Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Kişisel verilerin korunması alanında Genel Veri Koruma Tüzüğü'nde veri ihlali bildirimleri(Ankara Üniversitesi, 2025) Ambarkütük, Narinİnsanların hayatının vazgeçilmez bir parçası haline gelen internet, yine insanların hayatının her alanında büyük etkiler yaratmaktadır. Bu büyük etki yarattığı alanlardan birisi de hukuktur. Özellikle kişisel veriler alanında etkisi her geçen gün daha da ciddiye alınmaktadır. Modern çağda bir bireyin tüm kişisel bilgileri internet üzerinde veri olarak depolanmaktadır. Gerek devletler tarafından gerekse özel kurumlar tarafından birey hakkında her türlü çeşit bilgi depolanıp kullanılmaktadır. Bu kişisel veri kullanımının belli kurallara uygun yapılabilmesi ve bireylerin kişisel veri güvenliğinin sağlanabilmesi için Avrupa Birliği tarafından Genel Veri Koruma Tüzüğü oluşturulmuştur. Tezin konusu Avrupa Birliği "Genel Veri Koruma Tüzüğü'nde Veri İhlali Bildirimleri"dir. Tezin kapsam ve sınırlılık konusunda gelindiğinde ise, bu çalışmada başta Genel Veri Koruma Tüzüğü olmak üzere ilgili mevzuatı, Türkiye'deki 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'na da değinecek şekilde ilerleyecektir. Ana noktası belirtildiği üzere Genel Veri Koruma Tüzüğü'nde veri ihlali bildirimleri olacaktır. Tezin ilk bölümünde, Avrupa Genel Veri Koruma Tüzüğü, veri ihlali bildirimi ile bağlantılı kavramlar, kurul, Tüzük'ün uygulanma alanı, ilkeler ve tartışmalar açıklandıktan sonra ilgili mevzuatın kişisel veri ihlali bildirimi ile ilgili özellikleri de konunun anlaşılabilmesi açısından incelenip araştırma konusuna yönelik çıkarımlarda bulunulacaktır. Sınırlandırma bu şekilde ilerleyecektir çünkü araştırma noktasının açıkça irdelenebilmesi için bu gereksinim oluşmaktadır. Tezin ikinci bölümünde ise kişisel veri ihlali bildirimi, kişisel veri ihlali bildirimi sonrası, veri sorumlusunun yükümlülükleri ve etkili bildirimin önemi, iyileştirilmesi, ilgili yargı kararları, Genel Veri Koruma Tüzüğü'nün sınır aşırı etkisi ve Türk hukukunda kişisel verilerin korunması ve veri ihlali bildirimi incelenecektir. 122 Genel amaç, veri ihlali bildirimlerinin ne olduğunu tam olarak kavramaktır. Alt amaç ise bu bildirimlerin nasıl yapıldığına, bildirim sonrası yaptırımların ne olduğuna, iyileştirmek için neler yapılabileceğine ve etkili bildirim yapmanın önemine cevap bulmaktır. Bir veri ihlali yaşandığında bildirim yapılması, sıradaki en önemli adımlardan biri haline gelmektedir. Genel Veri Tüzüğü'nün 33. maddesinde "Kişisel veri ihlalinin denetim makamlarına bildirilmesi" düzenlenmiştir. Ardından gelen 34. maddede ise "Kişisel veri ihlali hakkında veri öznesinin bilgilendirilmesi" düzenlenmiştir. Öncelikle ilgili denetim makamına bildirim yapılmasına önem verilmiştir. Bu noktada bazı kurallar da getirilmiştir. Bunlar uygulamaya yönelik kurallardır. Uygulamada ise bu kuralların ne kadar etkili olabildiği incelenecektir ve etkin bir yöntem veya Tüzüğün bu konuda uygulanmasını etkin hale getirecek, iyileştirecek bir değişiklik yapılabilir mi amacıyla da hareket edilecektir. Böylece, uygulamanın da etkili bir şekilde işlemesine katkıda bulunulacaktır.Item type:Item, Roma Dönemi'nde Kuzey Mezopotamya'da akültürasyon süreci(Ankara Üniversitesi, 2025) Bozkurttan, RamazanBu çalışma, Roma İmparatorluğu'nun Kuzey Mezopotamya'daki kültürel etkilerine ve bu etkiler sonucunda ortaya çıkan değişimlere odaklanmaktadır. Çalışmanın coğrafi kapsamı, Kuzey Mezopotamya sınırları içinde yer alan Osrhoene, Sophene, Mesopotamia ve Gordyene gibi antik bölgelerin, Türkiye sınırları içerisindeki bölümlerini kapsamaktadır. Çoğunlukla Protohistorik döneme ait çalışmaların yapıldığı bu bölgede, Hellenistik ve Roma Dönemlerine yönelik araştırmalar, söz