Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Biyoetanol üretim aşamasında ortaya çıkan koyu şilempenin In-Vitro rumen ortamında etkilerinin araştırılması
      (Ankara Üniversitesi, 2024) Hiçcan, Özlem
      Türkiye'de de giderek yaygınlaşmakta olan ve ayrıca tarımsal üretim hacmini artıran biyoetanol tesislerinin ham maddesi olan melasın distilasyon yolu ile alkolü uzaklaştırıldıktan sonra ortaya çıkan yan ürünlerden birisi koyu şilempedir. Koyu şilempe protein ve mikro besin maddelerince zengindir. Bu yan ürünün işlenerek et gibi yüksek kaliteli gıda ürününe dönüşmesi beslenme maliyetini azaltırken üreticiye gelir sağlar. Ruminantlar biyoetanol gibi önemli bir maddeden sağlanan yan ürünü insanlar için yenilebilir gıdaya dönüştürmesi açısından önemli rol oynamaktadır. Öte yandan koyu şilempenin düşük pH'sı, içerdiği yüksek oksijen ve mineral tuzları bu yan ürünü doğru şekilde bertaraf edilmediği takdirde çevre için potansiyel bir tehlikeye dönüştürmektedir. Bu çalışmada Türkiye'de giderek artan biyoetanol üretimi esnasında oluşan koyu şilempenin ruminant hayvanların rasyonlarında geleneksel yüksek kaliteli pahalı protein kaynaklarına alternatif olarak kullanımı ve bu hayvanlarda fermantasyon ile sindirilebilirliğe etkisi in-vitro çalışmada değerlendirilmiştir. Bu amaçla rumen sıvıları 2 adet kanüllü hayvandan alınmıştır. Çalışma için kullanılan kaba yem:konsantre yem oranı 50:50 olacak şekilde ayarlanmıştır. Koyu şilempe, Türkiye'nin büyük biyoetanol üreticilerinden olan Konya Şeker San. ve Tic. A.Ş.'den temin edilmiştir. Çalışma bütün gruplarda üç tekrar olarak gerçekleştirilmiştir. Koyu şilempe yemin %5, %10 ve %15'i olarak ilave edilmiştir. 48 saatlik inkubasyonun sonucunda toplam gaz hacmi kayıt edilmiş, alınan örneklerde pH, amonyak azotu, UYA düzeyleri ve metan gazı miktarı tespit edilmiş olup ANKOM tekniği kullanılarak aynı düzende oluşturulmuş grupların kuru madde, organik madde ve NDF sindirilebilirlikleri ortaya konmuştur. Sonuç olarak, koyu şilempenin yüksek protein içeriği (HP=%21,56), sindirilebilirliğe herhangi olumsuz bir etkisinin olmaması (P>0,05), rumen pH'sını değiştirmemesi (P>0,05), UYA konsantrasyonlarında belirlenmiş sınırlar dışında bir etki yaratmaması ve hatta en yüksek dozda (%15) az miktarda metan gazı üretimini baskılamış olması ruminant besleme de kullanılabilecek bir yan ürün olabileceğini göstermektedir. Yapılan bu çalışma gereği %5 ve %10 koyu şilempe dozlarının kullanım için uygun olabileceği, bununla birlikte daha yüksek dozlarının kullanımının başka çalışmalarla desteklenmesi gereklidir. Aynı zamanda koyu şilempenin, ruminantlarda kullanımı sınırlayıcı olan potasyum ve sülfatı alınmış formları ile bu çalışmaların yapılmasının yem olarak kullanılabilirliğinin artırılması için gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.
