Akademik Arşiv Sistemine Hoş Geldiniz

Ankara Ünivrsitesi Akademik Arşiv Sistemi:

  • Üniversitemiz Akademik ve Kültürel Mirasını toplama, saklama ve geniş kitlere duyurmak amacını taşır
  • Üniversitemiz akademik çıktılarını uluslararası standartlarda dijital ortamda depolar
  • Etkisini artırmak için telif haklarına uygun şekilde Açık Erişime sunar

Ayrıca Üniversitemiz Önlisans, Lisans ve Yüksek Lisans ders notlarına Açık Ders Malzemeleri sistemi üzerinden erişebilirsiniz.

Akademik Arşiv Sistemi birçok farklı bölümden oluşur:

  • Dergiler = Bu kategoride Ünivrsitemizde yayınlanan dergilere ulaşabilirsiniz
  • Kitaplar= Üniversitemizde yayınlanan kitapları bu kategoride bulabilirsiniz.
  • Gazeteler= Geçmişten günümüze bazı gazetelerin, bazı sayıları sizi tarihte bir yolculuğa çıkarıcak.
  • Tezler= Yüksek Lisans, Doktora ve Uzmanlık Tezleri bu kategori altında yer almaktadır.
  • ve daha binlerce kaynak; açık, ücretsiz, bir tık yakınızda...
  • Communities in DSpace

    Select a community to browse its collections.

