Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Açılmaması gereken(!) bir kapıyı aralamak": Evlilik içi cinsel şiddetin kültürel kodlarının kadın anlatılarıyla feminist antropolojik çözümlenişi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Taşlıoğlu, Ayşe Tek
      Bu çalışma, evlilik içinde maruz kalınan cinsel şiddetin kadınlar tarafından nasıl deneyimlendiğini, anlamlandırıldığını ve bu deneyimlerle nasıl başa çıkıldığını incelemektedir. Feminist nitel araştırma yaklaşımıyla yürütülen çalışmada, Türkiye'de çeşitli sosyoekonomik geçmişe sahip 20 kadınla çevrim içi ve fiziksel olarak gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler yapılmıştır. Kadınların anlatıları üzerinden, evlilik içi cinsel şiddetin sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda ataerkil normların, tabuların, sessizlik kültürünün ve evlilik kurumuna dair toplumsal beklentilerin bir sonucu olarak nasıl kurumsallaştığı yorumsamacı yaklaşım temelinde analiz edilmiştir. Çalışmada, kadınların bedenlerine ve cinselliklerine dair geliştirdikleri algılar; şiddeti tanıma, adlandırma ve sınır çizme süreçleri; direnme, susma ve baş etme stratejileri temel temalar olarak öne çıkmaktadır. Ayrıca, kadınların sessizliklerinin her zaman edilgenlik anlamına gelmediği, bazı durumlarda stratejik sessizlikler ya da gündelik direniş biçimlerine dönüştüğü gözlemlenmiştir. Kuramsal olarak, beden politikaları, biyopolitika, habitus, hegemonik erkeklik ve feminist fenomenoloji çerçevesinde tartışılan çalışma, evlilik içi cinsel şiddetin mahrem olan ile kamusal olan arasındaki sınırları nasıl yeniden çizdiğini göstermektedir. Bu araştırma, cinsel şiddetin görünmez biçimlerine dikkat çekerken, kadınların sessizliklerinin ardındaki deneyimleri anlamaya ve kadınların gündelik direniş biçimlerini görünür kılmaya katkı sunmayı amaçlamaktadır.
    • Item type:Item,
      Yaşlılık Korkusu Ve Yaşçılık: Estetik Cerrahinin Kadınların Kimliklerini Yeniden Tanımlamadaki Rolü
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Çaşmaz, Merve Nur
      Bu çalışma, yaşlılık korkusu, yaşlanma karşıtı operasyonlara başvurma nedenleri ve estetik cerrahinin kadınların kimliklerini yeniden tanımlamadaki etkisini incelemektedir. Modern toplumda, sosyal medya ve influencer kültürü, güzellik standartlarını belirlemede önemli bir etkiye sahiptir. Araştırma, estetik operasyonların artış nedenlerini, bireylerin toplumsal kabul görme ve ideal beden algısı ile ilişkisini ele almaktadır. Literatür taraması, yaşçılık kavramının hem gençler hem de yaşlılar üzerindeki etkilerini ortaya koymakta ve yaş ayrımcılığının pazarlama alanındaki yansımalarını incelemektedir. Kadınların genç ve dinamik görünme kaygısı, estetik müdahalelere yönelimin artmasında belirleyici bir faktör olarak değerlendirilmektedir. Ayrıca, estetik operasyonların feminist literatürdeki yeri, özgürleşme çabaları ile cinsiyet eşitsizliği arasındaki çelişkili ilişkiyi ortaya koymaktadır. Araştırma, estetik cerrahinin bireylerin özdeğer algısını ve kimliklerini nasıl şekillendirdiğini, tüketim kültürü bağlamında ele alarak, toplumsal güzellik standartlarının bireyler üzerindeki baskısını vurgulamaktadır. Sonuç olarak, estetik operasyonların artış eğilimi, bireylerin yaşlanma korkusu ve toplumsal normlarla ilişkili olarak değerlendirilmektedir. Bu çalışma, estetik cerrahinin toplumsal ve bireysel boyutlarını anlamak için önemli bir katkı sağlamaktadır.
