Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Mecelle'de hibe akdi
      (Ankara Üniversitesi, 2021) Ceylan, Mücahit
      Ceylan, Mücahit, Mecelle'de Hibe Akdi, Yüksek Lisans Tezi, Danışman: Doç. Dr. Belkıs Konan, 131 s. Osmanlı Devleti'nin son devrinin siyasi, hukuki ve iktisadi şartları muvacehesinde ortaya çıkan medeni kanun ihtiyacı, kanunun mehazi ile alakalı muhtelif fikirlerin öne sürülmesine sebep olmuştur. Code Civil'in (Fransız Medeni Kanunu) alınması veya fıkha dayanan bir kanun hazırlanması konusunda fikir ayrılığı oluşmuş, neticede Ahmet Cevdet Paşa'nın temsil ettiği görüş olan ikincisi tercih edilmiş ve böylece Türk hukuk tarihinin ilk medeni ve Borçlar Kanunu olan Mecelle hazırlanmıştır. 19.asırda Osmanlı hukukçularının Hanefi fıkhının içtihatlarından tedvin ettiği bir kanun çalışması olan Mecelle; bir mukaddime ve 16 kitaptan oluşmaktadır. Hibe akdi Mecelle'nin 833-880 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Hibe akdinin amacı karşılıksız kazandırmada bulunmaktır. Tarafları bağışlayan ve bağışlanandır. Bağışlama konusu malın karşı tarafa geçmesi akdin hüküm ifade etmesi için gereklidir. Malın belirli, bilinen, meşru ve bağışlayanın mülkiyetinde olması şarttır. Kural olarak tam ehliyetliler bağışlama yapabilir. Sınırlı ehliyetliler yasal temsilcilerinin rızasıyla bağışlama yapabilirken; sınırlı ehliyetsiz ve tam ehliyetsizler bağışlamada bulunamazlar. Mecelle'ye göre hibe akdi; elden hibe, alacağın hibesi, havale, muşa'ın hibesi, meşgulün hibesi, kısa elden teslim ve şartlı hibe şeklinde yapılabilmektedir. Hibede rücu, hükümsüzlük ve fesih esas olarak sona erme sebepleridir. Hibe tek taraflı kazandırıcı bir işlem olduğu için kabz öncesi veya sonrası sona erdirilebilme ihtimali vardır. Mecelle'ye göre; kan hısımlığı, sıhriyet, vahibin yaptığı hibeye karşılık bir ivaz alması, bağışlanan malın tüketilmesi veya yok olması, bağışlanan malda ayrılmaz bir ziyade olması, vahib ya da mevhubun lehin ölümü, bağışlanan malın bağışlananın mülkiyetinden çıkması, hibenin sevap kazanma gayesiyle yapılması ve hibenin bir borcun ibrası şeklinde yapılması hibe akdinde rücu engelleri olarak görülmektedir. Tezin gayesi, Mecelle'de hibe akdini Türk Borçlar Kanunu ile mukayeseli bir şekilde incelemektir.
    • Item type:Item,
      Alâeddin es-Semerkandî'nin Şerhu't-Te'vîlât'ında Mu'tezile'ye yönelik eleştirileri
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Shıhab, Mohammed Ahmed
      Müslümanlar arasında itikadî ve siyasi meselelerde yaşanan ayrışmalar, kimi zaman Kur'ân'ın tevil ve tefsir edilmesinde mezhebî yönden farklılaşmanın sebebi, kimi zaman da sonucu olmuştur. Hemen her mezhebin bazen kendi mensupları arasında çoğunlukla da karşıtlarıyla arasında bu farklı tutumdan kaynaklı ayrışma gözlenmiştir. Söz konusu ayrışmanın yaşandığı geleneklerin başında Ehl-i Sünnet ve Mu'tezile gelmektedir. Her iki mezhep de diğerinin görüşlerini sert bir dille eleştirmiş ve kendi usûl ve inanışlarını savunurken Kur'an'ı dayanak olarak almış ve yorumlamıştır. Ehl-i Sünnet'in itikadî fikirlerinin ortaya konarak açıklanmasında önde gelen isimlerden biri Ebû Mansûr el-Mâtürîdî'dir. Mâtürîdî, Te'vîlâtü'l-Kur'ân adlı eserini kaleme alırken itikadî aidiyetini Kur'an'la temellendirmiş ve Mu'tezile başta olmak üzere diğer mezhepleri eleştirmiştir. Aynı gelenek ve çevrenin mensubu olan Alâeddin es-Semerkandî, Mâtürîdî'nin eserinde yer verdiği görüşleri açıklamak üzere kaleme aldığı Şerhu't-Te'vîlât adlı eserinde Mu'tezile'ye yöneltilen eleştirileri