Sami diller çalışmalarında Arapçaya ve İbraniceye Batı’da ve Arap dünyasındaki yaklaşımlar (XVIII. - XXI. YY.)
Loading...
Date
Authors
Journal Title
Journal ISSN
Volume Title
Publisher
Ankara Üniversitesi
Abstract
Sami diller arasındaki benzerlikler ilk defa Orta Çağ’da Yahudi ve Arap dil bilimcilerin ana dilleri üzerine yaptıkları çalışmalar ile ortaya çıkmıştır. Bu çalışmalar daha çok Arapça ve İbranice ekseninde şekillenmiştir; ancak bu çalışmalar, bu dil ailesinin varlığını tespit etmeye neden olacak nitelikte olmamıştır. Avrupa’da ise XIX. yüzyıldan itibaren dillerin karşılaştırılmasına yönelik yeni bir dil yöntemi gelişmiştir. İlk defa XVIII. yüzyılda ortaya atılan Sami diller kavramı, XIX. yüzyılda dillerin karşılaştırmalı çalışmaları ile farklı bir boyut kazanmıştır. Bu yüzyılda dil bilimin bağımsız bir bilim dalı hâline gelmesiyle birlikte Sami diller, bir dil ailesi olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Bu yüzyıldan itibaren Batı’da yapılan çalışmalarda, Orta Çağ Arap dünyasına benzer şekilde Arapça ve İbranice genellikle birlikte değerlendirilmiştir. Ancak bu iki dile yönelik birbirinden oldukça farklı yaklaşımlar geliştirilmiştir. XIX. yüzyıldan sonra Arap dünyasında yaşanan değişimlerle birlikte, Batı’nın da etkisiyle Araplar bu konuya yönelmiş ve Arapça ile İbraniceye yönelik çalışmalar yapmışlardır. Ancak Arap dünyasında İsrail Devleti’nin kurulması ve Arapların İsrail ile olan çatışmalarının ortaya çıkması ile birlikte, İbraniceyi Arapçanın bir lehçesi olarak kabul edip varlığını görmezden gelen bir ekol ortaya çıkmıştır. Buna karşılık Arap dünyasında Ramazan Abdu’t Tevvâb’ın öncülük ettiği bir ekol ise Batı tarzı karşılaştırmalı filoloji yöntemini benimsemiştir. Bu nedenle Arap dünyasında Arapça ve İbraniceye yönelik tek tip bir düşünce yapısından ziyade, birbirine zıt olarak nitelendirilebilecek farklı yaklaşımların mevcut olduğu görülmektedir. Bu çalışmada, Orta Çağ Arap dünyasında Yahudi ve Arapların çalışmaları özet mahiyetinde açıklanmış; daha sonra XIX. yüzyıldan itibaren söz konusu dillerin filolojik ve karşılaştırmalı dilbilimsel açıdan incelenmesinde uygulanan yöntemler ele alınarak Arapça ve İbranicenin bu çalışmalardaki konumu ortaya konulmuştur. Konunun girişi ve tarihsel arka planı niteliğinde olan bu iki bölümden sonra, önce Avrupa’da bu konuda yapılan çalışmalarda söz konusu dillere yönelik yaklaşımların, ardından Arap dünyasında mevcut olan yaklaşımların açıklanması hedeflenmiştir.
