Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Belh Hanefiliğinin ilk kelâmî metinleri ve analizi(Ankara Üniversitesi, 2026) Rajabi, MilaBu çalışmada Belh Hanefilerine ait kelâmî metinler olan Ecvibetü’s-Saffâr alâ Esiletü’t-Tevhid ve Kitâbü’l-İʻtikad fî Ehli’s-Sünne ve’l-Cemâa analiz edilmiş, söz konusu eserler üzerinden Belh Hanefiliğinin Hanefi kelam düşünce geleneği içerisindeki yeri ortaya konulmuştur. Bu çalışma, giriş, üç bölüm, değerlendirme ve sonuç kısımlarından oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve temel kaynakları hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, Belh’in coğrafi ve tarihî yapısı ele alınmış, Hanefîliğin bu bölgede yayılışı ve benimsenme süreci incelenmiş, ayrıca Belh’li Hanefi âlimlerin hayatları tanıtılmıştır. İkinci bölümde, Ebû’l-Kâsım es Saffâr el-Belhî ile Muhammed b. el-Fazl el-Belhî’nin hayatı ve ilmî şahsiyetleri incelenmiş, eserlerinin muhtevası, kaynakları ve sonraki Belh klasik metinleri üzerindeki etkileri değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise söz konusu eserlerin muhteva analizi yapılmıştır. Bu kapsamda iman, amel, tevhid, nübüvvet ve kader gibi kelâmî konular çerçevesinde müelliflerin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Ayrıca bu eserler üzerinden Belh Hanefiliğinin Ebû Hanife’ye bağlılığı, itikadî görüşlerinin benimsenme düzeyi ve IV. ile V. asırlarda bölgede öne çıkan kelâmî tartışmalar ortaya konulmuştur.Item type:Item, Göçmen kadın girişimciliğinde toplumsal cinsiyet ve çok katmanlı dinamikler: Almanya örneği(Ankara Üniversitesi, 2026) Getizmen, EceBu tez, Almanya’da göçmen kadın girişimciliğini toplumsal cinsiyet perspektifi ve çok katmanlı dinamikler çerçevesinde inceleyen kapsamlı bir literatür taraması çalışmasıdır. Göçmen kadınların girişimcilik deneyimleri, çoğu zaman yalnızca bireysel tercihlerin veya ekonomik zorunlulukların bir sonucu olarak ele alınmakta; toplumsal cinsiyet rejimleri, bakım emeği, göç statüsü, kurumsal yapılar ve ulus-ötesi bağlar gibi belirleyici unsurlar yeterince bütüncül biçimde analiz edilmemektedir. Bu çalışma, söz konusu boşluğu doldurmayı amaçlamaktadır. Tezin birinci bölümünde, göç ve toplumsal cinsiyet ilişkisine dair kuramsal tartışmalar ele alınmaktadır. Feminist göç çalışmaları, kesişimsellik yaklaşımı, sosyal yeniden üretim ve bakım emeği literatürü ile ulus-ötesi perspektifler, göçmen kadınların emek piyasası ve girişimcilik deneyimlerini açıklamak üzere tartışılmaktadır. Bu bağlamda, göçün cinsiyetlendirilmiş bir süreç olduğu ve kadınların göç deneyimlerinin sınıf, etnisite, göç statüsü ve aile yapılarıyla iç içe geçtiği vurgulanmaktadır. İkinci bölümde, Almanya’da göçün tarihsel gelişim dinamikleri, göçmen kadınların sosyo-ekonomik konumları ve uyum politikaları ele alınmaktadır. Misafir işçi döneminden günümüze uzanan göç rejimlerinin, kadın göçmenlerin istihdam biçimlerini ve girişimcilik fırsatlarını nasıl şekillendirdiği analiz edilmektedir. Ayrıca Almanya’daki işgücü piyasası, bakım rejimleri ve girişimcilik ekosistemi, göçmen kadınların karşılaştıkları yapısal eşitsizlikler bağlamında değerlendirilmektedir. Üçüncü bölüm, Almanya’da göçmen kadın girişimciliğini açıklayan çok katmanlı dinamiklere odaklanmaktadır. Göçmen kadınların girişimciliğe yönelme motivasyonları, karşılaştıkları engeller ve bu engelleri aşmak için geliştirdikleri bireysel ve kolektif stratejiler; karma gömülülük, sosyal sermaye ve girişimcilik ekosistemi yaklaşımlarıyla ele alınmaktadır. Ayrıca ulusal ve ulus-ötesi düzeyde devlet mekanizmalarının göçmen kadın girişimciliği üzerindeki etkileri tartışılmaktadır. Çalışmanın sonucunda, Almanya'da göçmen kadın girişimciliğinin yalnızca bireysel girişimcilik eğilimleriyle değil; piyasa yapıları, kurumsal