konusu dönemlerin bölgedeki etkilerini anlamamız açısından yetersiz kalmaktadır. Mevcut araştırmalar ise genellikle Roma İmparatorluğu'nun askeri politikaları ve Parthlar ile gerçekleştirdiği uzun süreli mücadelelere odaklanmıştır. Çalışmamızda, ayrıntılı veriler elde edebilmek amacıyla literatür taramalarının yanı sıra, müze çalışmaları, bölge koruma kurullarında tescil fişi incelemeleri ve bakanlık onaylı yüzey araştırma çalışmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çabalar neticesinde, Hellenistik ve Roma Dönemlerine tarihlenen zengin arkeolojik verilere ulaşılmıştır. Kaleler, köprüler, yollar, castellum'lar, kaya mezarları, kule mezarları, kabartmalı anıt mezarlar, heykeltıraşlık eserleri, mozaikler ve yazıtlar gibi buluntular, bölgenin zengin kültürel mirasını ortaya koymaktadır. Elde edilen veriler doğrultusunda yerleşim ve buluntu katalogları hazırlanmış ve bu buluntuların lokasyonları çalışma kapsamında oluşturulan haritalara eklenmiştir. Bu sayede, Roma İmparatorluğu'ndan önceki dönemde bölgedeki sosyo-ekonomik ve sanatsal durum ile Roma sonrası Kuzey Mezopotamya'daki akültürasyon süreci ve bu süreci şekillendiren dinamikler konulmuştur.Item type:Item, Kirmir çayı'nda yaşayan oxynoemacheılus angorae (steındachner, 1897) 'nin büyüme ve üreme biyolojisinin araştırılması(Ankara Üniversitesi, 2025) Bingöl, EdanurBu tez çalışmasında, Ağustos 2023-Ağustos 2024 tarihleri arasında Kirmir Çayı'nda yaşayan Oxynoemacheilus angorae'nin büyüme ve üreme biyolojisi araştırılmıştır. Arazi çalışmaları sonucunda toplam 414 adet birey incelenmiş olup, büyüme biyolojisini değerlendirmek üzere total boy, standart boy, çatal boy, yaş ve ağırlık gibi parametreler ölçülerek yaş-eşey dağılımı, boy dağılımı, boyca büyüme, oransal total boy artışı, ağırlık dağılımı, ağırlıkça büyüme, kondisyon faktörü ve oransal ağırlık artışı hesaplanmıştır. İncelenen O. angorae'nin yaşları 0-VI arasında dağılım göstermekte ve populasyonun en yoğun yaş grubunu %49,8 ile III. yaş grubu oluşturmaktadır. Türün boy (cm) değerleri erkek ve dişi bireylerde sırasıyla 2,5-8,1cm-4,5-8,7 cm; ağırlıkları (g) ise 0,10-3,41g ile 0,75-5,23g arasındadır. Besililik durumunu ortaya koyan kondisyon faktörü erkek bireylerde 0,46-1,21, dişilerde 0,49-1,21 arasında hesaplanmıştır. Üreme dönemini gösteren gonadosomatik indeks (G.S.İ) değeri en düşük 1,50 ile Eylül ayında, en yüksek 23,77 ile Mayıs ayında bulunmuştur.Item type:Item, Sosyal Medyada Kriz Yönetimi Ve Kurum İtibarı: 2015 Yılında Socar’ın Güneşli Ve Neft Taşları Kazaları(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Abdullayeva, LamanKriz yönetimi, özellikle sosyal medya ortamında, kurumsal iletişim stratejilerinin temel taşlarından biri haline gelmiştir.Hızla yayılan bilgi ve kamuoyunun anlık tepkileri, kriz yönetimini karmaşık hale getirebilir. Sosyal medya, doğru ve şeffaf iletişim kurarak krizlerin etkilerini sınırlamak için etkili bir araçken, yanlış bilgilendirme ve spekülasyonların yayılmasına da olanak tanıyabilir. 2015 yılında SOCAR’ın (Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi) Güneşli Petrol Platformu ve Neft Taşları’nda yaşadığı kazalar, şirketin kriz yönetiminde sosyal medyanın nasıl kullanıldığını ve bu süreçte yaşanan zorlukları gözler önüne sermektedir.Bu kazalar, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde geniş yankı uyandırmış, kamuoyunun dikkatini çekmiştir. Güneşli Petrol Platformu'nda 4 Aralık 2015 tarihinde meydana gelen yangın, 30 işçinin hayatını kaybetmesine ve 20'den fazla işçinin kaybolmasına neden olmuştur. Yangın, platformun batı bölümünde bulunan 10 numaralı platformda başlamış ve yoğun duman nedeniyle kurtarma çalışmalarını zorlaştırmıştır. Aynı gün, Neft Taşları'nda da benzer bir kaza