    Now showing 1 - 5 of 8

    Recent Submissions

    • Item type:Item,
      Çocuklarda nadir görülen bir durum: diş aspirasyonu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Özcan, Gizem; Gurbanov, Anar; Göllü, Gülnur; Can, Özlem Selvi; Çobanoğlu, Nazan
      Yabancı cisim aspirasyonu çocuk ve erişkin yaşta gerçekleşebilir ve asemptomatik olabileceği gibi ciddi solunum yolu komplikasyonlarına hatta ölüme neden olabilir. Diş aspirasyonu yaşlılarda, motormental geriliği olan hastalarda ve nörolojik hastalıkları olanlarda sıklıkla gerçekleşebilirken; tüm yabancı cisim aspirasyonları arasında düşük bir orana sahiptir. Altı hafta önce ateş, balgamlı öksürük ve hırıltı şikayeti başlayan; bu nedenle oral antibiyotik, inhale kortikosteroid ve salbutamol tedavisi uygulanan; ateşi düşen ancak öksürüğü geçmeyen 10 yaşında erkek hastanın özgeçmiş ve soygeçmişinde özellik saptanmadı. Fizik muayenesinde genel durumu iyi, kalp tepe atımı: 96/dk, solunum sayısı: 16/dk, nabız oksimetre ile bakılan oksijen saturasyonu %100 saptandı ve solunum sistem muayenesinde sol hemitoraksta arkadan dinlemekle tüm alanlarda ronküs duyuldu. Akciğer grafisinde sol hilus bölgesinde 1x0,5 cm büyüklüğünde radyoopak alan görüldü. Yapılan fleksibl bronkoskopi sırasında sol alt lob bronşu girişinde etrafı koyu mükoz sekresyonla kaplı yabancı cisim görüldü. Ardından rijit bronkoskop ile çıkarılan yabancı cisimin bir adet molar diş olduğu görüldü. İşlem sonrası aile ile tekrar görüşüldüğünde hastanın öksürük şikayetinin başlamasından iki hafta önce lokal anestezi ile iki adet diş çekimi yapıldığı, çekim sırasında öğürme ardından ani öksürmesinin olduğu, dişlerden birinin aileye teslim edilmesine rağmen diğer dişin aileye verilmediği öğrenildi. Bronkoskopi sonrası uygun oral antibiyotik tedavisi ile takibe alınan hastanın şikayet ve bulguları tamamen kayboldu. Sağlıklı çocuklarda yabancı cisim aspirasyonları arasında diş aspirasyonunun çok sık olmaması sebebiyle olgumuz sunulmuştur. Foreign body aspiration can occur in children and adults and can be asymptomatic or cause serious respiratory complications and even death. Tooth aspiration can occur frequently in the elderly, in patients with motor-mental retardation and in patients with neurological diseases; it has a low ratio between all foreign body aspirations. A 10-year-old male patient presented with fever, wet cough and wheezing six weeks before his admission. He had chronic cough although he was treated with oral antibiotherapy, inhaled corticosteroids and salbutamol. The patient’s history and family history were unremarkable. On physical examination, his general condition was good, heart rate: 96/min, respiratory rate: 16/min, oxygen saturation measured by pulse oximeter was 100%, and respiratory system examination revealed rhonchi in all areas of the left hemithorax. Chest X-ray revealed a 1x0.5 cm radiopaque area in the left hilus region. During the flexible bronchoscopy, foreign body covered with thick mucous secretion was observed at the entrance of the left lower lobe bronchus. Subsequently, the foreign body extracted with rigid bronchoscope was found to be a molar tooth. After the procedure, his family was interviewed again and it was learned that the patient had two teeth extractions with local anesthesia two weeks before the onset of the cough. It was learned that there was sudden coughing after retching, one of the teeth was delivered to the family and the other tooth was not given to the family. After bronchoscopy, he was followed up with appropriate oral antibiotherapy and his symptoms disappeared completely. Tooth aspiration is not common among foreign body aspirations in healthy children therefore this case report is presented.
    • Item type:Item,
      Bacillus cereus’un etken olduğu travma i̇lişkili yara enfeksiyonu
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Oğuzman, Elif; Çetin, Hikmet; Kalem, Mahmut; Karahan, Zeynep Ceren; Evren, Ebru; Us, Ebru
      Bacillus cereus, toprak, toz ve çamur, çürüyen organik madde, tatlı ve tuzlu sular, sebzeler ve fomitler de dahil olmak üzere doğada yaygın olarak bulunan, aerobik, endospor oluşturan Gram-pozitif çomaktır. Klinik örneklerden izole edildiğinde genellikle “kontaminant” olarak yorumlanır. Ancak hem gastrointestinal hem de ekstraintestinal enfeksiyonlarda etken olarak da bulunabilmektedir. Bu olgu sunumunda, ateşli silah yaralanması sonucu gelişen tibia ve fibula kırığı nedeniyle opere edilen 35 yaşında diyabetik erkek hastada gelişen ve B. cereus’un etken olduğu post-travmatik yara enfeksiyonu sunulmuştur. B. cereus laboratuvarda her zaman kontaminant olarak kabul edilmemeli ve post-operatif ve post-travmatik yara enfeksiyonlarında etken olarak akılda bulundurulmalıdır. Bacillus cereus is an aerobic, endospore-forming Gram-positive rod found widely in nature, including soil, dust and mud, rotting organic matter, fresh and salt water, vegetables and fomites. When isolated from clinical specimens it is often interpreted as a “contaminant”. However, it may present as an etiological agent in both gastrointestinal and extraintestinal infections. In this case report, we have presented a post-traumatic wound infection due to B. cereus in a 35 year-old, diabetic patient who have applied to hospital with gunshot injury and operated due to tibia and fibula fractures. B. cereus should not always be considered as a contaminant when cultured in the laboratory and should be kept in mind as a pathogen especially post-operative and post-traumatic wound infections.
    • Item type:Item,
      İmperfore himene bağlı karın ağrısının over torsiyonuyla karıştığı bir olguda fizik i̇ncelemenin önemi
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Küçükkuray, Merve Duman; Balcı, Özlem; Yağız, Beytullah; Ergün, Ergun