    • Item type:Item,
      ONN, NN, NNN, NNNN tipinde ligandlar ve koligandlar kullanılarak yeni spin krosover (SCO) özellikte koordinasyon bileşiklerinin hazırlanması ve karakterizasyonu
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Gürpınar, Kübra
      Bu tez çalışmasında NNN tipi ligandlar ve ClO₄⁻, BF₄⁻, PF₆⁻, SbF₆⁻, NCS⁻, koligandları kullanılarak spin crossover özellik gösteren Fe (II) koordinasyon bileşikleri hazırlanmış ve element analizi, infrared spektroskopi (FTIR), termogravimetrik analiz (TGA), diferansiyel taramalı kalorimetri analiz (DSC) yöntemleri ile karakterize edilmiştir. Bu bileşiklerden Fe(pp)(SCN)2, Fe (pp)2(PF6), Fe(mpp)(SCN)2, Fe(mpp)2(ClO4)2 kristalin elde edildi ve x ışınları kırınım yöntemiyle incelenmiş, moleküler modelleri, bağ uzunlukları ve birim hücre verileri belirlenmiştir. Bileşiklerin diferansiyel taramalı kalorimetri (DSC) ile spin geçiş sıcaklıkları (faz dönüşümleri) ve entropi değişimleri hesaplanmıştır. Koligandların ve ligandların spin geçişi üzerine etkisi tartışılmıştır. İçlerinden yüksek spin geçiş entropisine sahip Fe(htrz)2(trz)(BF4) kompleksi için katı hal soğutma sistemlerinde kullanılması amacıyla tek eksenli gerilme altında mekanokalorik etki ve COP değeri hesaplanmıştır. 95 MPa bir gerilme ile Fe(htrz)2(trz)(BF4) spin crossover kompleksinde izotermal entropi değişimi ΔSmCE = -130 J kg−1 K−1 ve adyabatik sıcaklık değişimi ΔTmCE = 6,8 K, devasa mekanokalorik etki elde edilmiş, mekanokalorik etki literatürdeki kalorik etkilerle karşılaştırılarak ve yorumlanmıştır.
    • Item type:Item,
      Geç tayf türü yıldızlarda flare aktivitesi tespit ve analizi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Sığırcı, Suphi
      Geç tayf türü yıldızlarda manyetik yeniden bağlantı süreçleri sonucunda ortaya çıkan yüksek enerjili flare olaylarının doğru biçimde tespiti ve analizi, yıldızların kromosferik etkinliği, manyetik yapısı ve evrimsel süreçlerinin anlaşılmasında önemli bilgiler sunmaktadır. Bu tez kapsamında, Kepler ve TESS görevlerinden elde edilen yüksek zaman çözünürlüklü fotometrik veriler kullanılarak geç tayf türü yıldızlarda flare tespiti ve analizi amaçlanmıştır. Işık eğrilerinde akı farkına dayalı yeni bir yöntem olarak tasarlanan algoritma, flare başlangıç, tepe ve sönümleme zamanlarını belirlemektedir. Python programlama dili kullanılarak geliştirilen ve grafik arayüz ile desteklenen bu yazılıma FlareFind adı verilmiştir. Yazılım, aynı zamanda eşdeğer süre hesaplamalarını gerçekleştirmekte ve elde edilen sonuçları görsel biçimde sunmaktadır. Çalışma kapsamında Kepler ve TESS verilerinden seçilen sekiz yıldız incelenmiştir. Bunlardan ikisinde toplam 68 flare olayı literatürdeki arşiv verileriyle karşılaştırılmış ve yöntemin güvenilirliği değerlendirilmiştir. Bazı ışık eğrilerinde ise flare tespitleri arındırma ve istatistiksel modelleme çalışmalarında kullanılarak, yıldızların manyetik aktivite düzeyleri ve flare enerjisi dağılımları daha ayrıntılı biçimde incelenmiştir. Bu analizler sonucunda flare oluşum süreçleri, enerji üst sınırları ve yıldızların manyetik etkinliklerine ilişkin önemli sonuçlara ulaşılmıştır.