    • Item type:Item,
      Serahsî örneğinde hukuk ile ahlâk ilişkisi
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aslan, Muhammed Reşat
      Tez, Giriş ('içerik ve yöntem', 'Serahsî'nin Hayatı', 'Serahsî'nin Eserleri', 'Serahsî'nin Yaşadığı Dönem' ve 'Hukuk Anlayışı'), iki bölüm (Birinci Bölüm: 'Hukuk ile Ahlâk İlişkisi', İkinci Bölüm: 'Serahsî'de Hukuk ile Ahlâk İlişkisi'), Sonuç ve Bibliyografya'dan oluşmaktadır. Tezde Serahsî Örneğinde Hukuk ile Ahlâk İlişkisi ele alınmıştır. Hukuk ile ahlâk ilişkisi hakkında Hanefî mezhebinin başta gelen fakîhlerinden olan Serahsî'nin ortaya koyduğu yaklaşım incelenerek bu yaklaşımı çerçevesinde geliştirdiği görüş ve ulaşılmıştır. Konuyu, Serahsî'nin başlıca eserleri olan el-Mebsût ve Usûlü's-Serahsî isimli eserleri ile sınırlı olarak ele alındığı tezimizde, Serahsî'nin hukuk ile ahlâk ilişkisi çerçevesinde; önemli görüş, örnek ve temellendirmeler ortaya koyduğu görülmüştür. Tezin Birinci Bölümü'nde genel kapsamda hukuk ile ahlak ilişkisi ele alınmıştır. Böylece; kavramsal çerçevede hukuk ve ahlâk, İslâm hukuku ile ahlâk ilişkisi, hukuk ile ahlâk ilişkisinin boyutları bağlamlarında tez konusu bakımından bir zemin sağlanmaya çalışılmıştır. Tezin İkinci Bölümü'nde ise, Serahsî'nin Usûlü's-Serahsî ve el-Mebsût eserlerinde, tespit edilen ve hukuk ile ahlâk ilişkisi bakımından değer ifade eden zengin içerik incelenmiştir. Böylece tespit edilen hususlar, kategoriler halinde sistematize edilerek ortaya konulmuştur.
    • Item type:Item,
      Endülüs Sûfîlerinde muhabbet kavramı: İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf örneği
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aydın, Süreyha
      İlâhî aşk anlamı şeklinde yorumlanabilen muhabbet, tasavvufun özünde yer alan kavramlardandır. Bu çalışmada, Endülüs tasavvufunun önde gelen iki sûfîsi İbn Berrecân (ö. 536/1141) ve İbnü'l-Arîf'in (ö. 536/1141) muhabbet mefhumuna bakış açılarını yansıtılmaktadır. İki bölümden oluşan çalışmamızda, öncelikle tasavvuf klâsiklerinde muhabbet kavramının nasıl tanımlandığı, muhabbet ıstılahıyla ilgili kavramlara da değinilerek açıklanmıştır. Muhabbetin Kur'ân ve hadislerde nasıl yer aldığı ele alınmış, muhabbetin dereceleri, alâmetleri anlatılmış ve âlemde muhabbetin izi sürülmüştür. İlâhî aşk ya da İlâhî sevginin eş anlamlısı sayılan muhabbetin Endülüslü iki önemli sûfî olan İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf tarafından nasıl yorumlandığı ikinci bölüm tezimizin özüdür. Aynı dönemde yaşamış ve aynı yıl vefat etmiş bu iki sûfî, Endülüs'te tasavvufun neşvünemasına ciddi katkı sunarak İbnü'l-Arabî dâhil olmak üzere kendilerinden sonraki nesilleri etkilemişlerdir. İbn Berrecân ve İbnü'l-Arîf'in günümüze ulaşan eserlerinden faydalanılarak muhabbet ıstılahına getirdikleri özgün bakış açıları ele alınmış ve buluştukları ortak noktalar sergilenmiştir. Muhtevayı zenginleştirmek amacıyla Gazzâlî'nin İhyâ aslı eseri ve İbnü'l-Arabî'nin Fütûhât'ı-Mekkiyye eserinde muhabbet kavramına ilişkin yorumlarında bahse konu iki sûfîyle örtüştükleri yerler yansıtılmıştır. Tefsir ve Esmâ-i Hüsnâ şerhi çalışmalarıyla ön plana çıkan İbn Berrecân, muhabbet ve marifet arasındaki güçlü bağa dikkat çeker. Muhabbetin rızâ makamıyla iç içe geçtiğini ve muhabbet, marifet ve rızânın birbiriyle bağlantılı olduğunu ifade eder. Muhabbetin