EĞİTİM VE KÜTÜPHANE İLİŞKİSİ
Malik YILMAZ*
Eğitim, belli bir konuda, bir bilgi ve bilim dalında yetiştirme ve geliştirme, eğitme işidir. Diğer bir tanımda ise, çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etmedir.1
Sözlükteki tanımları bu şekilde olan eğitim, insanları zamanın koşullarına hazırlamak, zamanın gerektirdiği bilgilerle donatmak, bir bakıma yaşamı öğretmek ve almış olduğu eğitimle, sahip olduğu bilgiyi hayata uygulamasını sağlamaktır. Günümüzde önemi anlaşılan eğitim,gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerde bilimsel olarak yoğun bir şekilde verilmektedir.
21.Yüzyıla yaklaştığımız bugünlerde, günümüzün toplumsal yapı ve kurumları, hızla değişen ve yenilenen siyasal, sosyal ve teknolojik değişimin baskısı altındadır. Ülkelerin, baskısı altında bulundukları bu değişime ayak uydurabilmeleri ve geleceklerini teminat altına alabilmeleri ise ancak yetişmiş nitelikli insan gücü ile mümkündür. Yetişmiş bu nitelikli insan gücüne sahip olmanın tek yolu ise eğitimdir. Bunun için tüm gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler eğitime büyük önem vermekte hatta bütçelerinden en büyük payı eğitime ayırmaktadırlar.2 Nitekim bilgi üretiminin büyük bir bölümü, milli gelirinin önemli bir yüzdesini araştırma, eğitim ve bilgi çalışmalarına ayıran sanayileşmiş ülkelerde gerçekleşmektedir. Bu ülkelerin hemen hepsinde, bilgi kullanıcılarının pekçoğuna cevap verecek birer bilgi alt yapısı bulunmaktadır; yani, kütüphaneler, dokümantasyon ve bilgi analiz merkezleri, uzman personel, kurumlaşmış bir meslek ve meslek eğitimi, bilgi kaynaklarını bilgi kullanıcılarına bağlayan etkili kanallar ve ulusal birer bilgi politikası bulunmaktadır.3
Eğitim ve kültür alanında gördükleri bir aksaklık onları belki savunma anında meydana gelen bir eksiklikten daha çok endişelendirmektedir. Çünkü
Arş.Gör. Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü.
1 Türkçe Sözlük l. (A-J). Ankara 1988, 435 s.
2 Bekir Turgut, "Eğitim ve Bilgi", 33.Kütüphane Haftası Bildirileri, Ankara 1997, 37 s.
3 Claire Guinchat, Michel Menou, Bilgi
ve Dokümantasyon Çalışma Tekniklerine Genel Giriş,
Çev. Sönmez Taner,
Ankara 1990, 4 s.
geleceğini teminat altına almak isteyen herkes şunu iyi bilmelidir ki; artık çağımızda da gelecekte de ayakta kalmanın yolu eğitimden geçmektedir.4
Eğitimin bilimsel olarak eğitilenin seviyesine göre ve uygun koşullarda yapılması, bireyi yetiştiği konu hakkında bilgilendirir. Bilgilenmek veya bilgi sahibi olmak demek, belirli bir durumu analiz edebilme, yönetimsel veya siyasal sorunlara çözüm bulabilme ve sağlıklı karar alma yeteneğine sahip olmak demektir. Bilinmezliklerin giderilmesi, doğal olarak daha iyi kararlara yol açar; bu kararlar yapılacak doğru seçimlerle bir sektörün, bir kurumun veya bir ülkenin kaderini tayin eder.5
Bugün toplumların ve ülkelerin dünya görüşleri, eğitim düzeyleri, sosyal statüleri ve geleceğe yönelik beklentileri ne olursa olsun her toplum ve ülke hatta herkes için oluşan ortak kanaat; eğitimin milletlerin geleceğini teminat altına alan en önemli unsur olacağıdır.