    • Item type:Item,
      Tls protokollerinde post-kuantum kriptografi: Protokol güvenliğini artırma stratejileri
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Özcan, Tuğba
      Kuantum bilgisayarların gelişmesi, günümüzde kullanılan açık anahtarlı kriptografik sistemlerin güvenliğini ciddi biçimde tehdit etmektedir. Bu nedenle, güvenli iletişim protokollerinin kuantum sonrası algoritmalarla güncellenmesi gerekmektedir. Bu tez, post-kuantum kriptografik (PQC) algoritmaların Transport Layer Security (TLS) 1.3 protokolüne entegrasyonunu ve bu entegrasyonun performans üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma kapsamında, TLS 1.3 protokolünde hem anahtar değişimi hem de sertifika tabanlı kimlik doğrulama senaryoları test edilmiştir. Klasik, hibrit ve saf PQC algoritmalarıyla yürütülen deneylerde farklı TLS 1.3 yapılandırmaları değerlendirilmiş ve her senaryo 1000 tekrar üzerinden ölçülmüştür. Ölçümler, el sıkışma süreleri, sertifika boyutları ve standart sapmalar dikkate alınarak karşılaştırmalı bir şekilde analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, PQC algoritmalarının TLS 1.3'e entegrasyonunun teknik açıdan mümkün ve uygulanabilir olduğunu göstermektedir. Ayrıca performans kayıplarının büyük ölçüde yönetilebilir seviyede kaldığı görülmüştür. Özellikle anahtar değişiminde ML-KEM ailesi, kimlik doğrulamada ise ML-DSA ve Falcon düşük gecikme süreleri ve istikrarlı performanslarıyla öne çıkmış; SPHINCS+ ise görece büyük imza boyutlarıyla ek gecikme süresine sahiptir. Hibrit yaklaşımlar ise klasik sistemlerle uyumluluğu koruyarak güvenli geçiş için alternatif sunmaktadır.
    • Item type:Item,
      Lojistik tesis geliştirme sürecinde uygun yapı tasarımı ve tasarımın tesislerin kullanımına etkisi
      (Ankara Üniversitesi, 2025) Tanrıöver, Fatma Gül Numanoğlu
      Türkiye bulunduğu bölgesel konumu itibarı ile önemli bir lojistik merkez olma potansiyelini sunmaktadır. Bir hizmetler zinciri olarak gelişen lojistik sektörünün önemli fonksiyonlarından biri olan depolar önemli bir gayrimenkul yatırımına dönüşmüştür. Piyasada lojistik kullanıma uygun inşa edilmiş gayrimenkul talebi hızlı artış göstermektedir. Sektörde en önemli sorunlardan biri uygun yapı tasarımı ve buna uygun lojistik gayrimenkul arzının sınırlı olmasıdır. Belirtilen doğrultuda araştırmada lojistik gayrimenkullerin geliştirme sürecine katkı sağlaması amacıyla uygun yapı tasarımına yönelik önerilerin geliştirilmesi, standartların oluşturulması ve bu alanda bir yol haritası sunulması amaçlanmıştır. Çalışmanın önemi, hızla büyüyen lojistik sektöründe kullanıcı ihtiyaçları ile yatırımcı ve geliştirici stratejilerini buluşturarak daha işlevsel, esnek ve sürdürülebilir projelerin geliştirilmesine katkı sağlamaktır. Bu amaçla öncelikle yurt içi ve yurt dışında inşa edilen lojistik tesisler incelenmiş, belirlenen yapısal unsurlar üzerinden uygulamalar tanımlanmış ve daha sonra Ankara'da tesis kullanıcılarına ve Türkiye genelinde kurumsal geliştiricilere anket uygulanarak elde edilen verilerin analizi yoluyla test edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre lojistik gayrimenkul geliştirme sürecinde üç kritik faktörün öne çıktığını saptanmış olup, bunlar; işletme ölçeğinin, tesis büyüklüğünü belirleyen temel unsur olması, yapısal esnekliğin kullanıcı memnuniyetini ve operasyonel uyumu artırması ve sürdürülebilirlik kriterlerinin yeni tesis kararlarında stratejik bir zorunluluk haline gelmesi olarak saptanmıştır. Bunlara ilave olarak geliştirici yönünden kurumsal kaynak ve özellikle sermayenin büyüklüğünün belirleyici olduğu, pazar eğilimlerinin projelere sektörel danışmanlığa dayalı olarak aktarıldığı, esnek ve sürdürülebilir projelerin yatırım değerini artırmak için gerekli olduğu da ortaya konulmuştur. Sonuç olarak lojistik gayrimenkul sektöründe geleceğe yönelik başarılı projelerin, ölçeğe uygun, esnek ve sürdürülebilir tesis tasarımlarına dayalı olarak geliştirilmesi gerektiği ve bu çerçevede yatırımcıların geliştirme uzmanları ile birlikte çalışarak proje geliştirme ve yatırım kararlarını vermesi gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.