Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Reich'ın kitle psikolojisi yaklaşımı ve Poulantzas'ın sınıfsal analizi: Faşizm üzerine iki kuramsal model(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Umdular, DerinSiyaset felsefesi tarihinin başlıca sorunsallarından biri otoriter rejimleri ortaya çıkaran sosyolojik, ekonomik ve siyasal nedenlerin niteliğidir. 20. yüzyılda ortaya çıkan ve sistematik katliamlara yol açan faşizm ideolojisi ve hareketi sorunsalın yeniden gündeme gelmesini sağlamış ve düşünürler faşizmin meşruluk kaynağını sorgulamaya başlamışlardır. Rejimin meşruluk zeminini analiz ederken kültürel işleyişi öne çıkaran düşünürler, sosyal psikolog Le Bon ve Freud'un kitle psikolojisi çalışmalarını faşizmin meşruluk zemini kazandığı tarihsel süreç ve sosyal ilişkilere uyarlamışlar ve rejimin propaganda yöntemlerini kitle perspektifine dayanarak incelemişlerdir. Almanya'da Nazizm anlayışının yükselişine tanık olmuş Wilhelm Reich, faşizme yönelik kitle yaklaşımını küçük burjuvaziye yönelik sosyolojik tespitleriyle sentezleyerek kapsamlı bir analiz sunmuştur. Faşist ideolojiye kitle yaklaşımını eleştirerek faşizm ve otoriterleşme sürecinin somut dönüşümler sayesinde gerçekleştiği iddiasını savunarak alternatif açıklama sunan düşünür ise Nicos Poulantzas'tır. Poulantzas, Marx'ın çalışmalarını merkeze alan Marksist kuramın faşizme yönelik temel yaklaşımları olan Bonapartizm ve Tekelleşme açıklamalarını sentezleyip genişleterek faşist devletin oluşum ve güç kazanma sürecine dair alternatif bir açıklama geliştirir. Hegemonya krizine bağlı gelişen ideolojik ve iktidar bloğu krizi, işçi sınıfı yenilgisi ve emperyalizm fazı başlığı altında faşizmin ortaya çıkması koşulları, sınıfsal ve ideolojik niteliğine dair açıklamalar geliştirir. Çalışma, faşizmin temellerini ve ideolojik yapısını açığa çıkarmak için Reich'ın "kitle psikolojisi" perspektifi ile Nicos Poulantzas'ın "sınıfsal devlet kuramı" çerçevesinde faşizme ilişkin yaklaşımlarını karşılaştırmalı olarak ele almayı amaçlamıştır. Literatür taraması sonucu elde edilen bulgular sonrasına, Reich, faşizmi irrasyonel kitle davranışları, bastırılmış duygular ve otoriter aile yapısı üzerinden küçük burjuvazi sınıfını psikodinamik bir zeminle açıkladığı saptanmıştır. Ona göre faşizmin kitlesel çekiciliği, bireylerin içsel bastırılmış arzularının dışavurum biçimi olarak şekillenir. Poulantzas'ın ise faşizmi, kapitalist devletin kriz dönemlerinde başvurduğu olağanüstü bir yeniden yapılanma biçimi olarak tanımladığı saptanmıştır. Ona göre faşist diktatörlük, burjuvazinin sınıf egemenliğini yeniden tesis etmesinin özgül ve geçici bir yoludur. Bu yaklaşım, üretim ilişkileri, devlet aygıtı ve sınıflar arası güç dengesi üzerinden kuramsallaştırılır. Tez, Reich'ın öznel-psikolojik düzeyde kaldığını; Poulantzas'ın ise yapısal ve ideolojik-devletçi düzeyde bir çözümleme sunduğunu savunarak alternatif açıklamaları ve tarihsel süreçleri göstererek her iki anlayışın