Rousseau ve Hegel'de özgürlük ve devlet ilişkisi

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

Ankara Üniversitesi

Abstract

Bu tezin amacı, Rousseau ve Hegel'in özgürlük ve devlet anlayışlarını karşılaştırmak ve bu kavramlar etrafında birbirleriyle örtüştükleri ve ayrıldıkları noktaları tespit etmektir. Bu doğrultuda her iki filozofun birey-toplum-devlet ilişkisine dair yaklaşımları incelenecek; söz konusu yaklaşımlar yöntemsel ve düşünsel bağlamları dikkate alınarak değerlendirilecektir. Rousseau, özgürlüğü doğuştan gelen bir hak olarak tanımlarken, devleti öznel iradelerin bir araya gelmesiyle kurulan ve bu nedenle doğal olmayan bir oluşum olarak tasarlamıştır. Ona göre bireylerin temel amacı herkesin özgürlüğünün devletin yasalarıyla güvence altına alındığı politik bir bütün yaratmaktır. Bu amaç doğrultusunda bireyler, tüm haklarını tümele devrederek genel iradenin oluşumuna katkıda bulunurlar. Genel irade, doğal özgürlüğün yerine yasalar tarafından teminat altına alınmış toplumsal, ahlaki ve ussal özgürlüğü gerçek bir özgürlük ve hak olarak mümkün kılar. Hegel'e göre özgürlük hem tinin hem de tarihin amacıdır ve bu nedenle yalnızca toplumun ve kültür dünyasının oluşturduğu tinsel alanda, insanın eylemi aracılığıyla gerçekleşir. Bu bakımdan devlet, bireylerin keyfi iradelerinin rastlantısal bir ürünü değil, organik ve zorunlu bir bütünlük olarak karşımıza çıkar. Devlet öznel iradeleri gözetmekle birlikte onlardan daha fazlasını temsil eder; tikel ile tümelin bir arada etkinlik kazandığı ve özgürlüğün somut biçimde cisimleştiği etik bir yaşam alanı olarak belirir. Devleti etik kılan unsur, her bir üyesinin öznel iradesini aşarak ussal iradeye yönelmiş olmasıdır. Ussal, tümel ve zorunlu olan bu ilke halk tinini ya da halkın kültürünü oluşturur. Bu tezde ulaşılan sonuç, Rousseau ve Hegel'in özgürlük ve devlet arasında özsel bir ilişki kurduklarıdır. Ancak her iki düşünür, bu ilişkiyi farklı kuramsal ve yöntemsel bir çerçevede temellendirmiştir. Rousseau özgürlüğün güvence altına alınmasını devletin kuruluş amacı olarak düşünmüş ve bu ilişkiyi araçsal bir zeminde ele almıştır. Hegel ise özgürlüğü tinin tarihsel gelişimi içinde somutlaşan bir ilke olarak değerlendirmiş ve devleti, özgürlüğün gerçekleştiği organik ve etik bir bütünlük olarak düşünmüştür. Bu bağlamda devlet, Rousseau için özgürlüğün korunmasına hizmet eden ussal bir araç, Hegel için özgürlüğün gerçekleştiği zorunlu ve içkin bir yapı olarak ortaya çıkmaktadır.

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By