inceleyerek, rekabetin kavramsal ve ampirik boyutlarına yönelik özgün katkılar sağlamaktadır.Item type:Item, Türkiye'de 1930'larda gazeteciliğin karakteri ve tipleri: Bir model önerisi(Ankara Üniversitesi, 2025) Gemici, ÇağdaşTürkiye'de 1930'lu yıllar, tek parti rejiminin siyasal konsolidasyonunun ve yeni kurulan Cumhuriyet'in ideolojik temellerinin şekillendiği, gazetecilik açısından dönüşümsel bir döneme işaret eder. Bu çalışma, bu on yıldaki gazeteciliğin karakterini, her biri mesleğe farklı yaklaşımlar sergileyen üç etkili gazetecinin -Hüseyin Cahit Yalçın, Falih Rıfkı Atay ve Ahmet Emin Yalman- bakış açısıyla incelemektedir. Kökenleri Osmanlı'nın son dönemine dayanan Yalçın, gelenekçi ve muhalif bir duruşu temsil ediyordu; Atay, Kemalist gazeteciliğin devletçi, yenilikçi ruhunu yansıtıyordu; Yalman ise siyasi baskılara rağmen daha liberal, formel bir çizgide ilerlemiştir. Bu çalışma, onların yazılarını, rollerini ve devletle etkileşimlerini analiz ederek, ortaya çıkan üç tür gazeteciliği tanımlamaktadır: Araçsal, resmi-korporatist ve liberal-formel. Bu tipolojiler yalnızca 1930'ların karmaşık gazetecilik ortamını aydınlatmakla kalmamakta, aynı zamanda erken Cumhuriyet Türkiye'sinde basın özgürlüğü, siyasi otorite ve ideolojik bağlılık arasındaki daha geniş gerilimlere de ışık tutmaktadır.Item type:Item, İHA savunma sistemlerinde karar destek uygulaması(Ankara Üniversitesi, 2024) Koyuncu, AytunçGünümüzde, mini/mikro ve taktik dronların kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber dronlar kritik tesisler için ciddi boyutlarda tehlike arz etmektedirler. Gerek istihbarat toplamak amacıyla gerekse doğrudan fiziksel saldırı amaçlı olmak üzere birçok faaliyette kullanılabilen söz konusu dronların savunulmaları veya bertaraf edilmeleri konuları da bu ölçüde kritik önem taşımaktadır. Dron önleme sistemlerinde hedeflerin kabiliyetlerine ve anlık konumlarına göre uygulanabilecek pek çok işlevsel imha (softkill) ve fiziksel imha (hard-kill) alt sistemleri bulunmaktadır. Bu sistemler icra etmekle yükümlü oldukları kritik görev doğrultusunda bu sistemleri kullanan operatörlere ciddi sorumluluklar yüklemektedirler. Bu noktada dron önleme sistemlerinin maksimum başarı ve verimlilikle kullanılabilmeleri ve operatörlere farkındalık kazandırılması adına belli bir tehdit değerlendirme ve silah tahsisi problemi ve çözümü kritik önem taşımaktadır. Olası bir dron saldırısı anında dron önleme sistemlerinin kullanımında performans, maliyet ve çevresel hasar faktörlerinin stres altında göz önünde bulundurulamaması sorununa çözüm olarak, söz konusu problemin Java altyapısıyla matematiksel modellenmesi ve çözümlenmesi hedeflenmiştir. Bu doğrultuda oluşacak nihai hedef-sistem tablolarının uygun atama algoritmalarıyla söz konusu problemin optimal çözüme ulaştırılması ve bu sayede dron önleme sistem operatörlerine stres altında bir karar destek mekanizması oluşturulmuştur. Geliştirilen uygulama, çeşitli saldırı ve savunma senaryoları benzetilerek denenmiştir. Elde edilen sonuçlara göre her algoritmanın doğruluk/güvenilirlik, hesaplama süresi, ölçeklenebilirlik vb. alanlarda kendine özgü pozitif ve negatif yanları bulunmaktadır. Çalışma, bir karar destek uygulaması geliştirme anlamında başarıya ulaşmasının yanı sıra, problem çözümlerinin algoritma geliştirme aşamalarında kullanıcı gereksinimlerinin kritik önem taşıdığını çözüm sonuçlarıyla göstermiştir.Item type:Item, Kabir Helminski'nin hayatı, eserleri ve tasavvufi görüşleri(Ankara Üniversitesi, 2025) Polat, TubaEle alınan