da gerçekçiliğini sorgular. İki yaklaşımın birbirini dışlamaktan çok tamamlayıcı olabileceğini, özellikle günümüz sağ popülizm ve otoriterleşme süreçlerinin kavranmasında iki düzeyli (psikolojik ve sınıfsal) analiz ihtiyacını vurgulayarak sonlanırItem type:Item, Toplum Sağlığı Ve Psikolojisinin İyileştirişmesi(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aydın, SelmanBu çalışmanın amacı Türkiye Cumhuriyetinde toplum sağlığı ve psikolojisini etkileyen faktörleri tespit etmek ve iyileştirilmesine yönelik alternatif çözüm önerilerini belirlemektir.Toplum sağlığına negatif ve pozitif etki eden faktörler ile toplum sağlığı ve kamu yönetimi arasındaki ilişkiyi de değerlendirmekte olan bu çalışma ayrıca Türkiye Cumhuriyeti başta olmak üzere tüm milletler için geçerli olacak şekilde emsal bir toplum düzeninin dizayn edilmesi de açıklamaya çalışmıştır.Item type:Item, Klasik Arap anlatısında makâme geleneği: -El-Ḥanefî'nin Maḳâmât'ı örneği (Aristo retorik üçgenine göre bir değerlendirme)(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Yücel, Fetiye BakıBu çalışma, Klasik Arap hikâyeciliğinin önemli anlatı türlerinden biri olan makâme/maḳâmât geleneğini ele almakta ve bu bağlamda Sâʿid b. Ahmed b. Ebî Bekr el-Ḥanefî'nin Maḳâmât adlı eserini merkeze alarak çok katmanlı bir analiz yapmaktadır. Bu çerçevede çalışmada Klasik Arap hikâyeciliğinin tarihsel gelişimi ele alınmış, maḳâmât türünün ortaya çıkışı ve gelişimi analiz edilmiş, el-Ḥanefî hakkında biyografik bilgiler sunulmuş, el-Ḥanefî'nin Maḳâmât adlı eserinin yazma ve matbu nüshaları karşılaştırmalı olarak tanıtılmıştır. Ayrıca çalışmada söz konusu eser hem içerik hem de yapı bakımından Aristo'nun Retorik Üçgeni (ethos-pathoslogos) çerçevesinde analiz edilmiş; ayrıca Maḳâmât'ın belâgat sanatlarıyla ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Bu yönüyle çalışma, makâme türü eserlerin nasıl incelenebileceğine dair literatürde örneğine rastlanmayan bir yöntem önermesi içermektedir. Ayrıca çalışma makâme türünün önde gelen isimleri ile incelemekte olduğu Hanefî'nin eserini kısaca karşılaştırmış, benzer ve farklı yönlerini ortaya koymaya çalışmıştır.Item type:Item, Ebulhayr Han ve zamanı (1429-1468)(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Tuğrul, NizameddinŞibanîlerin en başarılı olan hanı Ebulhayr, 1412 yılında doğdu ve 1429 yılında Doğu Deşt-i Kıpçak'taki Özbeklerin hanı oldu. Ebulhayr Han döneminde Altın Orda'nın batı tarafı çeşitli hanlıklara bölündü. Kazan, Kırım, Astrahan ve Kasım hanlıkları ortaya çıktı. Doğuda ise Ebulhayr Han sayesinde yaklaşık kırk yıl bir bütünlük sağlandı. Doğu Deşt-i Kıpçak'taki Özbekler üzerinde hanlık otoritesini kurdu. Özellikle Sayın Han sülalesinin sona ermesinden sonra tahta çıkarılan hanların büyük bir nüfuzu yoktu ve iktidar aslında beylerin elindeydi. Ancak Ebulhayr Han, kendisini tahta çıkaranlar üzerinde otorite kurmayı başaran nadir hanlardan biridir. Onun döneminde Doğu Deşt-i Kıpçak'ın çevresindeki devletlerin neredeyse tamamında iç karışıklıklar hâkimdi. 