kendi üslubuyla aktarıp detaylandırmıştır. Bu çalışmada, Semerkandî'nin Şerh'inde itikadî ve siyasi açıdan Mu'tezile'ye yöneltilen tenkitlerin tespit ve tahlili yapılmıştır. Giriş bölümünde çalışmanın evreni ve yöntemi anlatılmış, ardından Şerhu't-Tevîlât'ın el yazma halinde bulunan tüm nüshaları başta olmak üzere başvurulan kaynaklar tanıtılmıştır. Birinci bölümde Semerkandî'nin hayatı, ilmî kişiliği, hoca ve öğrencileri hakkında bilgi verilmiştir. İkinci bölüm, Semerkandî'nin Şerhu't-Te'vîlât'ında Mu'tezile'ye uluhiyet konusunda yöneltilen eleştirilere ayrılmıştır. Üçüncü bölümde el-Esmâ ve'l-Ahkâm konusunda Mu'tezile'ye yönelik tenkitler yer almıştır. Sonuç kısmında ise çalışmanın ulaştığı tespitler ve bulgular değerlendirilmiştir. Ekler başlığı altında Te'vîlât metninin kenarlarında ve metin içinde Şerhu't-Te'vîlât'ın yer alışına örnek yazma nüshalardan sayfalar, Şerhu't-Teʾvîlât nüshalarında bulunan eksiklikleri gösteren bir tablo ve Şerhu't-Te'vîlât'ın kenarlarında yer alan konu başlıklarını gösteren bir tablo verilmiştir.
    • Item type:Item,
      İki savaş arası dönemde Türkiye'nin tehdit algısı ve güvenlik politikaları
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Gülyüz, Yasin
      Bu tez, Türkiye Cumhuriyeti'nin 1923-1939 yılları arasındaki dönemde, güvenlik politikalarını, iç ve dış tehdit algısındaki dönüşüm temelinde analiz etmektedir. Tezin temel problemi, yeni kurulan bir devlet olarak Türkiye'nin, İki Savaş Arası dönemin karmaşık ve güvenliksiz uluslararası ortamında, hangi tehditleri ne zaman önceliklendirdiği ve bu tehditlere karşı nasıl güvenlik politikası geliştirdiğidir. Tezin temel savı, Türkiye'nin güvenlik politikalarının durağan bir statükoculuktan ziyade, iç ve dış tehditlere göre konumlanan, rasyonel ve reaktif bir anlayışa dayandığıdır. Bu doğrultuda 1923-1932 yılları arasındaki dönem, iç tehditlerin güvenlik ve dış politikayı belirlediği "Yurtta Sulh dönemi", 1932-1939 yılları arasındaki dönem ise, dış tehditlerin öne çıktığı ve güvenlik politikalarında belirleyici olduğu "Cihanda Sulh dönemi" olarak ele alınmıştır. Tezde nitel doküman analizi yöntemi kullanılmış, zabıt cerideleri, diplomatik belgeler, dışişleri raporları, dönemin basını ve resmi yayınlardan oluşan birincil kaynaklar, çağdaş literatürle desteklenmiştir. Bulgular, 1923-1932 yılları arasındaki dönemde, Türkiye'nin dış politikasını ve güvenlik anlayışını belirleyen ve sınırlayan olgu iç tehditlerken, 1932-1939 yılları arasında dış tehditlerin, güvenlik politikalarının belirleyicisi olduğunu göstermektedir. Buna göre, Türkiye, iç tehditlerle mücadele etmek zorunda kaldığı ilk dönemde, temkinli ve mümkün olduğunca çatışmadan uzak kalmaya çabalayan bir dış politika izlemiş fakat ikinci dönemde dış tehditlerin ciddiyetini artırmasıyla kolektif güvenlik, bölgesel güvenlik antlaşmaları, ikili-çok taraflı güvenlik garantileri, ittifak ve kendi gücüne dayanma gibi çok boyutlu güvenlik mekanizmalarını devreye sokmuştur. Tez, Türkçe literatürde çoğunlukla kabul gören, Türkiye'nin statükocu bir dış politika izlediği görüşüne, güvenliği söz konusu olduğunda dile getirdiği revizyon taleplerinin yerine getirilmesi için çeşitli politika araçlarını devreye soktuğunu iddia etmektedir. Tezin amacı, Türkiye'nin bu dönemde izlediği güvenlik politikalarının, tehditlerin iç ve dış olarak değişiminin etkisinde geçirdiği dönüşümün ardındaki mantığı, iç ve dış dinamiklerle birlikte değerlendirmek ve tehdit-güvenlik ilişkisinin dış politikadaki etkisini ortaya koymaktır.