derinliklerinde yer alan hâl ve makamları, sıradan insanların taşımakta zorlandığı mânevî hastalıklar olarak değerlendiren İbnü'l-Arîf ise Allah'tan başka her şeyin kul ile Allah arasına perde olacağını belirtir. Her iki sûfî de muhabbeti, insanın mânevî nitelikleriyle ilişkilendirir. İbn Berrecân, Allah'ın kuldaki muhabbet derecesi kadar onda bulunan nitelikleri dönüştüreceğini savunur. Öte yandan, İbnü'l-Arîf muhabbetin kelimelerle ifade edilemeyeceğini, yalnızca tecrübe edilmesi gereken bir hâl olduğunu dile getirir. Ayrıca avam ve havas ayrımı yaparak avamın Allah'ın lütuflarını gözlemleyerek muhabbeti artıracağını, havassın ise bu sevgiyi sessizce ve derinden yaşadığını belirtir. Her iki sûfî de muhabbetin mânevî arınmayla ilişkisine vurgu yapar. İbn Berrecân, mü'minin Allah'a yönelmesiyle hem amelinin hem de kalbinin saflaşacağını ifade eder. İbnü'l-Arîf ise Kur'ân ile temizlenmeyi kalbin arınması olarak yorumlar. Böylelikle, her iki sûfî muhabbetin, kulun manevî yolculuğunda kat edilen mertebelerin anahtarı olduğuna işaret eder.
    • Item type:Item,
      Türkiye’de Katılım Banklarının Fon Toplama Ve Fon Kullandırma Yöntemleri
      (ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2023) Savaş, Murat
      Ülkemizde ve dünyada halen gelişimini sürdüren faizsiz bankacılık sistemi, dini gerekçeler başta olmak üzere sosyal ve ekonomik nedenlerle finans sistemine girememiş olan fonların piyasaya aktarılması ve atıl duran bu kaynaklar ile fayda sağlanması amacı ile doğmuş ve konvansiyonel bankacılığa alternatif olmuştur. Faizsiz bankacılığın temelleri ilk etapta Müslüman olan ülkelerde atılmış olsa da ilerleyen dönemlerde tüm dünyaya yayılmış ve birçok kurum faaliyet göstermeye başlamıştır. Ülkemiz 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası’nın kurucu ortağı olarak adım atmış ve 1983 yılında bakanlar kurulu kararı ile “Özel Finans Kurumları” faaliyet geçmiş ve İslami finans modeline göre hizmet vermeye başlamıştır.2006 yılından itibaren ise ÖFK’ ları “ Katılım Bankası” statüsü kazanmıştır. Bu çalışmamın amacı, ülkemizde faaliyette bulunan katılım bankalarının, tasarruf sahipleri ve fon talep edenleri birbirleri ile hangi yöntem ve esaslar çerçevesinde karşılaştırdıkları, hangi ürünlerini kullanarak taleplere karşılık verdiğini detaylandırmaktır. Faizden uzak kalmak isteyen kişi ve kurumların konvansiyonel bankacılık anlayışından uzak faiz hassasiyeti ile faaliyet gösteren katılım bankaları ile konvansiyonel bankaların farklılıklarını ortaya koymak, fon toplama ve fon kullandırma yöntemlerinin işleyiş biçimlerinin detaylarının teorik incelemesidir. Sonuç olarak, katılım bankacılığı ve konvansiyonel bankacılık sistemi şeklen benzer vaziyette görünseler de işleyiş bakımından temel farklılıklar bulunmaktadır. Kar/zarar ortaklığı prensibine göre faaliyet yürüten katılım bankalarının hem içinde yer aldığı bankacılık sektörüne hem de ülke ekonomisine doğrudan katkısının yüksek olduğu görülmektedir. Karlılık düzeylerinin artışı ve kamunun da katılım bankacılığı alanında faaliyete başlamış olması tablonun daha da iyimse bir hal almasına sebep olmaktadır. İslamiyet’in gereklilikleri ile ürün gamı düşük gibi görünse de birçok işleme aracılık edebilecek, temel bankacılık hizmetlerini müşterilerine sunabilecek donanım ve ürüne sahip oldukları açıktır.