düzenlemeler, toplumsal cinsiyet normları, bakım yükleri ve ulus-ötesi ilişkilerle şekillenen çok boyutlu bir süreç olduğu ortaya konulmaktadır. Tez, politika yapıcılar ve araştırmacılar için toplumsal cinsiyet duyarlı ve hedef odaklı girişimcilik politikalarına yönelik öneriler sunmaktadır.Item type:Item, İşyerinde psikolojik taciz(Ankara Üniversitesi, 2024) Özge, VeyselSon yıllarda dünyada ve ülkemizde çalışma yaşamında öne çıkan psikososyal risklerden birisi işyerinde psikolojik tacizdir. İşyerinde psikolojik taciz işyerindeki işveren ya da diğer çalışanlar tarafında mağdura karşı mağduru yıldırmak amacıyla yapılan süreklilik arz eden sistematik psikolojik saldırılardır. Psikolojik saldırıdan anlaşılması gereken mağduru rahatsız etmeye yönelik hakaretlerden küçük düşürücü sözlere kadar mağdura karşı yapılan her türlü olumsuz söz, tutum ve davranıştır. İşyerinde psikolojik taciz, işyerinde ayrımcılık ve cinsel taciz gibi çeşitli kavramlarla benzerlik gösterse de bazı unsurları açısından bu kavramlardan farklıdır. Türk Hukukunda işyerinde psikolojik taciz kavramı öncelikle yargı kararlarına konu olmuş daha sonra çeşitli yasal düzenlemelerde doğrudan yer almıştır. İşyerinde psikolojik taciz ile işçinin iş sözleşmesi çeşitli yönlerden ihlal edilmektedir. İşyerinde psikolojik taciz işverenin gözetme borcuna veya eşit davranma borcuna aykırı davranışları sonucunda meydana gelebilecektir. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güveliği Kanunu ile 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’na göre işveren işyerinde psikolojik tacize karşı her türlü önlemi almalıdır. İşverenin bu yasal yükümlüklerini ihlal etmesinin çeşitli hukuki sonuçları olacaktır. İşyerinde psikolojik taciz nedeniyle mağdur işçi, işverenden çeşitli tazminat ve alacak taleplerinde bulunabilecektir. Yine işyerinde psikolojik taciz oluşturan fiiller suç oluşturuyorlarsa failler ceza alabileceklerdir. İşyerinde psikolojik tacizin ispatı konusunda yasal düzenlemelere ve yargıtay içtihatlarına göre mağdur işçiye çeşitli ispat kolaylıkları tanınacaktır.Item type:Item, Doğa ve insan ilişkisi: Yaşam doyumu, huşu ve çevreci tehdit algısının doğaya bağlılık temelinde incelenmesi(Ankara Üniversitesi, 2026) Yoldaş, NagehanBu tez çalışmasının temel amacı, doğaya bağlılık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkide çevreci tehdit algısı ve eğilimsel huşunun sıralı aracılık etkisini incelemektir. Bu doğrultuda iki çalışma gerçekleştirilmiştir. İlk çalışmada Eğilimsel Pozitif Duygular Ölçeği’nin alt boyutlarından biri olan Eğilimsel Huşu Ölçeği’nin Türkçeye uyarlanması ve psikometrik özelliklerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında 18–65 yaş aralığında 303 katılımcıdan veri toplanmıştır. Yapılan Açımlayıcı Faktör Analizi sonucunda ölçeğin orijinal form ile tutarlı biçimde tek faktörlü yapıya sahip olduğu bulunmuştur. Madde-test korelasyonlarının kabul edilebilir düzeyde olduğu, ölçeğin yüksek iç tutarlılık gösterdiği ve yaşam doyumu ile huşu ölçmeye yönelik maddelerle pozitif yönde anlamlı ilişkiler sergilediği belirlenmiştir. Bulgular, ölçeğin Türkçe formunun geçerli ve güvenilir bir ölçüm aracı olduğunu göstermektedir. İkinci çalışmada ise doğaya bağlılık, yaşam doyumu, çevreci tehdit algısı ve eğilimsel huşu değişkenleri arasındaki ilişkiler ile çevreci tehdit algısı ve eğilimsel huşunun doğaya bağlılık ile yaşam doyumu arasındaki ilişkideki sıralı aracılık rolü incelenmiştir. Araştırma kapsamında 299 katılımcıdan veri toplanmıştır. Ön analizler sonucunda veri setinin normal dağılım varsayımını sağladığı ve kullanılan ölçeklerin yeterli düzeyde iç tutarlılığa sahip olduğu belirlenmiştir. Eğilimsel Huşu Ölçeği’nin tek faktörlü yapısı doğrulayıcı faktör analizi ile doğrulanmıştır. Korelasyon