çalışma, Amerika'da İslam'ın ve özellikle tasavvufun tarihsel gelişimini incelemiştir. Amerika kıtasına Müslümanların varışı ve bu süreçte İslam'ın yayılışı çeşitli bilim insanları tarafından farklı tezlerle desteklenmiş ve bu tezler arasında Columbus öncesi dönemde Müslümanların Amerika'da bulunduğuna dair kanıtlar bulunmuştur. Bununla birlikte Amerika'da İslam'ın resmi tarihinin Afrikalı kölelerin getirilmesiyle başladığı kabul edilmektedir. Ancak bu iddiaların çeşitli şüphelerle karşılandığı görülmüştür. Kabir Helminski'nin yaşamı ve eserleri, Amerika'da sufizmin anlaşılması ve yayılması açısından örnek olarak gösterilmektedir. 1947 yılında Jersey City'de doğan Helminski, Polonya kökenli bir Katolik işçi sınıfı ailesinde büyümüş ve genç yaşlardan itibaren derin bir manevi arayış içerisine girmiştir. Üniversite yıllarında Doğu'nun eski öğretilerine ve özellikle Budizm'e ilgi duyan Helminski, bu süreçte Sanskrit dili üzerine çalışmalar yapmış ve bilinç konusundaki ilgisini derinleştirmiştir. Sufizmi, kalbin uyanışı ve arınması yolu olarak gören Helminski, ruhani gelişimin bu yolu üzerinde yoğunlaşmıştır. Wesleyan Üniversitesi'nde lisans eğitimini tamamlayan Helminski daha sonra Transpersonal Psikoloji Enstitüsü'nde Dünya Dinleri üzerine yüksek lisans yapmıştır. Çeşitli ruhani rehberlerle tanışma fırsatı bulmuş özellikle Zen ve Gurdjieff uygulamalarına odaklanmıştır. Daha sonra Konya'nın Mevlevi şeyhi Süleyman Dede ile tanışarak, sufizme olan ilgisi daha da artmış ve sonrasında Mevlevi Tarikatı'na resmen kabul edilerek şeyh unvanı almıştır. Helminski, Mevlevi kültürünü Amerika'da yaymak için semazenlerle birlikte turlar düzenlemiş ve binlerce insana bu manevi geleneği tanıtmıştır. Helminski, aynı zamanda Threshold Society adında kâr amacı gütmeyen bir kuruluş kurmuş ve sufizm üzerine eğitim programları, kitaplar ve seminerler düzenlemiştir. Eşi Camille Helminski ile birlikte birçok sufizm metnini İngilizceye çevirmiş ve Rumi'nin eserleri üzerine yoğunlaşarak onun düşüncelerini dünya dillerine aktarmıştır. Helminski'nin eserleri arasında Rumi'nin şiirlerine hayat veren "İlahi Huzurda", "Bilen Kalp", "Hatırlatma Mücevherleri", "Rumi Aşk Yolu" gibileri bulunmaktadır. Ayrıca sufizm üzerine dört kitap yazmış, bu eserler çeşitli dillerde yayımlanmıştır. Helminski'nin tasavvufi düşünceleri, aşkı ve sevgiyi, Allah ile olan manevi bağı artırmanın ve ruhani dönüşümün kalbi olmaktadır. Onun eserlerinde aşk hem dünyevi hem de ilahi bir boyutta işlenmektedir. Şefkat ve merhameti her türlü eylemi ilahi bir nitelikle yükselten temel değerler olarak vurgulamıştır. Ona göre her birimiz Allah'ın sınırsız şefkat ve merhametinin bir yansımasıyızdır ve bu bilinçle hareket etmek günlük yaşamımızda bu ilahi nitelikleri tecelli ettirmemize olanak tanımaktadır. Zikir ve meditasyon üzerine düşünceleri ise kişisel oalrak ilahi olanla bağ kurma yöntemlerini olarak aktarılmaktadır. Helminski, zikrin sadece Allah'ı anma değil, aynı zamanda bireyin içsel dünyasını arındırma ve ruhani huzura ulaşma yolunda bir araç olduğunu ifade etmektedir. Helminski'nin görüşleri, aşk, şefkat, zikir, meditasyon ve mevcudiyet kavramları etrafında şekillenerek bireyin Allah ile olan bağını güçlendirmekte ve ruhani bir olgunluğa ulaşmasına yardımcı olmaktadır. Helminski, İslami öğretileri ve tasavvufi pratikleri modern bir anlayışla sunarak bireysel ve toplumsal dönüşüm için zengin bir manevi miras bırakmıştır. Gerçekleştirilen bu çalışmanın Kabir Helminski'nin hayatı, eğitimi, tasavvuf hayatı ve görüşleri, eserleri