Yaş dostu bir çevrenin inşası için Çankaya (Ankara)’da yaşlıların gündelik yaşam pratiklerini anlamak
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
Bu tez araştırması, Ankara kentinde yaşlanma deneyimini Çankaya ilçesi örneği üzerinden ele alarak, yaşlı bireylerin gündelik yaşam pratiklerini, mekân kullanımlarını ve yaşadıkları çevre ile kurdukları ilişkileri anlamayı amaçlamaktadır. Bu kapsamda araştırma, yaşlı bireylerin deneyim ve beklentilerini merkeze alarak yaş dostu çevrelerin hangi mekânsal ve toplumsal koşullar altında mümkün olabileceğini tartışmaktadır. Çalışma, yaş dostu kent yaklaşımını gündelik yaşam kuramı, zaman coğrafyası ve yaşlanmanın mekânsallığı perspektifleriyle birlikte ele almakta; konut, mahalle ve kent ölçeklerinde yaşlı bireylerin gündelik-mekânsal hareketliliklerini, karşılaştıkları kısıtları ve geliştirdikleri uyum taktiklerini çok boyutlu biçimde değerlendirmektedir. Araştırma, Ankara’nın Çankaya ilçesine bağlı sosyo-demografik profilleri farklı iki mahallede (Ayrancı ve İlkadım) nitel vaka çalışması deseniyle yürütülmüştür. Araştırma verileri, 65 yaş ve üzeri katılımcılarla gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler ve saha gözlemleri yoluyla elde edilmiş; veriler tematik analiz yaklaşımıyla kodlanmış ve analiz edilmiştir. Araştırma bulguları, yaşlanma deneyiminin yalnızca bireysel kapasite, sağlık durumu ya da hizmetlere erişim üzerinden açıklanamayacağını; gündelik yaşamın mekânsal örgütlenmesi, mahalle ölçeğindeki imkân ve kısıtlar, toplumsal cinsiyet ilişkileri ve sosyo-ekonomik konumla birlikte şekillendiğini göstermektedir. Yaşlı bireylerin gündelik hareketlilikleri ev, sokak, mahalle ve kent arasındaki ilişkiler içinde kurulmakta; bu hareketlilik kimi zaman fiziksel çevrenin sağladığı imkânlarla desteklenirken kimi zaman erişilebilirlik sorunları, ekonomik sınırlılıklar, ulaşım güçlükleri ve sosyal altyapı eksiklikleri nedeniyle daralmaktadır. Bu durum iki mahallede farklı yaşlanma örüntüleri üretmektedir. Ayrancı’da kültürel sermaye birikimi, daha güçlü sosyal ağlar ve kentsel imkânlara görece yakınlık, yaşlı bireylerin kamusal yaşama katılımını ve mahalle dışına açılma kapasitesini desteklemektedir. İlkadım’da ise ekonomik kısıtlar, fiziksel erişim sorunları ve sınırlı sosyal altyapı, gündelik yaşamı daha çok yakın çevre, zorunlu hareketlilik ve ev içi pratikler etrafında yoğunlaştırmaktadır. Bu farklılaşma, yaş dostu çevrelerin her mahallede aynı biçimde kurulamayacağını; yerel bağlamın, sosyal ilişkilerin ve gündelik hareketliliğin dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bulgular ayrıca toplumsal cinsiyetin kentte yaşlanma deneyimini belirgin biçimde farklılaştırdığını göstermektedir. Kadınların bakım yükü, ev içi sorumlulukları, ekonomik bağımlılıkları ve ataerkil denetim biçimleri, mekânsal hareketliliklerini ve sosyal katılım imkânlarını erkeklere kıyasla daha fazla sınırlandırmaktadır. Bununla birlikte yaşlı bireyler, karşılaştıkları kısıtlar karşısında gündelik yaşamlarını bütünüyle pasif biçimde sürdürmemekte; mahalle içi sosyal bağlar, karşılıklılık ilişkileri, tanıdıklık ağları ve rutinleşmiş mekân kullanımları aracılığıyla çeşitli uyum taktikleri geliştirmektedir. Bu taktikler, yerinde yaşlanma arzusunu destekleyen önemli kaynaklar olmakla birlikte, fiziksel çevre, konut koşulları, ulaşım olanakları ve bilgilendirme kanallarındaki yetersizlikler nedeniyle kırılgan bir zeminde işlemektedir. Dolayısıyla yaşlı bireylerin gündelik yaşam deneyimleri, hem yapısal kısıtların hem de bu kısıtlar içinde geliştirilen ilişkisel ve mekânsal pratiklerin birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Sonuç olarak bu tez, yaş dostu çevrelerin yalnızca fiziksel erişilebilirlik, hizmet sunumu ya da kentsel donatıların varlığı üzerinden değerlendirilemeyeceğini; yaşlanmanın gündelik yaşam pratikleri, sosyo-mekânsal eşitsizlikler, mahalle ölçeğindeki farklılaşmalar ve toplumsal cinsiyet temelli deneyimler üzerinden ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu bakımdan Çankaya örneği, yaş dostu çevre tartışmalarında mahalle ölçeğindeki farklılıkların, katılım süreçlerinin ve toplumsal cinsiyete bağlı deneyimlerin birlikte ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Bu yönüyle tez, yaşlılığın gündelik pratiklerini yalnızca yapısal kısıtlar üzerinden değil, belirli koşullarda müzakere edilen ve dönüştürülebilen ilişkisel bir süreç olarak kavramsallaştırarak, yaş dostu çevre tartışmalarına Türkiye bağlamından yola çıkarak özgün bir kuramsal ve ampirik katkı sunmaktadır.