      İmperfore himen yaklaşık olarak 2000 kadında bir görülmekle birlikte sıklıkla sporadiktir. Hemen hemen tüm olgularda tanı adolesan döneminde primer amenore veya pelvik ağrı incelemesi esnasında fizik inceleme ile konmaktadır. On üç yaşındaki kız hasta hastanemize dış merkezden over torsiyonu ön tanısıyla yönlendirildi. Hastanemize başvurduğunda yapılan fizik muayenesinde muayenesinde pelvik bölgeden umbilikusa dek uzanan dolgunluk ve her iki alt kadranda hassasiyeti mevcuttu. Yapılan genital muayenede dış genital organlar normal olmakla birlikte vestibülün izlenmesi gerektiği yerde mavi refle veren (ıkınma olmaksızın) bombeleşme saptandı. İmperfore himen nedeniyle oluşan hematokolpos öntanısı ile acil olarak genel anestezi altında ameliyat edildi. Her ne kadar son yıllarda görüntüleme yöntemleri öne çıksa da fizik inceleme ve anamnez ilk basamak tanı yöntemi olmalıdır. Özellikle imperfore himen gibi özellikli muayene bulgusu ile kolay tanınabilen durumlarda dikkatli fizik muayene gereksiz tetkiklerin önüne geçebilir ve tedavi sürecini hızlandırabilir. Imperforate hymen has been reported to occur in one in 2000 in females and it is mostly a sporadic event. In almost all cases, patients apply to the hospital with complaints of primary amenorrhea or pelvic pain. The diagnosis is made during physical examination. A 13 years old female patient was referred to our hospital with a preliminary diagnosis of ovarian torsion. Physical examination showed that the external genital organs were normal, but bulging-bombing with blue reflection (without straining) was found where the vestibule should be monitored. She was operated under general anesthesia for hematocolpos due to imperforate hymen. Physical examination may prevent unnecessary procedures and examinations and also accelerate the treatment process especially as in the cases that can be easily diagnosed with a special examination finding such as imperforate hymen.
    • Item type:Item,
      Cerrahi yolla tedavi edilen myelomeningoselli hastaların retrospektif değerlendirilmesi
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Erkoç, Yavuz Selim; Erdem, Yavuz; Bayar, Mehmet Akif
      Amaç: Nöral tüp defektleri santral sinir sisteminin en sık görülen konjenital malformasyonudur. Spinal malformasyonların saptanması, sınıflandırılması ve tedavilerinin planlanması nörolojik fonksiyonların prognozu açısından önemlidir. Bu çalışmada kliniğimizde myelomeningosel tanısı ile cerrahi tedavi uygulanan 54 hastanın verileri retrospektif olarak değerlendirildi. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya dahil edilen hastaların demografik verileri, klinik özellikleri, eşlik eden anomaliler, cerrahi zamanı, komplikasyon oranları, hastanede yatış süreleri kayıt edildi. Bulgular: Çalışmamıza dahil edilen 54 hastanın 27’si (%50) kız, 27’si (%50) erkekti. Hastaların yaş ortalaması 3,5 (1-22) gün bulundu. Yirmi bir (%38,9) ebeveyn arasında akrabalık vardı. Hastaların en sık lumbosakral bölgede (%50) myelomeningosel kesesi vardı. Kliniğimize kabul edilen 54 hastadan 15’i (%27,7) hastaneye doğumdan 72 saat sonra getirildiği için geç dönemde cerrahi uygulanmıştı. İlk 48 saatten sonra cerrahi onarım yapılan yenidoğanların hastanede yatış süresi daha uzundu ve komplikasyon oranları daha yüksekti. Hastaneye kabul edildiğinde, 10 (%18,5) hastada myelomeningosel kese bütünlüğü bozuktu. Kırk bir (%76) hastada hidrosefali vardı. Sonuç: Myelomeningoselli hastaların erken dönemde tedavi edileceği bir merkeze yönlendirilmeleri, erken cerrahi tedavinin sağkalım ve yaşam kalitesi üzerine etkileri dikkate alındığında oldukça önemlidir. Objectives: Neural tube defects are the most common congenital malformation of the central nervous system. Identification, classification and treatment of spinal malformations are important in terms of prognosis of the neural functions. In this study, the data of 54 patients who underwent surgical treatment for myelomeningocele in our clinic were evaluated retrospectively. Materials and Methods: Demographic data, clinical characteristics, accompanying anomalies, timing of surgery, rates of complications, and length of hospital stay were recorded. Results: Of the 54 patients included in our study, 27 (50%) were female and 27 (50%) were male. The mean age of the patients was 3.5 (1-22) days. There were consanguinity between 21 (38.9%) parents. The patients had myelomeningocele sac in the lumbosacral region (50%) at most. Since 15 (27.7%) out of the 54 patients that accepted to the clinic, were brought to the hospital 72 hours after birth, the late surgery was applied. Newborns who underwent surgical repair after the first 48 hours had longer length of hospital stay and higher complication rates. Ten (18.5%) patients had rupture of myelomeningocele sac on admission to hospital. Forty-one (%76) patients had hydrocephalus. Conclusion: It is very important to refer patients with myelomeningocele to an appropriate medical center, where they will be treated in the early period, considering the effects of early surgical treatment on survival and quality of life.
    • Item type:Item,
      A new trick for percutaneous tracheostomy in children
      (Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi, 2020) Ergün, Ergun; Ateş, Ufuk; Can, Özlem Selvi; Bahadır, Kutay; Göllü, Gülnur; Serttürk, Fırat; Yağmurlu, Aydın; Çakmak, Ahmet Murat; Dindar, Hüseyin; Koloğlu, Meltem Bingöl
      Objectives: Pediatric tracheostomy has undergone notable changes and percutaneous tracheostomy (PT) has taken place of surgical tracheostomy. The aim of this study is to show a facilitation in a previously described technique. Materials and Methods: A retrospective review of 35 patients who underwent PT was performed. Demographic data of the children and outcomes of the procedures were analyzed. Results: Among total of 35 children, there were 14 girls and 21 boys. Mean age was 54.8 months (2-207) and mean weight was 15.8 kg (3-42). The mean follow up time was 11.4 (1-22 months). There were no complications intraoperatively or in early postoperative period (1 week). Conclusion: Cannula placement through a frozen feeding tube is a new and facilitating method in rigid bronchoscopy guided tracheostomy cannula placement in children. Amaç: Pediyatrik trakeostomi geçmişten günümüze göze çarpar değişikliklere uğramıştır ve perkütan trakeostomi (PT), cerrahi trakeostominin yerini almıştır. Bu çalışmanın amacı daha önce tarif edilen teknikte kolaylaştırma göstermektir. Gereç ve Yöntem: PT kanülü takılan 35 hasta retrospektif olarak tarandı. Hastaların dermografik bilgileri ve prosedürün sonuçları analiz edildi. Bulgular: Toplam 35 çocuk arasında 14 kız 21 erkek çocuk vardı. Ortalama yaş 54,8 ay (2-207) ve ortalama ağırlık 15,8 kg (3-42) idi. Ortalama takip süresi 11,4 (1-22 ay) idi. Ameliyat sırasında veya ameliyat sonrası erken dönemde (1 hafta) komplikasyon görülmedi. Sonuç: Dondurulmuş feeding üzerinden kanül yerleştirme, çocuklarda rijit bronkoskopi ile guide üzerinden trakeostomi kanülü takılmasında yeni ve kolaylaştırıcı bir yöntemdir.