1739 sayılı Milli Eğitimin Temel Kanunu'nda Türk Milli Eğitiminin genel amaçları şu şekilde belirtilmiştir: "Türk milletinin bütün fertlerini, bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu arttırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadî, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır.6
Milli Eğitimin Temel Kanunu'nda da görüldüğü üzere eğitimin amacı, bireyi daha iyi eğitip bilgili kılmak ve ülkenin ilerlemesinde ve kalkınmasında destek rolü üstlenmesini sağlamaktır. Bu durum bireye çağdaş ve bilimsel eğitim verilmek suretiyle sağlanır. Aksi halde çağdaş koşulların gerektirdiği şekilde eğitilmeyen birey, hem kendisine hem de ülkesine faydalı olamayacaktır. Bunun içindir ki kalkınmış ya da kalkınmakta olan ülkeler eğitime ve eğitimi destekleyen unsurlara özel bir önem göstermektedirler.
Eğitimin hayat boyu sürmesine karşın, biz bunu yine de "örgün" ve "yaygın" diye ikiye ayırıyoruz. Örgün eğitim, ilkokuldan başlayıp üniversitenin sonuna kadar sürmektedir. Yaygın eğitim ise, her dereceli okul dışında yapılandır. Yaygın veya halk eğitimden, çeşitli nedenlerle okula gidememiş veya okulu bitirememiş olanlar yararlanır. Her derecedeki örgün eğitim ve öğretimin nitelikli bir biçimde yapılabilmesi için ilk, orta, lise ve üniversite
4 Turgut, a.g.e., 37 s.
5 Guinchat, Menou, a.g.e., 3 s.
6 Turgut, a.g.e., 38 s.
kütüphanelerine; yaygın eğitimde ise halk ve
çocuk kütüphanelerine gereksinim duyulur.7
Kütüphanelerin
işlevleri arasında bilgi kaynaklarını koruma, eğitim, araştırma ve boş
zamanları değerlendirme en başta gelmektedir. Her kütüphane türünde bu
işlevler farklı ele alınmakla birlikte, kütüphanelerin birleştikleri temel
nokta şudur: Kütüphaneler, hizmet ettikleri grubun eğitim ve kültür seviyelerini
artırmak, onların ihtiyacı olan bilgiyi en iyi ve en doğru şekilde sunmaktır.8
Eğitimi destekleyen
ve eğitime olumlu katkıda bulunan unsurlardan birisi de hiç şüphesiz
kütüphanelerdir. Bütün kütüphane kurumlarının temelinde insanı
bilgilendirmek, bilgi ihtiyacını karşılamak ve onun eğitimine ve öğretimine katkıda
bulunmak gibi amaçlar vardır. Eğitime ve öğretime bu katkı daha çok üç kütüphane kurumu tarafından
gerçekleştirilmektedir: Üniversite kütüphaneleri,
Okul kütüphaneleri ve Halk kütüphaneleri.
Üniversite kütüphaneleri, bir üniversite
bünyesinde bulunan, öğretim görevlileri,
öğrenciler ve üniversitede çalışan personele hizmet veren kütüphanelerdir. Bu kütüphanelerin en önemli
amacı, öğretim elemanlarının ve öğrencilerin araştırmalarında ve çalışmalarında
onlara en üst düzeyde yardımcı olmaktır.
Üniversite kütüphaneleri, verdikleri hizmetler ile üniversitenin amaçlarının
gerçekleşmesine aracı olurlar. Bundan dolayı bir üniversite kütüphanesine
üniversitenin kalbi demek herhalde yanlış olmaz.
Okul kütüphaneleri,
ilk öğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında verilen eğitimi ve öğretimi destekleyen
ve bu amaç doğrultusunda kaynaklar
içeren kütüphanelerdir. Bu kütüphaneler eğitimdeki gelişmeler ve ilerlemeler neticesinde ortaya çıkmıştır,
içerdikleri kaynaklar ve hitap ettikleri okuyucu kesimine faydası açısından eğitime büyük ölçüde katkıda bulunur. Okul kütüphanesinin asıl ve en önemli görevi
hizmet ettiği öğrenci ve öğretmen kitlesine
eğitim ve öğretimde yardımcı olmaktır. Öğrenciyi araştırmaya yöneltmek, ders kitaplarına bağımlılıktan
kurtararak onları çeşitli kaynaklardan öğrenmeye
alıştırmak, okul kütüphanelerinin önemini daha da arttırmıştır.9 Nitekim Amerika'da yakın tarihlerde,
"Kütüphanesiz Okullar- Milli Utancımız" adı altında
yayınlanmış bir rapor'da deniyor ki: "Kütüphanesiz okul, yarım bırakılmış bir okuldur. Bu gerçeğe rağmen ilk
okulların % 60'ında, ki bunlara 10
7 Osman Ersoy, "Eğitimde Kütüphane", Türk Kütüphaneciliği, VIII/2, (1994), 92 s.
8 Doğan Atılgan, "Eğitim ve Kütüphane", Türk Kütüphaneciliği, V/2, (1991), 70 s.
9 Atılgan,
a.g.m., 71 s.
