Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz
Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:
- Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
- Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
- Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar
Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.
Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:
- Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
- Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
- Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
- Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.

Recent Submissions
Item type:Item, Ebu’l-Yusr el-Pezdevî’nin Eş‘arilik algısı(Ankara Üniversitesi, 2026) Yüksel, KayraMezhepler alimlerin görüşlerini belirlediği gibi alimler de mezheplerin yaşamasını sağlamıştır. Ruhban sınıfı olmayan İslamiyet’te ise alimler daha özgürce fikir beyan edebilmiş ve katı sınırlardan muaf tutulmuşlardır. Yer yer alimlerin mezheplerinden taşmalarına da sebebiyet vermektedir. Bazı zamanlarda ise alimler üst söylem gücüne ulaşmış ve yeni bir ekol olma yolunda olmuşlardır. Pezdevî de hem uzayan bir teşekkül sürecine sahip olan Mâturîdilik için hem de zaman zaman sahip olduğu söylemden ötürü mezhebin sınırlarında dolaşması ve bazen tam nerede olduğu anlaşılmayan yapısından ötürü eleştiri ve merak kaynağı olmuştur. Onun ortaya koyduğu söylem pek çok kısmı kapsadığı gibi Eş‘arî ve Eş‘arilik hakkında yaptığı açıklamalar kendi kimliği ve mezhepler algısı açısından önem arz etmektedir. Selçukluların yükselişe geçtiği ve Müslüman düşünce geleneğinin yeni bir serüvene girdiği dönemde yaşamış olan Pezdevî, kendisini yeni kimlik inşalarının olduğu fikrî çeşitlilikte bulmuştur. Erken dönem Mâturîdî söylemin inşasında öncü isimlerde olmasının yanı sıra farklı mezheplere olan bakış açısı için de kıymetlidir. Mâturîdî’nin keşfinde önemli rol oynayan Pezdevî, tavrı ile de çağdaş dönemde bir tartışma konusu olmuş ve aidiyeti kuşku ile karşılanıp Mâturîdî aidiyeti eleştiriye tabi tutulmuştur. Kendisi ise yer yer başka mezheplerin görüşlerine uyduğunu açıklayarak ve imamlarına muhalif görüş öne sürerek bu eleştirilerin oluşmasında olanak sağlamıştır. Hanefiliği Ehl-i Sünnet’in merkezine alarak hareket eden Pezdevî, diğer oluşumları bu bakış açısından değerlendirmiştir. Anlama ve anlamlandırma faaliyetinde eserler üzerinden geçmişe sarkmakla birlikte muhatapları üzerinden de diyaloglara girerek zihin dünyasını çeşitlendirmiştir. Eş‘arilikle olan ilişkisi ise kimi zaman reddiyeci tavrı getirmişken kimi zaman da ılımlı yaklaşımı ve hatta kabulü de içinde taşımıştır.Item type:Item, The impact of AI-powered development agents on software developer productivity(Ankara Üniversitesi, 2026) Shabıb, MohammadAI-powered development agents are now widely adopted, and this thesis asks what they actually do to software developer productivity, through a mixed-methods case study at a mid-size software company. A survey of 54 AI tool users across backend, frontend, and quality assurance roles is supplemented by project management metrics from five anonymized development teams. Perceived productivity gains are consistently positive and moderate, with a statistically significant positive correlation between usage frequency and perceived productivity. Effectiveness depends heavily on the task: repetitive work and unit test generation rate highest, while team collaboration and architectural guidance return little. No statistically significant differences appear across professional roles or experience levels, though descriptive trends point to slightly larger gains for junior devel opers and quality assurance engineers. Thematic analysis of open-ended responses iden tifies prompt engineering difficulty, limited context awareness, and hallucinations as the primary challenges. Supplementary project management data shows cross-team through put increases and cycle time reductions after adoption, consistent in direction with what respondents reported. Together these findings support a division of labor model of human AI collaboration, in which AI handles automatable pattern-based work while humans re tain the advantage in contextual reasoning, creative problem-solving, and collaboration. For organizations adopting these tools, the evidence supports expecting