ile ilgili çalışmaları bir araya getirmesi ve eksik kalan bilgileri tamamlaması bakımından önem taşıyan bir çalışma olduğu ve literatüre katkıda bulunacağı düşülülmektedir. Aynı zamanda literatürde Kabir Helminski'nin kitaplarından bölümleri seçerek inceleyen bir çalışma olmadığı görülmüştür. Helminski'nin tasavvufa damga vuran görüşlerinin açıklanması bakımından bu çalışmanın farklı ve önemli olduğu düşünülmektedir. Gelecek çalışmalarda yüz yüze görüşmeler yapılan kişilerin sayısı daha fazla kişiye erişilerek arttırılabilir ve böylelikle daha çok bilgi elde edilebilir. Bununla birlikte eserlerinde temalar üzerinden inceleme yapılmasının yanı sıra tek bir eseri ele alınarak daha geniş bir inceleme alanı sağlanabilir.Item type:Item, Türkçe-Arapça ikidillilerde ses başlangıç zamanı(Ankara Üniversitesi, 2025) Şıhanlıoğlu, ÖmerSes Başlangıç Zamanı (SBZ), aerodinamik havanın gırtlakta akustik enerjiye dönüşmesi sırasında gırtlak iç basıncı ile sıkışan hava moleküllerinin birden serbest bırakılması ve ses teli titreşiminin başlaması ile oral eklemleme salımı arasındaki süreyi ifade eden akustik-zamansal bir ölçüttür. Bu tez, pek çok dilde kuramsal ve uygulamalı yönleriyle ele alınan SBZ etkisinin Türkçe tekdilli ve Arapça D1, Türkçe D2 geç ikidilli örneklem grubunun ölçünlü Türkçede titreşimsiz patlamalı /p/, /t/, /k/ ünsüzleri ile titreşimli patlamalı /b/, /d/, /g/ ünsüzlerinin SBZ değerlerinin gruplar arasında karşılaştırarak akustik sesbilgisel gözlem tekniği kullanılarak, sesbilimsel ve toplumdilbilimsel düzlemde ortaya konulması amaçlanmıştır. Böylece, Türkçede tek seslemli en küçük çiftlerin (ÜzÜÜz) SBZ süreleri ve yoğunluk belirleyicileri üzerinden ele alınarak kuramsal savlar sınanmıştır. Deneyler sonucunda Türkçe tekdilli örneklem grubuna ait titreşimli ünsüzlerin ortalama SBZ değerleri sırasıyla /b/= –12 ms, /d/ = –8 ms, /g/= –5 ms iken; titreşimli patlamalıların yoğunluk değerleri ise sırasıyla /b/= 50.1dB, /d/ = 52.3dB ve /g/= 54.7dB olarak bulunmuştur. Bu değerler, titreşimin patlamalı ünsüzün eklemlenmesiyle eşzamanlı olarak veya büyük ölçüde, gırtlak iç basıncının ses teli titreşimini patlamadan ve eklemlemeden önce gerçekleştirdiğini göstermektedir. Öte yandan tekdilli grup titreşimli ünsüzleri hem düşük bir akustik yoğunlukla hem de negatif SBZ süreleriyle üretmiştir. Buna karşın, Türkçe tekdilli örneklem grubunun titreşimsiz ünsüzlerin ortalama SBZ değerleri sırasıyla; /p/= 58 ms, /t/= 65 ms ve /k/= 75 ms iken; yoğunluk değerleri ise /p/= 60.9 dB, /t/= 61.4 dB ve /k=/ 63.0 dB olarak ölçülmüştür. D1 Arapça - D2 Türkçe geç ikidilli grubun üretimlerinde ise farklı örüntüler gözlenmiştir. Bu grubun ötümsüz ünsüz üretiminde /p/= 15.98 ms, /t/= 39.11 ms ve /k/= 55.79 ms iken; yoğunluk değerleri ise sırasıyla 64.9 dB, 67.8 dB ve 69.0 dB olarak saptanmıştır. Titreşimli ünsüzlerde SBZ değerleri sırasıyla /b/= 3.85 ms, /d/= – 17.49 ms ve /g/=–6.65 ms iken; yoğunluk değerleri ise /b/= 63.0 dB, /d/= 62.4 dB ve /g/= 63.8 dB olarak bulunmuştur. Genel anlamda, bu çalışma Türkçedeki titreşimlilik karşıtlığının SBZ tabanlı bir akustik ayrımla tanımlanabildiğini ortaya koyarken, D1 Arapça - D2 Türkçe geç ikidilli bireylerin üretimlerinin hem dilsel hem de toplumdilbilimsel etkenlerden etkilendiğini göstermektedir. Alanyazınla uyumlu olup yeni bağlamsal katkılar sunan bu sonuçlar, Türkçedeki SBZ üretiminin ikidillilik bağlamında biçimlenişine ilişkin dilbilimsel bağlamda gerçekleştirilen ilk ve tek araştırma olması açısından alanyazına özgün bir katkı sunmaktadır.
