Meme başı adenomu histopatolojik ve i̇mmünhistokimyasal bulguları
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi
Abstract
Amaç: Meme başı adenomu, meme başında erozyon ve kanlı meme başı akıntısı ile prezente olan, klinikte Paget hastalığı şüphesine yol açan, histopatolojik olarak kompleks bir morfolojik paternin izlenmesi nedeniyle tanı güçlüğü yaratan benign meme tümörüdür. Çalışmamızda nadir görülen bu tümörün histopatolojik ve immünhistokimyasal özelliklerinin irdelenmesi amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Bu amaçla Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Patoloji Anabilim Dalı’nda 2005-2020 yılları arasında tanı almış 11 meme başı adenomu çalışmaya dahil edilmiştir. Klinik bilgilere hasta dosyalarından ulaşılmıştır. Tümörlerin histomorfolojik özellikleri ve immünhistokimyasal olarak p63, SMA, kaldesmon, ER ve CK5/6 immünhistokimyasal boyanma paternleri değerlendirilmiştir. Eşlik eden duktal karsinoma in situ veya invaziv karsinom oranları kaydedilmiştir. Bulgular: Hastaların ortalama yaşı 44,1 yıl (minimum: 25, maksimum: 59) olarak saptanmış ve tümünün kadın cinsiyette olduğu gözlenmiştir. Klinik olarak kanlı, seröz meme başı akıntısı, subareolar nodül ve palpabl kitle ile prezentasyon saptanmıştır. Ortalama tümör çapı 0,9 cm (minimum: 0,4 cm, maksimum: 1,2 cm) olarak ölçülmüştür. Büyüme paterni olarak sklerozan papillomatozis (%36,4), mikst (%36,4) ve papillomatozis (%27,2) paternleri gözlenmiştir. %36,4 oranında epidermiste erozyon saptanmıştır. %18,2 oranında florid hiperplazi alanlarında nekroz ve sitolojik atipi gözlenmiştir. %18,2 oranında memenin başka bir alanında eşlik eden invaziv duktal karsinoma, %9,1 oranında adenom içerisinde düşük nükleer dereceli duktal karsinoma in situ ve %9,1 oranında memenin başka bir alanında invaziv lobüler karsinoma saptanmıştır. İmmünhistokimyasal analizde tüm olgularda adenom alanlarında p63, SMA, kaldesmon ile myoepitelyal hücre varlığı, ER ile atipisiz duktal proliferasyonlarda beklenen heterojen pozitiflik saptanmış ve CK5/6 ile ekspresyon kaybı izlenmemiştir. Sonuç: Meme başı adenomları, klinik ve patolojik olarak malignite ayırıcı tanısı gerektiren nadir tümörlerdir. Ayrıca eş zamanlı veya sonrasında adenom içerisinde veya memede başka lokalizasyonda in situ veya invaziv meme karsinomunun gözlenebilmesi nedeniyle hastaların yakın klinik takibi yapılmalıdır.
Objectives: Nipple adenoma is a benign breast tumor presenting with nipple erosion and bloody nipple discharge, causing the clinical suspicion of Paget’s disease, and creating difficulty in diagnosis due to the histopathologically complex morphological pattern. In our study, we aimed to examine the histopathological and immunohistochemical features of this rare tumor. Materials and Methods: For this purpose, 11 nipple adenomas diagnosed in Ankara University Faculty of Medicine, Department of Pathology between 2005 and 2020 were included in the study. Clinical information was obtained from patient files. Histomorphological and immunohistochemically p63, SMA, kaldesmon, ER and CK5/6 staining properties of the tumors were evaluated. Accompanying ductal carcinoma in situ or invasive carcinoma rates were recorded. Results: The mean age of the patients was determined to be 44.1 years (minimum: 25, maximum: 59) and it was observed that all of the patients were female. Clinical presentation was with bloody or serous nipple discharge, subareolar nodule or a palpable mass. The average tumor diameter was measured as 0.9 cm (minimum: 0.4 cm, maximum: 1.2 cm). Sclerosing papillomatosis (36.4%), mixed (36.4%) and papillomatosis (27.2%) growth patterns were observed. Erosion was detected in the epidermis at a rate of 36.4%. Necrosis and cytological atypia were observed in areas of florid hyperplasia with a rate of 18.2%. Concomitant invasive ductal carcinoma (18.2%), low nuclear grade ductal carcinoma in situ (9.1%) and invasive lobular carcinoma (9.1%) were seen. Immunohistochemical analysis revealed the presence of p63, SMA, caldesmon positive myoepithelial cells in adenoma areas, heterogeneous positivity with ER and expression loss was not observed with CK5/6. Conclusion: Nipple adenomas are rare tumors that clinically and pathologically require the differential diagnosis of malignancy. In addition, close clinical follow-up of the patients should be performed, since breast carcinoma can be observed in the adenoma or in another location in the breast simultaneously or afterwards.