moderate rather than revolutionary gains. Yapay zeka destekli geliştirme ajanları bugün yaygın biçimde benimsenmiştir; bu tez, bu araçların yazılım geliştirici verimliliği üzerinde gerçekte ne yaptığını orta ölçekli bir yazılım şirketinde yürütülen karma yöntemli bir vaka çalışmasıyla incelemektedir. Back end, frontend ve kalite güvence rollerinde çalışan 54 yapay zeka aracı kullanıcısına uygulanan anket, beş anonimleştirilmiş geliştirme ekibinden elde edilen proje yönetim metrikleriyle desteklenmiştir. Algılanan verimlilik kazanımları tutarlı biçimde olumlu ve ılımlıdır; kullanım sıklığı ile algılanan verimlilik arasında istatistiksel olarak anlamlı bir pozitif korelasyon bulunmuştur. Etkinlik büyük ölçüde göreve bağlıdır: tekrarlayan işler ve birim test üretimi en yüksek puanı alırken, ekip işbirliği ve mimari rehberlik az değer sun maktadır. Mesleki roller veya deneyim seviyeleri arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark ortaya çıkmamıştır; ancak betimsel eğilimler, alt düzey geliştiriciler ve kalite güvence mühendisleri için biraz daha yüksek kazanımlara işaret etmektedir. Açık uçlu yanıtların tematik analizi, başlıca zorluklar olarak prompt mühendisliği güçlüğünü, sınırlı bağlam farkındalığını ve halüsinasyonları belirlemiştir. Ek proje yönetimi verileri, benimseme sonrasında ekipler arası iş çıktısında artış ve döngü süresinde azalma göstermekte olup bu yön katılımcıların bildirdikleriyle tutarlıdır. Bu bulgular birlikte, yapay zekanın otomatikleştirilebilir kalıp tabanlı işleri üstlendiği, insanların ise bağlamsal akıl yürütme, yaratıcı problem çözme ve işbirliğinde üstünlüğünü koruduğu bir işbölümü modelini desteklemektedir. Bu araçları benimseyen kuruluşlar için bulgular, devrimsel değil ılımlı kazanımlar beklenmesini desteklemektedir.Item type:Item, Türkmen Türkçesi açıklamalı sözlüklerin yapısal özelliklerinin (S-1962 ve S-2016) karşılaştırmalı incelenmesi(Ankara Üniversitesi, 2026) Gün, MerveBu araştırmada; 1962 yılında Sovyet döneminde ve 2016 yılında bağımsız Türkmenistan Cumhuriyeti döneminde Türkmen Türkçesinde hazırlanmış iki açıklamalı sözlüğün çeşitli yönlerden karşılaştırmalı olarak incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma betimsel bir araştırma olup veri yapısı açısından nitel özellik göstermektedir. Araştırmada doküman incelemesi yöntemi kullanılmıştır. Veri kaynağı dokümanlar, incelenen sözlüklerdir. Veriler makroyapı ve mikroyapı tarama formlarıyla toplanmıştır. Veriler doküman analizi ile analiz edilmiştir. Bulgular, sözlükler için ayrı başlıklar altında sunulmuş, ardından karşılaştırmalı olarak yorumlanmış ve tartışılmıştır. Bulgulara dayalı olarak sonuçlara ulaşılmış ve öneriler geliştirilmiştir. Ayrıca (S-2016) sözlüğünün A harfiyle başlayan maddeleri Türkiye Türkçesine çevrilmiştir. Araştırma sonucunda (S-2016) sözlüğünün hazırlanmasında, kendisinden önce hazırlanan (S-1962) sözlüğünün temel kaynak olarak kullanıldığı, özellikle makroyapı ve mikroyapı özellikleri açısından aralarında büyük benzerlikler olduğu görülmüştür. Ancak; (S-2016) sözlüğü toplam madde başı, madde içi sayısı ile Türkmen Türkçesinin söz varlığını yansıtması açısından daha kapsamlıdır. Ayrıca yapılan kuruluş ve yöntem özellikleri, madde başı ve madde içi sözcük seçimi, söz varlığı belirleme, yazım ve söyleyiş özellikleri açısından (S-2016) sözlüğü lehine sonuçlara ulaşılmıştır. Sözlükler arasındaki temel bir fark ilk sözlüğün Kiril harfli Türkmen, ikinci sözlüğün Latin harfli Türkmen alfabesiyle hazırlanmış olmasıdır. Sözlüklerin hazırlandıkları dönemin egemen siyasi ideolojisi, sözlüklere madde seçimi, açıklama yazma, örnek kullanım, örnek kullanım için kaynak eser ve kişi seçimi üzerinde etkili olmuştur.Item type:Item, Yeniden yapım suç dizilerinde kültürel yeniden haritalandırma: Adalet anlayışının melodramatik dönüşümü(Ankara Üniversitesi, 2026) Nezir, Muslu CanerBir ülkede yapılmış olan televizyon dizileri format transferi yoluyla başka ülkelerde yeniden üretilirken, çeşitli kültürel değişiklikler yapılmaktadır. Bu değişiklikler, her ülkenin kendi politik ve kültürel bağlamlarına göre şekillenmektedir. Bu nedenle bu tür dizilerin orijinalleriyle karşılaştırılması, kültürler arasındaki farklılıklar hakkında değerlendirme yapmaya imkân verir. Bu çalışmada, İngiltere’de yapılmış olan Liar ve Happy Valley