1446 yılında Sırderya'nın aşağı akımlarını ele geçirdikten sonra Timurluların iç işlerine karıştı. Timurlu Ebu Said'in tahta oturmasına yardım etti. Bununla birlikte pek çok Timurlu mirzaya da destek oldu. Bu dönemde Özbekler, Timurlu sahasına sürekli baskın yapıyorlardı. Harezm birkaç defa kuşatıldı. Ebulhayr Han'ın devletinin sınırları, kuzeyde ormanlık araziye, batıda İtil nehrine ve doğuda Çağatay Hanlığı sınırlarına kadar uzanıyordu. 1457 yılında Kalmuklarla yaptığı savaşta yenildi ve bu savaştan sonra Özbek Hanlığı zayıfladı. Ebulhayr Han'ın otoritesi sarsıldı. Hâkimiyeti altındaki Özbeklerin bir kısmı başka hanlara sığındılar. 1468 yılındaki ölümünün ardından Doğu Deşt-i Kıpçak'ta Sibir ve Kazak Hanlıkları kuruldu. Torunu Muhammed Şibani Han, Maveraünnehir'i ele geçirdi. Ebulhayr Han'ın tarihi, modern Özbekistan ve Kazakistan'ın geçmişleriyle doğrudan ilişkilidir. Ayrıca, Kazak, Sibir, Nogay ve Türkistan hanlıklarının tarihlerine ışık tutmaktadır.Item type:Item, Hükümlülerin Cezaevi Sürecinde Toplumsal Uyumunu Etkileyen Faktörler: Azerbaycan-Bakü Örneği(ANKARA ÜNİVERSİTESİ, 2025) Aliyeva, AygünSuç olgusu, tüm zamanlar için toplumun önemli meselelerinden biri olmuştur. İnsan, sosyal bir varlık olarak toplum içinde diğer bireylerle etkileşimler kurarak varlığını devam ettirmektedir. İnsan ve toplum varlıklarını sürdürebilmek, mevcut düzenin istikrarını koruyabilmek için toplumsal işbirliğine ihtiyaç duymaktadır. Kişinin topluma ve toplumsal, manevi-ahlaki değerlere, normlara uyum sağlaması gerekmektedir. Bireylerin, toplumsal düzene uyum sağlayamadığı durumlarda suç olayları meydana gelebilmektedir. Suç olgusu, doğal olarak bir ceza gerektirmektedir. Ancak günümüz ceza anlayışı, bireyleri yalnızca cezalandırmakla kalmamaktadır. Bunun yanı sıra, bireylerin ıslah edilmesi ve topluma yeniden kazandırılması gibi hususlar daha fazla önem arz etmektedir. Bu çalışma, ceza infaz kurumlarındaki bireylerin uyum süreçleri, ıslah çalışmaları ve topluma yeniden entegrasyonları üzerinde etkili olduğu düşünülen uygulamaları, eğitim faaliyetlerini, mesleki eğitim fırsatlarını, çalışma imkanlarını ve manevi ahlaki konularda düzenlenen seminerler ile konferansları mahkumların duygu ve düşünceleri açısından değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, aile ve eğitim kurumlarının, inancın temelini oluşturan manevi ahlaki değerlerin suçun önlenmesine olan etkileri, katkıları incelenmiştir. Araştırma nitel yönteme dayanarak yapılmış ve bu bağlamda görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu çalışma kapsamında, Azerbaycan Adalet Bakanlığı’ndan alınan izin doğrultusunda ceza infaz kurumunda bulunan 31 kadın mahkum ile mülakat yapılmıştır. Bunun yanı sıra, veri oluşturabilecek diğer kaynaklardan da yararlanılmıştır. Hem Türkiye’de hem Azerbaycan’da hem de çeşitli ülkelerde cezaevinde bulunan veya cezası sona ermiş bireylerle gerçekleştirilmiş ve