milyon öğrenci devam etmektedir, kütüphane
mevcut değildir. Yine bu okulların % 84'ünde kütüphaneci yoktur. Bu, milli bir
utanç sebebidir. Öğrencilere, kullanacakları okul kütüphaneleri ve kendilerine rehberlik
edecek kütüphaneciler
temin etmedikçe onların gerek iyi ve zevk duyarak okuma gerekse anlayış
kabiliyetleri ile gerçekten ilgilendiğimizi söyleyebilir miyiz?
İlkokul devresi, bireyin okumaya karşı bir
hayat boyu devam edecek alışkanlık ve
davranışlarının geliştirildiği ve hemen hemen bütün çocukların okumayı veya kendilerine birşeyler okunmasını
istedikleri çağdır. Ancak bu doğal arzu, eğer okuma faaliyeti sadece
rutin bir sınıf hareketi kalır; okul, öğrencideki
arzuyu bir tatmin ve keşif seyahati haline getirecek kütüphanelerden mahrum bırakılırsa kırılır ve
ölebilir.10
Bununla birlikte,
Milli Eğitim Bakanlığının çağrılısı olarak 1924 yılında ülkemize gelen ve Türkiye
Maarifi Hakkında Rapor adlı eseri yazmış olan, ünlü eğitimci John Dewey, okul kütüphaneleri
konusunda çok önemli saptamalar yapmıştır.
John Dewey özetle, okul yapısı planlanırken, kütüphaneye yer ayrılmasını öğütlüyor; bir okulda kütüphane yoksa
orada eğitimden söz edilemeyeceğini
vurguluyor.''
Eğitimi destekleyen ve
eğitimin ayrılmaz bir parçası olan bir diğer kütüphane türü ise Halk
Kütüphaneleridir. Halk kütüphaneleri, cins, yaş, ırk, milliyet, din, dil,
eğitim, kültür, sosyo-ekonomik düzey ve politik fark gözetmeden kültür ve bilgiyi insanlığın
hizmetine ücretsiz sunan, toplumla bütünleşen,
toplumun ekonomik, sosyal, eğitsel, kültürel ve teknik kalkınmasına yardımcı olan demokratik
kuruluşlardır.12
Halk kütüphanesi, çoğu kez bulunduğu
bölgenin tek kütüphanesidir. Dolayısıyla o
bölgedeki bütün öğrencilerin yararlandığı ve başvurduğu bir kütüphane olma özelliği taşımaktadır. Bu noktada
bir halk kütüphanesi, eğitime ve öğretime, öğrencilerin ders çalışmalarına ve
araştırmalarına yardımcı olarak
katkıda bulunmaktadır.
Halk kütüphanesi
örgün, yaygın ve yaşam boyu eğitimi desteklediği gibi, özellikle topluma okuma alışkanlığının
kazandırılması, ulusal ve evrensel
10 Özer Soysal, Türk Kütüphaneciliği / Bilginin Yazgısı, Ankara 1998, 140 s. 1 11Ersoy, "Eğitimde Kütüphane", 93 s.
12 A. Turabi Tütüncü, "Halk Kütüphaneleri ve Yerel Yönetimler", Türkiye'de Bilgi Merkezlerinin Yönetimi ve Sorunları Sempozyumu, Ankara 1996, 28.s.
kültürün, dolayısıyla sanatın tanıtımı ve benimsetilmesi konusunda da önemli bir görev üstlenmiştir.13
Eğitim ve öğretimin ayrılmaz bir parçası olan kütüphane kurumu ilerlemiş toplumlarda eğitime paralel olarak gelişmekte ve gerekli önemi görmektedir. Bu toplumlarda kütüphanenin eğitime desteği ve katkısı kabul edilmiş olup, kütüphaneye bu anlamda değer verilmekte, hizmet anlayışı bu yönde gelişmektedir.