analizleri sonucunda doğaya bağlılık, eğilimsel huşu ve yaşam doyumu arasında pozitif yönde anlamlı ilişkiler bulunurken; doğaya bağlılık ile çevreci tehdit algısı arasında negatif yönde anlamlı ilişki saptanmıştır. PROCESS Makrosu Model 6 kullanılarak gerçekleştirilen sıralı aracılık analizi sonucunda doğaya bağlılığın yaşam doyumu üzerindeki etkisinin doğrudan değil, dolaylı yollar aracılığıyla gerçekleştiği bulunmuştur. Özellikle doğaya bağlılık → eğilimsel huşu → yaşam doyumu yolunun anlamlı olduğu belirlenmiştir. Elde edilen bulgular, doğaya bağlılığın bireylerin yaşam doyumunu artırmasında huşu gibi duygusal süreçlerin önemli bir rol oynadığına işaret etmektedir.Item type:Item, İslam siyaset düşüncesinde kitle ve lider tipolojisi: Avam-havas ayrımı(Ankara Üniversitesi, 2026) Pınarbaşı, Esra DursunBu çalışma, modern siyasal düzenin yapısal meşruiyet krizini din–sekülerlik karşıtlığı üzerinden değil, kutsalın siyasal alanda yer değiştirmesi ve yeniden örgütlenmesi üzerinden kavramsallaştırmayı amaçlamaktadır. Sekülerleşme, burada meşruiyetin aşkın temellerden kopuşla birlikte simgesel, normatif ve yönetimsel araçlar aracılığıyla yeniden kurulması süreci olarak ele alınmaktadır. Temel problem, modern egemenliğin meşruiyetini hangi anlam rejimleri, temsil biçimleri ve istisna kapasiteleri üzerinden ürettiğidir. Çalışma dört katmanlı bir analiz üzerine kuruludur. İlk olarak din–siyaset ilişkisinin tarihsel dönüşümü, kavram tarihi perspektifiyle ele alınmakta; egemenliğin teolojik dayanaklardan seküler gerekçelendirme biçimlerine geçişi incelenmektedir. İkinci olarak Schmitt, Löwith, Blumenberg, Taubes, Koselleck ve Agamben etrafında şekillenen sekülerleşme ve siyasal teoloji tartışmaları üzerinden modernliğin kendi meşruiyetini nasıl temellendirdiği analiz edilmektedir. Bu çerçevede siyasal teoloji, teolojik içeriğin korunması meselesinden ziyade modern düzenin bağlayıcılığını hangi nihai gerekçeler ve istisna mekanizmaları aracılığıyla kurduğunu görünür kılan, eleştirel bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Üçüncü bölümde modern egemenliğin kurucu gerilimi temsil–çokluk ilişkisi üzerinden tartışılmaktadır. Hobbes’un siyasal birliği temsil aracılığıyla kuran yaklaşımı, modern siyasetin ontolojik eşiği olarak ele alınmakta; 19. yüzyılda belirginleşen “kitle sorunu” bu temsil krizinin toplumsal görünümü olarak analiz edilmektedir. Le Bon, Freud, Canetti ve Foucault’nun katkıları doğrultusunda meşruiyetin yalnızca hukuki ve kurumsal değil; duygulanımsal, simgesel ve yönetimsel teknikler üzerinden üretildiği gösterilmektedir. Böylece kitle–lider ilişkisi, modern siyasal düzenin meşruiyet üretiminin yoğunlaştığı kritik bir eşik olarak kavramsallaştırılmaktadır. Son bölümde bu kuramsal çerçeve II. Abdülhamid dönemi üzerinden somutlaştırılmaktadır. 1876 Kanun-ı Esâsî’nin ürettiği anayasal muğlaklık, egemenliğin kaynağına ilişkin belirsizlik ve istisna kapasitesinin kurumsallaşması; hilafetin siyasal-teolojik bir üst çerçeve olarak yeniden seferber edilmesi; ritüel, sembolik görünürlük ve kamusal dolaşımın gözetimi birlikte analiz edilmektedir. Bu bağlamda Abdülhamid rejimi, modern yönetim teknikleri ile siyasal-teolojik repertuarı eklemleyen hibrit bir meşruiyet düzeni olarak değerlendirilmektedir. Sonuç olarak tez, modernliğin kutsalı ortadan kaldırdığı varsayımını sorgulamakta; meşruiyetin aşkın temellerden kopuşla birlikte kırılganlaştığını ve bu kırılganlığın siyasal-teolojik, simgesel ve yönetimsel araçlarla sürekli olarak yönetildiğini ileri sürmektedir. Osmanlı örneği üzerinden modern egemenliğin meşruiyet mantığını yeniden düşünmeyi hedefleyen çalışma, sekülerleşme ve siyasal teoloji tartışmalarına temsil krizi ve kitle–lider analizi ekseninde bütünlüklü bir katkı sunmaktadır.