adlı televizyon dizileri, Türkiye’de üretilen Yalancı ve Son Nefesime Kadar adlı yeniden yapımlarıyla, Güney Kore’de yapılmış olan Innocent Defendant adlı dizi ise Türkiye’deki yeniden yapımı olan Mahkum adlı diziyle karşılaştırılmaktadır. Suç dizileri arasındaki bu karşılaştırma, adalet anlayışlarındaki farklılıkların kültürel farklar ekseninde değerlendirilmesiyle yapılmaktadır. Diziler, ülkelerin medya kültürleri, politik meseleleri ve kültürel özellikleri bağlamında karşılaştırılmaktadır. Kültür, toplum veya toplulukları kendi içinde birleştirirken, başka toplum veya topluluklardan da farklılaştıran kapsayıcı bir unsur olarak görülmektedir. Kültürler arasındaki farklılıkların görünür olduğu yerlerin ise sınırları oluşturduğu düşünülmektedir. Bu kapsamda yeniden yapımlar, orijinallerinin üretildiği iki ülkenin kültürel özellikleriyle Türkiye’nin kültürel özellikleri ve çelişki alanlarını açığa çıkaran sınır noktalarının empirik olarak görüldüğü metinler olarak değerlendirilmektedir. Kültürler arasındaki farklılıkların televizyon anlatısının kendine has çok modlu yapısıyla inşa edildiği düşünülerek, orijinal diziler ile yeniden yapımları arasındaki dönüşümler dilin alanına giren diyaloglar ve dili de kapsayan daha geniş bir çok modluluk evreninin diğer unsurları olarak görülen oyunculuk, ses ve müzik, kamera hareket, açı ve planları dikkate alınarak incelenmektedir. Bu kapsamda orijinal diziler ile yeniden yapımlarında benzer şekilde yer alan, adalet anlayışı bakımından önemli görülen sahneler, çok modlu metin analizi yöntemiyle karşılaştırılmaktadır. Bunun haricinde, dizilerin anlatılarındaki önemli dönüşüm unsurları da özgün politik ve kültürel anlamları bakımından yorumlanmaktadır. Değerlendirmeler, yeniden yapım dizilerdeki eksiltme ekleme, genişletme ve değiştirme unsurlar dikkate alınarak yapılmaktadır. Bu kapsamda öncelikle İngiliz yapımı dizilerdeki sert/cesur gerçekçi anlatı kipinin, Türk yeniden yapımlarında melodramatik kipe doğru kaydığı; Kore yapımı dizide de bulunan melodramatik unsurların ise Türk yeniden yapımında daha da güçlendirildiği görülmüştür. Medya kültürleri arasındaki farklılıklara dayanan bu değişimler, adalet arayışının formel hukuk sistemi içinden toplumsal ağ ve ilişkiler alanına kaydırıldığı, sivil toplum alanındaki yaygın kontrol mekanizmalarının konusu olduğu, toplumsal cinsiyet bakımından patriyarkal ilişkilerle örüldüğü adalet anlatısına temel oluşturmuştur. Türkiye’nin kendine has politik çelişki alanlarına işaret eden bu dönüşümler, tarihsel olarak var olan kültürel eğilimlerin modernleşme sürecinde de farklılaşarak sürdürüldüğü bir kültürel evren içinde işleyen politik meseleler olarak görülmüştür.Item type:Item, Tanrı, mükemmellik ve zaman(Ankara Üniversitesi, 2026) Konyalı, AfraBu tez, Tanrı’nın zaman ile ilişkisini, ilahi mükemmellik anlayışları çerçevesinde özellikle Mükemmel Varlık Teolojisi (MVT) ile Zorunlu Varlık Teolojisi (ZVT) arasındaki ayrım üzerinden incelemektedir. Klasik teizmin ilahi değişmezlik, basitlik, aşkınlık ve zorunluluk gibi temel niteliklerinden hareketle, Tanrı’nın zamansal mı yoksa zamansız mı olduğu sorusu yeniden ele alınmıştır. İlk bölümde, mükemmellik, ezelilik ve zaman tasavvurlarının farklı okumalarına yer verilmiştir. Bu bağlamda MVT’nin mükemmelliği niteliklerin maksimize edilmesi üzerinden temellendirdiği; bunun ise Tanrı’yı dolaylı olarak değişim ve zamansallık kategorilerine açık hâle getirdiği görülmektedir. İkinci bölümde, çağdaş din felsefesinde savunulan ilahi zamansallık ve değişen mükemmellik modelleri incelenmiş; Tanrı’nın ancak zamansal bir fail olarak âlemle ilişki kurabileceği yönündeki iddialar değerlendirilmiştir. Üçüncü bölümde ise ZVT merkeze alınarak, Tanrı’nın zorunlu, bilfiil, basit ve değişmez varlık oluşunun zamansızlığı gerektirdiği savunulmuş; yaratma ve varlıkta tutma fiillerinin zamansız bir ilahi eylem olarak nasıl temellendirilebileceği ortaya konmuştur. Sonuç olarak tez, mükemmelliğin niteliksel büyüklük üzerinden değil, varlığın zorunluluğu üzerinden okunmasının, Tanrı’nın zamansızlığını yalnızca mümkün değil zorunlu kıldığını ileri sürmektedir. Böylece tez, Tanrı-zaman ilişkisine dair tartışmalarda, zorunlu varlık temelli bir mükemmellik anlayışının zamansızlığı en güçlü biçimde temellendiren yaklaşım olduğunu göstermeyi amaçlamaktadır.