Eğitimde kütüphanenin etkinliğine bir örnek olsun diye, burada, 1950 yıllarında Hindistan'da yapılan çalışmadan kısaca söz açmak istiyorum. Hindistan UNESCO'dan aldığı yardımla "Delhi Halk Kütüphanesi" projesini başarı ile gerçekleştirmiştir. Sözünü ettiğim bu proje, Delhi ve çevresinde hem kütüphane hizmeti verilmesine neden olmuş; hem de okumaz yazmazlığın giderilmesinde çok önemli bir görevi yerine getirmiştir.14
Türkiye'nin Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı'nda (1963-1967) gelecek beş yıl içerisinde ki eğitim hedefleri arasında kütüphane konusunun ele almışı ise şu şekildedir: "Eğitimin ayrılmaz bir parçası olan kitaplıklar için gerekli harcamalar eğitimin diğer harcamaları ile birlikte düşünülmüştür. Kitaplıkların eğitim hedeflerine ve ihtiyaçlara en uygun bir şekilde kurulup yürütülmesi ile ilgili bütün tedbirler alınacaktır."15 Görüldüğü gibi devlet politikası da kütüphanelerin eğitimdeki önemli yerini görerek destekleme sürecine girmiştir.
Öğretmen ile öğrenciyi birbirine bağlayan pedagojik ilişkilere ek olarak, öğretim süreci, öğrenme ve beceri kazanma olguları, çok sayıda belge yığınlarının varlığını ve bu belgelerde yer alan bilgilerin kullanılmasını gerektirir; yani, kütüphanelere ve bilgi merkezlerine duyulan ihtiyacı artırır.16 Bu da gösteriyor ki eğitim ve öğretim süreci, kütüphane tarafından sürekli etkilenmektedir. Bu kaçınılmaz bir olgudur. Çağdaş toplum olmanın gereğidir.
Eğitim sadece okul içinde verilmez. İnsanın yaşamının ilk yıllarından başlayarak öğretim çağı içinde ve hayat boyunca devam eder. Çeşitli eğitim ve iletişim araçlarından yararlanarak devletçe düzenlenen programlar
13 Tülin Sağlamtunç, "Ulusal Bilgi Politikası ve Bilgi
Merkezi Olarak Halk Kütüphanesi,
33.Kütüphane haftası
bildirileri, Ankara
1997, 32 s.
14 Ersoy, a.g.m., 92 s.
15 Soysal, a.g.e., 139 s.
16 Guinchat, Menou., a.g.e., 3.s.
çerçevesinde yapılan eğitim ve kütüphane birbirinin tamamlayıcısıdır. Eğitimin her kademesinde kütüphane etkili rol oynar.17
Modern eğitim anlayışı artık öğrencileri, belirli konuların ezberlenmesi yerine, onları araştırıp öğrenmeğe ve yorum yapmağa yöneltmektedir. Bu şekilde bir eğitimin de kütüphaneler olmadan gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Kütüphane okuyucuları üzerinde yapılan bir araştırmanın sonucu, okuyucu kitlesinin büyük bir çoğunluğunun öğrenci olduğunu göstermektedir. Okuyucu kitlesinin büyük çoğunluğunu öğrencilerin oluşturduğu kütüphaneleri, eğitimin ayrılmaz bir parçası saymak her halde yanlış olmaz. Kütüphaneler, eğitimi desteklemekle birlikte bulundukları çevrenin birer eğitim, kültür ve araştırma kurumları niteliği ile de çevre halkın eğitimi ile ilgilenmektedir.18
Kütüphaneyi eğitimden soyutlamak, eğitimi, kütüphanenin büyük desteğinden mahrum bırakmak demektir. Kütüphaneler bir eğitim kurumunun ayrılmaz bir parçasıdırlar. Dolayısıyla eğitimin ve öğretimin en büyük destekleyici etkenlerindendir. Bunun için kütüphanelere hak ettikleri değer verilmelidir. Bu arada eğitimin de hedeflerine ve amaçlarına ulaşmasında kütüphaneler aktif olarak kullanılmalıdır. Bu ister devlet kanalıyla ister yetkili kişilerce olsun, muhakkak yerine getirilmelidir.
17 Atılgan, a.g.m., 71 s.
18 Atılgan, a.g.m., 70-71 s.