yaşanmış, burada da can kayıpları ve kayıplar olmuştur. Bu olaylar, kriz anında doğru ve hızlı bilgi paylaşımının, yanlış bilgilendirme ve spekülasyonların önlenmesinin, empatik ve insani mesajların iletilmesinin ve dijital araçların etkin kullanımının önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu çalışma, SOCAR’ın 2015 yılındaki kriz yönetimi stratejilerini sosyal medya perspektifinden inceleyerek, kurumun medya stratejisindeki eksiklikleri ve iyileştirilmesi gereken alanları derinlemesine analiz etmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu tür krizlerin gelecekte daha etkili bir şekilde yönetilebilmesi için öneriler sunmayı hedeflemektedir.Item type:Item, Türkiye'de bitkisel üretimdeki hasat kayıplarının su ayak izi değerlendirmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yüksel, BurçakGünümüzde açlık ve yetersiz beslenme birçok toplumu derinden etkilerken, gıda kaybı ve israfı gibi sorunlar da ulusal ve küresel düzeyde gıdaya erişim riskini büyütmektedir. Gıda kaybı ve israfının azaltılması, gıda güvencesinin sağlanmasında, sera gazı emisyonları ve atık yönetimi ile enerji maliyetlerinin azaltılmasında kritik bir rol oynamaktadır. Gıda kaybı ve israfı gıdanın tüketilmeden kayba uğramasının yanı sıra, canlılar ve üretim için temel kaynak, çevresel düzenleyici, eko-sistem desteği, enerji kaynağı, kültürel ve sosyal önem atfedilen bir değer olan suyun önemli ölçüde kaybına da neden olmaktadır. Türkiye su stresi çekmektedir. Türkiye'de son zamanlarda iklim değişikliğinin de etkisiyle kuraklık tehlikesinin giderek ağırlaştığı ve tatlı su kaynaklarının dünya ortalamasının üzerinde bir oranla (%77) sulamada kullanıldığı dikkate alındığında, tarımsal üretimde su tasarrufunu esas alan ve gıdanın tüketilmeden önce kaybının azaltılmasını hedefleyen bütüncül politika yaklaşımlarının geliştirilmesi kaçınılmazdır. Bu çalışma ile Türkiye'de bitkisel üretim arz zincirinde (Meyveler, Sert Kabuklular ve İçecek Bitkileri, Sebzeler, Tahıllar ve Diğer Bitkisel Ürünler) meydana gelen gıda kaybı ve israfının su ayak izinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Bununla birlikte bu araştırma, su ayak izi bileşenleri (yeşil, mavi ve toplam su ayak izi) üzerinde gıda kaybı ve israfının neden olduğu değişimleri belirlemeye odaklanırken, aynı zamanda bu etkilerin azaltılmasına yönelik strateji ve politika önerilerinin geliştirilmesine katkı sunmayı hedeflemektedir. Bu amaçla, bağımlı örneklem T-testi, üstel düzeltme ve kümeleme (k-ortalama) analizleri de yapılarak, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) bitkisel üretim denge tablolarında yer alan 53 ürünün üretim kayıplarının yeşil su ayak izi, birim mavi su ayak izi (kapiler yükselme), birim mavi su ayak izi (sulama) ve toplam su ayak izi hesaplanmış ve gruplandırılmıştır. Buna göre TÜİK verileri üzerinden ortalama olarak en fazla yeşil su ayak izi buğdayda, birim mavi su ayak izi (kapiler yükselme) kestanede, birim mavi su ayak izi (sulama) mısırda ve toplam su ayak izi arpada meydana gelmiştir. 2000-2022 döneminde bahse konu su ayak izlerinin tamamında yıllık bazda bileşik büyüme oranı en fazla artış gösteren ürünler ise kolza ve antep fıstığı olmuştur. Hasat kayıplarının da yüksek olduğu mısır, buğday, arpa ve kestane ürünlerinin tüm su ayak izleri ortalamanın üzerinde, diğer kalan ürünler ise ortalamanın altında olmak üzere, su ayak izleri hesaplanan ürünler, yüksek ve düşük su ayak izine sahip iki gruba ayrılmıştır. Gruplar arasında en belirgin farkı, ilk grupta birim mavi su ayak izi (sulama) oluşturmaktadır. Çalışma bulgularına dayanılarak, kayıplar kaynaklı su ayak izlerinin azaltılması için politik, teknik, ekonomik ve kurumsal açıdan strateji ve politika önerileri geliştirilmiştir.