    • Item type:Item,
      Çin tarih yazıcılığı bağlamında Tang tarihlerindeki Tibet monografilerinin incelenmesi
      (Ankara Üniversitesi, 2026) Yılmaz, Ali
      Bu tez, Tang Hanedanına ait iki resmî tarih eseri olan Eski Tang Tarihi (Jiu Tangshu) ve Yeni Tang Tarihi'nde (Xin Tangshu) yer alan "Tubo/Tibet Monografisi, Birinci Kısım" (吐蕃上) metinlerini karşılaştırmalı olarak incelemektedir. Çalışmanın amacı, aynı tarihsel anlatının iki farklı resmî tarih derlemesinde nasıl yeniden düzenlendiğini; metin yapısı, terminoloji ve anlatım tercihleri bakımından ortaya çıkan farkların Çin tarih yazıcılığı açısından ne ifade ettiğini değerlendirmektir. Araştırmanın birincil kaynaklarını JTS'nin 196. cildi ile XTS'nin 216. cildinde bulunan ilgili monografiler oluşturmaktadır. Metinler klasik Çinceden Türkçeye çevrilmiş; ardından zaman-tarih-sayısal veriler, yer adları, kişi adları ve ünvanlar, terminolojik tercihler ile yazım tarzı gibi unsurlar temelinde sistematik biçimde karşılaştırılmış; ayrıca birinde bulunup diğerinde yer almayan bilgiler "JTS'ye özgü bilgiler ve XTS'deki eklemeler" çerçevesinde ele alınmıştır.
    • Item type:Item,
      Aktif işgücü politikalarının İBBS Düzey 3 bazında etkinliği
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Akdaş, Ferhat
      Bu tez, Türkiye'de uygulanan Aktif İşgücü Piyasası Politikalarının (AİPP) etkinliğini, İBBS Düzey 3 (il düzeyi) bölgesel ölçek temelinde analiz etmeyi amaçlamaktadır. AİPP'ler, yapısal işsizliğin giderilmesinde önemli bir rol oynamakta; bireylerin istihdam edilebilirliğini artırmakta, işgücü arz ve talebini uyumlu hale getirmekte ve bölgeler arası istihdam farklılıklarını azaltmayı hedeflemektedir. Türkiye'de bu politikalar ağırlıklı olarak Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) tarafından yürütülmekte olup; mesleki eğitim kursları, işbaşı eğitim programları ve toplum yararına çalışma faaliyetleri gibi çok çeşitli uygulamaları kapsamaktadır. Bu çalışmada, söz konusu programların iller düzeyindeki göreli etkinliği Veri Zarflama Analizi (Data Envelopment Analysis - DEA) yöntemi ile ölçülmüştür. Böylece, AİPP kapsamında kullanılan kaynakların ne ölçüde olumlu işgücü piyasası çıktısına dönüştürülebildiği değerlendirilmiş; en verimli çalışan İŞKUR il müdürlükleri ile göreli olarak geride kalanlar belirlenmiştir. Bu performans temelli analiz, bölgesel işgücü piyasası dinamiklerinin politika araçlarıyla nasıl etkileşime girdiğine dair çok boyutlu bir bakış açısı sunmakta ve iyi uygulama örnekleri ile geliştirmeye açık alanları ortaya koymaktadır. Çalışmanın bulguları, iller arasında anlamlı etkinlik farklarının bulunduğunu göstermekte olup, bölgesel farklılıklara duyarlı politika yaklaşımlarının önemini vurgulamaktadır. Tez, kamu kaynaklarının daha verimli ve adil biçimde kullanılmasına katkı sağlayacak öneriler sunmakta; etkin, kanıta dayalı işgücü piyasası politikalarının geliştirilmesine yönelik önemli bir zemin oluşturmaktadır.