Sosyal medya, siyasallık ve demokrasi tartışmalarına Jacques Ranciére üzerinden bakmak

Loading...
Thumbnail Image

Date

Journal Title

Journal ISSN

Volume Title

Publisher

ANKARA ÜNİVERSİTESİ

Abstract

Sosyal medya demokrasi açısından bir olanak mıdır? Bu sorunsal bağlamında ortaya konan bu çalışmayla amaçlanan, demokrasi kavramına nasıl yaklaştığımızın ve demokrasiyi kavrayışımızın medya ve siyaset ilişkisine yaklaşımda oynadığı rolün önemine dikkat çekmektir. Bu nedenle demokrasi kavramı, liberal demokrasi anlayışıyla yalnızca temsili mekânizmalar ve kurumsal işleyiş bağlamında değil, Fransız filozof Jacques Ranciére'in yaklaşımı benimsenerek ele alınmıştır. Rancière'in yaklaşımında temel olan, demokrasi ile siyasallık arasında kurduğu ilişkidir: Demokrasi, siyasallığın temel koşulu ve bu anlamda da toplumsal özneleşme süreçlerinin imkanıdır. Ayrıca bu yaklaşım, bir görünürlük rejimi olarak polis düzeninde demokrasi, eşitlik, özgürlük ve adalet gibi kavramların mevcut kullanımını sorgulama ve bu kavramları sahiplenme sürecini politik bir mücadele olarak tanımlar. Sosyal medya, bu perspektiften çalışmada hem egemenlerin kontrol mekânizması hem de sayılmayanların sözünü duyurabildiği kırılgan ve dönüştürücü bir zemin olarak analiz edilmektedir. Polis düzeni, doğal kabul edilen hiyerarşik ve eşitlikçi olmayan görünürlük kurallarını tanımlarken; sosyal medya, bu sınırları kırarak görünmeyenlerin görünür kılınmasını ve siyasallaşmayı mümkün kılan imkanları barındırması bakımından önemlidir. Çalışmanın temel argümanı sosyal medyanın yalnızca bir iletişim aracı veya iktidarın bir gözetim, kontrol ve manipülasyon aracı olmadığı; aynı zamanda polis düzeninin belirlediği hiyerarşik görünürlük kurallarını alt üst eden, bu anlamda da sayılmayanların seslerini duyurup, sözlerini (logos) üretebildiği, kırılgan fakat dönüştürücü bir alan olduğu üzerinedir. Çünkü sosyal medya demokratik siyasetin koşulu olarak demokrasi imkanını barındırır. Rancière'in perspektifi, demokratik özneleşme ve kelimelere sahip olma mücadelesinin, mevcut düzenin sınırlarını sorgulama ile doğrudan ilişkili olduğunu gösterirken, sosyal medyanın bu süreçte hem egemenler açısından kontrol mekânizması hem de sayılmayanlar için siyasallaşma ve karşı bir iktidar alanı olarak işleyebileceğini de görmemizi sağlar. Bu amaçla incelenen Mahsa Amini Eylemleri, Wall Street'i İşgal Et Hareketi ve Gezi Direnişi gibi örnekler, sosyal medyanın yerleşik görünürlük rejimlerini sorgulama ve siyasal özneleşmeye aracılık etme potansiyelini göstermektedir. Bu nedenle sosyal medya günümüzde, polis düzeninin belirlediği sınırların ötesinde, görünmeyenlerin görünür olup söze sahip olabileceği ve demokratik siyasetin yeniden üretilebileceği bir alan olarak, demokrasi ve siyasallık açısından kritik bir öneme sahip görünmektedir.

Description

Citation

Endorsement

Review

Supplemented By

Referenced By